Trump-Netanyahu gerilimi
ABD ile İran arasında geçen hafta sürpriz bir anlaşma imzalandı. Müzakere süreci belirsiz bir takvimle ilerlerken ve karşılıklı sert açıklamalar hatta saldırılar olurken iki ülke 14 maddelik mutabakat metnini imzaladı.
ABD ve İran arasında anlaşma olurken Washington ile Tel Aviv hattında ipleri germiş durumda.
Anlaşmadan sonra İsrail'in Lübnan'ın güneyine saldırılarını sürdürmesi ABD Başkanı Donald Trump'ın tepkisine neden oldu. Trump, Netanyahu'nun artık sorumlu davranması gerektiğini söylerken, "ABD olmasa İsrail olmazdı" dedi.
Netanyahu da, ABD Başkanı Trump ile zaman zaman ciddi görüş ayrılıkları yaşadıklarını kabul etti.
Aslında İsrail yönetimi, savaş sürecinde İran’daki dini rejimin zayıflayacağını ve bunun iç politikada büyük sonuçlar doğuracağını öngörüyordu. Ancak Trump, çatışmadan çıkış arayışına girip diplomasiye yöneldi. Böylece, iki müttefikin hedefleri birbirinden ayrıldı.
Gerilim sadece masada değil, sahada da kendini gösterdi. Sızan bilgilere göre Trump, telefon görüşmesinde İsrail’e Beyrut’u vurmaması yönünde açık bir uyarıda bulundu. Netanyahu ise bu saldırıyı sadece ertelemekle yetindi ve daha sonra Beyrut’un güneyini vurdu. .
◾ Netanyahu’nun büyük ikilemi
Bu diplomatik kriz İsrail’in içinde de geniş yankı buldu ve Netanyahu’yu çok zor bir dönemece soktu. İsrail iç siyasetinde de baskı her geçen dakika artıyor. Hem muhalefet hem de iktidar koalisyonundaki aşırı sağcı bakanlar anlaşmaya öfkeli.
BBC Türkçe'deki analize göre muhalefet bu durumu, "Ya en önemli müttefikimizle yıkıcı bir çatışmaya gireceğiz ya da çıkarlarımızı tamamen teslim edeceğiz" şeklinde özetliyor. İsrail muhalefeti Netanyahu'nun başarısız olduğunu söylerken, Netanyahu ise "hata yapmadım" derken yeniden aday olmakta da ısrarlı .. (BBC Türkçe - Lucy Williamson)
◾ G7 Zirvesi ve Ukrayna hamlesi
Ortadoğu’daki bu hareketlilik yaşanırken, dünyanın gözü bir yandan da Fransa ev sahipliğind düzenlenen G7 Liderler Zirvesi’ndeydi.
Liderlerin ana gündem maddesi Ukrayna savaşı oldu.
Zirvede Rusya için sert yaptırımlar uygulanması konusunda mutabakata varıldı.
Buna göre Rusya'nın "gölge filo" olarak adlandırılan tanker ağını hedef alan çok daha sert yaptırımlar gündeme gelebilir. Amaç ise Moskova üzerinde müzakere masasına oturması için baskı uygulamak.
Zirveden ayrıca Ukrayna’nın hava savunma sistemlerini güçlendirecek yeni askeri destek kararları da çıktı.
◾Zirvenin öbür yüzü: Açık mikrofonlar, gaflar ve sigara
G7 Zirvesi sadece ağır siyasi kararlarla değil, liderlerin açık mikrofonlara takılan sohbetleri ve gaflarıyla da gündemdeydi.
BAE Devlet Başkanı Muhammed bin Zayid Al Nahyan’a kısık sesle konuşunca, Trump "Bu kadar zengin olduğunuzda sesinizi yormanıza gerek yok" dedi.
Trump ile Kanada Başbakanı Carney'in "Çin menşeli elektrikli araçlar" sohbetini açık unutulan mikrofon sayesinde herkes dinledi.
Gündem olan anlarından biri ise Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un masada unuttuğu saati oldu. Trump, "Saati bana verin" deyince salondakiler güldü. .
İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’nin sigarayı bıraktığı ortaya çıktı. Geçmişte CumhurbaşkanıErdoğan'ın kendisine sigarayı bırakması yönündeki telkinlerine "Birini öldürürüm" yanıtını veren Meloni'nin, bu alışkanlığını bir ay önce bıraktığı belirtildi.
◾ İsveç’te radikal karar
Sosyal medya, yeni nesil çeteler ve çocuklar konusu sadece Türkiye değil birçok ülkenin gündeminde. Bu konuda hafta boyunca önemli ve ilginç haberler gündeme geldi.
İsveç, son yıllarda ülkenin en büyük sorunlarından biri haline gelen çetelere karşı radikal bir yasal düzenlemeye hazırlanıyor.
Hükümet, özellikle ağır suçlarda cezai ehliyet yaşını 15’ten 13’e indirmeyi planlıyor.
Mevcut yasalara göre İsveç’te 15 yaşın altındaki çocuklar cezai sorumluluk taşımıyordu. Ancak suç örgütlerinin 13 ve 14 yaşındaki çocukları tetikçi veya kurye olarak devşirmesi üzerine harekete geçildi.
