Kısa Dalga- Ağrı'nın Hamur ilçesinde görev yapan 28 yaşındaki sözleşmeli okul öncesi öğretmeni Irmak Ayşe Koparan evinde ölü bulundu. İlk belirlemelere göre olayla ilgili intihar ihtimali üzerinde durulurken kesin ölüm nedeni yapılacak otopsinin ardından ortaya çıkacak. Genç öğretmenin ölümünün ardından göreve başladığı ilk günden itibaren yaşadığı barınma, ulaşım ve çalışma koşullarına ilişkin iddialar gündeme geldi.
Cumhuriyet Başsavcılığı Koparan'ın ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmanın tüm yönleriyle sürdürüldüğünü ve kamuoyuna yansıyan iddiaların titizlikle araştırıldığını duyururken Irmak ailesi açıklama yaptı.
Aile tarafından yapılan açıklamada Irmak Ayşe Koparan’ın vefatına ilişkin yürütülen adli süreçte ciddi usulsüzlükler ve hukuksuzluklar yaşandığının öne sürüldüğü belirtilerek kamuoyunu bilgilendirme zorunluluğunun doğduğu ifade edildi.
Sağlık verilerinin hukuka aykırı şekilde paylaşıldığı iddia edildi
Irmak Öğretmen’in ailesi tarafından yapılan açıklamada ablası Raziye Türen ile Rabia Bayraklı soruşturma dosyasına ilişkin dikkat çeken iddialarda bulundu. Açıklamada “Kardeşimin vefatının ardından yürütülen soruşturma dosyasında; merhumeye ait, kanunen en sıkı şekilde korunması gereken özel nitelikli kişisel sağlık verilerinin hiçbir yasal dayanak olmaksızın, illegal yollarla şüpheli tarafından dosyaya sunulduğu tespit edilmiştir” ifadelerini kullanıldı.
Aile üyeleri öğretmen Irmak Koparan’ın hatırasına ve kişilik haklarına yönelik hukuksuzluk yapıldığını savunan aile, bu nedenle Ağrı Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunduklarını belirtti. Açıklamada, “Bu veri sızıntısına sebebiyet verenlerin ve hukuku çiğneyerek bu verileri kullananların tespiti için adli sürecin sonuna kadar takipçisi olacağız” ifadeleri kullanıldı.
Ailenin açıklamasında soruşturma sürecindeki diğer iddialara da yer verildi. Açıklamada, “Şüpheli Melehat İleri’nin, okulda meslektaşlarının gözü önünde kardeşime tokat attığı tüm tanık ifadeleri ile sabittir” denilerek olay tarihinde okulda bulunan öğretmenlerin bu fiziki ve psikolojik şiddeti doğruladıkları öne sürüldü.
Açıklamada ayrıca, “Kardeşim Irmak Ayşe Koparan, maruz kaldığı bu çirkin saldırıyı olaya tanıklık eden arkadaşları ile birlikte sıcağı sıcağına tutanak altına almıştır” ifadelerine yer verildi.
"Okul müdürü tutanakları tek başına tuttu"
Şüpheliye ilişkin olarak ise, “Buna karşın Şüpheli Melehat İleri, tüm tutanakları tek başına tutmuş; kendisine tanıklık edecek tek bir öğretmen dahi bulamamıştır” denildi. Savcılık dosyasında bulunduğu belirtilen ses kayıtlarına atıfta bulunulan açıklamada, “Kardeşimin net bir şekilde ‘Müdüre vurmadım’ dediği, servis şoförünün ise olayı görmediğini açıkça itiraf ettiği sabittir” iddiası dile getirildi.
Açıklamada, İlçe Milli Eğitim Müdürü’ne ilişkin de çeşitli iddialar ve sorular yöneltildi. Aile üyeleri, “Buradaki ters psikoloji hamlesiyle, arkasındaki koruma kalkanını ve kendisini yönlendirenleri gizlemeye çalıştığı ayan beyan ortadadır” ifadelerini kullandı.
Yetkililerden sorulara yanıt istendi
Aile, kamuoyu önünde şu sorulara yanıt verilmesini istedi:
“Şüpheli Melehat İleri’yi olay anından itibaren yönlendiren ve koruyan kişi İlçe Milli Eğitim Müdürü müdür?”
“Maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için kritik bir öneme sahip olan İlçe Milli Eğitim Müdürü’nün soruşturma kapsamında ifadesine neden başvurulmamıştır?”
“İlçe Milli Eğitim Müdürü, yasal olarak yürütülmesi gereken idari soruşturmayı tamamlamadan hangi somut veriye dayanarak kardeşimi baştan suçlu kabul etmiş ve görevlendirmesini alelacele sonlandırmıştır?”
“İlçe Milli Eğitim Müdürü, kardeşimin görevini sonlandırdıktan hemen sonra şüpheli Melehat İleri’nin arkasında durduğunu göstermek amacıyla okulda bir kahvaltı organizasyonu düzenlemiş midir? Eğer düzenlendiyse bu kahvaltının amacı okuldaki diğer öğretmenlere ve kardeşime yönelik ‘Biz buradayız, güçlüyüz’ mesajı veren bir mobbing faaliyeti midir?”
“İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından çevreye veya basına ‘Cenaze giderlerini biz Milli Eğitim olarak karşıladık’ şeklinde bir açıklama yapılmış mıdır? Eğer bu iddia doğruysa; yapılan bu açıklama idari hataları ve ihmalleri maddi bir bedel üzerinden örtbas etme çabası mıdır? Bir ailenin ciğerini yakan evlat acısı parayla ölçülmeye veya dindirilmeye mi çalışılmaktadır?”
“Şüphelinin sistemli bir şekilde mobbing uyguladığı, tüm öğretmen tanık ifadeleriyle sabit olmasına rağmen halen kim ya da kimler tarafından korunmaktadır? Kardeşimin en mahrem sağlık verilerine dahi erişebilen bu illegal gücün arkasındaki isimler ortaya çıkarılacak mıdır?”
Açıklamanın sonunda ise, “Kardeşimin hakkını hatırasını ve uğradığı haksızlıkları savunmak bizim için sadece hukuki bir mücadele değil vicdani bir yemindir. Kanunen koruma altındaki verilere erişim sağlayan bu sızıntıya göz yuman ve mobbingi körükleyen tüm aktörlerin yargı önünde hesap vermesi için mücadelemiz kararlılıkla devam edecektir” denildi.