GÜLSEVEN ÖZKAN
Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği, Yükseköğretim Kurulu’na (YÖK) gönderdiği yazıyla akademisyenlerin ve kamuda görev yapan memurların YouTube gibi sosyal medya platformları, internet siteleri ve mobil uygulamalar üzerinden içerik üreterek gelir elde etmesini 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 28’inci maddesi kapsamında değerlendirdi. YÖK ise açıklama yaparak bir devlet üniversitesi başvurusu üzerine Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği’nden görüş istenildiğini ve bu doğrultuda gelen görüşün üniversitelere iletildiğini duyurdu.
Karadeniz Teknik Üniversitesi kararı duyurdu
Bu kararı uygulayan yükseköğretim kurumlarının başında Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) geldi. Üniversite, devlet memurlarının dijital platformlardan gelir elde etmesine ilişkin duyuru yayımladı. Duyuruda, YouTube ve benzeri platformlarda içerik üreticiliği, internet üzerinden bireysel kurs ve eğitim verme, veri işleme-geliştirme hizmetleri, ürün tanıtımı, reklam ve sponsorluk faaliyetleri ile mobil uygulama geliştiriciliğinden gelir elde edilmesinin 657 sayılı kanun kapsamında değerlendirildiği belirtildi. Bu faaliyetlerden gelir elde edilmesinin kanundaki “ticaret ve diğer kazanç getirici faaliyetlerde bulunma yasağı” kapsamında olduğu aktarıldı.
KTÜ ayrıca, Gelir Vergisi Kanunu’ndaki sosyal içerik üreticileri ve uygulama geliştiricilerine yönelik vergi istisnasının, söz konusu faaliyetlerin “ticari kazanç” niteliğini ortadan kaldırmadığını belirterek, memurların bu faaliyetlerden gelir elde etmesinin kanun hükümlerine aykırılık oluşturabileceği uyarısında bulundu.
Vakıftaki akademisyenlere rektörlüklerden resmi yazı gelmedi
Devlet üniversitelerinde akademisyenlere yönelik duyurular yapılırken, vakıf üniversitelerinde görev yapan akademisyenlerle konuştuğumuzda bu konuda kendilerine henüz resmi bilgilendirme yapılmadığını ifade ettiler.
YÖK tartışmaların ardından açıklama yaptı
YÖK de tartışmalar ardından açıklama yaptı. Açıklamada, kamuoyuna yansıyan görüş yazısının bir devlet üniversitesinin başvurusu üzerine, Yükseköğretim Kurulu’nun mevzuat gereği görüş vermeye yetkili makam olarak ilgili makama ilettiği talebe verilen cevap olduğunu açıkladı. YÖK, söz konusu görüşün devlet üniversiteleriyle bilgilendirme amacıyla paylaşıldığını belirtti. Kurul ayrıca, “Bu konuda Kurulumuz tarafından yapılan yeni bir düzenleme yoktur” ifadelerini kullandı.
Akademisyenler ne diyor?
Prof. Dr. Tolga Şirin: “Ortada yeni bir yasak yok”
Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tolga Şirin, akademisyenlerin sosyal medya üzerinden yaptığı yorumda dört temel noktaya dikkat çekti. Prof. Dr. Şirin, akademik özgürlüklüğüm dijital mecralarını da kapsadığını söyledi. Yayın ve içerik üretmenin yasak olmadığını, ticaret yapmanın yasak olduğunu dile getirdi. Bu konuda hukuk kararlarına vurgu yapan Prof. Dr. Şirin uygulamanın ciddi sorun oluşturacağını anlattı. Prof. Dr. Şirin şu ifadeleri kullandı:
“Devlet üniversitelerindeki öğretim elemanlarının statüsü 657 sayılı Kanun ile değil, esasen 2547 ve 2914 sayılı kanunlarla düzenlenir.
Ortada yeni bir yasak yok. YÖK’e gönderilen metin bir görüş yazısıdır, yeni bir kanun veya düzenleyici işlem değildir.
Yayın ve içerik üretmek değil, ticari faaliyette bulunmak yasaktır. Her gelir elde etme faaliyeti, yasaklanmış ticari faaliyette bulunmakla aynı anlama gelmez. Faaliyetin niteliği ve yürütülme biçimi somut olarak değerlendirilmelidir.
