Sevilay Çelenk, Avrupa Konseyi’nde "Ailem Güvende" operasyonlarını anlattı: Önyargı ve nefreti pekiştirebilir

DEM Partili Sevilay Çelenk, AKPM Eşitlik Komitesi toplantısında, LGBTİ+’lara yönelik "Ailem Güvende" operasyonlarını gündeme getirdi. Çelenk, "LGBTİ+ kimliklerini ve hak savunuculuğunu suç, ahlaksızlık veya müstehcenlik çerçevesine oturtmak, LGBTİ+ bireylerin haklarına, haysiyetine ve varlığına yönelik toplumsal duyarlılığı zayıflatırken, önyargı ve nefreti pekiştirebilir" dedi.

Kısa Dalga - DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Sevilay Çelenk, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) Eşitlik Komitesi’nin Paris’te gerçekleştirilen toplantısında, Türkiye’de LGBTİ+ örgütlerine ve hak savunucularına yönelik gözaltı, tutuklama ve erişim engellerini gündeme getirdi.

Çelenk, Türkiye’de yaşananların yalnızca “endişe verici” olarak tanımlanamayacağını belirterek, “Ciddi manada yanlış bilgi ve kafa karışıklığının eşlik ettiği, son derece ciddi ve giderek daha da vahim bir duruma tanık oluyoruz” dedi.

Çelenk, şunları söyledi:

"12 Eylül gecesinden bu yana Türkiye, LGBTİ+ hakları savunucularını, aktivistlerini ve dernek yöneticilerini hedef alan ve giderek şiddetlenen bir baskı dalgasına tanık oluyor. Operasyonlar 15 ilde yaygınlaştı. Çok sayıda kişi gözaltına alındı ve tutuklandı. LGBTİ+ örgütleri de soruşturmaların hedefi haline geldi.

Sivil toplum kuruluşlarına sağlanan meşru Avrupa fonlarının, sanki dışarıdan desteklenen terörist faaliyetlerin ya da ‘yabancı müdahalenin’ kanıtıymış gibi gösterilmesinden de derin endişe duyuyoruz” dedi. Bu yaklaşımın Avrupa kurumlarını da doğrudan hedef alan bir boyutu bulunduğunu söyleyen Çelenk, “Bunun sadece Türkiye’deki bize yönelik bir saldırı olmadığını kabul etmeliyiz. Bu durum, Avrupa için ve bu meşru desteği sağlayan Avrupa kurumları ve kuruluşları için de doğrudan suçlayıcı bir boyut taşıyor. Bunun hepimize yönelik bir saldırı olduğu gerçeğini gözden kaçırmamalıyız."

“Baskı, tutuklamalar ve gözaltılarla sınırlı değil”

Yaşananların yalnızca gözaltı ve tutuklamalardan ibaret olmadığını vurgulayan Çelenk, şöyle konuştu:

“Bu baskı, tutuklamalar ve gözaltılarla sınırlı değil. Çok sayıda gazetecinin, kadın örgütlerinin, LGBTİ+ örgütlerinin ve insan hakları savunucularının internet sitelerine ve sosyal medya hesaplarına erişim engellendi. Bazen hesapların veya sitelerin tamamı, bazen de tek tek paylaşımlar ve içerikler.

Türkiye gibi muhafazakar bir toplumda, LGBTİ+ kimliklerini ve hak savunuculuğunu suç, ahlaksızlık veya müstehcenlik çerçevesine oturtmak, LGBTİ+ bireylerin haklarına, haysiyetine ve varlığına yönelik toplumsal duyarlılığı zayıflatırken, önyargı ve nefreti pekiştirebilir.

Yaşananlar, artık sadece ‘endişe verici’ olarak nitelendirilebilecek bir durumun çok ötesine geçmiştir. Gün geçtikçe otoriterliğin son derece kaygı verici bir yörüngesinde ilerleyen bir ülkede baskılar neticesinde kendimizi giderek daha fazla kapana kısılmış hissediyoruz. İşte bu nedenle uluslararası dayanışma, endişe beyanlarının ötesine geçmelidir ve burada yaşananların sadece bize değil, hepimize yönelik bir saldırı olduğu kabul edilmelidir."

Ne olmuştu?

“Ailem Güvende” adı altında LGBTİ+’lara yönelik operasyonlar ve sonrasında yapılan eylemlerde en az 231 kişi gözaltına alındı, en az 62 kişi tutuklandı.

Ankara’da Kaos GL ile bağlantılı 15 kişi gözaltına alınırken, aralarında yönetim ve denetim kurulu üyeleri ile gazeteci Tuğba Tekerek’in de bulunduğu 8 kişi tutuklandı. İstanbul’da 31 kişi gözaltına alındı, 2 kişi sağlık ve yaş gerekçesiyle serbest bırakıldı. Mersin’de 34 kişiden 26’sı, İzmir’de 20 kişiden 18’i, Aydın’da ise 6 kişiden 5’i tutuklandı.

Operasyonlara erişim engelleri de eşlik etti. 12 Eylül’den itibaren LGBTİ+ dernekleri, örgütleri ve aktivistlerinin sosyal medya hesapları erişime engellenirken, sonraki günlerde üniversitelerin LGBTİ+ toplulukları ile gazeteciler, kadın örgütleri, hak örgütleri ve çeşitli medya kuruluşlarına ait çok sayıda X ve Instagram hesabına da erişim engeli getirildi.

Gündem Haberleri