ABD'li "romantik dolandırıcılık" mağdurlarına hem Türkiye hem ABD'den darbe

CANAN COŞKUN | Kapalıçarşı davasında mahkemenin aldırdığı bilirkişi raporu, ABD’li müşteki Rakesh Sharma’nın iddialarını doğrulayamadı. Diğer ABD’li müşteki Nivedita Kaul’a ise darbe ABD savcılığından geldi. Savcılık, Kaul’un beyanlarını "hayal ürünü" olarak niteleyerek başvurularının dosyadan çıkarılmasını istedi.

CANAN COŞKUN

Kastamonu’nun Azdavay ilçesinde bir ABD vatandaşının ilçede eskiden görev yapmış bir hâkimin avukat kardeşi aracılığıyla başlattığı icra takibiyle temelleri atılan, ardından Ankara’da şekillendirilip Kapalıçarşı’nın dev isimlerine uzanan kripto varlık davası önemli gelişmelere sahne oluyor. Davanın ABD’li iki müştekisinden birinin dolandırıldığı iddiası mahkemenin hazırlattığı bilirkişi raporunda doğrulanamazken, ABD Columbia Bölgesi Federal Bölge Başsavcılığı da davanın diğer müştekisinin beyanlarını “hayal ürünü” olarak nitelendirerek başvurularının dava dosyadan çıkarılmasını istedi.

İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Kapalıçarşı davasında yaşanan bu gelişmelerin ayrıntılarına girmeden önce davanın nasıl açıldığını ve içerdiği iddiaları tekrar hatırlayalım.

Kastamonu Azdavay'da başlayan bir garip dava

Süreç Kastamonu’nun Azdavay ilçesinde bir ABD vatandaşı Rakesh Sharma’nın Kai Li Kelly isimli biri hakkında Aralık 2022’de icra takibi başvurusu yapmasıyla başladı. 2 milyon dolarlık ilamsız icra takibinin alacaklısı Sharma, borçlusu da Kai Li Kelly isimli biriydi. Borçluya ait olduğu iddia edilen kripto cüzdanındaki varlığa Tether şirketi tarafından bloke konularak dosyaya ödenmesi talebi icra müdürü tarafından aynı gün kabul edildi. İcra takibinin Azdavay’da başlatılmasının sebebi alacaklı Sharma’nın avukatı Esat Erbil Tavus’un ağabeyi Raşit Tavus’un daha önce burada görevli bir hâkim olmasıydı. Tavus, ilerleyen zamanlarda Azdavay’da merkeziyetsiz kripto varlık borsaları Blockworks Foundation ve Mango DAO’nun davalı olduğu başka bir icra takibi de başlattı.Tavus, daha sonra 2020 yılında mesleği bırakıp ABD’ye taşınarak “market maker” (piyasa yapıcı) oldu. Tavus’un bu davayla ilgili yalnızca bununla sınırlı kalmayacaktı.

Azdavay’da başlatılan icra takibine Analybits etiketli bir rapor dayanak gösterilmişti. Raporda, müştekinin kripto varlıklarının Kapalıçarşı ile bağlantılı kişilerin kripto cüzdanına geldiği savunuluyordu. Bu raporu hazırlayan da yine Raşit Tavus ve onunla aynı üniversiteden dönemdaşı Ahmet Gök’tü.

Rakesh Sharma’nın avukatı Esat Erbil Tavus, Şubat 2023’te Analybits raporunun öne sürdüğü iddialarla Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusundan önce yabancı uyruklu müştekilerin adresi de Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yetki ve sorumluluk alanındaki Etimesgut’a alınmıştı. Dosyanın savcısı ise Raşit Tavus ile aynı üniversiteden olan ve onu tanıyan savcı M.U.Y. oldu. Savcı, suç duyurusu dilekçesinden sadece dokuz gün sonra Paribu, Binance ve Tether şirketlerindeki şüphelilere ait kripto cüzdanlarına bloke konulmasını talep etti, sulh ceza hâkimliği de talebi kabul etti. Her ne kadar Mart ayından itibaren şüphelilerin ifadelerinin alınması için talimat yazıldığı öne sürülse de dosyada o sırada ne bir şüpheli ne bir mağdur ifadesi ne de MASAK raporu vardı. Dosyada bu aşamaya kadar yapılan tüm işlemlere resmi bilirkişi sıfatı bulunmamasına karşın Raşit Tavus ve Ahmet Gök’ün hazırladığı Analybits raporu dayanak yapıldı.

