Kısa Dalga - DEM Parti İmralı Heyeti üyeleri Pervin Buldan, Mithat Sancar ve Özgür Faik Erol; Abdullah Öcalan ile görüşmek üzere dün İmralı Adası'na gitti.
"Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi", 10 Ağustos'ta Meclis'ten geçmişti. İmralı Heyeti, "çerçeve yasa" sonrası Öcalan'a ilk ziyaretlerini yaptı.
İmralı Heyeti'nden yapılan açıklamada, görüşmede Türkiye’nin içinde bulunduğu sürecin, demokratik çözüm ve kalıcı barışın geliştirilmesi, sürecin ilerletilmesi için atılması gereken somut adımlar ve bölgesel gelişmelerin ele alındığı belirtildi.
"Süreç, tarihi sorumlulukların gecikmeden yerine getirilmesini gerektiren bir aşamada"
İmralı Heyeti'nin aktardığına göre; Abdullah Öcalan’ın kamuoyuna yansıtılmak üzere yaptığı değerlendirmeler şöyle:
“Barış ve Demokratik Toplum Süreci, tarihi sorumlulukların gecikmeden yerine getirilmesini gerektiren bir aşamadadır. Yasanın çıkmasından sonraki dönemde bu sorumluluk çerçevesinde karşılıklı pratik adımların atılması ve kurulların aktif olarak çalışmaya başlaması büyük önem taşımaktadır.
Benim amacım barış ve siyasallaşmanın gerçekleştirilmesidir. Barışın karşılığı silah bırakmaya, siyasallaşmanın karşılığı demokratik siyaset ve demokratik topluma tekabül eder.
Türkiye’nin önünde tarihsel bir fırsat bulunmaktadır. Bunun kalıcı bir barışa ve demokratik çözüme ulaştırılması için herkesin ve her kesimin bu bilinçle hareket etmesini bekliyor ve edeceğine inanıyorum. Barış iradesinin boşlukta kalmaması, somut hukuki ve siyasi düzenlemelerle güvence altına alınması ertelenemez bir görevdir.
Barış ve Demokratik Toplum Süreci aynı zamanda Orta Doğu’daki tüm halkların ve inançların barış içinde, özgür ve eşit olarak bir arada yaşamasını hedeflemektedir. Bölgedeki gelişmeler, sürecin hassas dengeler üzerinde işlediğini açıkça göstermektedir ve bunlar süreci doğrudan etkilemektedir. Bu nedenle muhtemel provokasyonların boşa çıkarılması için bölgedeki sorunların diyalog ve müzakere temelinde ele alınması esas olmalıdır. Rojava’da gerçekleşen olaylar da bu çerçevede değerlendirilmelidir.”