Yeni plan kabul edilirse uygulama beş yıl boyunca denenecek ve sonrasından yeniden değerlendirilecek.
Bu adım, Avrupa’daki genel eğilimin aksine oldukça sert. Almanya ve İspanya gibi ülkelerde bu yaştaki çocuklara ceza yerine koruyucu ve eğitici tedbirler uygulanıyor.
Geçmişte Danimarka da benzer bir deneme yapmış, 2010 yılında cezai ehliyet yaşını 14’e indirmişti. Ancak bu önlem suç oranlarını düşürmediği gibi gençlerin kriminal çevrelerle bağını daha da kuvvetlendirdi. Bunun üzerine yasa iki yıl sonra geri çekilmişti.
◾ Ülkelerin ortak sorunu: Çocuklar ve sosyal medya
Çocukların korunması meselesi sadece sokaklarla sınırlı değil; dijital dünya da mercek altında.
İngiltere, çocukların ruh sağlığını korumak amacıyla 16 yaş altındakilere sosyal medya yasağı getirmeye hazırlanıyor.
2027 ilkbaharında yürürlüğe girmesi planlanan bu düzenleme; TikTok, Instagram, Facebook, X, Snapchat ve YouTube gibi dev platformları kapsayacak. WhatsApp ile YouTube Kids, Google Classroom ve Lego Play yasağın dışında tutulacak.
Düzenleme kamuoyunda destek ve eleştiriyle karşılandı. Bazı uzmanlar yasağın çocukları daha riskli dijital alanlara yönlendirebileceği uyarısında bulunuyor.
Benzer kısıtlamalar daha önce Avustralya’da hayata geçirilmişti; Fransa, Kanada ve Türkiye gibi ülkelerin gündeminde de benzer formüller var.
Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen ise konuya tartışmalı bir karşılaştırma yaparak dahil oldu. Frederiksen, teknoloji şirketlerinin gençleri bağımlı kılacak algoritmalar ürettiğini belirterek, "Küçük çocuklarım olsaydı, sosyal medyada vakit geçirmelerindense sigara içmelerini tercih ederdim" dedi.
◾ Yapay zekayla plasebo saati
Sosyal medyanın yanı sıra hayatımızın tam merkezine yerleşen yapay zekayla ilgili de bilim dünyasından çok çarpıcı bir uyarı geldi. Hepimiz zaman yapay zekayla sohbet edip derleşiyoruz. Ancak Stanford Üniversitesi ve Harvard Tıp Okulu’nun ortaklaşa yürüttüğü bir araştırma, yapay zekayla kurulan duygusal bağların insan beyninde "plasebo empatisi" yarattığını ortaya koydu.
Araştırmaya göre, kullanıcılar yapay zekânın gerçek duygulara sahip olmadığını bilse bile, beyin bu durumu ayırt etmekte zorlanıyor.
Yapay zekâ tarafından kullanılan anlayışlı ve destekleyici ifadeler, beyinde gerçek bir insanla iletişim kuruluyormuş gibi tepki oluşturuyor. Bu süreçte mutluluk ve bağlanma ile ilişkili hormonlar salgılanıyor.
İşte şimdi kötü haber geliyor. Bu durumun riskleri var. Yapay zekânın çatışmasız, kusursuz iletişim tarzına alışanlar, zamanla gerçek insan ilişkilerine karşı daha düşük tolerans geliştirebilir.
Peki yapay zekayı nasıl kullanmalı? Psikologlar, yapay zekânın bir “günlük tutma” aracı gibi kullanılabileceğini ancak hiçbir koşulda gerçek gerçek bir dostun ya da terapistin yerini almaması gerektiğini vurguluyor. (T24)
Marie Antoinette’e 4 bin mektup
Şimdi rotamızı yapay zekanın geleceğinden geçmişin romantizmine, çeviriyoruz.
Fransa'da ülkenin son kraliçesi olan Marie Antoinette ANTUANET anısına mektup kampanyası başlatıldı.
Yıl başından bu yana yürütülen proje kapsamında dünyanın dört bir yanından yaklaşık 4 bin mektup geldi.
Mektupların büyük bir kısmı "Majesteleri" diye başlıyor ve o dönemin ağdalı üslubuna sadık kalınarak yazılıyor.
1793 yılında giyotinle idam edilen kraliçeyle tarihi ve duygusal bir bağ kurmayı amaçlayan bu proje 4 Temmuz'a kadar devam edecek ve seçilen en etkileyici mektuplar bir kitapta toplanacak. (Euronews)
Önce goriller...
Şimdi Afrika’nın kalbine, doğanın derinliklerine uzanıyoruz.
David Attenborough’nun Netflix’te yayınlanan popüler belgeseli "A Gorilla Story" dağ gorili Pablo’nun hikâyesini anlatıyor.
Bu belgesel ekoturizm talebini patlatırken, Ruanda hükümeti, bu yoğun talebe karşı gorilleri önceleyen bir strateji uygulamaya başladı.
