Kısa Dalga - DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel’i Yeni Parti Genel Merkezi’nde ziyaret etti.
Ziyarette Hatimoğulları ve Bakırhan’a; DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli ve STK ve Siyasi Partilerle İlişkiler Komisyonundan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Özlem Gündüz eşlik etti. Yeni Parti Grup Başkanvekili Murat Emir ve Hukuk, Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gizem Özcan, DEM Parti heyetini kapıda karşıladı. Görüşmede Özel’e ise Emir ve Özcan’ın yanı sıra partinin ekonomi kurmayı Selin Sayek Böke eşlik etti. Basına kapalı gerçekleşen görüşme 1,5 saati aşkın sürdü.
"İlk günkü tutumumuzu son ana kadar değiştirmedik"
Görüşmenin ardından üç lider ortak basın açıklaması düzenledi. Özel, şunları söyledi:
“Bir ülkede demokrasinin var olması, muhalefetin özgür olmasına, hem toplumsal muhalefetin hem siyasi muhalefetin rahat şekilde görevini yapmasıyla ölçülüyor. Bu konuda iki görev var. Biri iktidara düşen görev. Türkiye'deki iktidarın bu konuda herhangi bir katkısı ya da bir özeni olmadığı açık. Hem toplumsal muhalefeti susturabilmek hem siyasi muhalefeti baskı altına alabilmek için ellerindeki bütün imkanları fazlasıyla kullanıyorlar. Muhalefete düşense birbiriyle diyaloğu, bazı konularda farklı da düşünse siyasi yelpazelerin başka taraflarında da olsa birbirleriyle olan diyaloğu sağlıklı ve düzenli şekilde sürdürmektir. Yeni Parti olarak hep bunu savunuyoruz. Muhalefetin diyalog içinde olduğu bir düzlemde ülkenin temel meselelerinin birlikte göğüslenebildiği ve kaybedeninin olmayacağı kazanımların ülkeye kazandırılması önemlidir.
Bu anlamda Türkiye'deki barış süreci, terörün sona ermesi, silahların bırakılması, çatışmaların bir daha geri gelmemek üzere son bulmasında bu topraklar üzerinde yaşayan hiç kimsenin zararı yoktur. Buradan herkes faydalı çıkar. Hem ülke yeni acıları yaşamaz hem de bundan sonra silahlanmaya, savunma harcamalarına, terörle mücadeleye değil kalkınmaya bütçe ayrılır. Ülkenin geleceğine yatırım yapılır. Ülkede yaşayan herkesin tüm farklılıklarıyla kardeşçe yaşayabileceği huzurlu bir ortam için önemlidir. Biz bu noktada tarihin doğru tarafında yer almak gerekir dediğimiz ilk günkü tutumumuzu son ana kadar değiştirmedik ve bu durumumuzu tekrar teyit ediyoruz."
"Kendi attıkları imzaya dahi sahip çıkmayan bir iktidar ile karşı karşıyayız"
Her gün gazetecilere operasyon yapıldığını belirten Özel, şöyle devam etti:
"İktidar partisinin sözcüsünün talimatıyla iki gazeteci hapse, iki gazeteci ev hapsine gidiyor. Bütün akademisyenlerin, gazetecilerin; muhalefet eden kim varsa hem de düşünce özgürlüğü sınırlarının içinde, kimseye hiçbir söz söylemeyen paylaşımları bile saatler içinde erişim engeline tabi tutuluyor. Bugün bir kamera, bir muhabir eksik burada. Muhalefete en çok alan açan Halk TV'de bant yayın yapılıyor. Muhalefetin seçilmiş tüm renklerine alan açan, meşruiyetini kendi üyesinden, kendi seçmeninden alan muhalefetin tüm aktörlerine alan açan Halk TV susturulmuş durumda. Bu toplantının kamuoyuna ne kadar yayılacağına ilişkin geçen haftaya göre çok daha dezavantajlı durumdayız. Biz muhalefet partilerinin genel başkanları, eş genel başkanları olarak itirazlarımızı söylüyoruz. Yani burada bir iktidar bloğunun bir samimiyet sorgulaması geçiriyor olması toplum nezdinde, bir güven bunalımının yaşanıyor olması iktidara karşı tesadüfi meseleler değil. Bir yanda yönetme kabiliyetini yitirmiş, ülkeyi fon vurguncularına soydurmuş beceriksizlikler ya da kötü niyet dururken diğer yanda kendi attıkları imzaya dahi sahip çıkmayan, demokratikleşme adımlarını atmayan, aksine raporun yazıldığı güne göre bile çok daha geride bir Türkiye'yi taşıyan bir iktidar ile karşı karşıyayız.
