RTÜK’ten yeni sansür eşiği: Şara eleştirisine “dış politikaya aykırılık” incelemesi

İç siyasette iktidarı eleştiren yayınları para cezaları ve ekran karartma yaptırımlarıyla baskı altına alan RTÜK, denetim alanını dış politikaya da genişletti. Kurul, Sözcü TV’de Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara hakkında kullanılan ifadeleri, “Türkiye’nin dış politika vizyonuyla bağdaşmadığı” gerekçesiyle incelemeye aldı. Oysa 6112 sayılı Kanun’da yayınların iktidarın dış politikasına uygun olması gerektiğine ilişkin bir hüküm bulunmuyor.

Kısa Dalga - Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), Sözcü TV’de Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara hakkında kullanılan ifadeler nedeniyle inceleme başlattı.

Sözcü TV’de yayımlanan “Haber Saati” programında gazeteci Serap Belovacıklı, Ahmed Şara’nın El Nusra ve Heyet Tahrir eş-Şam’daki (HTŞ) geçmişini hatırlatarak, bir dönem “terörist” olarak kabul edilen kişilere kravat takılmasının toplumdan otomatik olarak saygı görmelerini sağlamayacağını söyledi. Belovacıklı, Şara için “katil” ifadesini de kullandı.

RTÜK ise açıklamasında Şara’yı “komşumuz Suriye’nin meşru Devlet Başkanı” olarak tanımladı; yayındaki sözlerin “asılsız ithamlar” içerdiğini ileri sürdü. Kurul, ifadelerin iyi komşuluk ilişkilerine zarar verebileceğini ve “Türkiye Cumhuriyeti’nin dış politika vizyonu, temel ilkeleri ve diplomatik doktriniyle bağdaşmadığını” savundu.

Kanunda “dış politikaya uyum” ilkesi yok

RTÜK, incelemenin 6112 sayılı Kanun’un “ilgili yayın hizmeti ilkeleri” kapsamında yürütüldüğünü bildirdi ancak hangi hükmün ihlal edildiğini açıklamadı.

Kanunun 8’inci maddesinde yayınların doğruluk ve tarafsızlık ilkelerine uyması, iftira içermemesi, toplumu kin ve düşmanlığa yöneltmemesi gibi hükümler bulunuyor. Buna karşılık yayınların hükümetin dış politika vizyonuna, diplomatik tercihlerine veya başka bir devletin yöneticileri hakkındaki tutumuna uygun olması gerektiğine ilişkin herhangi bir yayın ilkesi yer almıyor

RTÜK’ün “dış politika vizyonu” gerekçesi, böylece kanunda tanımlanmayan yeni ve siyasi bir denetim ölçütü olarak ortaya çıktı. Kurulun yaklaşımına göre bir yayın, yalnızca yasaya uygunluk açısından değil, iktidarın güncel dış politika çizgisiyle uyumu bakımından da denetlenebilecek.

Şara’nın El Nusra ve HTŞ geçmişi biliniyor

RTÜK’ün yayındaki ifadeleri bütünüyle “asılsız” olarak nitelendirmesi de Şara’nın kamuoyunca bilinen geçmişini görmezden geliyor.

Ebu Muhammed el-Colani adıyla tanınan Şara, El Kaide’nin Suriye kolu olarak kurulan El Nusra Cephesi’nin ve daha sonra HTŞ adını alan örgütün liderliğini yaptı. HTŞ’nin El Kaide ile bağlarını kestiğini açıklamasından ve Şara’nın Suriye yönetiminin başına geçmesinden sonra Batılı ülkeler örgüt ve Şara hakkındaki yaptırım kararlarını kaldırmaya başladı. ABD de Temmuz 2025’te HTŞ’yi yabancı terör örgütleri listesinden çıkardı.

Dolayısıyla yayındaki “katil” nitelemesinin eleştiri sınırları içinde kalıp kalmadığı ayrıca tartışılabilecek olsa da Şara’nın El Nusra ve HTŞ geçmişi bir iddia değil, kayıt altındaki tarihsel bir olgu.

İç politika cezalarından dış politika bekçiliğine

RTÜK, uzun süredir özellikle iktidarı eleştiren televizyon kanallarına yönelik para cezası, program durdurma ve ekran karartma kararlarıyla gündeme geliyor.

Kurul, 2025 yılında Sözcü TV’ye “Türkiye Müslüman bir ülke değildir” sözleri, TELE1’e ise CHP lideri Özgür Özel’in Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik “cunta başkanı” ifadesini yayımladığı gerekçesiyle yaptırım uyguladı. Halk TV ve Sözcü TV hakkında verilen 10 günlük ekran karartma kararları, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti tarafından basın ve ifade özgürlüğüne ağır bir darbe olarak nitelendirildi.

Şara hakkındaki son inceleme ise RTÜK’ün rolünde yeni bir eşiğe işaret ediyor. Kurul, artık yalnızca Türkiye’deki iktidar aktörlerine yönelik eleştirileri değil, iktidarın yakın ilişki kurduğu yabancı devlet yöneticileri hakkındaki sözleri de denetim konusu yapıyor.

Böylece yayıncılık mevzuatını uygulamakla görevli bir düzenleyici kurum, hükümetin dış politika tercihlerinin ve diplomatik ilişkilerinin bekçiliğine soyunuyor. RTÜK’ün açıklamasının gündeme getirdiği soru açık: Televizyonlar bundan sonra yalnızca kanunlara değil, iktidarın değişebilen dış politika çizgisine de uygun yayın yapmak zorunda mı?

Gündem Haberleri