Akademik özgürlük dijital mecraları vs. da kapsar. (Kula/Türkiye, B. No. 20233/06, 19.06.2018). YouTube, podcast vb. bilimsel iletişimin güncel araçlarıdır. Bunlarda yayın yapmayı peşinen “yasaklanmış ticari faaliyet” saymak kanunilik, belirlilik ve akademik özgürlük bakımından ciddi sorun doğurur.”
Prof. Dr. Altay Tayfun Özcan: “Ben de videolarıma kalıcı olarak son verdim”
Dumlupınar Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Altay Tayfun Özcan da sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada birçok akademisyenin YouTube hesabında yayınlarına son verdiğini ifade etti. Prof. Dr. Özcan kendisinin de yayınlara son verdiğini anlatarak şöyle dedi:
“Takip ettiğim tüm öğretim üyeleri, kendileri tarafından oluşturulmuş YouTube kanallarındaki dersvari videoları sonlandırdı. Ben de videolarıma kalıcı olarak son verdim. Aslında YouTube, akademik çalışmaları kitap ve makale formatından çıkararak araştırmacıların bulgularını, yorumlarını ve değerlendirmelerini geniş kitlelere duyurmaları için bir fırsattı. Aynı zamanda bir etkileşim ve küçük bir keyif alanıydı.
Ve yine doğru bilginin yayılması adına da bir fırsattı. Bilgi karmaşasının, yanlış yönlendirmenin içinde yaşadığımız bir dönemde akademisyenlerin bu alanı kullanmalarının yararı da vardı. Artık sadece kitap ve makalelerde buluşmak dileğiyle.”
Prof. Dr. Özgür Tüfekçi: “Kamusal bilgi alanının nitelikli ve güvenilir seslerden mahrum kalması anlamına geliyor”
Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Öğretim Üyesi Prof. Dr. Özgür Tüfekçi ise akademisyenlerin YouTube’dan çekilmesinin yalnızca kanalların kapanması anlamına gelmediğini belirterek şunları söyledi:
“Akademisyenlerin YouTube’dan çekilmesi, yalnızca birkaç kanalın kapanması anlamına gelmiyor; kamusal bilgi alanının nitelikli ve güvenilir seslerden mahrum kalması anlamına geliyor.
Bilgi kirliliğinin giderek arttığı bir dönemde, akademisyenlerin görevinin yalnızca makale ve kitap yazmakla sınırlı görülmemesi gerekir. Bilimsel bilginin toplumla buluşması, karmaşık meselelerin anlaşılır biçimde açıklanması ve gençlerin güvenilir kaynaklara yönlendirilmesi de akademik sorumluluğun bir parçasıdır.
Akademisyenlerin olmadığı bir dijital alan boş kalmaz; ancak o boşluğu bilginin, uzmanlığın ve akademik etik anlayışının dolduracağının hiçbir garantisi yok. Bu nedenle akademisyenleri YouTube’dan uzaklaştırmak değil, onları nitelikli içerik üretmeye teşvik edecek açık, adil ve uygulanabilir bir çerçeve oluşturmak gerekir. Aksi hâlde, kaybeden üniversite ile toplum arasındaki bağ olacaktır.”
“YÖK sınırları belirleyen düzenle yapabilir”
Akademisyen Dr. Emrah Gülsunar, düzenlemenin resmi düzeyde netleştirilmesi ve kararın uygulanması için bu konuda YÖK’ün sınırları belirli bir düzenleme yapması gerektiğini ifade etti. Akademisyenlerin kendi alanlarında içerik üretmelerinden dolayı sorun yaşamaması gerektiğini söyleyen Dr. Gülsunar şöyle dedi:
“Bu resmi düzeyde netleşmesi gereken bir durum. YÖK bu konuda sınırları belli bir düzenleme yapmalı. O zaman tam olarak ne olduğu netleşir, akademisyenler ona göre pozisyon alır. Akademisyenlerin bilgi aktarmasında, içerik üretmesinde ticaret yaparak para karşılığı olmadığı sürece sorun olmayabilir.
Akademisyen kendi alanında bir şey üretiyorsa, sosyal platformda bunu paylaşıyorsa sorun olmamalı. Akademisyen sadece video içeriği üretmiyor, kitap da yazıyor, kitap yayınlanıyor ve oradan telif ücreti alıyor. Dolayısıyla o zaman kitap da mı yazılmayacak? Akademisyen alanı dışında bu tür ticari faaliyetlere girerse problem olarak görülebilir. Bu karar hangi düzeyde uygulanır, nasıl uygulanır? Bunlar önemli.”