Ancak savcılık bununla da sınırlı kalmayıp hukuk tarihinde belki de bir ilk olacak bir adım attı ve zaten şüphelilerin halihazırda bloke konulmuş kripto cüzdanlarındaki varlıkları Nisan 2023’te ABD’li müştekilerin avukatı ve aynı zamanda Raşit Tavus’un liseden arkadaşı olan Bilgehan Burak Türkmen’in kripto cüzdanına gönderilmesini istedi. Savcı, bu işlemin gerçekleştirilmesi için Paribu borsasının Hukuk Direktörü ve yönetim kurulu üyesi Mehmet Türkarslan’ı makamına çağırdı ve iddiaya göre anlattıklarını tutanak altına da aldı. Türkaslan daha sonra tanık olarak dinlendiği celsede savcının siyasi irade tarafından kendisine baskı yapılıp yapılmadığına ilişkin sorular sorduğunu söylemişti. Her ne kadar kripto varlık iadelerinin mağdurların avukatı Türkmen’e yapıldığı iddia edilse de davanın Fransız müştekisi Pierre Emile Besson, Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 3 Ocak 2025’te verdiği ifadesinde iade edilen kripto varlığın Raşit Tavus tarafından kendisine gönderildiğini söylemişti.

Raşit Tavus’un sürece nasıl dahil olduğunu ABD’li müşteki Rakesh Sharma Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesi’nde verdiği ifadede anlattı. Sharma’nın anlatımına göre, hukuki olarak kendisine yardımcı olacak birilerini aramaya başlamış ve LinkedIn’de Raşit Tavus ile tanışmıştı. Tavus ona Analybits isimli bir şirketi olduğunu, üst derecede adli makamlardaki insanları tanıdığını söylemişti. Tavus, birkaç hafta sonra Sharma’ya yatırdığı paranın Türkiye’de dolandırıldığını söylemişti.

Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı, söz konusu iddialarla ilgili soruşturma kapsamında Ekim 2023’te 11 ilde eş zamanlı operasyon gerçekleştirerek 22 şüpheliyi gözaltına aldı. O dönem Kapalıçarşı Yönetim Kurulu Başkanvekili olan Fayik Özbey gözaltına alınmamış, yalnızca ifadesine başvurulmuştu. Gözaltına alınanlardan Kapalıçarşı aracılığıyla kripto varlık alım satımı yapan altı kişi tutuklandı. “Örgüt lideri” olmakla suçlanan Özbey, tutuklananlar arasında değildi. Şüphelilerden 9’u güvence bedeli ödeme, 7’si karakola imza verme ve yurtdışı çıkış yasağı konularak bırakıldı. MASAK’ın 26 Aralık 2023 tarihli mali analiz raporu dosyaya girdikten sonra tutuklanan kişilerin de tahliyesine karar verildi.

Savcılık Ocak 2024’te iddianameyi tamamladı. Analybits etiketli raporun da dayanak kabul edildiği iddianamenin ABD’li müştekileri “pig butchering” olarak tanımlanan “romantik dolandırıcılık” şeklinde Türkçe’ye çevrilebilecek bir yöntemle kripto varlıklarını kaptırdıklarını iddia ediyor, Analybits raporu da bu varlıkların blok zincir olarak Kapalıçarşı çevresiyle kripto varlık alım-satımı yapan kişilerin cüzdanlarına gittiğini savunuyordu. İddianamenin tek mağduru yabancı uyruklu müştekiler değildi, Türkiye’nin dört bir yanından onlarca vatandaş, kendilerini savcı, polis veya jandarma olarak tanıtan kişilerce telefon üzerinden dolandırılmış, bu kişilerin parasının da bu kişilerin cüzdanına geldiği öne sürülmüştü.

Savcılığın hazırladığı iddianame, Ankara Batı 3. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmişti. Mahkeme, suç yerinin Ankara olmaması sebebiyle yetkisizlik kararı vererek dosyayı İstanbul’a gönderme kararı aldı. Yabancı uyruklu müştekiler bu karara itiraz etse de dosya İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. Dosya buraya geldikten sonra mahkemenin yapısı Hakimler ve Savcılar Kurulu kararıyla değiştirildi ve başkanlığına sulh ceza hâkimliklerinin kurulduğu dönemde İstanbul Adliyesi’nde bu mahkemelerde görev yapan bir hâkim getirildi. Bahsi geçen hâkim, sulh ceza hâkimliğindeki görevi sırasında 17-25 Aralık soruşturmasıyla ilgili takipsizlik kararına soruşturmanın tek müştekisinin yaptığı itirazı reddetmesiyle tanınıyordu.

