Kısa Dalga - İstinafın CHP'nin 38. kurultayını iptal ettiği kararla partinin genel başkanlığına dönen Kemal Kılıçdaroğlu’nun yakınındaki isimlerden biri olan Bülent Kuşoğlu, mutlak butlan kararı, Ekrem İmamoğlu'nun tutukluluğu ve CHP'nin cumhurbaşkanı adaylarıyla ilgili önemli açıklamalarda bulundu. T24'ten Cansu Çamlıbel'e konuşan Kuşoğlu'nun açıklamalarından öne çıkan başlıklar özetle şöyle:
'Büyük resmi görmek zorundayım'
"Sorumlu birisi olarak daha büyük resmi görmek zorundayım. Çok zor bir dönemdeyiz, siyasetin o klasik mantığı bitmiş vaziyette. Öncelikle birlik beraberlik içerisinde olmamız gerekiyor. Onun için “CHP dönüşmeden Türkiye dönüşemez” diyorum. Türkiye'nin de yeni dünyaya uyum sağlayabilmesi için dönüşmesi lazım. Toplumu güçlendirmemiz lazım. Bunu yapabilecek olan parti de Cumhuriyet Halk Partisi. CHP bir arada kalabilmeli. Küçük siyasetlere takılıp kalmamamız lazım.
'Devletin yüzde 2’yi manipüle edebilmesi çok kolay'
"Seçimleri devlet yapıyor, yani devlet memurları. Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde devlet özellikle üst düzey memurlar açısından yürütme erkinde tek bir kişi var; Cumhurbaşkanı. Yani üst düzeyde 40-50 bin kişi olası bir cumhurbaşkanı değişiminde birkaç gün içerisinde değişmek zorunda.
Şimdi bir iktidar değişikliği sırasında devlet bu seçimi yapıyorsa, milletvekili seçimlerini yüzde 1-2 etkileyebiliyor. Tüm dünyada bu vardır, bizde de etkileniyor. Cumhurbaşkanlığı seçiminde etkisi daha fazla oluyor. Yani devletin yüzde 2’yi manipüle edebilmesi çok kolay aslında. Türkiye seçimleri yapabilen bir ülke ama seçim manipülasyonu da yapılıyor Türkiye'de.
'Oturup konuşmaları lazım'
Özgür Bey ile Kemal Bey’in oturup konuşması lazım. Bildiğim kadarıyla Kemal Bey mahkeme kararından sonra Özgür Bey'i aradı. Ama görüşmediler hala. Yani telefon dışında görüşmediler. Oturup görüşmeleri lazım. Oturup bu konularda ekipler kurulup bir araya gelinmesi lazım. Niye yapmıyoruz bunları?
'İmamoğlu siyasi bir mesele'
Ekrem Bey meselesi siyasi bir mesele bir kere. Hukuki bir mesele olmaktan öte. O konuda parti olarak yapabileceğimiz Ekrem Bey'in yanında durmak. Onun dışında başka bir şey yok. Hep beraber tüm arkadaşlarımızın yanında durmalıyız. CHP'li herkesin hakkını korumamız lazım. Özgür Bey'in sürekli olarak Silivri’ye gitmesinden rahatsız olanlar var. Yani oranın da bir etkisi var galiba.
'Devlet aklı önemli'
"Devlet aklı”ndan ben devlette çalışanların, devlet bürokrasinin aklını anlıyorum. Bunlar isimlendirilemez. Güvenlik konularında, maliye ve hazineyi ilgilendiren konularda oturdukları koltuklar dolayısıyla, kendilerine gelen bilgiler, yaptıkları değerlendirmeler dolayısıyla bir etkileşim söz konusu oluyor ve bir akıl ortaya çıkıyor. İşte o, devlet aklı. O devlet aklının arkasında yabancının olmaması lazım, arkasında başka akılların olmaması lazım. Temiz olması lazım o akılın. Kastettiğim o. Yani böyle derin devlet gibi bir şeyi kastetmiyorum. Bir tane devlet aklı da yok zaten. Ama tarihsel gelişime bakarsak; devlet aklı Osmanlı’dan bugüne Türkiye’de hep etkili oldu. Onun için Türkiye’de devlet aklını küçümsememek lazım. Şu anda da siyaset çok zayıfladığı için, parlamento zayıfladığı için, siyasetçi zayıf olduğu için devlet aklı ön planda.
'Devletin içinde mücadele var'
Bir analiz ortaya koyuyorum. Bilgiyle yapmıyorum bunu. Ama Türkiye'de şunu görüyorum; devlet içerisinde çeşitli farklı kesimlerin bir mücadelesi var. AKP içerisinde de bir mücadele var. Devletin içinde mücadele var, AKP’nin içinde mücadele var, MHP’nin içinde mücadele var. Böyle bir ortamda CHP’ye bu müdahale nereden yapıldı? Hangi akıl tarafından yapıldı? Bunları da bilmemiz lazım. Onun için oturup konuşmamız lazım. Onun için diyaloga ihtiyacımız var.
'Adayımız Özgür Bey de olabilir, Mansur Bey de olabilir'
Adayımız Özgür Bey de olabilir, Mansur Bey de olabilir, bir başkası da olabilir. Cumhuriyet Halk Partisi'nde aday diğerlerine göre çok fakat bu sistem gerçek aday olması gerekenleri de ortaya çıkarmıyor maalesef. Kemal Bey'in de çok hırslı bir insan olduğunu düşünmüyorum. Öyle değildi aslında. O “güvenli liman” metaforu vardı ya, orada samimiydi. Hatta ondan önce birkaç kere bırakmak istediğini de biliyorum. Cumhurbaşkanlığı adaylığından önce birkaç arayış içerisine girmişti, partiye genel başkan olarak başkalarını düşünmüştü. Bir tanesi de Özgür Bey'miş. Kendisinden duymadım ama."