Özgür Özel: Bu konuşmayı bir zafer olarak görmüyorum ancak teslim olmamaktır, direnmektir

Özgür Özel, "Bu konuşmayı bir zafer olarak görmüyorum ancak bu kürsüde seçilmiş Genel Başkanı'nın konuşma yapmasının sağlanması, Dikmen kapı önündeki binlerin Türkiye'deki milyonların yüreklerindeki demokrasi, ülke ve parti sevgisindendir. Sizleri kutluyorum. Bir zafer değil, bir bütünün diğerleri kadar kıymetli bir parçasıdır. Teslim olmamaktır, direnmektir" dedi.

Kısa Dalga - İstinafın mutlak butlan kararıyla CHP Genel Başkanlığı görevinden alınan Özgür Özel, TBMM'de partisinin grup toplantısında konuştu.

Özel, "Bu konuşmayı bir zafer olarak görmüyorum ancak bu kürsüde seçilmiş Genel Başkanı'nın konuşma yapmasının sağlanması, Dikmen kapı önündeki binlerin Türkiye'deki milyonların yüreklerindeki demokrasi, ülke ve parti sevgisindendir. Sizleri kutluyorum. Bir zafer değil, bir bütünün diğerleri kadar kıymetli bir parçasıdır. Teslim olmamaktır, direnmektir. Bütün ülkenin geleceğini düşünenlerin birlikteliğinin zaferidir" dedi.

"Grup toplantısını yapmak için bir fırsat görüldü"

Özel, geçen sene yaşamını yitiren Manisa Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ferdi Zeyrek'e ilişkin şunları söyledi:

"Üç gün direndi, üç gün dua ettik. Üç gün bir mucizeyi kovaladık. Olmadı, kaybettik. Herkes vardı. Hep beraber. Manisa'da ilk kez Cumhuriyet Meydanı'nda yapılan bir törenle; meydanlara, Manisa'ya sığmadığı, tarihin en unutulmaz, herkesin gördüğüne şaşırdığı, bir tek Ferdi'yi bilenlerin şaşırmadığı, 'Böyle bir ilgi ancak bu Ferdi'ye nasip olurdu.' denilen bir törenle kardeşimi, kardeşimizi uğurladık. Orada olmak hepimize düşerdi. Hepiniz istediniz. Orada olacaktık. Ve geçen hafta basın mensubu bir arkadaş sordu; 'Bir dahaki grup toplantısı?' deyince, ben dedim: 'Haftaya olmaz. Ferdi'nin vefatının yıl dönümü, orada oluruz. Herkes orada olur.' dedim. Ve bu soruya cevap yayımlandıktan bir süre sonra, olmayacak bir şey oldu. Gözlerime inanamadım.

Sonra da böyle araya girip 'Ya yapmasanız, etmeseniz' diyenlere, 'Özgür Bey 'Manisa'ya gideceğim deyince biz yapalım' diyerek bugün bizim orada olmamız, burada grup toplantısını yapmak için bir fırsat görüldü. Bir açıklama yapıldı. Günlerce düşündüm, günlerce. Aklıma güvendiğim herkese danıştım. Grubumuza, arkadaşlarımıza, çocukluk arkadaşlarıma... Hep şunu sordular: 'Gidelim, gelsinler. Kim gelecek?' O sabah partiye 07.00'de kim geldiyse onlar gelecekti. Biraz önce Dikmen Kapısı'nda onları gördüm zaten. Kim gelecek? Son dört grupta seçilmiş genel başkanı olmayacak. Seçilmiş yöneticileri olmayacak. Son üçünde geçerli oyların hepsini alan genel başkanı olmayacak. İlk günden bu yana ilk kez nasip olan ki kendime pay çıkarayım diye söylemiyorum bir genel başkanın son üç kurultayda delinmeyen anahtar listesi... Bu liste 'iyi yapıldı, güçlü müçlü' demek değil. Bu, delegenin; yani hem son seçilen delegenin hem ilk delegenin, o günkü delegenin idraki, partiyi sevmesi, sahiplenmesi. Kapalı yere giriyor adam. Kimse görmüyor, atmazsa atmaz. Üç sene önce vermemiş 600 küsur tanesi. Hepsi veriyor. 'Yok, birlikte olalım. Bugün dayanışma günü, bugün ayrışma günü değil.' O delege gelse, o delege gelse, o ruh gelse, o bilinç gelse, o gelse zaten Özgür Özel'e burada gerek yok. Oraya kimin oturduğunun hiç önemi yok. Ama kim gelecekti, kimin geleceğini gördük. Nasıl gelmeyi planladıklarını gördük. Ve buranın ne olduğunu gördük."

