Kısa Dalga- Eski Ulaştırma Bakanı ve Süleymancıların eski lideri Arif Ahmet Denizolgun’un ölümüne ilişkin yıllar sonra yeniden soruşturma başlatıldı. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma kapsamında Denizolgun’un ölümünün ve ölümünün ardından gerçekleştirilen otopsi işlemlerinin şüpheli olduğuna ilişkin iddialar ve şikayetler üzerine feth-i kabir kararı alındı.
Karacaahmet Mezarlığı’nda gerçekleştirilen işlem sırasında polis ekipleri çevrede güvenlik önlemi aldı. Savcı ve olay yeri inceleme ekipleri de mezarlığa geldi. Mezarın açılmasının ardından Denizolgun’a ait kemikler çıkarılarak yeniden incelenmek üzere Adli Tıp Kurumu’na gönderildi.
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan açıklamada, soruşturmanın Denizolgun’un gerçek ölüm nedeninin belirlenmesi amacıyla yürütüldüğü belirtildi.
Başsavcılığın açıklamasında şu ifadelere yer verildi:
"Cumhuriyet Başsavcılığımızın 2026/8086 sırasına kayıtlı olan soruşturma dosyasında, 06/09/2016 tarihinde vefat eden Arif Ahmet Denizolgun'un ölümünün ve yapılan otopsi işlemlerinin şüpheli olduğuna ilişkin iddia ve şikayette bulunulduğu anlaşılmakla; CMK’nın ilgili hükümlerince maktulün gerçek ölüm sebebinin tespitine ilişkin yeniden inceleme yapılabilmesi amacıyla fethi kabir kararı alınmıştır. Kamuoyunun bilgisine saygıyla duyurulur."
İnceleme Adli Tıp’ta yapılacak
Feth-i kabir işleminin tamamlanmasının ardından çıkarılan kemikler Adli Tıp Kurumu’na sevk edildi. Burada yapılacak incelemelerin, Denizolgun’un ölümüne ilişkin daha önceki tespitlerle karşılaştırılması ve ölüm nedenine ilişkin yeni bulguların ortaya çıkarılması bekleniyor.
Başsavcılığın açıklamasına göre soruşturmanın temelini, Denizolgun’un ölümünün yanı sıra ölümünün ardından gerçekleştirilen otopsi işlemlerine yönelik şüphe ve iddialar oluşturuyor.
Denizolgun, resmi kayıtlara göre 6 Eylül 2016’da hayatını kaybetmişti. Ölümünün ardından farklı iddialar gündeme gelirken, ölüm şekline ilişkin tartışmalar yıllar boyunca devam etti.
Ne olmuştu?
Denizolgun’un ölümüne ilişkin soruşturmanın yeniden gündeme gelmesinde, yeğenleri Fatih Süleyman Denizolgun ve Mehmet Beyazıt Denizolgun’un yaptığı başvurular da etkili oldu.
Kuriş’in kuzeni olan eski AKP Milletvekili Fatih Süleyman Denizolgun, daha önce amcasının ölümüne ilişkin yaptığı açıklamada, "Amcama ihanet ettiler. Amcamın cinayetinden de sorumlu oldular" demişti.
Fatih Süleyman Denizolgun ile Mehmet Beyazıt Denizolgun’un, Arif Ahmet Denizolgun’un ölümüyle ilgili Alihan Kuriş hakkında Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunduğu açıklanmıştı.
Suç duyurusu kapsamında, Denizolgun’un ölümünden önce kayıp olduğu süre ile ölüm saati ve cesedinin bulunduğu koşullar arasında çelişkiler bulunduğu ileri sürüldü. Bu çelişkilerin planlı bir öldürme ihtimaline işaret ettiği iddiası da soruşturma dosyasına yansıdı.
Denizolgun’un hayatının son döneminde cemaatin finans sistemini yöneten bazı kişilerin FETÖ bağlantılarını tespit ettiği de öne sürüldü. İddiaya göre Denizolgun, bir toplantı sırasında söz konusu kişilere, “Siz bana ihanet ettiniz. Ben sizinle beraber değilim" dedi.
