Kısa Dalga - Yeni Parti’de dün ilçe başkanlıkları için başlayan ön seçimler bugün devam ediyor.
Balıkesir'in Karesi ilçesinde yapılan ön seçimlerine katılan Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, "Bunun adı; yeni nesil siyasettir. Bunun adı; doğrudan demokrasidir. Bunun adı; aradan aracıyı çıkarmak, partinin siyasetinde doğrudan söz sahibi olmaktır” dedi.
Özel, şöyle konuştu:
"Hafta boyunca seçilen ilçe başkanlarımızdan rakibi varsa onun da görüşlerini aldığı, hatta onu da yönetime dahil ettiği… Keşke iki başkan birisi başkan olarak, biri yardımcısı olarak yönetimde devam etse. Onun görüşlerini aldığı, şehrin ihtiyaçlarının belirlendiği, güçlü, seçim kaygısı olmayan, daha doğrusu kaygısı, bugün parti içindeki seçimi kazanmak değil; kaygısı, önümüzdeki seçimi kazanmak olan bir yönetim kurulu yapacağız. Hiç kimse unutmasın; biz Yeni Parti’yi bir partimiz olsun diye değil, iktidar olsun diye kurduk.
Mümkün olan her mahallede mahalle meclisleri oluşturulacak. Mahalle meclislerinde mahalleden başlayarak siyaset konuşacağız. Mahalleden başlayarak örgütlenecek, mahalleden başlayarak iktidar yürüyüşümüzü nasıl topluma anlatacağımızı tartışacağız. Mahalleden başlayarak partiyi yöneteceğiz. Orada düzenli toplantılarla ya da olağanüstü gelişmeler olduğunda olağanüstü toplantılarla üyelerimiz gelecekler; uzmanlıkları, birikimleri, yetenekleri, yetkinlikleri doğrultusunda katkı verecekler, vazife alacaklar. Partiyi büyütecekler, partinin gücüne güç katacaklar. Artık ilçe yönetimi seçilenlerin siyaset yaptığı geri kalanın iki, üç sene sonraki kongreyi beklediği bir süreç değil; siyasetin her gün, hep birlikte topyekun yapıldığı, hep birlikte iktidara yürünen bir sistemi kuracağız."
"Erdoğan, sen bir korkaksın"
"Milletimizin önünde iki farklı Türkiye fotoğrafı var. Biz burada yepyeni bir siyasetin mümkün olduğunu gösteriyoruz, diğer yanda eskimiş, yaşlanmış, köhnemiş bir siyasi anlayış ülkemizi yönetmeye devam ediyor" diyen Özel, şunları söyledi:
"Ülkede cezalandırılması gereken tek suç görüyorlar. Yani uyuşturucu kol geziyor, okul önünde, bahçesinde şiddet kol geziyor. Motosiklet çeteleri kol geziyor. Tehdit, şantaj kol geziyor. Milletin cebindeki parayı çalanlar kol geziyor. Her türlü yolsuzluk kol geziyor. Ancak her suçun kol gezdiği bu düzende, iktidara muhalefet etmek yasak. Muhalif siyasetçileri iftiralarla hapiste tutuyorlar. Şimdi sosyal medyada iktidara muhalefet eden kim varsa; akademisyen, gazeteci, siyasetçi hesaplarını erişime kapatıyorlar. Bizlere hakaret eden, küfreden, iftira edenlere dokunmayıp, sırtlarını sıvazlarken iktidara en ufak eleştiri yapan tüm hesapları kapatıyorlar.
Buradan Erdoğan’a sesleniyorum. Güçlü iktidar, eleştiriden, düşünceden, itirazdan asla korkmaz. Erdoğan’ı sadece eleştirenlerin bile hesapları kapatılıyor. Öyle ‘Güçlüyüm, liderim, her şey benim güdümümde’ diye böbürlenmek bir yana sen bir emekli öğretmenin sosyal medyadaki eleştirisinden bile korkacak, gazetecilerin eleştirilerini görmemek için hesapları kapatacak bir korkaksın. Sen Twitter hesabından, Instagram’dan, TikTok’tan, teyzemin yazdığı Facebook’undan korkan bir korkaksın. O sosyal medya platformlarının yöneticilerine sesleniyorum. Geçtiğimiz haftadan itibaren tüm hukukçu arkadaşlarımız bu erişim engel ve yasaklarının hukuki zeminini tartışıyorlar. Ancak geçmişte bu talepleri belli bir vadede mahkeme kararı kesinleşene kadar beklemek varken, şimdi 4 saat içinde hesap kapatanlara şunu söyleyelim. Türkiye, sosyal medyanın çok kullanıldığı bir ülke. Siz gücünüzü bu ülkenin başındaki tek adamdan değil, bu milletin platformlarınızı kullanmasından alıyorsunuz. Bu konuda milletin karşısına dikilenin hep beraber alnını karşılayacağız. Şimdiden uyarıyorum."
