GÜLSEVEN ÖZKAN
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğrencisi Rojin Kabaiş'in 27 Eylül 2024'te kaybolmasının ardından başlayan soruşturma aradan yaklaşık iki yıl geçmesine rağmen en temel soruya hala kesin bir yanıt verebilmiş değil. Rojin Kabaiş'e ne oldu? Soruşturma kapsamında onlarca DNA karşılaştırması yapıldı, yüzlerce kişinin ifadesi alındı, HTS ve güvenlik kamerası kayıtları incelendi, cep telefonu yurt içinde ve yurt dışında teknik incelemeye gönderildi. Ancak iki erkek DNA'sının kaynağı belirlenemedi, cep telefonu açılamadı, diatom testi tartışması sürüyor ve ölümün nasıl gerçekleştiği kesin olarak ortaya konulamadı. Van Barosu ile ailenin avukatları soruşturmada eksiklikler bulunduğunu savunurken, Adalet Bakanlığı ve savcılık çalışmaların özel ekip desteğiyle sürdüğünü belirtiyor. İşte 10 soruda deliller, resmi açıklamalar, uzman değerlendirmeleri ve kamuoyunda tartışılan başlıklar ışığında Rojin Kabaiş dosyasında gelinen nokta...
1- Rojin Kabaiş'in kaybolduğu gün neler yaşandı?
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü birinci sınıf öğrencisi Rojin Kabaiş, 27 Eylül 2024'te kaldığı KYK yurdundan ayrıldı. Marketten su, kek ve içecek aldıktan sonra Van Gölü sahiline doğru yürüdüğü güvenlik kamerası görüntülerinden tespit edildi. O saatten sonra kendisinden haber alınamadı. Yaklaşık 18 gün süren arama çalışmalarının ardından Kabaiş'in cansız bedeni 15 Ekim 2024'te Van Gölü kıyısındaki Mollakasım Mahallesi yakınlarında bulundu. Dosyanın merkezindeki soru ise şu: "Rojin Kabaiş'e o gün tam olarak ne oldu?" Bugüne kadar ölümün gerçekleşme şekli kesin olarak ortaya çıkarılamadı.
2- Soruşturmada bugüne kadar hangi deliller toplandı?
Van Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü soruşturma kapsamında geniş çaplı inceleme yürütüldü. Dosyada yüzlerce tanığın ifadesi alındı. HTS ve baz istasyonu kayıtları incelendi. PTS (Plaka Tanıma Sistemi) kayıtları araştırıldı. Güvenlik kamerası görüntüleri toplandı. Otopsi ve biyolojik incelemeler yapıldı. Baronun açılmasına göre yaklaşık 490 kişinin DNA'sı incelendi, yaklaşık 500 kişi üzerinde daha inceleme yürütüldüğü, toplamda yaklaşık 2 bin erkeğe ait DNA'nın ayrıştırıldığı bilgisi paylaşıldı. Cep telefonu önce Türkiye'de, ardından İspanya ve Çin'de teknik incelemeye gönderildi. Van Gölü akıntıları hakkında bilirkişi raporu istendi. Sosyal medya ihbarları tek tek değerlendirildi. Van Barosu'nun açıklamasına göre soruşturma, yaptıkları başvurular üzerine birçok başlıkta genişletildi. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç da soruşturma için özel ekip kurulduğunu, HTS ve baz istasyonu çalışmalarının sürdüğünü, telefonun açılması için yeniden teknik çalışma yürütüldüğünü açıkladı.
3- Adli Tıp Kurumu raporu ne söyledi, hangi soruları yanıtsız bıraktı?
Adli Tıp Kurumu (ATK) Rojin Kabaiş'in ölüm nedenini "suda boğulma" olarak değerlendirdi. Ancak bu tespit kamuoyunda ve ailenin avukatları tarafından "şüpheli" bulundu. Rapor, Kabaiş’in suya kendi isteğiyle mi girdiği, kazayla mı düştüğü, başka biri tarafından mı suya atıldığı, öldürüldükten sonra mı suya bırakıldığı sorularının hiçbirine kesin yanıt vermedi. Yani ölüm nedeni belirlenmiş olsa da ölümün nasıl gerçekleştiği bugün soruşturmanın en önemli bilinmeyeni olarak duruyor.
4- Diatom testi neden dosyanın en büyük tartışmalarından biri oldu?
