Kısa Dalga - DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Sevilay Çelenk, Diyarbakır’ın Tavşantepe Köyü’nde 21 Ağustos 2024’te kaybolan ve 19 gün sonra cansız bedeni dere yatağında bulunan 8 yaşındaki Narin Güran’ın öldürülmesine ilişkin davada hükme esas alınan teknik raporları Meclis gündemine taşıdı.
Çelenk, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinde, aile üyelerinin mahkûmiyetine dayanak yapılan Ulusal Kriminal Büro (UKB) görüntü analiz raporu ile HTS daraltılmış baz analizlerinin bilimsel, teknik ve hukuki açıdan ciddi tartışmalara konu olduğunu belirtti.
Önergede, “liyakatinin ve tecrübesinin nereden geldiği bilinmeyen özel bir şirket” olarak tanımlanan UKB’nin hazırladığı raporlar ile kişilerin geçmişe dönük “oda oda, adım adım” konumlarının tespit edildiği iddiasına dayanan dar baz analizlerinin, ağırlaştırılmış müebbet cezalarının iki temel dayanağı haline geldiği ifade edildi.
‘Dava ağır kamuoyu baskısı altında çok kısa sürede tamamlandı’
Çelenk’in önergesinde, Narin Güran davasının yoğun kamuoyu baskısı ve medya ilgisi altında çok kısa sürede sonuçlandırıldığı vurgulandı.
Önergede aktarıldığına göre ilk duruşma 7-9 Kasım 2024 tarihlerinde Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. İkinci duruşma ise yaklaşık bir buçuk ay sonra, 26-28 Aralık 2024 tarihlerinde yapıldı.
Yargılama sonunda Salim Güran, Enes Güran ve Yüksel Güran hakkında “iştirak halinde çocuğa karşı kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi. Narin Güran’ın cansız bedenini dere yatağına taşıdığı kabul edilen Nevzat Bahtiyar ise ilk aşamada “suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” suçundan 4 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı.
Önergede, Yargıtay 1. Ceza Dairesi’nin aile üyeleri hakkındaki ağırlaştırılmış müebbet cezalarını onadığı, Bahtiyar yönünden ise bozma kararı verdiği hatırlatıldı. Nevzat Bahtiyar’ın daha sonra “nitelikli olarak çocuğu kasten öldürmeye yardım” suçundan 17 yıl hapis cezasına çarptırıldığı belirtildi.
İstinaf başkanının muhalefet şerhi
Çelenk, önergesinde istinaf aşamasında Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi Başkanının aile üyeleri lehine yazdığı muhalefet şerhine de dikkat çekti.
Önergede, bu şerhte dosyada eksik inceleme bulunduğu, delillerin yeterince değerlendirilmediği, kovuşturmanın usulüne uygun yürütülmediği ve keşiflerin gereği gibi yapılması gerektiğinin vurgulandığı belirtildi.
Çelenk, mahkeme başkanının dosyadaki teknik değerlendirmelere ilişkin “akla, mantığa ve hayatın olağan akışına uygun düşmediği” yönünde itirazda bulunduğunu ifade etti.
Ağırlaştırılmış müebbetin dayanağı güvenilir mi?
Çelenk’in önergesine göre davada tartışmanın merkezindeki başlıklardan biri, Ulusal Kriminal Büro tarafından hazırlanan görüntü analiz raporu.
Önergede, bağımsız uzmanların ve adli bilişim alanında çalışan bilirkişilerin UKB raporunda ciddi bilimsel ve metodolojik sorunlara işaret ettiği savunuldu.
Çelenk, raporda kullanılan görüntü materyalinin orijinal çözünürlüğünün düşürülmesi ve kare hızının azaltılmasının veri kaybına yol açtığını; fiziksel mesafe, topoğrafik yapı ve zaman hesaplamalarında hatalar bulunduğunu belirtti.
