Kısa Dalga- Süleymancıların eski lideri ve eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’un 2016 yılında hayatını kaybetmesine ilişkin soruşturma aradan geçen yılların ardından yeni ifadeler ve incelemelerle yeniden gündemde.
Denizolgun’un ölümüne ilişkin dosyada, olay günü çiftlikte bulunan seyis Rıfat Kadirov ile Denizolgun’un özel doktoru Nurettin Demirkol’un ifadeleri ortaya çıktı. Kadirov, Denizolgun’u hayattayken son gören kişilerden biri olurken, ertesi gün cesedini bulan kişi oldu. Demirkol ise daha önce verdiği ifadeyle soruşturma kapsamında yeniden verdiği ifade arasında farklılık bulunan isimlerden biri olarak dosyaya girdi.
Seyis son gördüğü günü anlattı
Kadirov’un o dönem açılan ilk soruşturma kapsamında verdiği ifadeye göre Denizolgun, 6 Eylül 2016’da saat 15.00 sıralarında Beykoz’daki çiftliğe geldi. Hürriyet'te yer alan habere göre, yaklaşık iki saat atla dolaşan Denizolgun, saat 17.00 sıralarında tek başına evine girdi.
Kadirov, ertesi gün sabah saatlerinde Denizolgun’un şoförü Murat’ın çiftliğe geldiğini ve kendisine “Arif Bey nerede?” diye sorduğunu anlattı. Murat’ın bir süre çiftlikte kaldıktan sonra saat 13.00 sıralarında ayrıldığını belirten Kadirov, Denizolgun saat 17.00’ye kadar dışarı çıkmayınca Murat’ı aradığını söyledi.
Murat’ın kendisine eve gidip kontrol etmesini söylediğini aktaran Kadirov, kapıyı çaldığını ancak yanıt alamadığını, saat 19.00 sıralarında Murat’ın yeniden araması üzerine anahtarla eve girdiğini anlattı.
Kadirov ifadesinde şöyle dedi:
“İçeri girdim, ikinci kata çıktım. Arif Denizolgun’un koltukta hareketsiz yattığını gördüm. Korktum ve çıktım. Sonrasında nabzına baktık, ölmüştü. Sonrasında Hilmi Tuna diye seslendikleri bir yeğenleri geldi. Polis geldiğinde Hilmi Bey çiftlikteydi.”
Kadirov’un kaçak çalışma geçmişi
Soruşturma dosyasına yansıyan bilgilere göre 1992 doğumlu Rıfat Kadirov, Türkiye’ye ilk resmi girişini 6 Şubat 2013’te Atatürk Havalimanı’ndan yaptı. Aynı yıl 15 Kasım’da Türkiye’den çıktı. Daha sonra Türkiye’ye yasal olmayan yollarla yeniden girdiği ve Denizolgun’un çiftliğinde çalışmaya başladığı öne sürüldü.
Kadirov’un Türkiye’de kaçak durumda olduğunun soruşturma sürecinde ortaya çıkmasının ardından İstanbul Valiliği tarafından 19 Eylül 2016’da sınır dışı kararı verildi. Ancak bu kararın ne zaman uygulandığına ilişkin net bir bilgi bulunmadığı belirtildi.
Kadirov’un 2020 yılında Kayseri’de yeniden kayıtlara geçtiği, 25 Şubat 2020’de “idari gözlem” altına alındığı ve 23 Mart 2020’de gözetiminin sonlandırıldığı belirtildi.
Kayıtlara göre Kadirov, Türkiye’den son olarak 30 Ocak 2023’te İstanbul Havalimanı’ndan ayrıldı. Hakkında 30 Ocak 2028’e kadar Türkiye’ye giriş yasağı bulunuyor.
Doktorun olay gününe ilişkin beyanı değişti
Soruşturmanın bir diğer önemli ismi Denizolgun’un özel doktoru Nurettin Demirkol oldu.Daha önce tanık olarak dinlenen Demirkol’un ifadeleri ile 155 ihbar kayıtları, HTS verileri ve diğer tanık anlatımları arasında çelişkiler tespit edildiği belirtildi. Bu nedenle Demirkol hakkında “yalan tanıklık” suçundan soruşturma başlatıldı. Gözaltına alınan Demirkol daha sonra tutuklandı.
Demirkol, yeni ifadesinde önceki beyanındaki bazı noktaların neden farklı olduğunu olayın üzerinden uzun yıllar geçmesi ve yaşadığı stres nedeniyle hatırlamakta zorlandığını söyleyerek açıkladı.