"Bir büyük sosyal patlamanın eşiğindeyiz"
Özel, şu ifadeleri kullandı:
"Biz bugün burada milletimize demokrasi ile ulaşacağımız refahın sözünü verirken, diğer yanda maalesef başka bir fotoğraf var. Emekliler ve asgari ücretliler başta milyonlarca yurttaşımız tarihin en yoksul dönemini yaşıyor. Emekliler tarihin görülmüş en büyük vefasızlığı ile karşı karşıya. Bu iktidar geldiğinde sekiz çeyrek altın alan en düşük emekli maaşı, iki çeyrek altına geriledi. Yedi çeyrek altın alan asgari ücret, iki çeyrek altına geriledi. Bu iktidar geldiğinde 1,5 asgari ücret alan emekli şimdi neredeyse asgari ücretin yüzde 60’ı ile geçinmek ve aldığı maaşı kiraya verirse aç kalmak, karnını doyurursa sokakta kalma tehlikesiyle karşı karşıya. Sokaklarda, mitinglerde gördüğümüz emeklilerin gözünde öfke, hayal kırıklığı var. Bir büyük sosyal patlamanın eşiğindeyiz. Anayasa Mahkemesi önünde emekli bir polis para için değil ama saygı için hayatına son verdiğini söyleyip, hepimizi kahreden bir şekilde beylik silahıyla kendi hayatını sonlandırmayı tercih etti.
Bu ülkede boş bir yazar kasanın Başbakanlığın önüne atılması aylarca televizyonlarda döndü; iktidarın değişmesine, o iktidardaki tüm partilerin baraj altı kalmasına ve bugünkü iktidarın yüzde 34’lük oyla tek başına iktidarı yakalamasına sebebiyet vermişti. O günlerde büyük bir deprem sonrası yaşananlar, yokluk ve yoksulluk vardı ama bugünkünün yanından bile geçmezdi. O gün ülkenin Başbakanı’nı sağlığıyla, yaşıyla en sert şekilde eleştiren, ‘Ölünce mi bırakacaksın be adam?’ diyen Erdoğan’dı. Kendini yetiştiren hocası Erbakan‘a ‘Yaş 70, iş bitmiş’ diyen Erdoğan’dı. O, o gün benim yaşımdaydı; şimdi Erbakan’ın, Ecevit’in yaşını geçti. Biz kimseye yaşından dolayı saygısızlık yapmayız. Biz 10’uncu Yıl Nutku’ndaki gibi her yaştan gençlere saygı duyanlarız. Ancak artık tükenen, yorulan, yaşlanan ve bu ülkedeki kendisine geçmişte oy vermiş seçmenleri kahreden birisine çağrımız tektir. Eğer şu kadar insan sevgisi, şu kadar vatan sevgisi, şu kadar artık bu zorlukları yaşayanlara saygın kaldıysa getir o sandığı, geç karşımıza. Bu millet bu iktidarı değiştirmek istiyor. Kendine güveniyorsan hodri meydan. Çık karşımıza. Kararı emekliler, emekçiler, Balıkesir, Türkiye versin."
"Bunlar cezalandırılmadan, Erdoğan iktidara devam ediyorsa bu soygunun baş sorumlusudur"
Bugün ülkede borsada 7 milyon hesap olduğunu kaydeden Özel, şöyle devam etti:
"Bu hesapların 3,5 milyonu 10 bin lira ve altında parası olan yatırımcılara ait. Yani millet ödeyemediği kredi kartını ‘Acaba kapatır mıyım?’ umuduyla ya da bankada eriyen parasını ki enflasyon karşısında korumanın çaresi yok. Ya da dövizde tutsa artmayan, koruyamadığı parasını ‘Korurum’ umuduyla borsaya girmiş küçük yatırımcılar var. Bilhassa bu iktidara yakın çevrelere veya kendilerinin oy aldıkları seçmenlerine kendi isimleri ile andıkları, ‘Filanca Bakan da buradaymış, saraydan şunlar da oynuyormuş, bütün AK Partililer burada, şu fon var bu fon var’ diye özendirip çok paralar kazanılıyor diye insanları çekip sonra kendileri paralarını alıp kaçıp ve insanları perişan eden, 450 bin tekil yatırımcıyı, 2 milyon kişiyi mağdur eden asrın yolsuzluğuyla, asrın dolandırıcılığıyla, asrın mali kumpasıyla karşı karşıyayız. Sorumlu bir dille, borsadaki felaketin daha da büyümemesi için dedik ki, ‘Doğru işler yapın.’ Bir kanun teklifi hazırladık, 15 maddelik. ‘Gelin Meclis’ten çıkaralım’ dedik. Bu kanun teklifine göre kapalı dönemde bu fonu hızla yukarı götürmüş, sonra millete açmış, millete satmış, sonra oradan kaçıp milletin parasını çalmış olanları ortaya çıkarın. Bunların mal varlıklarına el koyun, dünyaya kaçırdıkları parayı muhatap devletlerden geri isteyin ve fona para yatıran herkesi mağdur etmeden bu sorunu çözün. Buna kulaklarını kapattılar. Dediler ki, ‘Hiç merak etmeyin öyle olacak, böyle olacak.’ İlk günden söyledim. ‘Geçmiş dönem bakanlarınız var’ dedim. ‘Cevap verin’, tık yok. ‘Mevcut kabineden bakanlar var’ dedim, ‘Cevap verin’, yok. ‘Bir bakanlığın en üstünde adalet dağıtan bakanlığın bürokrasisinin üst düzey yöneticilerinin burada işlem yaptığı söyleniyor’ dedik. Tık yok.
