İstanbul’da bebek acil hastalarını önceden anlaştıkları özel hastanelerin yenidoğan ünitelerine sevk ederek ölümlerine neden oldukları iddiasıyla yürütülen ve kamuoyunda “Yenidoğan Çetesi” olarak bilinen davanın 8. duruşmasında ikinci oturum tamamlandı.
Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada aralarında doktor ve sağlık çalışanlarının da bulunduğu 10’u tutuklu 63 sanık yargılanıyor.
Savcı tutuklu sanıkların tutukluluk halinin devamını istedi
Duruşmanın ilk oturumunda savcı, tutuklu sanıkların tutukluluk hâlinin devamı yönünde mütalaa verdi. Sanık avukatları ise soruşturma ve yargılama sürecinin 2 yıla yakın sürdüğünü ve cezaevinde olan sanıklar yönünden raporların en kısa sürede gelmesi talebinde bulundular. İkinci gün oturumunda mahkeme heyeti sanık ve avukatların savunmalarını alırken soruşturma savcısına sert eleştiriler yaptı.
Savcı Engin’e “Kurt bibloyla poz vererek kahraman ilan edildi” tepkisi
Doktor Dursun Eryılmaz'ın avukatı Nazan Işık, soruşturma evresinde gizlilik kararı olmasına karşın dosyanın basına sızdırılmasının bilinçli bir hamle olduğunu iddia etti. Avukat Nazan Işık soruşturma savcısı Yavuz Engin’e yönelik şöyle konuştu:
“İddianame henüz ortada yokken dosyaya giren deliller gizlilik kararı varken basına ifşa edildi. Sanık Fırat Sarı dün yaptığı savunmasında, 'Bu dosyada karanlık bir el var’ demişti. Bizce de bu dosyada bir el var.
Soruşturma evresinde iki savcı var. Bu iki savcıdan biri kahraman ilan edilen Yavuz Engin. Kurt bibloyla poz vererek kahraman ilan edildi. Ancak bir savcı siyasi bir simge ve dünya görüşünü açıktan belirten sembollerle poz veremez. Bir savcı olarak ne çekiçle ne de Ergenekon’daki Asena’yla poz verebilirsiniz. Bunların hepsi siyasi simgelerdir.
“Emanetteki materyaller bir gecede yok oldu”
“Dosyayı sızdırdı. Bu kişinin aynı zamanda görevine verilen adli emanetteki materyaller bir gece yok oldu. Bir görevindeki dosya sızdı, diğer görevindeki emanet yok oldu. Bu kişinin kahramanlığı kağıttan. Soruşturma evresinde yapılan işlemi açıklama suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal, masumiyet karinesi ve adil yargılanma hakkı yerle bir edildi. Bu savcı hakkında adliyeye karşı işlenen suçlara ilişkin yaptığımız suç duyurusuna karşı işlem yapılmalı.
Kanıtlanmamış iddialarla hastaneler kapatıldı. Binlerce personel işsiz kaldı. Çok yüksek zararlar çıkacaktır. Çıkacak tazminat türü devletin kasasından çıkacak. Yük halkın üzerinde kalacak.”
Fırat Sarı’nın avukatı: “Soruşturma savcısı neden 9 bebek ölümünü bekledi?”
Çete lideri olduğu iddia edilen Fırat Sarı’nın avukatı Aydın Mantar da yaptığı savunmada “Yenidoğan Çetesi” soruşturmasını başlatan Savcı Yavuz Engin’e yönelik sert eleştirilerde bulundu. Savcının makamında tehdit edilmesiyle ilgili Bakırköy 21. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davaya değinen Mantar, aralarında örgüt üyesi olduğu iddia edilen Gökhan Güler’in bulunduğu bazı sanıkların beraat etmeleri yönündeki karara vurgu yaptı.
13 sanığın yargılandığı Savcı Yavuz Engin’e ilişkin tehdit davasında örgüt yöneticisi olduğu öne sürülen Aylin Aslantatar’ın savcıyla arkadaş olduğunu ifade eden Mantar, mahkeme tutanaklarına geçen ifadeleri okudu. Ayrıca Aslantatar ile Savcı Engin arasında geçtiği belirtilen yazışmaları okuyan Mantar, özellikle 2023 yılına vurgu yaparak Yenidoğan soruşturmasındaki tarihlere değindi.
“Her şey planlıydı. Yan tarafta mahkeme görüldü. Bir gölge var, dedik, kalktı. O dosyanın buraya getirilmesini istiyoruz. Buraya getirilseydi, sağlık sistemini iyi hissedenler konuyu görecekti. Bu dosyada bakan değişti “diyen Mantar, “Soruşturma savcısı neden bir bebek ölümünden sonra başlamayıp 9 bebeğin ölümü sonrasında soruşturma açtı? Suçüstü varsa, 9 bebek neden öldü? Dosyanın açıldığı zaman burada durma kararı verebilirdiniz ama toplumsal infiale neden olurdu belki” dedi.