Mahkeme, yargılama başladıktan sonra Temmuz 2025’te söz konusu iddialarla ilgili bilirkişi raporu alınmasına karar verildi. Mahkemenin istediği bilirkişi raporu bir sene boyunca hazırlanmadı, bu sırada sanıklar alanında uzman kişilerden uzman mütalaaları alarak mahkemeye sundu. Söz konusu mütalaalar savcılığın iddialarını sarsıyor, savcılığın kripto varlık transfer analizlerindeki tarih ve miktar uyumsuzluklarına dikkat çekiyor ve kripto alım satım ağındaki herkesin topyekün dosyaya dahil edildiğini vurguluyordu.

Sanık avukatları, Azdavay’da başlayarak Ankara’da şekillendirilen söz konusu işlemleri ve bu işlemleri hayata geçiren kişileri Hakimler ve Savcılar Kurulu’na şikâyet etti. Yürütülen soruşturma kapsamında HSK Başmüfettişliği davanın görüldüğü mahkemeye yazı göndererek dava dosyasında karar verilip verilmediğini, karar verilmişse gerekçesinin yazılıp yazılmadığını, yazılmışsa gerekçeli kararın bir örneğinin kendilerine gönderilmesini istedi.

Bir senedir beklenen bilirkişi raporu

Mahkemenin istediği bilirkişi raporu ise nihayet geçtiğimiz hafta dosyaya geldi ve davanın 24 Eylül’de görülen duruşmasının gündemini oluşturdu. İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 24 Eylül’de görülen duruşmaya tutuksuz yargılanan 13 sanık katıldı. Örgüt yöneticiliğiyle suçlanan Fayik Özbey ise duruşmaya katılmadı. Mahkemenin asıl başkanı da raporlu olduğu için duruşmada değildi. Heyetin diğer üyeleri de aynı şekilde mahkemenin asıl heyetinin üyeleri değildi.

Dava dosyasına giren 18 Eylül 2026 tarihli bilirkişi raporunda tüm sanıklar yönünden bir değerlendirme yapılmadı, yalnızca sekiz sanık, iki şirket ve bir ABD vatandaşı müşteki yönünden değerlendirme yapıldı. Davanın telefon dolandırıcılığı yoluyla mağdur edilen müştekileri de söz konusu bilirkişi raporunda ele alınmamıştı.

Bilirkişi: MASAK’ın bazı iddiaları doğrulanamadı

Bilirkişi raporunda, blok zincir üzerindeki veri ve transferlerle ilgili genel tespitler ve sekiz sanıkla ilgili kişiselleştirilmiş tespitlere yer verildi. ABD vatandaşı müşteki Rakesh Sharma ile ilgili tespitler raporda şöyle yer aldı:

  • KYC ve kullanıcı kaydı yok: Rakesh Sharma adına doğrudan platform kullanıcı numarası, kimlik doğrulama (KYC) kaydı, e-posta, telefon veya resmî yatırma-çekme adresi eşleşmesi tespit edilemedi. MASAK ve Analybits kaynaklarındaki atıflar, resmî platform cevabı bulunmadığı için doğrudan kullanıcı eşleşmesi sayılmadı.
  • İade cüzdanı Sharma’ya bağlanamadı: Paribu tarafından iade adresi olarak gösterilen cüzdanın, Rakesh Sharma’nın kişisel cüzdanı olduğuna veya onun kontrolünde bulunduğuna dair hiçbir özel anahtar, IP kaydı veya platform eşleşmesi bulunamadı. Dosyada teknik olarak doğrulanan tek verinin Paribu’nun mahkeme kararı olmaksızın yaptığı 499 bin 979 USDT’lik iade transferi olduğu kaydedildi.
  • Mesajlar ve yatırım tutarları beyanda kaldı: Sharma’nın “Kai Li Kelly” isimli kişiyle yaptığı iddia edilen WhatsApp ve LinkedIn görüşmeleri ile ekranda gördüğünü söylediği 2,4 milyon dolarlık bakiye ve kâr tutarları teknik olarak doğrulanamadı. Ekran görüntülerinin bulunması hâlinde dahi, orijinal dosya ve metadata olmaksızın bunlar karşı tarafın gerçek kimliğini veya mesajın kaynağını kesin olarak göstermez. Bu iddialar, orijinal veri ve sunucu kayıtları olmadığı için beyan düzeyinde kaldı.
  • Ek ödemeler belgelenmedi: Sharma’nın yüksek tutarlı para çekme talebinin vergi gerekçeleriyle reddedildiğini, bunun üzerine toplam 800 bin dolar ek transfer yaptığı iddiasını doğrulayan banka dekontu veya resmî platform kaydı dosyada yer almadı.
ABD’li diğer müştekiye kötü haber