Parti Sözcümüz ilkini açıkladı. Geçmiş dönem bakan, düne kadar Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkan Yardımcısı. Geçmişte İBB bursuyla büyüyen hani yurtdışına gidecek, parası yok. İstanbul Büyükşehir burs vermiş, giden kişi. Kendisi hesaba 63 milyon lira yatırmış. 2 milyar liradan fazlasını çekmiş. Nisan’da giriyor. Eylül ayında felaket yaşanmadan kapıyor kaçıyor. 2 milyar lira. 63 milyon şöyle bir paradır. 6 milyon liralık evden, 10 ev parası koymuş. Beş ay sonra bunun 24 katını almış. 240 daire parası alıp kaçmış. Peki aradaki para kimden? Aradaki para çok kazandırıyormuş diye kandırdıkları 3 bin lirasını, 5 bin lirasını, 10 bin lirasını bu fona yatırmış garibanlardan. Ağırlıklısı da kendilerine yakın seçmenlerden. ‘Faizden korkarız, borsa helaldir’ diyerek ya da ‘Bütün AK Parti’nin üst düzeyleri burada’ diye söylentileri yayıp bu insanlara güven telkin edip paralarını alıp kaçtılar. Şimdi baskımızla, toplumun baskısıyla ‘Cumhurbaşkanımıza söyledim, şimdilik görevlerimden çekiliyorum.’ Fatma Betül Sayan Kaya’dan iki milyar, kocasından 1,5 milyar, bu milletin parasını geri alacak mısın? Bütün bu milletin parasını çarpan AK Partililerin hesaplarına el koyacak mısın? Mevcut kabinede, fonda işlem yapan bakanı, işlem yaptıran, isimleri tek tek belli. Çantacısı adına daire alıp satan, para taşıyan, fona koyan, fondan çeken bakanı hazineden azledecek misin? Erdoğan ya bu bataklığı kurutmak için bizimle birlikte çalışacaksın ya o bataklıkta boğulacaksın. Kabinedeki bakanlığın, Adalet bürokrasisinin, saraydakilerin, üst düzey AK Partililerin bu fonda yaptıkları ortaya dökülmeden, milletin hakkı tahsil edilmeden, bunlar cezalandırılmadan, bu Erdoğan iktidara devam ediyorsa bu soygunun baş sorumlusudur.
Yasaklar bunlarda, her gün sosyal medyadan hesap kapatıyorlar. Yoksulluk bunlarda, geçinemeyen emeklimiz Anayasa Mahkemesi önünde canına kıyıyor. Yolsuzluk bunlarda, milletin fondaki yatırımlarını kamu gücünü kullanarak itibarlarını kullanarak saadet zinciriyle yerli ve milli diye diye yerli ve milli Ponzi yaparak milleti dolandırıyorlar. Her gün yeni yasakları getiren emekliyi, canına kıyacak kadar hayata küstüren milletin bankasındaki parasına göz diken bu iktidardır, siyasi ömrü sonlanmıştır. Bu iktidarın, AK Parti’nin kara düzeni bitecek, Yeni Parti’nin yeni, adil, şeffaf, bu ülkenin hak ettiği yeni düzeni hep birlikte kuracağız. Türkiye’nin yeni bir siyasete ihtiyacı vardır. Türkiye’nin yepyeni bir enerjiye, yepyeni bir siyasete ihtiyacı vardır. Yeni Parti’nin iktidarına, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün peşinden gidenlerin yeni partisinin iktidarına ihtiyacı vardır."