Kısa Dalga - İstinafın mutlak butlan kararıyla CHP Genel Başkanlığı görevine getirilen Kemal Kılıçdaroğlu, kararın ardından ilk kez bir televizyon programına katıldı.
Kılıçdaroğlu, Sözcü TV canlı yayınında, eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın dokunulmazlığının kaldırılması yönünde oy vermesinden dolayı pişman olup olmadığı sorusu üzerine, "Hayır, değilim. Siz, kendi kurultayınız dokunulmazlıkların kaldırılmasıyla ilgili temel hüküm kurmuş ve ben kurultayın sözünü dinlemiyorum derseniz bu doğru değil. Demirtaş siyasi tutuklu, yanlış olduğunu söyledim, defalarca ziyaret ettim" dedi.
Kılıçdaroğlu, "38. Olağan Kurultayla ilgili benim hiçbir şeyim yok. Ben şikayet etmedim ki. Herkes mutlak butlan davasını ben açmışım gibi kamuoyuna deklare ediyor. Öyle bir şey yok. Paranın döndüğü yerde iradenin satın alındığı yerde hiçbir fark yoktur. Burada sorun dengeyi değiştirecek boyutta bir para hareketinin olmuş olmasıdır. Ben bunu sadece CHP için değil, siyasi tarihimiz açısından da ciddi bir olay olarak görüyorum. Bir kurultayı parayla satın alıyorsanız, bu aynı zamanda bir milli güvenlik sorunudur. Yarın başka bir ülke gelip kurultayı satın alırsa ne yapacaksınız? Bizim kurultaylarımızda kavga çıkar, sert tartışmalar olur ama para pul işleri olmaz. Niye para pul işi girdi, hangi gerekçeyle girdi. Bunu sorgulamamız gerekir. Bunu ben söylemiyorum. Parayı alan aldım diyorsa ne diyeceksiniz" ifadesini kullandı.
"Görüntüler vicdanımı sızlattı, üzüldüm"
Kılıçdaroğlu, 24 Mayıs Pazar günü CHP Genel Merkezi!ne polisle girilmesine ilişkin görüntülere ilişkin soru üzerine, "Görüntüler vicdanımı sızlattı, üzüldüm. Bir CHP Genel Başkanı böyle olmamalıydı dedim. Milletvekillerini bari içeri alsalardı. CHP Genel Merkezi'ne milletvekilleri neden alınmadı. Kim aldırmadı? Hangi güç CHP milletvekillerini CHP Genel Merkezi'ne almadı" dedi.
Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:
"Genel Merkez'e zorla girilmesini, polisle girilmesini asla savunmadım. Niye siz istediniz, diye ben de sordum avukata. İcra memurunun gelip kararı tebliğ etmesini istemesinden daha doğal ne olabilir. Polisin girmesini, şiddet uygulamasını asla doğru bulmam. Genel Merkez'den dışarı taş atılmasına asla doğru bulmam. Adnan Beker'in orada ne işi var, otobüsüyle gelmiş. Bu adamın CHP'de ne işi var? İçeride bir sürü partili olmayan insanlar var. Binanın içinin ne hale getirdiklerini videoya aldırdım. Yazıktır, günahtır. Partili olmayan insanlar bunlar. Partinin kapısına nasıl bir sürü barajlar koyarsınız, masalar, sandalyeler koyarsınız. Bunlar olur mu Allah aşkına, olmaz.
CHP Genel Merkezi'nde bunlar olur mu? Niye polisin zorla girmesine ortam hazırlıyorsunuz? İcra memuru girer, milletvekilleri girer. Siz milletvekillerini içeri almıyorsunuz. Zorla polisin girmesi için her koşulu yapıyorsunuz.
Biz olay sağlıklı çözülsün diye, taşkınlık olmasın diye ne gerekiyorsa yaptık. Polis kimlerle çatıştı? Hangi CHP'liyle çatıştı, hangi CHP'linin burnu kanadı. CHP Genel Merkezi'nin kapıları asla kapatılamaz. Günün 24 saati CHP Genel Merkezi'nin kapıları açıktır."
