Usta sanatçı Kadir İnanır'a veda: Özlemini duyduğu barışı bir gün mutlaka getireceğiz

Türk sinemasının usta ismi Kadir İnanır için Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nde tören düzenlendi. Jülide Kural, "Bu dünyadayken ya da ayrılırken en büyük vasiyetidir memleketine; 'O büyük barışı mutlaka biz halklar kuracağız' der dünyanın en güzel gülümsemesiyle. Vasiyetin sorumluluğumuzdur, bir gün mutlaka sevgilim, mutlaka" dedi.

Kısa Dalga - Türk sinemasının usta ismi Kadir İnanır için Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nde tören düzenlendi. Törene hayat arkadaşı Jülide Kural, Perihan Savaş, Menderes Samancılar, Necmettin Çobanoğlu, Halil Ergün, Levent Özdilek, Nuri Alço, Bülent Emrah Parlak, Burak Deniz ve Birand Tunca katıldı. Siyasetçilerden ise; DEM Parti Eş Başkanları Tülay Hatimoğulları ile Tuncer Bakırhan, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, İBB Başkan Vekili Nuri Aslan, görevden alınan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, DEM Parti Milletvekilleri Pervin Buldan ile Mithat Sancar, SOL Parti PM Üyesi Alper Taş, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik ve eski CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu törende hazır bulundu. Barış Anneleri de töre için salonda yer aldı.

Kenan Evren gerilimi

Tören, Kadir İnanır'ın oynadığı filmlerden ve röportajlarından kesitler gösterildi. Salonda "Kadir İnanır ölümsüzdür" sloganı atıldı. Sinevizyonda Kenan Evren'in görüntüsü çıınca salondan yuh sesleri yükseldi. Bir katılımcı tepki göstererek "Yapmayın burası cenaze. Eski Genel Kurmay Başkanını yuhalayamazsınız" diye bağırdı. Bunun üzerine salondakiler tarafından yuhalanarak salondan çıkarıldı.

Özel ve İmamoğlu çelenkleri sahnede

Mahkeme kararıyla CHP Genel Başkanlığına atanan Kemal Kılıçdaroğlu'nun gönderdiği çelenk Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nin kapısında dururken, Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu'nun çelenkleri sahneye yerleştirildi.

Bakırhan: Barışı bir gün bu topraklara getireceğiz sözünü veriyoruz...

Törene katılan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “Büyük bir kayıp. Çok değerli bir insandı. Sadece bir sanatçı değildi, demokrattı ve bir devrimciydi" dedi. Bakırhan şunları söyledi: “Türkiye’nin başı sağolsun. Çok önemli bir sanatçıyı, çok önemli bir demokratı kaybettik. Bir kişi eksildik. Barışsever birisiydi. Sürekli hak ihlallerine uğrayan insanların yanındaydı. 80’lerde darbe karşıtıydı. Sonrasında işçilerin, emekçilerin hak arama mücadelesinin yanındaydı. 2013-2015 tarihlerinde Kürt meselesinin çözümü için başlayan süreçte akil insanlarda yer aldı. Sonrasında da Türkiye’de başta Kürt meselesi olmak üzere demokratikleşmeye kafa yordu, emek verdi. Büyük bir kayıp. Çok değerli bir insandı. Sadece bir sanatçı değildi, demokrattı ve bir devrimciydi. Türkiye’nin, Karadeniz halkının, devrimcilerin, demokratların başı sağolsun. Onun özlemini duyduğu barışı inşallah bir gün bu topraklara getireceğiz sözünü veriyoruz."

Jülide Kural: Bir gün mutlaka sevgilim, mutlaka...

Kürsüye ilk olarak Kadir İnanır'ın hayat arkadaşı Jülide Kural çıktı ve şunları söyledi: "Kadir İnanır bir bakışıyla o seyircisinin yıllarca sürecek olan unutulmazıdır. Ve herkesin aslında abisidir, dayısıdır, sevgilisidir, oğludur, babasıdır. Aslında o, halktır. Anadolu'dur ve bütün halkların dostudur. O yüzden de Rum'dur, Türk'tür, Ermeni'dir, Çerkez'dir, Boşnak'tır, Arap'tır ve tabii Kürt'tür.

