Aidatlar kirayla yarışıyor: Yeni yasa çözüm olacak mı?

SUZAN DEMİR I Çekmeköy’de 1500 konutlu bir sitede aidatlar 20 bin TL’yi aşıyor. Sakinler, artan maliyetler ve düşen hizmet nedeniyle “ikinci kira” tepkisi gösteriyor. Büyük sitelerdeki fahiş aidat artışları ve şeffaf olmayan yönetimler sakinleri evinden kopma noktasına getiriyor. Yasayla gelen denetim ve Yeniden Değerleme Oranı sınırı ise bu kaosu bitirmeye yetmiyor.

SUZAN DEMİR

Elif Hanım, 13 yıl önce Çekmeköy’deki evine taşındığında, bir gün yalnızca aidatları ödeyemediği için evini kaybetme noktasına geleceğini tahmin etmiyordu. Ancak bugün, büyük site yaşamında artan aidat yükü, onun hikayesinde olduğu gibi birçok kişinin hayatını doğrudan etkiliyor. Çocuklarını özel okuldan almak zorunda kalanlar, aidatları ikinci bir kira gibi ödeyenler ve bütçesini tamamen bu giderlere göre yeniden düzenleyen site sakinleri… Ortaya çıkan tablo, aidatların artık sıradan bir aylık gider olmaktan çıkıp barınma koşullarını belirleyen temel bir ekonomik baskıya dönüştüğünü gösteriyor.

Meclis’ten geçen ve aidat artışlarına Yeniden Değerleme Oranı (YDO) üzerinden sınır getirmeyi hedefleyen düzenleme ise bu tartışmaları daha da görünür hale getirmiş durumda. Ancak aidat sorunu yaşayanların temel sorusu değişmiyor: Bu düzenleme, giderek büyüyen krizi gerçekten sınırlayabilecek mi, çare olabilecek mi?

Elif Hanım’ın yaşadıkları ise bu sorunun en çarpıcı örneklerinden biri. 1500 konutlu, kapalı ve açık yüzme havuzu, spor kompleksi olan bir sitede yaşıyor. Yazın 15 bin kışın 20 bin lirayı geçiyor aidatlar…

Oğlu henüz iki yaşındayken daha güvenli bir yaşam umuduyla taşındığı sitede yıllar içinde değişen ekonomik koşulların etkisini anlatan Elif Hanım, boşanma sonrası tüm yükün kendi omuzlarına kaldığını söylüyor. Pandemi döneminde gelirinin azalmasıyla birlikte aidatları ödeyemez hale geldiğini belirten Elif Hanım, sürecin sonunda evini eski eşine devretmek zorunda kaldığını ifade ediyor. Şimdi ev inde geçici olarak bir misafir gibi kaldığını söylüyor.

Elif Hanım’a göre asıl sorun yalnızca artan maliyetler değil, site yönetimlerine duyulan güven eksikliği. Harcamaların şeffaf yürütülmediğini ve her yönetim döneminde benzer tartışmalar yaşandığını söyleyen Elif Hanım, “paranın nereye gittiği” sorusuna net bir yanıt alamadıklarını dile getiriyor.

“Nereye gidiyor bunca para?”

Aynı bölgede 13 yıldır oturan bir başka site sakini ise ödenen fahiş rakamların karşılığında alınan hizmetin “sıfır” noktasına indiğini savunuyor. Sitenin içindeki bakımsızlığı ve sakinlerin kendi başının çaresine bakmak zorunda kaldığı anları şu örneklerle detaylandırıyor:

“Her yer leş gibi, doğru düzgün temizlik yapılmıyor. Geçen gün sitemizden bir komşumuz, Facebook grubumuzda video paylaştı, kadın elinde kova ve fırçayla binanın içini yıkıyordu. Hayretler içinde kaldık, temizlik personeli yerine site sakini binayı temizliyor. Havuz deseniz berbat durumda. Şezlonglarda minder yok, çoğu kırık. Otoparklarda lambalar yanmıyor. Ama durmadan aidatlar artıyor, resmen kiradan çok aidat alınıyor. Nereye gidiyor bunca para anlaşılır gibi değil.”