Davanın diğer ABD’li müştekisi Nivedita Kaul için ise kötü haber doğrudan ABD makamlarından geldi. Türkiye’deki yargılamayı gerekçe göstererek ABD’deki Columbia Bölge Mahkemesi’nde 225 milyon USDT üzerinde hak iddiasında bulunan Kaul hakkında ABD savcılığı sert bir talep yazısı hazırladı. Bu yazının ayrıntılarına girmeden önce Kaul’un ABD’deki yargı sürecinde yaşananlara bakalım.

Kaul, ABD’deki kayıp kripto varlıklarla ilgili Columbia Bölge Mahkemesi’ndeki federal sivil müsadere davasına Mart 2026’da bir dilekçe sundu ve İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam eden davadan bahsederek davaya konu kripto varlıklardan yaklaşık 225 milyar USDT ile ilgili hak iddiası başvurusunda bulundu. ABD Hükümetinin sunduğu kayıtlara göre Kaul, 2023’te ABD makamlarına zararını yaklaşık 2,5 milyon dolar olarak bildirmişti. Buna karşılık, Kaul dilekçesinde bahsi geçen hak iddiasının 25 milyon 461 bin dolardan az olmadığını, bu miktara Şubat 2023’ten itibaren 14,4 milyon dolar temerrüt faizi işlediğini, Türkiye’deki yargılamalara ise yaklaşık 2,35 milyon dolar harcadığını iddia etti.

Oysa Kaul, Ankara 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde verdiği müşteki ifadesinde savcılık tarafından 1,2 milyon dolar civarında kripto varlığın kendisine iade edildiğini söylemişti. Söz konusu kripto varlık iadesi, henüz dosyada MASAK raporları, şüpheli ve müşteki beyanları bulunmuyorken, savcılığın talimatıyla mahkeme kararı olmaksızın yapılmıştı.

Kaul’un ABD’de hak iddia ettiği kripto varlık cüzdanı yaklaşık 87,46 milyon USDT içeriyordu. Aynı cüzdan, İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın iddianamesine de konu edilmişti. Kaul’un Türkiye’deki avukatları, bu cüzdanla ilgili el koyma, müsadere ve Türkiye’ye kazandırma taleplerinde bulunmuştu. Kaul, ABD’deki davaya sunduğu dilekçede, hak iddia ettiği cüzdan ve onunla bağlantılı cüzdanlara ilişkin teknik anlatımların önce Azdavay’daki ilamsız icra sürecinde, daha sonra Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2023 yılında başlattığı soruşturmada kullanıldığını ve devamında İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki davaya taşındığını ileri sürdü. Kaul, Azdavay’da 164 milyon TL’lik icra takibi bulunduğunu da öne sürdü, ancak davaya konu edilen Azdavay’daki icra takibi Rakesh Sharma adına başlatılmıştı.

Kaul’un mahkemeye sunduğu dilekçede, istihbaratın tanığı, şikâyetçisi, tarafı ve soruşturmayı başlatan kişisi olduğu iddia edildi. Kaul, Temmuz 2026’da aynı mahkemeye bir dilekçe daha sunarak bahsettiği kripto varlık cüzdanı bakımından acil ihtiyati tedbir talebinde bulundu. Davanın kendisine ait olduğunu belirttiği kripto varlık cüzdanı açısından ayrılmasını, esas hakkındaki yargılamanın öne alınmasını ve kendisine ait olduğunu iddia ettiği varlığın devlet mülkiyetine geçirilmesinin reddedilmesini talep etti.