Doğal yaşamı ve goril ailelerini korumak için ülkede çok sıkı kurallar getirildi. Goril izleme izni günlük sadece 100 kişiyle sınırlı. Bu deneyimin kişi başı bedeli 1500 dolar. Ziyaretçiler en fazla 8’er kişilik gruplar halinde vahşi yaşamın içine kabul ediliyor ve gorillerle geçirilen süre bir saatle sınırlandırılıyor.
Yani buralarda "toplu turizm" ya da "şöyle bir bakıp çıkmak" kesinlikle yasak. Ruanda bu politikasıyla vahşi yaşamı insan istilasından koruyor hem de daha uzun süre konaklayan, nitelikli bir turist profili çekmeyi başarıyor. (Euronews)
◾ Ayakkabılar içeride mi dışarıda mı?
Ayakkabıyla eve girilir mi girilmez mi? Bu sorunun yanıtı ülkelere ve bölgelere göre değişiyor.
Ortadoğu, Asya ve Balkan ülkelerinde ev içinde ayakkabıyla dolaşmak kabul edilir bir durum değil.
Avrupa’nın bazı bölgeleri ve ABD’de misafirden ayakkabılarını çıkarmasını istemek hoş karşılanmıyor.
Ön katı kurallardan biri Japonya’da uygulanıyor. Ev girişlerinde ayakkabıların çıkarılması için “genkan” adı verilen özel alanlar bulunuyor. Ayakkabıyla eve girmek durum sadece bir kültürel mesele değil, ciddi sağlık sorunu yaratabilir.
BBC Türkçe'nin haberine göre Brighton Üniversitesi’nden Dr. Sarah Pitt’in yürüttüğü araştırmada, dışarıda kullanılan standart bir spor ayakkabısının üzerinde cilt enfeksiyonlarından zatürreye kadar yol açabilen bakteriler tespit edildi.
Bu mikroorganizmalar özellikle halı gibi yüzeylerde günlerce canlı kalabiliyor ve siz üzerlerine bastıkça tekrar havaya ve çevreye yayılabiliyor.
Uzmanlar, özellikle emekleyen bebeklerin, yaşlıların ve bağışıklığı zayıf bireylerin korunması için ayakkabıların kesinlikle kapı girişinde çıkarılmasını öneriyor. (BBC Türkçe)
Doğu’nun sağlık sırrı: Çömelme
Bültenimizi, son günlerde sosyal medyada popüler olan bir akımla bitiriyoruz: Asya tipi çömelme.
Uzmanlar, Asya’da yaygın olan derin çömelmenin aslında hareketlilik ve sağlık açısından önemli bir gösterge olduğuna dikkat çekiyor.
Uzmanlara göre çocukluk çağında hepimizin doğal olarak yapabildiği bu hareket, yaşlandıkça ve hareketsiz yaşam tarzına teslim oldukça ortadan kayboluyor. Yapılan araştırmalar, gün içinde squat benzeri derin çömelme hareketini yapabilmenin; esneklik, kas gücü ve yaşlılıkta bağımsız hareket edebilme kabiliyeti açısından hayati bir gösterge olduğunu söylüyor.
Uzmanlar, spor salonlarındaki yüksek maliyetli egzersizlerden ziyade, bu tarz küçük günlük hareket alışkanlıklarının çok daha belirleyici olduğunu vurguluyor. Elbette herkesin anatomisi aynı değil, bu yüzden kendinizi zorlamadan, vücudunuzun izin verdiği ölçüde bu hareketi hayatınıza dahil etmekte fayda var... (BBC Türkçe)
⏳ GÖZDEN KAÇMASIN
◾ Mahkeme belgesinde ortaya çıktı: Grok savaşta kullanılmış
ABD Savunma Bakanlığı'nın bir çevre örgütünün açtığı davaya sunduğu belgede Elon Musk'un sahibi olduğu yapay zeka Grok'un İran'a askeri operasyonlarda kullanıldığı öne sürüldü.
◾ Almanya'da aşırı sağ tartışması
Almanya Yeşiller Partisi, Hamburg'da yapılacak İçişleri Bakanları Konferansı'nda aşırı sağ tehdidin gündeme alınmamasını eleştirdi. Aşırı sağın Almanya'nın iç güvenliği açısından en büyük tehditlerden biri olmaya devam ettiği ve tehdidin "endişe verici boyutlarda olduğu ifade edildi.
◾ Macaristan’da başbakanlık süresi iki dönemle sınırlandırıldı
Macaristan’da bir başbakanın en fazla iki dönem yani sekiz yıl görev yapabilecek. Düzenleme, 16 yıl boyunca ülkeyi yöneten eski Başbakan Viktor Orban'ın yeniden göreve gelmesinin önünü kapatıyor.
◾ Norveç Veliaht Prensesi’nin oğluna 4 yıl hapis cezası
Norveç Veliaht Prensesi Mette-Marit’in oğlu Marius Borg Høiby, aralarında iki tecavüz suçunun da bulunduğu çeşitli suçlardan mahkûm edilerek 4 yıl hapis cezasına çarptırıldı.