"Üzerimizde kira yükü gibi bir baskı oluşturuyor"

Yeni yasal düzenleme site sakinleri için çok bir şey ifade etmiyor. Görüş bildiren ve adını paylaşmak istemeyen bir diğer sakin, yüksek aidatların mutfaktaki harcamalardan başlayarak tüm hayatlarını nasıl kısıtladığını anlatıyor: “Yükselen aidatları düşündüğümüz için bir sonraki harcamalarımızı kıstık. Eskiden bu rakamlar bizi hiç etkilemiyordu, şimdi ise üzerimizde ‘kira yükü’ gibi bir baskı oluşturuyor. Yönetime gidip ‘Bu para nereye gidiyor?’ diye sorduğumuzda tıpkı belediyenin her yıl aynı yolu kazıp kapatması gibi hep aynı tamiratları, enflasyonu, çalışan personel giderlerini bahane ediyorlar. Bu siteye bu fahiş aidatı vereceğime gider daha lüks bir yerde yaşarım diyenler çoğaldı.”

"Aidatı ödemek için çocukları özel okuldan alıp devlet okuluna yazdırdık"

15 yıldır aynı sitede ikamet eden bir başka site sakini de aidatların yıllar içinde nasıl bir “kira yüküne” dönüştüğünü ve bu ekonomik baskının çocukların eğitim hayatını bile nasıl etkilediğini şu sözlerle anlatıyor:

“Komşularla bir araya geldiğimizde tek gündemimiz giderlerin fazlalığı oluyor. 3+1 daireler için belirlenen 10 bin 900 liralık aidat, demirbaş, yakıt ve ek masraflarla kışın 20 bin lirayı buluyor. Bu rakamlar artık resmen bir kira bedeliyle aynı seviyeye geldi. Bizim tercihimiz her ay bu kadar yüksek paralar vermek değil ancak çocuklarımızın düzeni bozulmasın diye burada kalmaya devam ediyoruz.”

Bu ekonomik yükün aile bütçesinde yarattığı sarsıntı, çocukların eğitim tercihlerini değiştirecek noktaya ulaşmış durumda:

“Aidat ödemek için çocukları özel okullarından alıp devlet okullarına yazdırdık. Normal şartlarda bu aidat parasıyla başka bir yerde ev tutulabilir ya da bir okul taksiti ödenebilir. Ödemeler o kadar ağırlaştı ki artık aidatı birkaç ay biriktirip ancak icra mesajı geldikten sonra ödeyebiliyoruz… Bu yüzden yasalardan yana bir ümidimiz yok.”

"Mahkeme kapıları aşınıyor ama dönüş yok"

Meselenin hukuki boyutunu değerlendiren avukat Gamze Erk, site sakinlerinin en büyük ortak kaygısının şeffaf olmayan yönetim işleyişi olduğunu belirtiyor:

“Siteler bağımsız, lisanslı denetim kuruluşlarından ya da kamusal bir denetim mekanizması tarafından denetlenmiyor ne yazık ki. Kat malikleri, yapılan harcamaların kanuna ve işletme bütçesine uygun olup olmadığına ilişkin denetçi raporunu yetersiz buluyor, kendileri bireysel inceleme yapmak istiyorlar ancak çoğu sitede belgelere ulaşımları mümkün değil.”

Erk, site yönetimleri ile sakinler arasında yaşanan bu güvensizliğin altındaki diğer nedenleri ise şöyle özetliyor:

“Gider kalemlerinde malik ile kiracı sorumluluğunun bütçede doğru biçimde ayrıştırılmaması, lüks giderlerde maliklerin onayının alınmaması, zorunlu olduğu belirtilen giderlerin gerçekten zorunlu olup olmadığı hususunun bilimsel verilerle desteklenmemesi eklenince, yönetim kurullarına duyulan güvensizlik kaçınılmaz hale geliyor.”

7 günlük itiraz süresi tamamen kalktı

Meclis’ten geçen yeni düzenleme ise bu kronikleşen sorunlara tam anlamıyla derman olmaktan uzak bir tablo çiziyor. Eski sistem ile yeni sistem arasındaki farkı aktaran Gamze Erk, eski işleyişi şu sözlerle hatırlatıyor:

“Değişiklik öncesinde kat malikleri genel kurulunda onaylanmış bir işletme bütçesi yoksa yönetici gecikmeksizin bir bütçe hazırlar ve maliklere tebliğ ederdi. Malikler 7 gün içinde itiraz edebilir, itiraz etmeleri halinde bu itirazları değerlendirmek için genel kurul toplantıya çağrılır ve incelenerek karara bağlanırdı. İtiraz gelmediği takdirde işletme bütçesi genel kurul toplantısı yapılmasına gerek olmaksızın kesinleşmekteydi.”