"Nereden bileyim ben bunun siyasi bir karar olup olmadığını?"
Kılıçdaroğlu, "Yeniden bir kurultay yapacağız çünkü mahkeme diyor ki bu kurultay şaibeli. Şaibe lafını ilk kim kullandı? Erdoğan kullandı, sonra Bahçeli kullandı. Biriniz çıkın bizim kurultayda şaibe yoktur deyin dedim. Hiç kimse demedi. Kayyım bir kaymakam geldiğinde istediğini yapar. PM'miz var, MYK'mız var, YDK'mız var. Kayyım gelse bunların hiçbirisi olmayacak. Mutlak butlana karşı çıkan, partiye kayyım atansın diye dillendirdiler ya. Şu anda milletvekili. Akıl tutulması var. Arınmadan korkuyorlar, kirlileri arındıracağım. Bu millete söz verdim, bu partinin ahlaki üstünlüğünü koruyacağım. Para pul işine girenlerin bu partide işi yoktur. Görevine son verilenin gerekçelerini olduğu gibi yazıyoruz. En son mutlak butlan kararında adı geçenler, para dağıtanlar hepsini verdik disiplin kuruluna. Gidin, aklanın, gelin dedik" diye konuştu.
Kılıçdaroğlu, Adalet Bakanı Akın Gürlek ile teması olup olmadığı sorusu üzerine, "Bu davayla benim hiçbir ilgim yok, davayı açan değilim, tanığı değilim. Mutlak butlan kararı farklıdır. Bir düşünceden dolayı değil, para hareketi var orada. Nereden bileyim ben bunun siyasi bir karar olup olmadığını?" diye konuştu.
Kılıçdaroğlu, CHP Gaziantep Milletvekili Hasan Öztürkmen'in Özgür Özel yönetiminin bazı gazetelere, televizyonlara para vererek Kılıçdaroğlu'na kumpas kurulduğu iddiasının sorulması üzerine, "Televizyon kanallarını bilmiyorum. Geçmişte de bazı televizyon kanallarıyla protokolü vardı, biz onlara belli bir bedel öderdik. Bu protokolü Sayıştay denetlerdi. Sosyal medyayla ilgili bir harcamamız yoktu. Bu sefer sosyal medyaya büyük paralar ödenmiş, doğru. Niye ödendi diyemeyiz. MYK üyemizin yanında çalışan biri gazetecilere bir şey söyledi, onu hemen partiden uzaklaştırdık" ifadesini kullandı.
"Partiyi en kısa zamanda kurultaya götüreceğim ama tedbir kararı olduğu için yapamıyoruz"
Kılıçdaroğlu, 833 delege imzasıyla olağanüstü kurultay talep edildiğini belirterek, "Kesinlikle partiyi en kısa zamanda kurultaya götüreceğim. Götüreceğiz ama... Tedbir kararı olduğu için yapamıyoruz. Arkadaşlarla konuşuruz, gerekirse çekeriz temyiz dilekçesini. Olağanüstü Kurultay değil, Olağan Kurultayı yaparız. En fazla dört beş ay sürer. Eski delegelerle yapamazsınız, mahkeme kurultayı iptal etmiş, şaibe var diye. Şaibe var denilen delegelerle kurultay yapalım, oradan da başımıza mutlak butlan çıkacak. Delegeye mi parti üyelerine mi güvenmiyorsunuz" diye konuştu.
Kılıçdaroğlu, birilerine FETÖ ithamında bulunduğunun ve geçmişte FETÖ'cü bazı isimlerle çalışıldığının anımsatılması üzerine, "O dönemde FETÖ yasaklı değildi, gazeteleri vardı, televizyonları vardı. Özgür Bey şöyle bir açıklama yaptı. 'FETÖ sızmasın diye MİT'ten destek istedik.' Ben de buna dikkat çektim. Yanlış şu, hiçbir parti MİT'ten kendi üyeleriyle ilgili bilgi isteyemez" dedi.
