Kısa Dalga - Tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun dijital iletişim kanallarına yönelik engellemelere yenileri eklendi.
İfade Özgürlüğü Derneği’nin EngelliWeb projesinin aktardığına göre İmamoğlu’nun “@ekremimamoglu” kullanıcı adlı YouTube kanalı ile Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi’nin “@CAOIletisim1” kullanıcı adlı X hesabı, 5651 sayılı Kanun’un 8/A maddesi kapsamında erişime engellendi.
Kararlara gerekçe olarak daha önce İmamoğlu’nun kişisel ve siyasi iletişim hesaplarına getirilen engellerde de kullanılan “millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması” gösterildi.
EngelliWeb’in açıklamasının yayımlandığı sırada YouTube, 787 bin aboneli kanalı; X ise 222 bin takipçili Aday Ofisi hesabını Türkiye’den henüz görünmez kılmamıştı. Erişim engeli kararının ardından Aday Ofisi hesabının kullanıcı adı “@CAOIletisim11” olarak değiştirildi. (İfade Özgürlüğü Derneği)
Mahkemeler veya Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu üzerinden verilen erişim engeli kararları ile sosyal medya şirketlerinin bu kararları uygulaması farklı aşamalarda gerçekleşiyor. Platform kararı uyguladığında hesap yalnızca Türkiye’deki kullanıcılara kapatılıyor; dünyanın diğer ülkelerinden görülebilmeye devam ediyor.
Engelleme YouTube’a da taşındı
Son kararla birlikte İmamoğlu’na yönelik erişim engelleri X hesaplarının ötesine geçerek, konuşmalarının ve siyasi mesajlarının video olarak yayımlandığı YouTube kanalını da kapsadı.
İmamoğlu’nun kişisel X hesabının Türkiye’den görünmez kılınmasının ardından açıklamaları, mesajları ve cezaevinden gönderdiği notlar ağırlıklı olarak Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi hesaplarından ve YouTube kanalından kamuoyuna ulaştırılıyordu.
Bu nedenle yeni karar, yalnızca iki sosyal medya hesabının engellenmesi değil, tutuklu bir cumhurbaşkanı adayının seçmenlerle bağlantı kurmak için kullandığı başlıca dijital kanalların hedef alınması anlamına geliyor.
Süreç 19 Mart’taki 42 saatlik kısıtlamayla başladı
İmamoğlu’nun dijital görünürlüğüne yönelik müdahalelerin başlangıç noktası, 19 Mart 2025’te gözaltına alınmasının hemen ardından sosyal medya ve mesajlaşma uygulamalarına uygulanan bant genişliği daraltması oldu.
İstanbul genelinde 19 Mart saat 07.00’de başlayan kısıtlama 42 saat sürdü. X, YouTube, Instagram, Facebook, TikTok, WhatsApp, Telegram ve Signal’e erişim, 21 Mart saat 01.00’e kadar önemli ölçüde yavaşlatıldı veya fiilen olanaksız hale getirildi. Kısıtlamanın, İmamoğlu’nun gözaltına alınmasını protesto eden gösterilerin ülke geneline yayıldığı saatlerde uygulanması dikkat çekti.
İFÖD, 19 Mart sonrasında yalnızca platformların yavaşlatılmadığını; öğrenci inisiyatifleri, gazeteciler, kadın örgütleri, hak savunucuları, sanatçılar ve muhalif siyasetçilere ait sosyal medya hesaplarının da topluca erişime engellendiğini belirledi. Dernek, bu dönemi 2025’in en görünür “dijital sıkıyönetim” uygulamalarından biri olarak değerlendirdi.
Önce kişisel X hesabı kapatıldı
İmamoğlu’nun 9,7 milyon takipçili kişisel X hesabı hakkında İstanbul 8. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından 24 Nisan 2025’te erişim engeli kararı verildi. X, kararı 8 Mayıs’ta uygulayarak hesabı Türkiye’den görünmez kıldı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, kararın gerekçesini açıklarken hesabın İmamoğlu’na ait olmasına rağmen kendisi tarafından kullanılmadığını öne sürdü. Başsavcılık, hesaptaki paylaşımların “suç işlemeye tahrik” oluşturduğunu ve İmamoğlu hakkında yürütülen soruşturmalardaki iddiaların “propagandası” niteliğinde olduğunu savundu.
Başsavcılığın açıklamasında, tek tek paylaşımların engellenmesinin teknik olarak mümkün olmadığı ileri sürülerek hesabın tamamına erişimin engellenmesine karar verildiği belirtildi.
X yönetimi ise kararı uygulamak zorunda kaldığını ancak karara katılmadığını ve itiraz edeceğini açıkladı. Şirket, karara uyulmaması halinde X’in tamamının Türkiye’de kısıtlanması dahil ağır yaptırımlarla karşılaşabileceğini bildirdi.
İmamoğlu’nun İngilizce paylaşımlarının yapıldığı “@imamoglu_int” adlı uluslararası X hesabı hakkında da 9 Mayıs 2025’te aynı gerekçeyle erişim engeli kararı verildi. Ancak X, EngelliWeb’in son açıklamasına kadar bu hesabı Türkiye’den görünmez kılmadı.
