Kısa Dalga - Tutuklu Cumhurbaşkanı adayı ve görevden alınan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 53’ü tutuklu 436 sanıklı İBB davası, İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi yerleşkesinde görülüyor.
Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, duruşmayı takip etmek üzere Silivri’ye geldi. Duruşmanın girişinde gazetecilerin sorularını yanıtlayan Özel, şunları söyledi:
"Bir buçuk yılı geçen bir süredir bugünler bekleniyor. Ekrem Başkan’a 1,5 yıldır hak etmediği dünya kadar iftira atıldı. İddianame beklerken size defalarca Silivri'nin önünde, ‘Biz o iddianameyi bekliyoruz çünkü göreceksiniz bu iftiraların hiçbirisi içinde olmayacak. Biz iddianameyi haklılığımızı kanıtlamak için, yargılanmak değil yargılamak için bekliyoruz’ demiştik. İddianame çıktı. İddiaların hiçbirisi ortada yok. Bu şartlar altında mart ayından itibaren altı aydır yargılama yapılıyor. Ekrem Başkan’a söz hakkı yok. Nihayet savunma hakkı dünden itibaren kullanılmaya başlanıyor. Peki bu savunmaya merkez medya gerekli ilgiyi gösteriyor mu? Hayır. Yandaş medya ne yapıyor? Savunmayı görmezden geliyor ama burada olumsuz yöne istismar edebileceği bir gelişme olsa onu büyütmeye çalışıyor. Peki bu savunmayı Türkiye'ye kim duyuracak? Özgürce habercilik yapmaya çalışan, muhalefetin sesini duyurmaya çalışan birkaç kanal var. Halk TV, SZC TV, Koza TV ve sosyal medya kanalları var. Dün sabah savunmanın başlamasına birkaç saat kala Halk TV'ye kayyım atadılar. Kayyım atamanın kabul edecek bir tarafı yok ama Allah'ın günü torbaya girdi de 590 gün sonra, Ekrem İmamoğlu savunma kürsüsüne çıkmadan birkaç saat önce mi kayyım atadınız? Burada mesaj nettir: ‘Ekrem İmamoğlu'na attığımız iftiraların altını dolduramadık. Bunun böyle olduğunun yayınlanmasını istemiyoruz. Bu konuyu durdurmak istiyoruz.’ Bu birincisi bir kere."
"Fon krizi duyulmasın, konuşulmasın diye Halk TV'yi kapatıyorlar"
Özgür Özel, şöyle devam etti:
"İkincisi fon meselesi. Atayan AK Partili, atanan AK Partili, çalan AK Partili, parası çalınan AK Partili. Sesini duyuran kim? AK Partili kanallar duyuruyor mu? Hayır. Kim duyuruyor sesini? Yine muhalif kanallar duyuruyor. İlk kez iktidara oy veren seçmenin yüzünü döndüğü ekranlardan biri Halk TV. Onu kapatıyorlar. Fon krizi duyulmasın, konuşulmasın.
Üçüncü husus, daha geniş zamanlı bir husus. İçeride bugün ifade veren, bugün savunma yapan kişi 15 buçuk milyon kişinin sandık başında belirlediği cumhurbaşkanı adayı. Önümüzdeki seçimlerde bir siyasi hareketi adaysızlaştırma, kurumsuzlaştırma, lidersizleştirme ve son olarak sessizleştirme evresindeyiz. Adayımız içeride. Partimize kayyım atamışlar, partiyi elimizden almışlar, partinin genel başkanını zorla değiştirmeye çalışmışlar. Şimdi gelinen noktada da cumhurbaşkanı adayının ve ana muhalefet partisinin sesini veren kanalları susturmaya çalışıyorlar. Durum bundan ibaret. Bunun için burada yapılan iş ve işlemlerin tamamının Türkiye'nin geleceğini karartmaya yönelik olduğunu görelim.
Susturulan Halk TV değildir, susturulan bir televizyon kanalı değildir. Susturulmaya çalışılan halkın haber alma hakkıdır. Siz bir ülkede en çok rating alan, en çok izlenen haber kanalını kapatıyorsanız o ülkede gerçeğin üstünü kapatıyorsunuz demektir. İtirazın üstünü örtmeye çalışıyorsunuz demektir. Değişim umuduna karşı siyaset üretemiyorsunuz, zor ve baskı üretiyorsunuz demektir. Bir utanç dönemini hep birlikte yaşıyoruz. Onun için biz burada olmaya, Ekrem Başkan’ın savunmasını dinlemeye, onun sesini bir şekilde Türkiye'ye duyurmaya devam edeceğiz. O savunmayı okumayan, duymayan, bilmeyen kimse kalmayacak."
"Birileri televizyon kapatarak, aday tutuklayarak ülkenin iradesini zapt edemez"
"Kimse moralini bozmasın. Elbette zorluklar, güçlükler yaşıyoruz, yaşamaya devam edeceğiz. Ama asla teslim olmayacağız" diyen Özel, şöyle konuştu:
"Bir de dünya böyle bir dünya değil. Birileri televizyon kapatarak, aday tutuklayarak, parti kapatarak, partinin genel başkanını değiştirerek 86 milyonluk bu koskoca ülkenin iradesini zapt edemez. O irade gelir, seni de önüne alır, katar, götürür. Alır seni, demokrasi dalgası olarak denize döker. Ve en sonunda sular akar, sular durulur. Bir bakmışsınız yeniden demokrasi kurulmuş. Benim bu iktidara önerim şu: Bu tip halkın iradesine kafa tutan işler yapmak yerine, halkı anlayan ve demokrasinin seçildiğin zaman gelip seçilmediğin zaman gitme demek olduğunu idrak eden demokrat bir tutum içinde olmaları gerekir. Aksi durum millet tarafından hoş görülmez. Şunu bilsinler: Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyet’in en önemli kazanımı sandıktır. Bu millet canını istiyorsun veriyor, evladını istiyorsun veriyor, parasını alıyorsun susuyor. Ama sandığa el uzattığında o eli hep kırdı, bundan sonra da kıracaktır. Bu iktidar sandığa el uzatmaktadır. Milletin bununla olan mücadelesi eninde sonunda başarıya ulaşacaktır. Biz ödememiz gereken bedel neyse onu ödemek üzere dimdik ayaktayız. Kimsenin bundan şüphe olmasın.”