Sayın Eş Genel Başkanların sivil toplum örgütleriyle, sendikalarla, diğer siyasi partilerle de görüşmeler yapacak olmaları ve toplumun, muhalefetin siyaset içi ve dışında bulunan tüm yapılarıyla temas halinde olacak olmalarını büyük memnuniyetle dinledik. Biz de bu tip diyalog kanallarının sürekli açık tutmaya ve muhalefetin tüm bileşenleriyle birlikte olmaya, birlikte çalışmaya, birlikte mücadele etmeye devam edeceğiz."
"Mehmet Uçum Meclis’in iradesini ipotek altına alan ve ‘Bu tarih kesinleşti’ dediği taahhüdü kimden almış?"
Özel, erken seçime ilişkin soruya şu yanıtı verdi:
“AK Parti'nin 280 milletvekili var. MHP'ninkini ilave ettiğinizde erken seçim kararı alınabilmesi için 40’a yakın milletvekilinin desteği gerekiyor. Ben diyorum ki ‘Bizimle böyle bir şey konuşulmadı, konuşulması da mümkün değil.’ Zaten biz seçimlerin birkaç hafta ya da bir ay öne alınmasını erken seçim değil, Anayasa’nın seçimlerin öne alınması maddesinin arkasından dolaşmak, Anayasa’ya karşı muvazaalı bir işlem yapmak olarak görüyoruz. Biz bu tartışmaya kapalıyız. Bunun dışında iki grup kalıyor bu sayıya erişebilecek. Sayın Eş Genel Başkan da diyor ‘Bizim böyle bir görüşmemiz, konuşmamız yok.’ Sayın Mehmet Uçum o zaman Meclis’in iradesini ipotek altına alan ve ‘Bu tarih kesinleşti’ dediği taahhüdü kimden almış, onu bir açıklasın. Ben ‘Seçilmemiş bir Genel Başkan’a gazeteci olarak gidin, bu soruyu sorun’ diyemeyeceğim size. Ama orada bir grup daha kalıyor ortada. Mehmet Uçum’un söylediği grup, butlanla müdahale ettikleri bir siyasi partinin kalan grubunu söylüyorsa o zaman o meseleyi ya Mehmet Uçum açıklasın ya da herkes kendi pozisyonunu doğru tarif etsin. Bu CHP’ye yapılan butlan girişiminin bir ürünü olarak oradan erken seçime bir destek taahhüdü aldıklarını söylüyorsa söylesinler, söylemiyorsa netleşsin. Çünkü bir başka partiye soracak durum yok. Üç ihtimal var burada. Zaten İYİ Parti’nin yaklaşımı ortada ve sayısı yeterli değil bu anlamda. İYİ Parti bir an için ‘Olur’ bile dese yine de üç gruptan birinin daha destek vermesi gerekiyor. Ne Yeni Yol grubu ne İYİ Parti grubu aranan desteği verebilecek milletvekili sayısına sahip değil. 91 milletvekili ile biz ‘Yokuz’ diyoruz. DEM Parti ‘Böyle bir konu görüşülmedi, böyle bir şey gündemimizde yok’ diyor. O zaman Mehmet Uçum butlanı mı ifade ediyor ya da Meclis üzerindeki bu tahakkümünü savunacak nasıl bir aritmetik kurmuş, ona bir bakmak lazım. Sorun, sarayda oturanların kendini Meclis’in üzerinde görmesi. Sorun, sarayda oturanların bütün kararların saraydan, tek elden verildiği ve bu kararların uygulanacağı kurşun askerlerin de Meclis’e dizildiği algısı. Biz o kurşun askerler içinde değiliz. Kimin olduğunu merak ediyoruz.”
