GÜLSEVEN ÖZKAN
Türkiye’de birçok kadın için şiddet tehdidi hâlâ günlük hayatın parçası. Ankara’da öldürülen Müesser Becerir’in hikâyesi de bunun en çarpıcı örneklerinden biri...
4 Eylül 2025 akşamı Ankara’nın Keçiören ilçesinde 42 yaşındaki Müesser Becerir işten eve dönüyordu. Boşanma aşamasında olduğu eşi 53 yaşındaki Hüseyin Ünal evinin yakınında bekliyordu. Fail, Müesser Becerir eve girmeye çalıştığı sırada pompalı tüfekle öldürüldü. İki çocuk annesi kadın olay yerinde hayatını kaybetti. Oysa hakkında uzaklaştırma kararı vardı. Cinayet ardından fail gözaltına alındı ve tutuklandı.
Ancak Müesser Becerir’in ölümü yalnızca bir cinayet, aile içi şiddet vakası değil. Çünkü Müesser Becerir daha önce defalarca tehdit edilmişti...
Müesser Becerir’in hikayesi şiddet başvurularının nasıl takip edilmediğini, koruma kararlarının nasıl kağıt üzerinde kaldığını ve devlet mekanizmalarının kadınları nasıl koruyamadığını gösteren çarpıcı bir örnek olarak öne çıkıyor...
Müesser Becerir’in yaşam mücadelesi ve onu koruyamayan sistem
42 yaşındaki Müesser Becerir iki çocuk annesiydi. Yaklaşık 2,5 yıldır eşinden boşanmak için mücadele ediyordu. Ailesinin anlatımına göre evlilik uzun süredir şiddet, psikolojik baskı ve ekonomik kontrolün gölgesindeydi. Annesi Semra Becerir kızının yaşadıklarını şöyle anlatıyor:
“Kızım bir türlü kocasının elinden kurtulamadı. Kocası çok cimriydi. Evine hiç destek olmazdı. Evlerine ben yiyecek götürürdüm. Kocasının 4 evi olmasına rağmen kızım geçinmek için bizden gizli temizliğe gidermiş.”
Müesser Becerir boşanmak istediğinde ise baskı daha da arttı. Annesinin sözlerine göre eşinin aşağılamaları günlük hayatın parçası haline gelmişti:
“Kızımın kilolu oluşuyla sürekli dalga geçerdi. Aşağılardı. Kızım da kilo vermeye başladı. Bu kez de ‘Beni aldattığın için kilo veriyorsun’ diye iftira attı.”
Çalışıp çocuklarına bakarken bile tehdit ediliyordu
Şiddetin yalnızca fiziksel olmadığı bu süreçte, Müesser Becerir ekonomik olarak da yalnız bırakılmıştı. Geçinebilmek için garsonluk yapıyor ve çift işte çalışıyordu.
Ailenin anlatımına göre Müesser Becerir defalarca tehdit edildi. Bu tehditler yalnızca sözde kalmadı.
Cinayetten önce savcılığa başvuru yapıldı
Kuzeni Gamze Toker, cinayetten bir gün önce savcılığa başvurduklarını anlatıyor:
“Olaydan bir gün önce yine savcılığa suç duyurusunda bulunmuştuk. Kimse kurtaramadı kuzenimi. Kocası sürekli tehditler savuruyordu. Öldüreceğini söylüyordu.”
Fail hakkında uzaklaştırma kararı bulunuyordu. Ancak bu kararın ihlal edildiği, failin sık sık evin çevresinde görüldüğü belirtiliyordu. Anne Semra Becerir de cinayetten bir gün önce yaşananları, “Olaydan bir gün önce eşinin aracını evinin önünde görünce suç duyurusunda bulunduk. Sonra da bu olay oldu" sözleriyle anlatıyor.