Van Barosu ile ailenin avukatları, soruşturmanın başından beri diatom testi yapılmasını istedi. Bu test, kişinin gerçekten suda boğularak mı öldüğünü, yoksa öldürüldükten sonra suya mı bırakıldığını ortaya koyabilecek önemli adli yöntemlerden biri olarak görülüyor. ATK ise daha önce yapılan başvuru sonucu dosyaya verdiği yanıtta “diatom yönteminin Türkiye'de uygulanmadığını, uygulanamayacağını ve bilimsel olarak güvenilir bulunmadığı” yönünde görüş bildirdi. Ancak bu açıklama yeni bir tartışmayı beraberinde getirdi. Çünkü 2011 yılında Adli Tıp Dergisi'nde yayımlanan ve Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesi'nde 440 boğulma vakasını inceleyen bilimsel araştırmada diatom analizinin uygulandığı görüldü. İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Adli Tıp ve Adli Bilimler Enstitüsü'nden Prof. Dr. Emel Hülya Yükseloğlu da ilk aşamada diatom testi yapılmamasını "önemli eksiklik" olarak değerlendirdi. Aile şimdi ATK raporunun yeniden değerlendirilmesini, gerekirse "fekki kabir" (fethi kabir-mezarın açılması) yapılarak diatom incelemesinin yeniden ele alınmasını talep ediyor.
5- İki erkek DNA'sı dosyada neden yeni tartışma yarattı?
Dosyanın en dikkat çekici gelişmelerinden biri DNA incelemeleri oldu. Otopside 80 sürüntü örneği alındı. 6 Kasım 2024 tarihli ilk ATK raporunda iki farklı erkek DNA'sı tespit edilmesine rağmen bu DNA'nın vücudun hangi bölgelerinde bulunduğu açıklanmadı. Aile ve baroların itirazı üzerine yaklaşık 9 ay sonra hazırlanan ikinci raporda DNA'nın göğüs (sternum) ve intervajinal (vajina içi) bölgelerde bulunduğu açıklandı. İkinci rapor yeni soruları gündeme getirdi. Prof. Dr. Emel Hülya Yükseloğlu'na göre, ilk raporda neden bu bilgi yer almadı? Aynı örnekler üzerinden hazırlanan ikinci raporda bu bilgilerin neden ilk raporda yer almadı ve neden ilk kez açıklandı? Eğer yeni örnek alınmadıysa ilk rapordaki eksiklik nasıl oluştu? Prof. Dr. Yükseloğlu ayrıca, “intervajinal DNA'nın kıyafetler üzerinden tesadüfi bulaşmasının teknik olarak oldukça zor olduğunu” ancak eldeki bilgilerle cinsel saldırı sonucuna varılamayacağını, tüm ihtimallerin bilimsel olarak yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Savcılık ise DNA'nın kime ait olduğunu belirlemek amacıyla yüzlerce örnek üzerinde karşılaştırma çalışmalarını sürdürüyor.
6- Dosyadaki en önemli çelişkiler neler?
İki yıl geçmesine rağmen dosyada tartışılmaya devam eden birçok başlık ve çelişki var. Buna göre, ilk DNA raporunda vücut bölgeleri belirtilmezken ikinci raporda sternum ve intervajinal bölgenin açıklanması, diatom testinin uygulanamayacağı yönündeki resmi görüş ile geçmiş yıllarda yayımlanan bilimsel çalışmalarda aynı yöntemin uygulanmış olması en önemli çelişkilerden biri olarak gösteriliyor. Sonuca etkisi nedeniyle bu testin neden yapılamayacağı sorgulanıyor. Cesedin bulunduğu bölgenin daha önce etkin şekilde aranıp aranmadığı da tartışma konusu olmaya devam ediyor. İlk aşamada olayın ağırlıklı olarak "intihar" ihtimali üzerinden değerlendirilmesi en çok tepki çeken başlıklardan. Bu durumun ilk günlerde soruşturmayı olumsuz etkilediği savunuluyor. Van Barosu’nun açıkladığı bilgilere göre kamera kayıtlarının yetersiz olması ve TRT'nin görüntü iyileştirmenin teknik olarak mümkün olmadığını bildirmesi de sorgulanıyor. Ayrıca baro, baz istasyonu kayıtlarının bölgede sınırlı altyapı nedeniyle sonuç vermediği, kayıp terliğin bugüne kadar bulunamadığı, mide içeriğinin son tüketilen gıdalarla karşılaştırılması talebinin sonuçsuz kaldığı yönünde açıklama yaparak soruşturmanın daha etkili yürütülmesini talep ediyor.