"Bir inatlaşmanın değil de bir vazifeyi üstlenmenin gereği"

"Burası milli iradenin tecelligahıdır. Burada tecelli eden millet bir karar verir. O karar burada tecelli eder. Bütün yıpratılmışlığına, yok sayılmasına, Anayasa'yla yetkilerinin yağmalanmasına rağmen eninde sonunda o Birinci Meclis'in duvarlarındaki o ruhu gidince hissedersiniz" diyen Özel, şöyle konuştu:

"Burası seçilmişlerin yeridir. Ve eğer bir seçilmiş, ona verilen görevi yani bugün bu kürsüdür ona verilen görev. Ele verilen bayrağı bir kere bırakmaya görsün... O bayrağı bir bırakırsanız, millet bir daha elinize vermez o bayrağı. Onun için herkese danıştım. En son Ferdi'nin sesiyle kararı verdim. Derdi ki: 'Hep Manisa'ya gitmem gerekir, hep burada bir şey çıkar, orada da olmam lazım.' Ararım, 'Ya birader ne yapacağız?' daha derken anlar: 'Abi, biz burayı hallederiz. Sen orada lazımsın.' Ben bugün burada lazımdım. Ondan burada kaldım. O yüzden bunun gereği de budur. Burayla ilgili bir inatlaşmanın değil de bir vazifeyi üstlenmenin gereği de budur."

"Mesele Erdoğan'ı rakipsizleştirmekten başka bir şey değil"

"Mesele CHP'yi olası tüm adaylarıyla, kurumsal kimliğiyle, lideriyle bütün güçlü kaslarıyla birlikte ortadan kaldırmaya çalışan, Erdoğan'ı rakipsizleştirme meselesinden başka bir mesele değil. Kimse bu işi parti içi bir mesele sanmasın" diyen Özel, şu ifadeleri kullandı:

"Bizim parti, parti içi bir mesele olacak, Ali ile Veli kavgaya tutuşacak, burada gidecek ele güne karşı Meclis'in giriş kapısının önünde o cılız, o aslında güçsüz ama gücünü haklılığından alan bedenini oradan buradan toplanmış serseri gürühün önüne koyacak. Biz parti içi meseleyi değil, Türkiye demokrasisini, ülkenin iktidarının sandıkla değiştirilmesine bedenlerini koyuyorlar orada insanlar. Bugün yapılan iş milletle birlikte iktidara yürürken dünya siyaset tarihinde görülmemiş bir şekilde bir çelme, kumpas, yolundan çevirme operasyonudur. Bu yüzden bizim bugün buradaki geçirdiğimiz her gün sıkı sıkı sahip çıktığımız zincirin her bir halkası, o kopmadığımız her an memleketi Cumhuriyet'in kurucu değerlerinden koparacak, Trump istiyor diye onun Ankara'daki temsilcisi öyle tarifliyor diye, 'Buralarda demokrasiye gerek yok, merhametli monarşiler, güçlü tek adamlar lazım. Eskisi gibi Osmanlı'nın son dönem sistemi gibi bir sistem lazım. Öbür taraftan devletin başına bir Türk, bir Kürt, bir Alevi lazım. Öbür taraftan baktığında İttihat ve Terakki gibi Batıcılar, muhafazakarlar, milliyetçilerin ittifakını derin devlet kuruyor, biz da ona uyuyoruz' deyip, bu rezalete, bu yıkıcı rezalete, bu rejime kast eden niyetlere karşı o zincirleri tutuyoruz. Bugün kopmayan halka bu halkadır. O yüzden siz bugün Türkiye'yi kuruluş ayarlarına Gazi Mustafa Kemal'in emanetinden koparmaya çalışanlara karşı o kopmayan halkasınız.

"Eskimiş, köhnemiş, yozlaşmış bu çirkin zihniyeti geride bıraktık"

Adalet yürüyüşünün biri isim babası, biri fikir babası Aykut Erdoğdu ile Bülent Tezcan yok. Aykut Silivri'de 12 metrekarelik zindanda ama İBB borsasında tutuklananları ziyaret edip '2 milyon lira vereceksin şu iftirayı atarsan çıkarsın' diyen avukat, Yunanistan'a çıkarken yakalattığım avukat, göstermelik ev hapsi kaldırılan avukat o binada 'Arınma başlanmış burada' diye paylaşıyor. O binada AK Parti'yi yenen kadrolar yok. O binada yenilgiye itiraz edenler, o binada direnenler, mücadele edenler yok. O binada CHP bu yolu yürüyemezsin diye tarihin görülmüş en büyük iftira kumpas karalama ve algı yönetim kampanyalarının yöneticileri, partinin aklı olmuşlar güya bizi yıpratacak diye partiyi perişan eden işlerle meşguller orada. O yüzden şimdi çıkmışlar oraya buraya 'Bir paralel CHP varmış. Paralel CHP anlayışı varmış. Bizim Meclis'i paralel genel merkez olarak yapmamız kabul edilemezmiş. O yüzden burası da zapt edilmeliymiş.' Biz genel merkezden Meclis'e yaptığımız yürüyüşte bu zihniyeti arkamızda bıraktık. Eskimiş, köhnemiş, yozlaşmış bu çirkin zihniyeti geride bıraktık. Onlara bıraktık. Ve CHP'nin bir binadan ibadet değil, bir anlayıştan, bir inançtan gerekirse bir inattan ibaret olduğunu ve bunun bu ülkenin son umudu olduğunu, son kalenin bir bina kapısı çatısı değil, son kalenin Cumhuriyet'e inananların yüreğindeki olmayan korku duygusu, var olan mücadele duygusu olduğunu söyledik."

Gündem Haberleri