Önergede ayrıca, raporu hazırlayanların olay yerinde saha doğrulaması yapmadan yalnızca uzaktan analizle kesin kanaat oluşturduğu, “gözle ya da teknik yardımla seçilemeyecek çözünürlükteki karartı niteliğindeki bir görüntüden” Narin Güran’ın teşhis edildiği öne sürüldü.
‘UKB kamu kurumu değil, özel şirket’
Çelenk, kamu kurumu niteliği taşımayan bir ticari şirketin hazırladığı teknik raporların ağır ceza davalarında belirleyici hale gelmesinin hukuk güvenliği açısından ciddi bir sorun yarattığını belirtti.
Önergede, UKB’nin hangi akreditasyonlara sahip olduğu, bu akreditasyonların hangi kurumlarca ve hangi bilimsel-teknik kriterlere dayanarak verildiği, şirketin faaliyetlerinin hangi kamu kurumları ya da bağımsız mekanizmalar tarafından denetlendiği soruldu.
Çelenk, UKB’nin geçmişte kamuoyunda geniş yankı uyandıran başka dosyalarda da adının geçtiğini belirterek, şirketin medya görünürlüğü yüksek davalarda teknik raporlar üzerinden tartışmaların merkezine yerleşmesinin ayrıca incelenmesi gerektiğini savundu.
Önergede, UKB’nin sosyal medya paylaşımlarındaki dilinin de “ciddiyetten uzak, hakaretamiz ve spekülasyona yatkın” olduğu belirtilerek, bu tür bir yapının Narin Güran gibi hassas bir soruşturmada rapor hazırlamasının sorunlu olduğu ifade edildi.
‘Yargı süreçleri kimlere emanet ediliyor?’
Çelenk, önergesinde UKB’nin yasa dışı bahis, nitelikli dolandırıcılık, rüşvet ve kara para aklama suçlamalarıyla yürütülen bir soruşturma kapsamında tutuklanan Rasim Ozan Kütahyalı’ya ilişkin sosyal medya paylaşımlarına da değindi.
Şirketin “Telefon şifresini UKB kırar” gibi ifadelerle sürece dahil olmaya çalıştığını belirten Çelenk, uzmanların cep telefonu şifrelerinin bu şekilde kırılmasının mümkün olmadığı yönünde görüşler dile getirdiğini aktardı.
Önergede, Van’da şüpheli şekilde yaşamını yitiren Rojin Kabaiş’in telefonuna Türkiye’de erişilemediği, cihazın İspanya’ya gönderilmesine rağmen orada da şifrenin kırılamadığı hatırlatıldı. Çelenk, bu tablo üzerinden UKB’nin teknik kapasitesi, faaliyet biçimi ve kamuoyu üzerindeki etkisinin sorgulanması gerektiğini belirtti.
Çelenk, “Türkiye’de yargı süreçlerinin kimlere emanet edildiği konusunda gerçek bir kaygı ve güvensizlik” oluştuğunu ifade etti.
HTS tartışması
Önergede tartışmaya açılan ikinci kritik başlık ise HTS daraltılmış baz analizleri oldu.
Çelenk, mevcut telekomünikasyon sistemleriyle kişilerin geçmiş günlerdeki konumlarının “oda oda, adım adım” kesinlikte tespit edilmesinin teknik olarak mümkün olmadığı yönünde uzman görüşleri bulunduğunu belirtti.
HTS sinyallerinin teknik sınırları ve hata payları dikkate alınmadan kesin delil gibi değerlendirilmesinin ciddi sonuçlar doğurabileceğini ifade eden Çelenk, bu yaklaşımın her yurttaşın yıllar sonra herhangi bir HTS kaydı üzerinden suçlamayla karşı karşıya kalmasına yol açabileceğini savundu.
Önergede, daraltılmış baz yönteminin Adli Tıp Kurumu, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu, Yargıtay içtihatları ya da diğer resmi teknik kurumlar nezdinde tanımlanmış açık bir bilimsel standardı bulunup bulunmadığı soruldu.
