Kısa Dalga - İş insanı Aziz İhsan Aktaş’ın liderliğini yaptığı öne sürülen ve aralarında 7 belediye başkanının da bulunduğu 200 sanıklı davada karar açıklandı.
İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi, Aziz İhsan Aktaş dahil bütün sanıkların “örgüt” suçlamalarından beraatine karar verdi. Mahkeme, Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat’a yaklaşık 23 yıl, Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin’e 8 yıl 4 ay, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar’a 6 yıl 3 ay hapis cezası verdi. Rıza Akpolat, Oya Tekin ve Celal Tekin’in tutukluluklarının sürmesine, iki belediye başkan yardımcısının ise tahliyesine hükmedildi.
Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Bağımsız Maden İş üyesi madencilerin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önündeki eylemine destek ziyaretinde bulundu. Basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Özel, Aziz İhsan Aktaş'ın "örgüt liderliği" suçundan beraat etmesine ilişkin şunları söyledi:
"Devletin devlet gibi değil de son derece böyle sanki kötülük yapmak, pazarlık yapmak, birilerinin işine geleni yapmak, işine gelmeyeni yapmamak üzere olgunlaştırılmış bir canavara dönüştüğü bir noktadayız. Eğri oturup doğru konuşalım, bütün vatandaşlarımıza ifade ediyorum. Örneğin en çok ceza alan Beşiktaş Belediye Başkanımız Rıza Akpolat. 60'a yakın eylemden suçlanıyor değil mi? Bu eylemlerin 56 tanesinden beraat ediyor. 1 yıl 8 aydır o 60 eylemin hepsi gerçekmiş gibi haber yapıp konuşuluyor. Sonra bu eylemlerin 56'sından 'Pardon bu konuda hiçbir suçu yok beraat ettin' deniyor. Ve geri kalan dört eylemden üst sınıra çok yakın yerlerden ceza verilip yüksek cezalarla içeride tutuluyor. Sebep ne? Sebep şu: Aziz İhsan Aktaş diye birisine 'Sen suç örgütü liderisin' dediler. 'Bunlar da senin suç örgütün' dediler. Bu yüzden suç örgütü soruşturması olduğu için örneğin Adana'da ya da Adıyaman'da ya da başka şehirlerde olan insanlar örgüt soruşturması deyip İstanbul'a getirildi. 1 yıl 8 ay yatan var, 10 ay yatan var, 7 ay yatan var, Silivri zindanında yattılar. 1 yıl 8 aydır yatan üç kişi yatmaya da devam ediyor. Sonra dediler ki 'Aziz İhsan Aktaş diye bir suç örgütü' yokmuş.
Bakın örgüt deyince başka şehirdeki insanları yetkisiz mahkemelerin olduğu başka şehirlere getirmek mümkün oluyor. Örgüt olduğu için örneğin ayda 60 dakika yakınlarıyla görüntülü görüşemediler. Örgüt olduğu için kütüphane hakkından havalandırma hakkına yakınlarıyla görüşme hakkına kadar hakları kısıtlandı. Dün örgüt yokmuş, çünkü biz Aziz İhsan Aktaş'ı tutuklayamayız örgüt derse alınan bütün cezaların toplamını o da alacak, örgüt yok Aziz Bey'e güle güle, Aziz Bey'le bakın Aziz İhsan Aktaş'la Rıza Akpolat'ın ilişkilendirildiği hiçbir eyleme ceza yok. Onun olmadığı buldukları üç dört eyleme en üst sınırdan ceza vererek birine 20 yıl, birine sekizer yıl ceza verilip içeride tutulmaya devam edilen bir iş var."
"Örgüt deyip iki yıl zulmedip, ‘örgüt yok’ diyorsan, başta ‘örgüt’ diyen cezalandırılmalı"
Rıza Akpolat'a 438 yıl hapis cezası istendiğini anımsatan Özel, şöyle devam etti:
"Döndüler 20 yıl ceza verdiler. İşte bunun istinaf ve Yargıtay'da kesin bozulacak ki hep üst sınırdan veriyor, yani niye üst sınırdan veriyor? Diğerlerinden veremedim, insan gibi alt sınırdan hak ettiği gibi çünkü mahkemede olay çıkarmamış, bir kötülük yapmamış, alt sınırdan uzaklaşmayı gerektirecek gerekçeler ortaya çıkmamış hem ceza açısından hem infaz rejimi açısından, cezaevi ve mahkeme disiplini açısından alt sınırdan uzaklaşmayı gerektirecek bir şey yok, alt sınırdan verirsek Aziz İhsan Aktaş'ı kurtaracağız diye onun içinde olduğu hiçbir şeyden ceza veremedik, bunlar buradan çıkıp gidecekler, biraz daha yatsınlar suçlu algısı pekişsin diye efendim dört ila yedi buçuk yıl veriyor. Nerede görüldüyse. 60 tane suçlamanın 56'sına beraat dedi mahkeme bu mahkeme. Dört tanesinden üstten üstten ceza verip şeklen suçlu gösteriyorlar arkadaşlarımızı. O yüzden Silivri'de diğer davada da benzer bir oyun ortaya konuluyor. Herkes şunu görsün: Mahkeme ortaya konulan oyunun son perdesini oynamıştır. Zaten bu oyunda öyle bahsedildiği gibi 200 kişi 60 tane eylemden takır takır rüşvet almış falan bir şey olmadığı belliydi. Olmadığı için sonuçlar böyle oldu. Kıstırabildikleri kendilerince buldukları sonradan bozulacak bir yerden de yüksek yüksek cezalarla üç tane CHP'li, dört tane CHP'li belediye başkanını görevden uzaklaştırmak onun dışında da etleri tertemiz yapıp Aziz İhsan Aktaş diye suç örgütü dediğimiz Türkiye çapında bir çete kurdu, örgüt kurdu, herkese rüşvet dağıttı dediğiniz kişiyi de bırakıp gidiyorsunuz.