“10 sene önceki olayları hatırlamam”
Demirkol, Sulh Ceza Hakimliği’ndeki ifadesinde kendisine yöneltilen “yalan tanıklık” suçlamasını kabul etmedi. Daha önce olay günü Kısıklı’da olduğunu söylediği belirtilen Demirkol, yeni ifadesinde ise 6 Eylül 2016’nın salı gününe denk geldiğini ve salı günleri Ümraniye’deki hastanede nöbet tuttuğunu söyledi. Demirkol şöyle konuştu:
“Yalan kelimesi beni üzüyor. Bu kadar yıldır halkıma hizmetlerim oldu. Vatanıma, milletime karşı hep hizmet etme amacıyla çalıştım. Ben 1 ay önce yatan hastamı hatırlamıyorum. Binlerce ölüm gördüm. Yüz binlerce hasta baktım. Doktor olarak biz bilgisayarımızdaki kayıtları tam olarak hatırlamayabiliriz. Hasta gelince kaydını açar bakarız. 10 sene önceki olayları hatırlamam, üzerimdeki bu stres ortamında yeterince doğruya ulaşabilmem çok imkân dahilinde değil. Savcı ifadem 3-4 saat sürdü. Psikolojik durum dışında bedenen rahat değildim ve sağlıklı düşünemem. 10 sene önceki hastayı bilgisayar yardımı olmadan net cevaplamam zor.”
“Ben gittiğimde maktul ölüydü”
Demirkol, Denizolgun’u gördüğünde ölümün yeni gerçekleşmediğini düşündüğünü de anlattı.
“Yalan beyanı kesinlikle kabul etmiyorum. Maktulün ağzında bir sızıntı vardı. Bu kan mıydı yoksa mideden gelen sıvı mıydı, bunu ben adli tıpçı olmadığım için ayırt edemem. Bunu sonradan gelen hekim doğrusu neyse ve otopsi yapılan yerdeki hekim ne dediyse onun dediği doğrudur. Hisar Hastanesi ile neden telefon görüşmesi yaptığımı hatırlamıyorum. Ben gittiğimde maktul ölüydü. Ölüm yeni değildi. Vücut şişmeye başlamıştı. Sertlik, katılık, ölüm morlukları gibi benim tam adını koymamın doğru olmadığı şeyler vardı.”
Demirkol, suçlamaları kabul etmediğini belirterek, Denizolgun’un yakınlarından Alihan Kuriş’i hastanede hasta olarak bir iki kez gördüğünü de söyledi.
Polise dört saat sonra haber verilmesi araştırıldı
Soruşturmadaki dikkat çeken başlıklardan biri de Denizolgun’un ölümünün ardından polise yapılan bildirim oldu. Savcılığın tespitlerine göre Denizolgun’un hayatını kaybettiğinin anlaşılmasının ardından önce yeğeni Hilmi Tuna Kuriş ile özel doktoru Nurettin Demirkol’a haber verildi. Polise ise yaklaşık dört saat sonra bilgi verildi.
Ne olmuştu?
Süleymancılar cemaati lideri Alihan Kuriş'e yönelik başlatılan soruşturma ve tutuklama kararı ardından Denizolgun’un ölümüne ilişkin şüpheler yeniden gündeme geldi. Ölüme ilişkin Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yeni bir inceleme süreci başlatıldı. Savcılık, gerçek ölüm nedeninin yeniden belirlenebilmesi amacıyla fethi kabir kararı aldı. 19 Ağustos’ta Denizolgun’un Karacaahmet Mezarlığı’ndaki kabri açıldı.
Başsavcıvekili, cumhuriyet savcısı, Adli Tıp Kurumu uzmanları ve olay yeri inceleme ekiplerinin katıldığı çalışmada mezardan alınan örnekler Adli Tıp Kurumu’na götürüldü. İncelemelerin ardından örnekler yeniden kabre konuldu.
Ölüm “şüpheli” olarak değerlendirildi
Başsavcılığın 26 Ağustos’ta yaptığı açıklamaya göre, Denizolgun’un yeniden yapılan otopsi incelemesinde “şüpheli ölüm” tespiti yapıldı. Açıklamada, aralarında Alihan Kuriş’in de bulunduğu şüpheliler hakkında “adam öldürme” suçundan soruşturmanın sürdüğü bildirildi. Mezardan alınan örnekler ile soruşturma kapsamında elde edilen diğer bilgi ve belgeler, rapor hazırlanması için Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulu’na gönderildi.