Yeni düzenleme ile bu 7 günlük itiraz süresinin tamamen kaldırıldığını belirten Erk, yeni sistemdeki “geçici bütçe” detayına dikkat çekiyor:

“Yönetici, mevcut bir işletme bütçesi varsa, Yeniden Değerleme Oranını üst sınır kabul ederek geçici bir işletme bütçesi hazırlayacak ve bu geçici bütçe, malikler itiraz etse de etmese de en geç üç ay içinde kat malikleri genel kurulunda değerlendirilerek karara bağlanacağı hüküm altına alındı.”

Genel kurula katılmayanları bekleyen "sürpriz bütçe" riski

Ancak bu noktada ciddi bir yasal boşluk ve kat maliklerini bekleyen bir risk bulunuyor. Yeniden Değerleme Oranı sınırının yalnızca yöneticinin hazırladığı “geçici bütçe” için geçerli olduğunun altını çizen Avukat Gamze Erk, sakinleri şu sözlerle uyarıyor:

“Kat malikleri genel kurulunun onaylayacağı nihai bütçede herhangi bir tavan yok. Yasa, genel kurul kararına üst sınır getirmiyor. Şöyle düşünün; geçici bütçe malik tarafından makul göründü ve bu bütçenin onaylanacağını düşünerek genel kurula katılmaya gerek duymadı. Sonra genel kurul toplandı ve aidat bir anda önemli ölçüde arttı. Bu tamamen yasaya uygun. Çünkü kanun, genel kurulu Yeniden Değerleme Oranı ile bağlamıyor. Dolayısıyla ‘yasa değişti, artık fahiş artış olmaz’ demek, ne yazık ki mümkün değil.”

YDO sınırının tüm sitelerde aynı şekilde uygulanması, özellikle büyük sitelerde yeni tartışmaları beraberinde getiriyor. Çok sayıda havuz, güvenlik noktası ve yüksek enerji tüketimi bulunan sitelerde bu sınırın, hizmet kalitesini düşürebileceği belirtiliyor.

Avukat Gamze Erk, işletme bütçesinin öngörüye dayandığını ancak enerji maliyetlerindeki dalgalanmaların bu planları sık sık bozduğunu söylüyor.

Erk’e göre, asgari ücret artışının YDO’nun üzerinde kaldığı dönemlerde yönetimler genel kurul toplanmadan ciddi açıklarla karşılaşabiliyor. Bu durumda ödemelerin yapılamaması, idari yaptırımlara ve çalışanların işten ayrılmasına kadar uzanan bir süreci tetikleyebiliyor. Erk, mevcut düzenlemenin bu finansman boşluğunu karşılamakta yetersiz kaldığını ifade ediyor.

Sonuç olarak yapılan değişiklik, yöneticilerin kamusal denetimini ve şeffaf yönetim anlayışını sağlamak yerine beraberinde yeni soru işaretleri getiriyor. Hukuki süreçlerin uzunluğu göz önüne alındığında, fahiş aidatlara karşı en etkili aracın yine kat maliklerinin elinde olduğunu hatırlatan Gamze Erk, sakinleri genel kurula katılmaya çağırıyor:

“Kat maliklerinin genel kurul daveti ellerine geçtiğinde bütçe gündem maddelerini, varsa ekte yer alan işletme bütçe taslağını titizlikle incelemeleri, toplantılara bizzat katılmaları ya da vekaletlerini bilinçli birine vermesi gerekmektedir. Geçici bütçeye güvenerek sessiz kalmak, genel kurulda çok daha yüksek bir rakamla karşılaşacağınız anlamına gelebilir. Hukuki süreçler oldukça uzun sürmektedir, en etkili araç, malikler olarak genel kurulu aktif biçimde kullanmaktır.”

Suzan Demir, Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde okudu. Hayat TV, ardından Evrensel Gazetesi’nde çalışmaya başladı. Taraf Gazetesi kültür sanat servisinde muhabir ve editör olarak çalıştı. Evrensel Kültür Dergisi'nde röportaj ve yazıları yayınlandı. Arka Pencere (www.arkapencere.com) online dergide haftalık sinema eleştirileri kaleme aldı. Ataşehir Belediyesi Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nde reklam metin yazarlığı yaptı. Ayrıca BİR+BİR Express dergisinde (hem online hem matbu dergide) www.sabirfikir.com ve Kritik 24 (K24) sitelerinde de haber ve yazıları yayınlandı. Artı Gerçek’te dizi eleştirileri kaleme aldı. Yeni E Dergisi’nde kültür, sanat ve sinema röportajları yapıyor. Hala çeşitli ajanslara politika, ekonomi ve kültür sanat dalında haberler üretiyor. Sinema Yazarları Derneği (SİYAD) üyesi.

Özel Haber Haberleri