Bilirkişilerin kimliği ve yeterliliği
Çelenk, Narin Güran dosyasında hükme esas alınan daraltılmış baz raporunu hazırlayan bilirkişilerin kimliklerinin, uzmanlık alanlarının, mesleki geçmişlerinin ve teknik yeterliliklerinin açıklanmasını istedi.
Önergede, bu bilirkişilerin daha önce kaç dava, soruşturma ya da adli dosyada benzer bilirkişilik faaliyeti yürüttükleri de soruldu.
Çelenk, teknik raporların ağırlaştırılmış müebbet gibi son derece ağır cezalar açısından belirleyici hale gelmesi nedeniyle bilirkişilik sisteminin, teknik delil güvenilirliğinin ve uzman denetiminin yeniden ele alınması gerektiğini belirtti.
‘Yargıya duyulan güven daha da sarsılıyor’
Çelenk, bilimsel yeterliliği ve denetlenebilirliği tartışmalı teknik raporların ağır ceza yargılamalarında belirleyici delil olarak kullanılmasının yalnızca Narin Güran davası açısından değil, Türkiye’de yargı sisteminin bütünü açısından da önemli sonuçlar doğurduğunu ifade etti.
Önergede, özel bir şirket tarafından hazırlanan raporlar ile kamuoyu açısından şeffaf olmayan bilirkişi değerlendirmelerinin üç aile üyesinin ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla ömür boyu özgürlükten yoksun bırakılmasına dayanak oluşturmasının kabul edilemez olduğu savunuldu.
Çelenk, bu durumun verilen kararların meşruiyetini tartışmalı hale getirdiğini ve Türkiye’de zaten zayıflamış olan yargıya duyulan toplumsal güveni daha da sarstığını belirtti.
Bakanlığa yöneltilen sorular
Çelenk, Adalet Bakanlığı’na yönelttiği sorularda UKB’nin akreditasyon kapsamının, denetim mekanizmalarının, uzman kadrosunun ve bugüne kadar hazırladığı raporların yargı süreçlerindeki etkisinin açıklanmasını istedi.
Önergede şu başlıklar öne çıktı:
- UKB’nin ulusal ya da uluslararası akreditasyonlarının kapsamı nedir?
- Şirketin faaliyetleri ve hazırladığı teknik raporlar hangi kamu kurumları ya da bağımsız denetim mekanizmaları tarafından izlenmektedir?
- UKB’nin raporları bugüne kadar kaç ağır ceza dosyasında doğrudan ya da belirleyici teknik delil olarak kullanılmıştır?
- Bağımsız uzmanlarca hata ve çelişkiler içerdiği belirtilen UKB görüntü analiz raporu, Narin Güran dosyasında hangi doğrulama ya da ikinci inceleme mekanizmasına dayanılarak güvenilir delil kabul edilmiştir?
- HTS daraltılmış baz analizleriyle kişilerin geçmişe dönük konumlarının “oda oda, adım adım” kesinlikle tespit edilebildiği iddiasının bilimsel ya da teknik dayanağı var mıdır?
- Daraltılmış baz yönteminin resmi kurumlar nezdinde tanımlanmış açık bir bilimsel standardı bulunmakta mıdır?
- Ceza yargılamalarında kullanılan bilirkişi ya da özel şirket raporlarının bilimsel hata, metodolojik yetersizlik veya yanlış yönlendirme içermesi halinde uygulanacak yaptırımlar nelerdir?
- Türkiye’de ağır ceza yargılamalarında görev alan özel teknik inceleme şirketleri, bilirkişiler ve uzman kuruluşlara ilişkin merkezi bir kayıt ve denetim sistemi bulunmakta mıdır?
Çelenk, ayrıca UKB’nin Türk Akreditasyon Kurumu tarafından akredite edilmiş bir özel şirket olması nedeniyle akreditasyon ve denetim süreçlerine ilişkin sorularını Dışişleri Bakanlığı’na da yöneltti.