ABD’deki savcı: Başvurular dosyadan çıkarılsın

Columbia Federal savcı yardımcısı Rick Blaylock, Kaul’un talebine yönelik olarak 14 Ağustos 2026’da dosyaya bir talep yazısı yolladı. Söz konusu talep yazısında Kaul’un hak iddiası ve başvurularının dosyadan çıkarılması talep edildi. Savcılık metninde, Kaul’un mahkemeye ve kamuoyuna yönelik itibar zedeleyici nitelikteki yanlış ve yanıltıcı beyanları sebebiyle “anlaşma kapısının artık kapandığı” belirtildi. Savcılık, ayrıca Kaul’un beyanlarının da “olgulardan kopuk ve hayal ürünü” olduğunu aktardı. Kaul’un bahsettiği gibi kayıp kripto varlıklarla ilgili ABD’deki soruşturmanın başlangıç noktası olmadığından bahseden savcılık, ABD gizli servisinin bu soruşturmaya 9 Ocak 2023’te başladığını kaydetti. Savcılığa göre, Kaul, ilk dilekçesinden sonra Gizli Servis’e avukat ve kripto, siber ve mali suç soruşturması mağdurlarıyla ilgili soruşturmacı olduğunu, varlıklarının bulunduğu hesabın kara listeye alındığını ve bunlarla ilgili zarar giderimi yetkisinin FBI’da olduğunu söyledi. ABD hükümetinin mahkeme sunduğu belgelere göre, Gizli Servis, Kaul’a kendi fonlarının bu bu federal davaya konu malvarlığının bir parçası olmadığını bildirdi. kaybettiği fonlarının bu davaya konu malvarlığının bir parçası olmadığını bildirdi. Gizli Servis’ten gönderilen e-postada Kaul’a birlikte çalışabileceği FBI yetkilileri önerildi, ancak metne göre Kaul, kendisine yardım etmeye çalışan FBI analist ve ajanlarının adlarını ve itibarlarını karalamaya başladı.

Duruşmadan notlar

Duruşmada söz alan sanıklar, raporda kendileri aleyhine hiçbir suçlamanın doğrulanmadığını belirterek beraatlerini ve adli kontrol tedbirlerinin kaldırılmasını istedi. Sanık avukatlarından Ertuğrul Yılmaz, “Bir cüzdan Kapalıçarşı ile ilişkilendirilmiş ve bu sayede Kapalıçarşı’nın paralarına çökmüşlerdir” diyerek tepkisini gösterdi. Yılmaz, kripto varlık iadelerinin yabancı uyruklu müştekilerin avukatının cüzdanına gönderildiğini hatırlatarak “Ben de avukatım bu zamana kadar hesabıma 5 milyon varlık gelmedi. Kripto varlıkların gönderildiği avukat Bilgehan daha fazla mı adalet sağlayacak mahkemeden” diye sordu ve varlıkların devletin koruması altına alınmasını istedi. Müşteki avukatı Bilgehan Burak Türkmen ise raporun eksik olduğunu savunarak ek rapor alınmasını ve adli kontrollerin devam etmesini istedi.

Mahkeme de sanıklar hakkındaki yurtdışı çıkış yasağının devamına karar verdi. Dijital materyallerle ilgili bilirkişi raporunun beklenmesine hükmeden heyet, ek bilirkişi alınması talebinin celse arasında değerlendirilmesini kararlaştırdı. İadesi istenen kripto varlıklarla ilgili talebin de bundan sonra değerlendirilmesine karar veren heyet, bu nedenlerle duruşmanın 21 Ocak 2027 tarihine ertelenmesine hükmetti.

Savcılık, “uluslararası avukat” olduğunu iddia eden Kaul’un bilinen bir baro sicil numarası olmadığını ve başka menfaatleri temsil ettiğini aktardı. Kaul’un hak iddiasını ileri sürmek için gerekli hukuki yetkiden açıkça yoksun olduğunu belirten savcılık, aynı zamanda hak iddiasında bulunmak için de son derece geç kaldığını kaydetti. Kaul’un dilekçelerinin ABD’yi ve diğer avukatları suç komplosuna katılmakla suçlayarak itibar zedeleyici olduğunu aktaran savcılık, başvuruların dosyadan çıkarılsa bile kendisi ve annesinin idari zarar giderimi ve iade yoluna başvurabileceklerini hatırlattı.

Özel Haber Haberleri