Kısa Dalga - Kaos GL Derneği’nin yönetici ve üyelerine yönelik Ankara merkezli polis operasyonu düzenlendi. Yönetim ve denetim kurullarının asıl ve yedek üyelerinin evlerine gece baskını yapıldı. Operasyona izin veren mahkeme kararında İstanbul'da gece kulüpleri, masaj salonları ve eğlence mekanlarına yapılan baskınlar da yer aldı.
Adalet Bakanı Akın Gürlek; İstanbul, Ankara, İzmir, Aydın ve Mersin Cumhuriyet Başsavcılıklarının koordinasyonunda, Emniyet ve Jandarma teşkilatlarıyla birlikte başlatılan “Ailem Güvende” operasyonları kapsamında, 5 il merkezli ve toplam 15 ili kapsayan çalışmalarda 162 kişi, 9 dernek ve 13 işletmeye yönelik adli işlemler gerçekleştirildiğini açıkladı.
"Bütüncül bir hak ve özgürlük mücadelesi bugünlerde hayatidir"
Yeni Parti İzmir Milletvekili Gökçe Gökçen, "Etki ajanlığı yasası geçmedi, eşcinselliğe özendirme yasası geçmedi. Geçmemelerinin de bir sebebi vardı. Hukuk dışı değil gibi görünen, iktidarın çelişkilerini ortaya çıkarmayan, kendi vakıflarının yurt dışından aldıkları kaynakların sorgulanmasına ve başka devletlerle görüştüklerinde sorunlara sebep olmayacak bir yasa formülü henüz bulunamamıştı. Ama şimdi olmayan bir yasa uygulanıyor. Bu bakımdan konu sadece ilgili derneklerin değil, tüm milletvekillerinin ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin sorunudur" dedi.
"Başka ülkelerde yazılmış ve planlanmış nefret kampanyalarının ucuz bir kopyala-yapıştır örneğinin Türkiye'de sergilendiğini ve toplumsal barışa büyük bir zarar verdiğini" kaydeden Gökçen, şöyle devam etti:
"Bu nefretin hedefi, kimliğinden ötürü şiddete uğrayan, zorbalanan ve intihara sürüklenen insanlara yardım edenlerdir. Yardıma ihtiyacı olan kim olursa olsun ona kendisiyle gurur duymayı öğretenler, gelecekten umutlu olabilmek için bir sebep vermek için uğraşanlardır. Bunu istedikleri şekilde anlatsınlar, propagandasını yine ABD’de ve Rusya’da hazırlanmış algı kampanyalarını Türkçeye çevirerek yapsınlar, gerçek bu.
Bir diğer gerçek de ailelerin güvende olmadığı. Aile içi şiddetle mücadele için, çocukların ve kadınların güvenliği için, ailelerin ekonomik olarak desteklenmesi için harcanması gereken bütün güç ve kaynaklar toplumun gözünün önünde bu şiddet ortamını besleyecek işler için harcanıyor. Sonra neden her geçen gün şiddet suçlarının arttığını, çocukların suça bulaştığını, neden işlenen suçların çeşitliliğinin de arttığını konuşuruz.
Dinlediğiniz grubun yasaklanması, konserine gideceğiniz sanatçının hedef gösterilmesi, çocuğunuzun bakanlık tarafından iş cinayetlerine teslim edilmesi, oy verdiğiniz kişinin tutuklanması ve bu derneklere yapılan operasyon birbirinden bağımsız değildir. Aksine, biri için yaratılan meşruiyet bir diğeri için güç sağlamaktadır. Dolayısıyla bütüncül bir hak ve özgürlük mücadelesi bugünlerde hayatidir ve gerçekten de bir haysiyet mücadelesidir."
"Toplumu tahakküm altına alma operasyonu"
DEM Parti Kadın Meclisi'nden yapılan açıklamada, "LGBTİ+ derneklerini, hak savunucularını ve dijital yayın mecralarını hedef alan gözaltı, arama, el koyma ve erişim engelleme saldırılarını kabul etmiyoruz" denildi.
Açıklamada, şu ifadeler yer aldı:
"'Ailem Güvende' isminin verildiği bu operasyon, adından da anlaşılacağı üzere toplumu tahakküm altına alma operasyonudur. Tekçi ve cinsiyetçi politikaların ısrarla sürdürüldüğünün açık bir kanıtıdır.
Kadınlar her gün, “güvenli” denilen ailelerin içerisinde şiddete maruz bırakılmakta, katledilmektedir. Farklı cinsel kimlikler bu ülkenin, ailelerin ya da toplumun güvenlik sorunu değildir. Asıl güvenlik sorunu; kadınların ve LGBTİ+’ların yaşamlarını tehdit eden şiddet, cezasızlık ve ayrımcılıktır.
Hak savunucularını susturarak, nefret suçlarını körükleyerek, yayınları engelleyerek ve örgütlenme özgürlüğünü hedef alarak toplumu güvende tutamazsınız. Adalet, bir kişi veya zümre için değil, herkes için olmalıdır. Adalet Bakanlığı’nın görevi hak savunucularını, gazetecileri, LGBTİ+’ları ve demokratik örgütlenmeleri baskı altına almak değil; herkesin hak ve özgürlüklerini güvence altına almaktır. Toplumun güvenliği, baskıyla ve yasaklarla değil; eşitlik, özgürlük, adalet ve yaşam hakkının güvence altına alınmasıyla mümkündür.
Bir arada ortak ve eşit yaşamın savunucuları olarak LGBTİ+’lara yönelik saldırılara asla sessiz kalmayacağız! Gözaltılar derhal serbest bırakılmalıdır! Herkes için adalet, herkes için özgürlük, herkes için eşit yaşam!"
