Kısa Dalga - Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Halk TV'de katıldığı programda değerlendirmelerde bulundu.
Özel, AİHM'in Osman Kavala kararı ve bu karara Türkiye'den gelen itirazlara ilişkin olarak, "Avrupa Konseyi ile kavga etmek, AİHM kararlarına uymama, 'Gerekirse çıkarız'. Niye girdik o zaman. AİHM kararlarına uymamak için uluslararası anlaşmanı bozuyorsun. Otoriterleşmeyi tahkim için geri gidiyoruz. Kavala ya da Gezi davasından yatan arkadaşlar, hepimiz yerine yatıyorlar. Bu kararlara uyulmaması ve bunun bir inada dönüştürülmesi Türkiye'ye düşmanlıktır. 86 milyonun evladına düşmanlıktır. Bu ülkeyi dünyadan kopartmayın" dedi.
Özel, eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek hakkında başlatılan soruşturmaya ilişkin olarak şunları kaydetti:
"Mış gibi yapılan bir durum var. Melih Gökçek'e Danimarka tipi yargılama yapılıyor, CHP'li 34 belediye başkanına sabahın altısında gözaltı yapılıyor. Melih Gökçek'i alıp sorgulamaları, onun döneminin bütün müteahhitlerini sorgulamaları lazım. Bu iş öyle ya da böyle bir bağımsız yargının önüne düşer ve tarih önünde bunun hesabı sorulur. Bu süreçte yapılan ortaoyunu mudur kabare midir, başka bir film mi vardır yoksa ileride göreceğimiz bir başka filme fragman mıdır onu ben de bilmiyorum açıkçası. Ben, öyle AK Parti'de bir iç arınma falan... AK Parti en sorunlu parçayı çıkarıp ben arındım diyecekse evet en sorunlu parçadır. Ama Melih Gökçek'e gerçek anlamda bir soruşturma yapılıp hak ettiği bir şey yapılırsa Melih Gökçek neler anlatır, iş nerelere varır, o da ayrı bir mevzu.
CHP'ye yaptı ya, işine gelmeyen yönetimi gönderdi, işine gelecek yönetimi getirdi. İşine gelmeyen tarikatların da liderlerine operasyon yapıp, tarikatların yönetimini ya ehlileştirme ya da kendilerine yandaşlaştırmaya çalışıyor. Oraya yapılan iş ilkesel bir mesele değil, taktiksel bir mesele."
"O gün Mansur Bey, Ekrem Bey aday olsaydı cumhurbaşkanıydı"
Özel, şöyle konuştu:
"Siyaset, sözle yapılır. Ben CHP'deyken kesin karar vermiştim. Benim görevim doğru adayı belirlemek demiştim. Halen daha da en doğru adayı belirleme noktasındayım. İş seçim kazanmak. Seçim kazanmak için sorumluluk almak da kıymetli bir iştir, fedakarlık etmek de kıymetli bir iştir. Biz bu beş yılı niye yaşıyoruz. Fedakarlık etmek ve görevinin gereğini yapmak yerine kazanmayacağın bir seçime sorumluluk almaya kalkanlar yüzünden yaşıyoruz. O gün Mansur Bey aday olsaydı cumhurbaşkanıydı, Ekrem Bey aday olsaydı cumhurbaşkanıydı. Memleket bu halde değildi. Benim hedefim, 31 Mart akşamı olduğu gibi teyzemin parasıyla edindiğimiz otobüsü parti önüne çekip toplananlara, 'Bu seçimi cumhurbaşkanı adayımız kazandı ama esas millet kazandı. Bu seçimin galibi Yeni Parti değil, Türkiye'dir. Yarından itibaren ötekisi olmayan bir Türkiye'yi kuruyoruz' demektir."
"Vatandaşın gönlünde büyürsen büyürsün. Aydın'ı Afyon'u AK Parti almış mı oldu. Milletin duygusunu okumak siyasetçinin birinci görevi. Bu iş bir kişisel ahlak meselesi" diyen Özel, şöyle devam etti:
"Yerel seçimlerde ittifak için İYİ Parti'ye gittik. İYİ Parti'yle ittifak yapmak istedik. Dedim ki, 'İki üç firmayla anlaşalım, gücümüz nispetinde maliyeti paylaşalım, kim öndeyse belediye başkan adayı o partiden olsun, belediye meclisini de oy oranlarımız oranında adil bölüşelim' diye önerdim. Bu öneri GİK'ten geçmedi. Adil bir ittifak kimseyi rencide de etmez, ileride mahcup da etmez. Adil olmayan, işte 20'şer milletvekili verelim siz de bizim Cumhurbaşkanı adaylığımızı destekleyelim dediğinizde başka bir şey ortaya çıkıyor. Partisinin ittifak kurma kapasitesiyle aday gösterilmiş insanlara çok haksız saldırılar oluyor.
AK Parti'ye geçenler kul hakkı yediler, yanlış işler yaptılar. Yaptıkları paylaşımı yoruma kapatıyorlar. Allah hiçbir siyasetçiyi onların düştüğü duruma düşürmesin. Örgütümüzün hakkını yediler. İnsan içine çıkamayacak duruma geldiler şehirlerinde. Kimi tehdide teslim oldu. Bu partinin onca yıllık emeğini AK Parti'ye satana hakkım helal değildir.
"Programımızdaki birincil mesele, sanayide yeni bir kalkınma hamlesi"
Menderes'te ve Etimesgut'ta yaşananlar butlan yönetimine suçüstü halidir. Bizim dönemimizde kazanılmış iki ilçeden bir tanesini AK Parti'ye verip diğerini butlanda tutmaya çalışan bir anlayış. İçimden geçenleri söylesem yeni polemikler başlar. Ben onları geride bıraktım. O köhne siyaseti, o ilkesiz siyaseti geride bıraktım, ondan bir şey söylemiyorum.
Bizim programımızdaki birincil mesele, sanayide yeni bir kalkınma hamlesi. Tabii bunun dört önemli değişimi yönetmesi gerekiyor. Nitelikli istihdam dönüşümü sağlamak gerekiyor. Mor dönüşüm, yeşil dönüşüm ve dijital dönüşümü nasıl yapacağımızı programımızda yazdık. DPT'nin olmaması meselesi, iş dünyası ve muhalif siyasetçilerin bir konsensüsü noktasında. En çok duyduğum laf, 'Bizi bunlardan kurtar, artık bizi kurtarın'. Sokakta bu laf var."