7- Cep telefonu neden hala dosyanın kilit delili?
Rojin Kabaiş'in son saatlerine ilişkin en önemli dijital delilin cep telefonu olduğu değerlendiriliyor. Telefonun şifresinin çözülmesi için Türkiye'de teknik inceleme yapıldı. Ancak sonuç alınamadı. Ardından İspanya'da ve Çin’e gönderildi, ancak yine teknik incelemenin gerçekleştirilemediği belirtilerek telefonun açılma işlemi yapılmadı. Telefon açılabilirse, son görüşmeler, mesajlar, uygulama kayıtları, konum bilgileri, internet hareketleri gibi önemli verilere ulaşılabileceği uzmanlar tarafından ifade ediliyor.
8- Kıyafetlerden DNA alınmadığı iddiası neden tartışma yarattı?
Kamuoyunda Rojin Kabaiş'in kıyafetlerinden DNA örneği alınmadığı iddiası gündeme geldi. Adalet Bakanlığı ise bu iddiayı yalanladı. Bakanlığın açıklamasına göre, Van Jandarma Kriminal ve ATK Biyoloji İhtisas Dairesi incelem yaptı. İç çamaşırı, eşofman üstü ve eşofman altından çok sayıda sürüntü ve leke örneği alındı. Bu örnekler üzerinde biyolojik inceleme, otozomal STR DNA (kişinin genetik kimliğini belirlemede kullanılan temel DNA profilleme yöntemi), Y-STR DNA (erkek soy hattına özgü Y kromozomu üzerinden yapılan DNA analizi), insan kanı araştırmalarının gerçekleştirildiği belirtildi. Bu nedenle dosyada tartışma artık "DNA incelemesi yapıldı mı?" sorusundan çok, elde edilen sonuçların yeterince açıklanıp açıklanmadığı sorusu gündeme geldi.
9- Van Barosu soruşturmada hangi eksikliklere dikkat çekiyor?
Van Barosu'nun kamuoyuyla paylaştığı bilgi notunda dosyada çok sayıda eksiklik olduğu ifade edildi. Bunlar arasında kamera görüntülerindeki kişilerin kimliklerinin geç tespit edildiği iddiası, çardakta görülen dört kişi ile bisikletli kişinin yeterince araştırılmadığı iddiası, HTS ve araç incelemelerinin yüzeysel yürütüldüğü iddiası, baz istasyonu direğindeki kameranın kayıt yapmaması ve daha sonra söküldüğü iddiası, kayıp terliğin bulunamaması, mide içeriğine ilişkin incelemelerin sonuçsuz kalması, ikinci savcının yapılan başvurular sonrası görevlendirilmesi, kurumsal ihmal iddialarının yeterince araştırılmaması yer aldı. Baro ayrıca Rojin'in yurda dönmemesine rağmen ailesine zamanında haber verilmemesi, kampüsteki güvenlik tedbirleri ve kamera sistemleri nedeniyle üniversite yönetimi ile yurt yetkilileri hakkında da suç duyurusunda bulundu.
10- İki yılın ardından dosyada bugün gelinen nokta ne?
İki yıl geçmesine rağmen Rojin Kabaiş dosyası hâlâ sonuçlanmadı. Ölüm nedeni suda boğulma olarak değerlendiriliyor ancak ölümün nasıl gerçekleştiği kesinleşmiş değil. İki erkek DNA'sının kime ait olduğu belirlenemedi. DNA bulgularının olayla bağlantısı da henüz ortaya konulamadı. Cep telefonu açılamadı. Diatom testi tartışması sürüyor. Van Barosu’nun açıklamasına göre bazı deliller ve kurumsal ihmal iddiaları yönünden soruşturmada bazı soruların yanıtı bulunamadı. Van Barosu, ailenin avukatları ve bağımsız uzmanlar dosyada hâlâ açıklığa kavuşturulması gereken önemli başlıklar bulunduğunu savunurken, Adalet Bakanlığı ve savcılık ise soruşturmanın yeni teknik incelemeler ve özel ekip desteğiyle sürdürüldüğünü belirtiyor. Bu nedenle iki yıl sonra da dosyanın en temel sorusu hâlâ yanıt bekliyor. "Rojin Kabaiş'e ne oldu?"