“Korkmayacağım”
Cinayetten kısa süre önce Müesser Becerir bir hafta boyunca annesinin yanında kaldı. Ailesi geri dönmemesi için ısrar etti. Ama Müesser başka bir karar aldı. Annesi o konuşmayı şöyle anlatıyor:
“Bana korktuğunu söylüyordu. Ben de yanıma gelmesini söyledim. Bir hafta yanımızda kaldı. Kaldığı eve dönmemesini istedim. Ama ‘Ben korkak bir kadın olmayacağım’ dedi ve gitti.”
Bu sözler bir kadının şiddet karşısında geri çekilmemeye çalışmasının ifadesiydi, Müesser Becerir kendisine tehditler savuran eşine karşı yaşamak için mücadele ediyordu. Ancak devlet mekanizmaları onu koruyamadı.
İşten gelen eşini öldürmek için sokakta bekledi
4 Eylül 2025 akşamı Müesser Becerir işten eve döndü. Fail Hüseyin Ünal evin yakınında bekliyordu. Kuzeni Gamze Toker o anı, “Bir gün önceden planını yapmış zaten. Pusu kurmuş" sözleriyle anlatıyor. Müesser Becerir eve girmeye çalışırken tabancayla vuruldu ve hayatını kaybetti. Fail ise gözaltına alındı ve tutuklandı.
"Koruyamadılar onu”
Cenazede annesi Semra Becerir’in “Uzaklaştırma kararı aldırdı, koruyamadılar onu” şeklindeki sözleri Türkiye’de kadın cinayetlerinin arka planının özeti gibiydi. Babası Necati Becerir ise, “Hayatta en zor yetişen şey insandır. Kızım gitti artık yok" dedi.
Dava sürecinde neler yaşandı, kadın örgütleri ne diyor?
Cinayetin ardından hazırlanan iddianamede sanık hakkında "tasarlayarak öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edildi.10 Şubat 2026’da davanın ilk duruşması öncesinde kadın örgütleri Ankara Adliyesi önünde açıklama yaptı. Mağdur ailenin avukatı Çisel Demirkan şunları söyledi:
“Müesser Becerir boşanmak istediği için öldürüldü. Kendi hayatı hakkında karar almak istediği için öldürüldü. Kadınlar boşanmak istediklerinde korunmamakta, öldürüldüklerinde ise failler korunmaktadır.”
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu temsilcisi Eylül Başak Buluç ise, “Müesser, uzaklaştırma kararı olmasına rağmen korunmadı. Eğer kolluk görevini yerine getirseydi, katil Müesser’den uzaklaştırılabilseydi bugün hayatta olacaktı” ifadelerini kullandı.
Kadın örgütleri bu cinayetin yalnızca failin değil, kadınları koruyamayan sistemin sonucu olduğunu vurguladı.
”Müesser’in hikâyesi ve veriler neyi gösteriyor?
Alanda çalışan uzmanlara, kadın örgütlerine göre bu cinayet bir istisna değil. Kadın cinayetleri verileri, Müesser Becerir’in yaşadıklarının Türkiye’de yüzlerce kadının ortak hikâyesi olduğunu gösteriyor.
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun 2025 verilerine göre;
294 kadın erkekler tarafından öldürüldü, 297 kadın şüpheli şekilde ölü bulundu.
Bu kadınların 104’ü evli olduğu erkek tarafından, 32’si eski eşi tarafından, 203’ü aile içindeki erkekler tarafından öldürüldü.
Kadınların yüzde 61’i evlerinde öldürüldü.Cinayetlerin yüzde 57’si ateşli silahla işlendi.
Koruma kararı olan kadınlar da öldürülüyor
2025 verilerine göre 23 kadın koruma kararına rağmen öldürüldü. Uzmanlara göre, bu durum hukuki mekanizmaların var olmasına rağmen uygulamanın yetersiz kaldığını gösteriyor. Müesser Becerir’in öldürülmesi de bu tabloya eklendi.