Neymiş efendim adli makamları bilgilendirerek yapmış. O dediğin kimsenin haberi yokken gelip benden rüşvet veriyor istiyorlar veriyorum, bak paranın numarası burada gel suç üstü yap dersen olur ya da ben rüşvet verdim pişmanım deyip gelip kendisi o gün ihbar ederse olur. Soruşturma başlamış yok, kovuşturma başlamış iddianame yazılmış, içeriye atılmış. O sırada ‘İtirafçı olacağım’ diyor. ‘Hadi bakalım sen çık, senin hiçbir suçun yok…’ Rüşvet suçunun oluşması için bir alanın, bir verenin olması lazım. Alan burada, veren serbest. Alan var mı? Alan da yok. Tamamen bir yalan üzerine kurulmuş bir düzen. Artık kimse bu insanların yüzüne çıkıp da şöyle bakamaz yani, her yerden bir örgüt icat ediyorlar ya, örgüt diyorsan örgütü ispatlayacaksın. Örgüt deyip iki yıl zulmedip, ‘örgüt yok’ diyorsan, başta ‘örgüt’ diyenin cezalandırılması lazım. Bu kadar insanın hakkına girdiler. Bu kadar insanı örgüt üyesi diye içeride tuttular. Öyle 'pardon' deyip kenara çekilmek yok. Nerede bu iddianameyi hazırlayanları denetleyecek HSK? Bu insanları örgütten, tüm haklarından mahrum tutan Silivri gibi bir cezaevinde perişan edenler nerede? Onlar terfi ettiler. Böyle mi terfi edilir, hakimlikte ve savcılıkta? Bu kadar kötülük cezalandırılır. Bu kadar kötülük ödüllendirilmez. O yüzden milletimizin vicdanına havale ediyoruz, bu kadar kötülüğü planlayıp, son günde de böyle tiyatro oyununu planlayanları."
"Kavala üç kez beraat etti ama Erdoğan’ın zihninde mahkum olduğu için salıverilmedi"
Özel, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Osman Kavala için ikinci kez hak ihlali kararı vermesini de şöyle değerlendirdi:
"Derhal serbest bırakılmalı. Anayasamızda yazıyor, AİHM kararları, bir uluslararası sözleşmeyle bunu kabul ettiğimiz için, kanunla çelişse kanunun üstündedir. Ayrıca anayasada yazıyor, Anayasa Mahkemesi kararları mutlaka ve mutlaka yasama, yargı ve yürütme için bağlayıcıdır. Gerekçeli karar yayınlandığında derhal uygulanır. Defalarca AYM kararlarına uymadılar, bütün arkadaşlar açısından. AİHM ikinciye karar veriyor, hala daha direniyorlar. Türkiye’yi de perişan ediyorlar bu yaptıklarıyla. Osman Kavala 10 yılı herhalde doldurdu. Büyük bir haksızlıkla muhataptır. Adalet ve Kalkınma Partisi’ne mensup 20’nin üzerinde milletvekilinin genel başkanları adına attıkları imza var raporda. ‘AİHM kararları derhal uygulanacak’ diyor. Altına imza atıyorlar. İmza söz, namustur. Bunu yerine getirmelerini bekliyoruz. Ama gördüğünüz gibi hiç oralı değiller. Anayasanın bir sayfası Cumhurbaşkanının yetkilerini yazıyor. O sayfa geçerli, yürürlükte. Öbür sayfası Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığını yazıyor. O sayfaya uyumuyor. O zaman bir gün birisi gelir seninle ilgili sayfaya da uymadığını söyler. Kendi bindikleri dalı kesiyorlar. Bu ülkenin toplum sözleşmesini yok sayan, toplumla yaptığı sözleşmeyi yok saymış demektir. O zaman da tutup ‘Ben devletin başıyım’ diyemezsin. Devletin başıysan devletin başı gibi davranacaksın. Herkes biliyor ki Kavala üç kez beraat etti ama Recep Tayyip Erdoğan’ın zihninde mahkum olduğu için salıverilmedi. Beraat ettiğini gün kapıyı açmadılar. Öbür taraftan hızlıca casus suçlamasıyla tutuklama yaptılar. Casusluktan beraat etti, yeniden aynı davayı açıp ceza verdiler. Bu kadar kötülük bir insana yapılmaz. Türkiye’ye de yapılmaz."