Öte yandan Denizolgun’un cesedine yaklaşık 36 saat sonra ulaşıldığı ve ölümünün kayıtlara “normal ölüm” olarak geçtiği iddiaları da daha önce gündeme gelmişti. Ölümüne ilişkin Adli Tıp raporunu hazırlayan heyette yer alan bazı doktorların daha sonraki süreçte “FETÖ”cü olduğunun tespit edildiği de öne sürülmüştü.
Denizolgun’un ölümünün hemen ardından Alihan Kuriş’in cemaatin yeni lideri olarak ilan edilmesi de tartışmaların bir başka başlığını oluşturdu.
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Denizolgun’un ölümüyle ilgili iki ayrı soruşturma yürüttüğü ve ölüm nedeninin yeniden incelenmesi amacıyla mezarın açılmasını talep ettiği öğrenildi.
Alihan Kuriş’in cemaatin başına geçmesi tartışılmıştı
Süleyman Hilmi Tunahan’ın torunlarından olan Alihan Kuriş, Arif Ahmet Denizolgun’un vefatının ardından cemaatin başına geçti.
Denizolgun’un cenazesi kaldırılmadan önce Kuriş’in yeni lider olarak ilan edildiği ileri sürülürken, bu süreçte Kuriş’in annesi ile cemaatin finans yönetiminde bulunan bazı isimlerin etkili olduğu da iddia edilmişti.
Denizolgun’un ölümüne ilişkin yeğenleri tarafından yapılan suç duyuruları ve ortaya atılan iddialar, yıllar sonra Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturmayla yeniden gündeme geldi.
FETÖ iddiaları da dosyada
Denizolgun’un ölümüne ilişkin şüpheleri daha önce Hürriyet yazarı Abdülkadir Selvi de gündeme getirmişti.
Selvi’nin yazısında, Denizolgun’un cemaat içerisindeki finans sistemini yöneten bazı kişilerin FETÖ bağlantılarını tespit ettiği ve bu nedenle söz konusu isimlerle karşı karşıya geldiğinin öne sürüldüğü belirtilmişti. Denizolgun’un bir toplantıda “Siz bana ihanet ettiniz. Ben sizinle beraber değilim" dediği iddiası da bu kapsamda aktarılmıştı.
Aynı yazıda, Denizolgun’un cesedine 36 saat sonra ulaşıldığı, ölümünün “normal ölüm” olarak kayıtlara geçtiği ve Adli Tıp raporunu hazırlayan heyette daha sonra FETÖ’cü olduğu tespit edilen doktorların bulunduğunun ifade edildiği belirtilmişti.
Denizolgun’un cenazesi kaldırılmadan önce Alihan Kuriş’in cemaatin yeni lideri olarak ilan edildiği, bu süreçte Kuriş’in annesi ile cemaatin finansını yöneten bazı kişilerin etkili olduğu da ileri sürülmüştü.
Süleymancılar kimdir?
Kamuoyunda “Süleymancılar” olarak bilinen yapı, mensupları tarafından daha çok “Süleymanlılar” veya “Süleyman Efendi’nin Talebeleri” olarak adlandırılıyor.
Yapının ilk lideri, Süleyman Hilmi Tunahan’dı. Süleymancılar, özellikle öğrenci yurtları ve Kur’an kursları üzerinden yürüttüğü eğitim faaliyetleriyle tanınıyor. Yapının gelir kaynaklarının ilk dönemlerde üye aidatları ve bağışlardan oluştuğu, ilerleyen yıllarda ise ticari faaliyetlerin genişlediği belirtiliyor.
Cemaatin eğitim ve yurt faaliyetlerinin yanı sıra gıda, sağlık, turizm, tekstil, inşaat ve gayrimenkul gibi farklı sektörlerde faaliyet gösteren ticari şirketlerinin de bulunduğu ifade ediliyor.