"Erdoğan Cumhurbaşkanı adayı olmak isterse 'Nedir bu?' deriz"
Kılıçdaroğlu, Ekrem İmamoğlu'nun cumhurbaşkanı adayı olup olmadığına ilişkin bir soru üzerine, "Cumhurbaşkanı adayımızı niye tartışıyoruz? Ben bu rejimi kabul etmiyorum, ben bu sistemi kabul etmiyorum. Biz Anayasayı değiştirmek istiyoruz. Bizim adayımızı yetkili organlar belirler. Burası AK Parti değil, MHP değil ben kalkıp da tek başıma belirleyemem. Burası CHP. Burada itiraz kültürü var. Zamanı gelir, eğer anayasa değişmezse mecburen bir cumhurbaşkanı adayı belirlersek yine bakacağız" dedi.
Kılıçdaroğlu, "Anayasa değişikliği ile ilgili görüşlerimiz var. Bu parlamento parlamento değil. İradeleri sıfıra inmiş bir parlamento. Ben bu parlamentoyu ne yapacağım. 600 milletvekiline boşuna maaş ödüyorlar. Anayasa değişikliğinde güçlendirilmiş parlamenter sistem derlerse, Parlamentoyu gerçekten parlamento yaparlarsa biz ona evet deriz, niye hayır diyelim" dedi. Kılıçdaroğlu, "Erdoğan gelip Cumhurbaşkanı adayı olmak isterse, anayasa değişikliği isterse 'Nedir bu?' deriz" dedi.
"Kanıtlarsanız, Genel Başkanlığı bırakıyorum"
Kılıçdaroğlu, mutlak butlan kararından bir gün önce video yayınladığı hatırlatılarak, "Kararın çıkacağını biliyor muydunuz?" sorusu üzerine, "Ben kararın çıktığını bilsem böyle bir video yayınlar mıydım? Ben belli dönemlerde videolar çekiyorum zaten. Bir gün benim mahkemeye gittiğimi, bir gün yargıçla konuştuğumu, bir gün ilişkide bulunduğumu kanıtlarsanız, Genel Başkanlığı bırakıyorum. Bu tür olaylar doğrudan doğruya yıpratma amaçlı gündeme getiriliyor" ifadesini kullandı.
Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:
"Erdoğan'ı her dönem eleştirdim. Özgür Bey, müzakere edeceğiz dediği zaman tweet yayınladım. Müzakere edilmez, mücadele edilir dedim. Bir partinin genel başkanı, geçmişte Meclis Başkanlığı yapmış AK Partili birisiyle iki saat ne görüşür? Çıktıktan sonra da 'Partinin sorunlarını görüştük'. CHP Genel Başkanı, AK Parti'nin önemli bir aktörüyle partinin sorunlarını nasıl görüşüyor, gazetecisiniz niye sormuyorsunuz. Arka kapı diplomasisini kim söylüyor? Bütün bunlar unutuluyor, 'Kılıçdaroğlu şunu şunu yaptı.' Yok efendim. Memleketi bu duruma kim getirdi?
Ülkenin içinde bulunduğu sorunu aşmak, Türkiye'yi darbe yasalarından kurtarmak için hangi öneri geldi? Siyaset üretmeniz lazım, kısır tartışmaların çekişmelerin dışına çıkmanız lazım. 38. Olağan Kurultay'dan hemen sonra Özgür Bey’e partinin içinde bulunduğu bazı temel sorunları açıkladım. Samimiyetime bakın. Bazı belediye başkanlarını göstermeyin, bunlarla ilgili partinin arşivlerinde raporlar var dedim, gösterdiler, bir kısmı içeride şimdi. Ben konuşmuyorum, parti zarar görmesin diye. Parti ahlaki üstünlüğünü kaybedemez."