Kısa Dalga - PKK lideri Abdullah Öcalan, 27 Şubat 2025’te yaptığı çağrıda PKK’ya kongresini toplama ve örgütün feshedildiğini duyurma çağrısı yapmıştı. Fesih kararı ve sembolik silah yakma töreninin ardından TBMM’de “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu” kurulmuş, komisyonun hazırladığı rapor kamuoyuna yansımıştı.
Raporun tamamlanmasının ardından TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş siyasi parti ziyaretlerine başladı. Kurtulmuş, dün Milliyetçi Hareket Partisi (MHP), Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ve Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) gruplarını ziyaret etti.
Öcalan’ın 27 Şubat Cuma günü iletmesi beklenen mesajının, DEM Parti Eş Genel Başkanları ve İmralı Heyeti tarafından kamuoyuna açıklanacağı ifade ediliyor.
NTV muhabiri Uğraş Bingöl’ün haberine göre, mesajda “Birinci aşama tamamlandı, ikinci aşama başladı” vurgusunun yer alabileceği iddia edildi.
Pratik adımlar bekleniyor
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, yerine kayyım atanan Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk için üç kez göreve iade edilmesi çağrısı yaptı. 24 Saat'ten Nergis Demirkaya'nın sorularını yanıtlayan Ahmet Türk, "Bahçeli'nin değerlendirmeleri bizim için çok önemli. Türkiye'nin gerçekten barışı için, kardeşliği için bu kayyım siyasetinden vazgeçmesi gerekiyor. Barışın kardeşliğin oluşabilmesi için karşılıklı adımların atılması gerekiyor. Bir taraf önemli adımlar attı diğer tarafta somut adımların atılması için halkın beklentisi var" dedi.
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, yasal adımlar atılmadan önce pratik anlamda bazı adımların atılabileceğini, bu adımları Ramazan ayı sonrasına bırakmamak gerektiğini söyledi.
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları da hazırlanan rapordan hareketle Meclis'in acilen elini taşın altına koyması gerektiğini vurgulayarak, şu ifadeleri kullandı:
"Bu kapsamda tek bir yasal değişikliğe gerek olmayan önerilerin hayata geçmesi için beklemeye gerek yok. Raporda yer alan 'AİHM ve AYM kararları uygulansın' vurgusu için yargı erkinin beklemesini gerektiren hiçbir şey yok. AİHM ve AYM kararlarını hayata geçirmek için bir yasal düzenlemeye gerek yok, beklemeye gerek yok. Mesela Demirtaş, Yüksekdağ, Kavala, Can Atalay neden hala içeride? Kayyımlar neden hala belediye başkanlarının ve belediye eş başkanlarının koltuklarında oturuyor. İmamoğlu ve diğerleri neden hala tutuklu yargılanıyor? Ayrıca Sayın Kurtulmuş'un ve diğer iktidar temsilcilerinin işaret ettiği bayram sonrasını beklemenin bir manası yoktur. İnfaz kanunu, çerçeve kanun, demokratikleşme kanununu bu ay çıkaralım."
Yasal düzenleme hazırlığı: “Kod Kanun” iddiası
Yeni Şafak’ın haberine göre, Meclis’te “Kod Kanun” olarak anılan kapsamlı bir yasal düzenleme üzerinde çalışılıyor. Düzenlemenin, terörle mücadele kapsamında uygulanan ceza hukukuna yeni bir çerçeve getirmesi öngörülüyor.
Haberde, özellikle “örgüt üyeliği” ve “iltisak” kavramlarının yeniden tanımlanacağı belirtiliyor. İlk etapta, suça karışmamış örgüt üyelerine yönelik etkin pişmanlık hükümlerinin yeniden düzenlenmesi planlanıyor. Örgütün fesih açıklamasının ardından, örgütle bağlantısı bulunan ancak herhangi bir suça karışmamış kişilerin bireysel irade beyanında bulunmasının isteneceği ifade ediliyor.
Düzenlemenin, silahlı eyleme katılmış, şiddet suçu işlemiş ya da ağır cezalık fiillerde bulunmuş kişileri kapsamayacağı kaydediliyor.
Bahçeli’den “statü” sorusu
Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, 27 Şubat 2025 tarihli çağrının “Terörsüz Türkiye” hedefi açısından önemli olduğunu belirtti. Bahçeli, çağrının yalnızca PKK’yı değil KCK yapılanmasını da bağladığını ifade ederek, örgütün üst yapılanmasının da feshedilmesi gerektiğini söyledi.
Bahçeli, sürecin devamında Öcalan’ın statüsünün nasıl ele alınacağı sorusunu gündeme taşıdı ve “İmralı’nın statü açığı nasıl kapatılacaktır?” ifadesini kullandı.
Hatimoğulları'ndan "yasal çerçeve" vurgusu
Tülay Hatimoğulları ise Bahçeli’nin açıklamalarına yanıtında, Öcalan’a ilişkin özel statü tartışmasının yasal zemine kavuşturulması gerektiğini söyledi. Hatimoğulları, sürecin sağlıklı ilerleyebilmesi için Öcalan’ın bulunduğu koşulların düzenlenmesi gerektiğini belirterek, bu konunun açık ve yasal bir çerçeveye oturtulmasının önemine işaret etti.
27 Şubat’ta açıklanacak mesajın içeriği, hem Meclis’te yürütülen temaslar hem de olası yasal düzenlemeler açısından sürecin yeni aşamasına dair ipuçları verecek. Ankara kulislerinde beklenti, mesajın yalnızca sembolik değil, somut yol haritası içeren bir çerçeve ortaya koyması yönünde.