Bu dünyadayken ya da ayrılırken en büyük vasiyetidir memleketine; 'O büyük barışı mutlaka biz halklar kuracağız' der dünyanın en güzel gülümsemesiyle. Vasiyetin sorumluluğumuzdur, bir gün mutlaka sevgilim, mutlaka."

'Bir gün ölürsem...'

İnanır'ın yeğeni Levent İnanır ise dayısının yıllar önce verdiği bir röportajda, "Ben bir gün ölürsem, Türkiye'deki bütün evlerden cenaze kalkacak" dediğini aktararak, şunları kaydetti:

"Yine onun kendi söylemi, 'Benim bedenim gider ama yaptığım filmler yıllar sonra keyifle izlenecek' derdi. Keyifle izlenmenin altı şöyle çizilebilir, bütün filmler nitelikli, sosyal yaralara parmak basan, kahramanları içimizden seçen, nitelikli ve kendi oynadığı kadar senaryolarına da dokunduğu işlerdi. O yüzden hepinizde izler bırakacak. Biz de o izlerle yaşamımıza devam edeceğiz. O yüzden ben onunla vedalaşmıyorum. O içimizde yaşayacak, yaşıyor."

Anma programı, törene katılanların usta sanatçının tabutunun önünden gerçekleştirdiği veda ve saygı geçişiyle sona erdi.

Fatsa’dan Yeşilçam’a uzanan yolculuk

15 Nisan 1949’da Ordu’nun Fatsa ilçesinde doğan Kadir İnanır, çocukluk yıllarından itibaren sahneye ilgi duydu. Haydarpaşa Lisesi’nin ardından Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo-Televizyon Bölümü’nde eğitim aldı. Foto-romanlarla başlayan sanat yolculuğu kısa sürede sinemaya taşındı; ilk filmlerinden sonra Yeşilçam’ın aranan başrol oyuncularından biri oldu.

Toplumsal belleğin oyuncusu


İnanır, yarım yüzyılı aşan kariyerinde yaklaşık 180’i aşkın filmde ve çok sayıda televizyon yapımında rol aldı. Sert bakışı, bıyığı ve “haksızlığa boyun eğmeyen” erkek karakterleriyle hafızalara kazınsa da, onu kalıcı yapan yalnızca yıldız karizması değildi; aşkı, emeği, yoksulluğu, gurbeti, sınıfsal adaletsizliği ve Anadolu insanının kırılgan onurunu aynı perdede taşıyabilmesiydi. İstanbul Film Festivali’nin onur ödülü metninde de vurgulandığı gibi, kariyerinin özellikle 1980 sonrası hattında toplumsal içerikli ve politik damarı güçlü filmler öne çıktı.

Selvi Boylum Al Yazmalım'dan Tatar Ramazan'a


Kadir İnanır denince ilk akla gelen filmler arasında Selvi Boylum Al Yazmalım, Dila Hanım, Bodrum Hakimi, Ah Güzel İstanbul, Kırık Bir Aşk Hikâyesi, Bir Yudum Sevgi, Yılanların Öcü, Katırcılar, Medcezir Manzaraları, Tatar Ramazan, Komser Şekspir, Gönderilmemiş Mektuplar, Elveda Katya ve Kapı yer aldı. Türkan Şoray’la birlikte oynadığı Selvi Boylum Al Yazmalım, Cengiz Aytmatov’un eserinden uyarlanarak Türk sinemasının klasikleri arasına girdi.

Ödüllerle taçlanan bir kariyer


İnanır, kariyeri boyunca çok sayıda ödüle layık görüldü. Utanç filmiyle 1973 Adana Altın Koza Film Festivali’nde En İyi Erkek Oyuncu, Yılanların Öcü ile 1986 Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde En İyi Erkek Oyuncu, Medcezir Manzaraları ile 1990 Ankara Film Festivali’nde En İyi Erkek Oyuncu ödülünü aldı. 2000 yılında Altın Portakal Yaşam Boyu Onur Ödülü’ne değer görüldü; ödülü daha sonra festival töreninde kendisine sunuldu.

Usta sanatçıya 2007’de SİYAD Onur Ödülü, 2010’da İstanbul Film Festivali Sinema Onur Ödülü, Ankara Film Festivali tarafından da Aziz Nesin Emek Ödülü verildi. 2020’de ise Diyarbakır Tabip Odası’nın Barış, Dostluk ve Demokrasi Ödülü’ne Barış Anneleri ile birlikte layık görüldü.

Gündem Haberleri