“Soruşturma savcısının yazdığı iddianamede eksiklikler, çelişkiler var”
Mantar, Savcı Engin ile görüşemediklerini anlatarak, “Soruşturma savcısının yazdığı iddianamede eksiklikler, çelişkiler var. Soruşturma savcısı ile o süreçte biz görüşemiyorken müsteşar olduğunu belirten kişiyle görüşebiliyor. Demek ki savcı beye gece iki buçukta Instagram’dan yazsaydım, görüşebilirdim” diye konuştu. “Korkunç bir çaba, beyhude bir çaba, bizim dosyadan hiçbir şey çıkmıyor” diyen Mantar, Savcı Engin'in tehdit edilmesiyle ilgili basına yansıyan videonun kesilerek yayınlandığını dile getirdi.
Kamu görevlilerinin televizyon programlarına katılmasına değinen Mantar, “Operasyondan birkaç gün önce ana akım bir medyada bir il müdürüyle bir buçuk saat röportaj neden yapılır? Suç duyurusu talebim var. Kime sorsanız bu iddianame medyaya verildi. Biri bu suçu işledi” ifadelerini kullandı. “Bugün müvekkilim Fırat Sarı hakkında Büyükçekmece Adliyesi’nde 76 soruşturma izni verilmiş. Bu dosya satranç tahtası gibi” diyen Mantar, Savcı Engin’in Instagram’dan Aslantatar’ın tutuklandığı güne kadar kendisini takip ettiğini, daha sonra arkadaşlıktan çıkardığını söyledi. Mantar özetle şöyle dedi:
“İddianamenin soruşturma gizliliği ihlal edildi. Bu bir suçtur. Soruşturma gizliyse neden basına servis edildi? Bunu kim verdi? Sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunulmasını istiyoruz. İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü’ndeki raporları yazan, hastaneye denetime gelen denetçilerin, Aylin Aslantarar’ın kamu tanığı olarak dinlenmesini talep ediyoruz. Sizin heyetinizin cesur kararınıza ihtiyacımız var. Bu garabetin ortadan kaldırılması için ev hapsi dahil tüm adli kontrollerin kabulüyle tahliye talebinde bulunuyoruz.”
“Sağlık sisteminde sorun var”
“Müvekkilin binde bir ölüm oranı vardır” diyen Mantar, Türkiye geneli bebek ölüm oranının daha fazla olduğunu söyledi. Yenidoğan yoğun bakımların en önemli personeli neontolog olduğunu anlatarak, ülke genelinde bu kişilerin sayısının az olduğunu dile getirdi. Yargılanan sanıklara yöneltilen suçlamalara dair geçmişte binlerce dosya olduğunu ve bunların “dolandırıcılık” kapsamına alınmadığını savundu. “Hastanede korkunç bir doluluk yok” diyen Mantar, özel hastanelerin doluluk oranlarına yönelik eksik bilgiler paylaşıldığını söyledi. Mantar, hastanelerde yaşananların sistem sorunu olduğunu ifade etti. Öte yandan tüm bebekler için otopsi yapılması talebinde de bulunuldu.
“Savcının yanlış iddianamesini evriltmeye çalışıyoruz”
Ambulans şöförü Gıyasettin Mert Özdemir’in avukatı, “Savcının yanlış iddianamesini evriltmeye çalışıyoruz. Havanda su dövüyoruz. Ne yargılanan kendini ifade diyor ne de yargılayan ‘belge ortada budur, açıkla’ diyebiliyor” ifadelerini kullandı.
“Müvekkilin durumu tutuklama halinden çıktı, cezalandırma haline geldi
Tutuklu sanıklardan Güney Hastanesi Başhekimi Ali Dirik’in avukatı Murat Mengü yaptığı savunmada yenidoğan yoğun bakımın şartlarının farklı olduğunu ve yoğun iş yükü bulunduğunu anlattı. Özel hastanelerde yetersiz doktor olduğu yönündeki tespitin Bakanlığın yönetmeliğinden ve mevzuatından kaynaklandığını söyledi. Özel hastanelerde sınırlı sayıda sağlık personelinin çalışabildiğini dile getirdi.
Yargıtay kararlarına değinen Mengü, başhekimlerin sorumluluğuna dair sınırlamaların olduğunu savundu. Mengü yaptığı savunmada şöyle dedi:
“Müvekkilin durumu tutuklama hâlinden çıkmış, cezalandırma hâline gelmiştir. Aileleri de geçimlerini sağlayamaz hale geldi. Birçoğu boşanma aşamasına gelerek aile düzeni bozulmuştur. Müvekkilin tahliyesini talep ediyoruz.”
Raporlar bekleniyor
Davada mahkeme heyetinin 7. duruşmada Adli Tıp Kurumu (ATK) tarafından hazırlanan raporlar arasında çelişkiler bulunduğu gerekçesiyle ATK Üst Kurulu’ndan her bir bebek için istediği rapor ile Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) zararına ilişkin rapor henüz mahkemeye ulaşmadı.
Duruşmaya yarın saat 10:00'da devam edilecek.