"Siz bu ülkeyi bu politikalarla yönettiğiniz sürece kimse güvende değil"
Türkiye İşçi Partisi LGBTİ+ Bürosu'ndan yapılan açıklamada, "Adalet Bakanlığı tarafından 'Ailem Güvende' adı altında yürütülen bu operasyonlar, toplumun en güvencesiz ve en çok hedef alınan kesimleriyle dayanışma içinde olan kurumları baskı altına almayı amaçlamaktadır. İktidarın bir gecede LGBTI+ hak savunuculuğunu suç kategorisine sokma çabalarını ve bu keyfi kararları reddediyoruz. Şu açıkça bilinmelidir ki: Siz bu ülkeyi bu politikalarla yönettiğiniz sürece hiç kimse güvende değildir. Yasal haklarımızı, örgütlenme özgürlüğümüzü ve yan yana durma irademizi savunmaktan vazgeçmeyeceğiz. Hakkında karar çıkarılan tüm dostlarımız, yol arkadaşlarımız ve hak savunucuları üzerindeki bu baskılar derhal son bulmalıdır" denildi.
"Türkiye'deki baskının şok edici bir tırmanışı"
Avrupa Parlamentosu (AP) Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Dün gece LGTBİ aktivistlerine yönelik gerçekleştirilen toplu tutuklamalar ve baskınlar dalgası, Türkiye'deki baskının şok edici bir tırmanışıdır. Bu ahlaki gündemin dayatılması, temel hakların bariz bir ihlali olup, ülkeyi karanlık bir yola sürükleyen Türkiye'nin uluslararası taahhütlerini ihlal etmektedir" ifadelerini kullandı.
"12 Eylül zihniyetine teslim olmayacağız"
İHD LGBTİ+ Komisyonu'ndan yapılan açıklamada, "12 Eylül askerî darbesinin yıl dönümünde LGBTİ+ örgütlerinin, gazetecilerin ve hak savunucularının hesaplarına erişim engeli getirilmiş; aynı gece saat 01.00’den itibaren çok sayıda kentte eş zamanlı baskınlar başlatılmıştır" denildi.
Açıklamada, şu ifadeler kullanıldı:
"12 Eylül’ün dernekleri kapatan, yayınları yasaklayan ve farklı olanı düşmanlaştıran devlet aklı bugün “Ailem Güvende” adıyla sürdürülmektedir. Adalet Bakanı’nın devam eden soruşturmalar hakkında peşinen suçluluk ilan eden ve nefret söylemi üreten açıklamaları kabul edilemez. Yargı, iktidarın toplum mühendisliği ve ayrımcılık politikalarının aracı değildir.
Gözaltındaki hak savunucuları derhal serbest bırakılmalı; baskınlara son verilmeli, erişim engelleri kaldırılmalı ve el konulan materyaller iade edilmelidir. HIV ile yaşayanlara ve LGBTİ+’lara ait hassas veriler güvence altına alınmalıdır. Adalet Bakanı ayrımcı açıklamalarını geri çekmelidir. Bu operasyonun gerçek adı “Ailem Güvende” değil; devlet eliyle ayrımcılık, korku siyaseti ve sivil toplumun tasfiyesidir. LGBTİ+’ların, HIV ile yaşayanların ve hak savunucularının yanındayız. 12 Eylül zihniyetine teslim olmayacağız."
"Güvenlik sorunu LGBTİ+lar değil saray iktidarının ta kendisidir"
Halkevci Kadınlar'dan yapılan açıklamada "LGBTİ+ örgütlerine yönelik sansür ve gözaltılara karşı sesleniyoruz; varoluşumuz engellenemez" denildi.
Açıklamada, şu ifadeler yer aldı:
"Saray iktidarının derdinin çocukları korumak değil, sermayenin ihtiyaçları doğrultusunda "aile 10 yılı" adı altında hayatlarımızı, emeğimizi, varoluşlarımızı baskı ve denetim altına almak olduğunu biliyoruz. Bu ülkedeki güvenlik sorunu LGBTİ+lar değil saray iktidarının ta kendisidir. Bu operasyon da iktidarın LGBTİ+ları yok etmeye yönelik nefret politikalarının bir parçasıdır. Ne yaparsanız yapın varoluşlarımızı, renklerimizi ve özgürlük mücadelemizi engelleyemeyeceksiniz! Saray iktidarının nefret politikaları karşısında onurumuz ve hayatlarımız için aynı gökkuşağı altında mücadeleyi büyüteceğiz. Gözaltına aldığınız arkadaşlarımızı derhal serbest bırakın."
"Soruyoruz: Hangi aile?"
Sosyalist Kadın Meclisleri de operasyonun “Ailem Güvende” olarak adlandırılmasına tepki göstererek, şunları kaydetti:
"Soruyoruz: Hangi aile? Erkek egemen heteroseksist devlet, kadın ve LGBTİ+’ların her gün katledildiği, şiddet gördüğü, sömürüldüğü ailelere sığdıramadığı herkesi gözaltı ve tutuklama saldırılarıyla hizaya getirmeye çalışıyor.
“Müstehcenlik” bahanesiyle LGBTİ+’ların varoluşunu suç, yaşamlarını tehdit olarak göstermeye çalışıyorlar. Gözaltılarla, tutuklamalarla, yasaklarla varoluşumuzu yok edemezsiniz.
Saldırılarla geri adım atmayacağız. Varoluşumuzu yasaklamak isteyenlere, erkek egemenliğine, heteroseksizme karşı mücadelemizi büyüteceğiz. Gözaltına alınanlar derhal serbest bırakılsın."