Özel, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın adaylaşması konusunda görüşünüz nedir” sorusuna şu yanıtı verdi:
“Anayasa’da ‘son kez’ diyor. O yüzden sonsuz kez olması mümkün değil. İlkini Anayasa değişikliğinden önce kabul ediyorlar, o konuda karar da o yöndeydi. İki tane, bu keze ‘son kez’ dediği için bu kez olabileceğini savunuyorlar. Ama tutumumuz bu noktada net. Birkaç hafta ya da bir ay öne almayı da seçimin öne alma maddesinin suistimali görürüz. Erken seçim dediğin vatandaşın talep ettiği, bıçağın kemiğe dayandığı yerde, ülkeyi yönetemediğinin görüldüğü bugünlerde erken seçimdir. Sayın Genel Başkan’ın yanıtını ben de paylaşabilirim. Derlerse ki ‘Biz bu fon işini elimize yüzümüze bulaştırdık. Bu kadar açlık var, yokluk var, sefalet var. Gelin, 60 gün sonraya seçim koyalım’ diye şimdi söylerlerse ya da ‘Gelin, mart ayına seçim koyalım’ derlerse onu ben alır, kendi seçilmiş kurullarıma götürür, değerlendiririm. Ama son iki haftaya kadar kaç, ondan sonra erken seçim yap. Bizim bunlara kapalı olacağımızı, biz bundan iki buçuk yıl önce ilan etmiştik. ‘Bir-iki hafta, bir ay öne almaya biz erken seçim demeyeceğiz’ demiştik. O konuda kurullarımızın baştan alınmış kararı var.”
"Kimle netleştirdiklerini bilmiyoruz, kendilerine sormanız daha iyi olur"
Bakırhan, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum’un "Seçim tarihi büyük oranda netleşti" ve "Çözüm süreci değil geçiş süreci" açıklamalarına ilişkin soruya, "Parti başkanından bahsetmiyorsunuz, herhalde bir siyasi muhataptan da bahsetmiyorsunuz. Biz daha çok bu konuda Meclis'te grubu bulunan siyasi partiler, hükümetin bu konudaki değerlendirmelerine ancak yorum yapabiliriz" diye yanıt verdi.
Bunun üzerine gazeteci sorusunu "Erken seçime ilişkin ne söylersiniz" diye değiştirmesiyle Bakırhan, şu ifadelere yer verdi:
"Biz DEM Parti olarak tabii ki YENİ Parti gibi de birçok parti gibi de 7/24, sahada sokakta olan bir siyasi partiyiz yani sokak siyaseti yapan bir partiyiz. Bir seçim kararı alınır ve Meclis'te grubu bulunan partiler buna 'evet' derlerse en hazırlıklı partilerden biriyiz. Ama şu anda öyle bir gündemimiz yok. Kurullarımızda öyle bir tartışma da yürütmedik. Kimle netleştirdiklerini bilmiyoruz, kendilerine sormanız daha iyi olur. Teşekkürler. Dolayısıyla bizim muhatabımız siyasettir. Onun için bir siyasetçinin soruları olsaydı yanıt verirdik."
"Fon krizinde bürokrasiden isimler geliyor ama siyasetten isimler gelmiyor. Nasıl değerlendirirsiniz?" sorusuna Bakırhan, "Fonla ilgili fazla açıklama yaptık. Yarın grup toplantımızın en önemli başlıklarından birisi de bu olacak. Bu konuda tavrımız çok net. Ortada bilinmeyen bir durum yok. Yatıranda, alanda, çekende, haksız kazanç elde edenlerde açık ve net bir şekilde ortada duruyor. Helalleşmeyle olacak bir şey değil. Bu vurgununa izin veren, bulaşan, fakirin, fukaranın alın terini çalan, yolsuzluk yapan herkes açığa çıkarılmalı ve bence yargılanmalı. Helalleşmeyle sonuçlanacak bir vurgun değil. Türkiye Cumhuriyeti'nin en büyük vurgunundan bahsediyoruz" diye cevap verdi.
Bakırhan, "DEM Parti olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın adaylaşması konusundaki görüşünüz nedir?" sorusuna şöyle yanıt verdi:
"Türkiye'nin çok önemli gündemleri var. 'Yüzyılın vurgunu', yüzyıllık bir meselenin tartışıldığı, bir yol bulunmaya çalışıldığı bir meselesi var. Büyük bir ekonomik kriz var. Düşünün insanlar dışarıda barınamadığı için, karnını doyuramadığı için bilerek, isteyerek Cumhurbaşkanına hakaret edip kendisini içeri arttırıyor. O kadar çok, o kadar yoğun, o kadar büyük gündemlerimiz ve sorunlarımız var ki, bu seçim meselesi de biraz önce dediğim gibi gündeme gelirse kurullarımız var, parti organlarımız var. Orada tartışılır. Kendi partimizin bu konuda düşüncelerini kamuoyuyla paylaşırız."