Aday Ofisi’nin hesapları beş kez engellendi
İmamoğlu’nun kişisel hesabının kapatılmasının ardından siyasi mesajlarının yayımlandığı Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi hesabı da art arda erişim engeli kararlarının hedefi oldu.
İlk olarak “@CBAdayOfisi” kullanıcı adlı hesap, İstanbul 10. Sulh Ceza Hâkimliği’nin 13 Kasım 2025 tarihli kararıyla erişime engellendi. Hesabın kullanıcı adı ertesi gün “@CBAdayOfisi1” olarak değiştirildi ancak yeni kullanıcı adı hakkında da 14 Kasım’da erişim engeli kararı verildi.
Hesap 16 Kasım’da bu kez “@CBAdayOfisi11” adını aldı. Aynı gün üçüncü bir erişim engeli kararı daha verildi. X, 338 bin takipçiye ulaşan hesabı 17 Kasım 2025’te Türkiye’den görünmez kıldı. Üç kararın gerekçesi de “millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması” oldu.
Bunun üzerine Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi, “@CAOIletisim” kullanıcı adlı yeni hesap üzerinden paylaşım yapmaya başladı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Mart 2026’da bu hesaptan yapılan bazı paylaşımlar hakkında “cumhurbaşkanına hakaret” ve “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” iddialarıyla soruşturma başlattı.
Hesap 12 Mart 2026’da 5651 sayılı Kanun’un 8/A maddesi kapsamında erişime engellendi. X kararı hemen uygulamazken hesabın kullanıcı adı “@CAOIletisim1” olarak değiştirildi.
16 Temmuz 2026’da açıklanan son kararla bu kullanıcı adı hakkında da erişim engeli kararı verildi. Böylece Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi’nin Kasım 2025’ten bu yana kullandığı hesaplar veya değiştirilen kullanıcı adları hakkında beş ayrı erişim engeli kararı alınmış oldu.
Önce afişleri, ardından görüntüsü ve sesi yasaklandı
İmamoğlu’na yönelik kısıtlamalar sosyal medya hesaplarıyla sınırlı kalmadı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, İmamoğlu’nun tutuklanmasının ertesi günü olan 24 Mart 2025’te İstanbul Emniyet Müdürlüğüne gönderdiği yazıyla, İmamoğlu ve tutuklu diğer CHP’li belediye başkanlarının yer aldığı afiş ve pankartların kaldırılmasını istedi.
CHP ilçe başkanlıklarına polis eşliğinde tebliğ edilen yazıda afişlerin “propaganda mahiyetinde” olduğu ve “kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşüne özendirici nitelik” taşıdığı ileri sürüldü. Talimatın 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu ile Kabahatler Kanunu’na dayandırıldığı belirtildi.
Mayıs 2025’te kamuoyuna yansıyan uygulamayla yasağın kapsamının İmamoğlu’nun fotoğrafı, resmi, videosu ve sesini içeren materyalleri de kapsadığı ortaya çıktı. İBB’ye ait metro, metrobüs, otobüs ve vapurlar ile durak ve istasyonlarda İmamoğlu’nun görüntü ve sesinin kullanılmaması istendi.
İBB kaynakları, söz konusu uygulamanın yeni bir karardan değil, 24 Mart’ta gönderilen talimattan kaynaklandığını; belediye binasındaki İmamoğlu posterinin de bu yazı sonrasında indirildiğini açıkladı. Talimat, İmamoğlu’nun fotoğrafının ülke genelinde kullanılmasını yasaklayan genel bir karar niteliğinde değildi; İstanbul’daki afiş ve pankartlar ile İBB’ye ait iletişim alanlarını hedef alıyordu.
Türkiye’de erişim engelleri 1,5 milyonu geçti
İmamoğlu’nun hesaplarına getirilen kararlar, Türkiye’de giderek genişleyen internet sansürü tablosunun siyasi alandaki en dikkat çekici örneklerinden birini oluşturuyor.
İFÖD’ün Haziran 2026’da yayımladığı EngelliWeb 2025 Raporu’na göre, 2025 sonu itibarıyla Türkiye’den erişime engellenen web sitesi ve alan adı sayısı 1 milyon 505 bin 484’e yükseldi. Bu engeller, 875 farklı kurum ve hâkimlik tarafından verilen 1 milyon 284 bin 464 karar doğrultusunda uygulandı. Türkiye’de kullanıcılar 2025 yılı içinde bant daraltma uygulamaları nedeniyle toplam 63 saat boyunca sosyal medya platformlarına erişemedi. Bu sürenin 42 saatini İmamoğlu’nun gözaltına alınmasının ardından uygulanan 19 Mart kısıtlaması oluşturdu.
EngelliWeb’in son ayrıntılı platform dökümüne göre ise 2024 sonuna kadar Türkiye’de yaklaşık 17 bin X hesabı, 75 bin X paylaşımı, 25 bin 500 YouTube videosu, 16 bin 700 Facebook içeriği ve 16 bin Instagram içeriği erişime engellendi. İFÖD, “millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması” gerekçesine dayanan 5651 sayılı Kanun’un 8/A maddesinin istisnai bir tedbir olmaktan çıkarak gazeteciler, muhalif siyasetçiler, sivil toplum örgütleri ve siyasi kampanya hesapları üzerinde kullanılan yaygın ve şeffaflıktan uzak bir sansür mekanizmasına dönüştüğü değerlendirmesinde bulundu.