Dr. Gülsunar, tartışmanın yalnızca muhalif görüş açıklayan akademisyenler üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini de ifade ederek, özellikle influencer gibi içerik üreten akademisyenlere dikkat çekti. “Benim gözlemim influencer gibi içerik üreten akademisyenler açısından da bir tartışma olduğu yönünde. Akademisyen kimliğini sürdürürken bir yandan bu faaliyetleri yapanlar var” dedi.
İTÜ’den Dr. Ömer Kamacı: “Bilim iletişimi teşvik edilmesi gereken önemli bir alan”
İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü’nden Dr. Öğretim Üyesi Ömer Kamacı, Instagram hesabı üzerinden bilgi paylaştı.
Üzerinden bilim içerikleri üreten İTÜ Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü akademisyeni Dr. Ömer Kamacı, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, Bilimin Ucunda’nın (BU) ticari kaygı ve kâr amacı taşımayan bir bilim iletişimi platformu olduğunu belirtti.
Dr. Kamacı, platform üzerinden üretilen içeriklerin izlenmeye bağlı herhangi bir gelir elde etmediğini ve abonelere özel ücretli içerik üretilmediğini ifade etti.
Bilim iletişiminin yalnızca sınırlandırılması gereken bir faaliyet olmadığını vurgulayan Dr. Kamacı, “akademisyenlerin topluma karşı sorumluluğunun bir parçası ve teşvik edilmesi gereken önemli bir alan” olduğunu söyledi.
Dr. Kamacı ayrıca, bilim iletişiminin bilimsel yöntem ve etik konusunda yeterli donanıma sahip olmayan kişilerce yürütülmesinin, özellikle afet ve kriz dönemlerinde ciddi bilgi kirliliğine yol açabildiğini belirtti.
Akademisyen Cem Oyvat: “YÖK’ün bilakis nitelikli içeriklerin üretimini teşvik etmesi lazım”
Akademisyen Cem Oyvat da sosyal medya hesabı üzerinden karara tepki gösterdi. Oyvat şu ifadeleri kullandı:
“Cumhurbaşkanlığı’nın YÖK’e gönderdiği yazının “akademisyenler kitap yazıp bundan telif geliri elde edemez” demekten hiçbir farkı yok. Bugün Youtube ve benzeri platformlar, bilgi paylaşımı ve fikir üretiminin önemli mecraları. Bunları akademisyenler için yasaklamak çağın gerçekleriyle örtüşmüyor. Çok değerli içerikler üretiliyor, bazılarının durması büyük kayıp olur. YÖK’ün bilakis nitelikli içeriklerin üretimini teşvik etmesi lazım. Belli ki, konuyla ilgili yasal bir düzenleme gerekiyor. Ama iktidar, yine her zaman olduğu gibi konuşturmaktan ziyade susturmayı tercih ediyor.”
Cumhurbaşkanlığı talimatında ne var?
YÖK, 17 Haziran 2026’da Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğü’ne, devlet memurlarının içerik üreticiliği, uygulama geliştiriciliği ve YouTube gibi platformlarda gerçekleştirdikleri faaliyetlerden elde ettikleri gelirlerin 657 sayılı Kanun’un 28. maddesinde yer alan yasaklar kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği konusunda görüş talebinde bulundu.
Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği, konuyla ilgili olarak Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı’ndan da görüş aldı. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın 20 Ağustos 2026 tarihli yazısı değerlendirmeye dahil edildi.
Yazıda, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 28. maddesinde yer alan “Ticaret ve diğer kazanç getirici faaliyetlerde bulunma yasağı” düzenlemesine yer verildi. Maddede memurların, Türk Ticaret Kanunu’na göre tacir veya esnaf sayılmalarını gerektirecek faaliyetlerde bulunamayacağı; ticari ve sanayi müesseselerinde görev alamayacağı, ticari mümessil veya ticari vekil olamayacağı ve belirli şirketlerde ortaklık yapamayacağı belirtiliyor. Ayrıca memurların mesleki veya serbest meslek faaliyeti yürütmek üzere ofis, büro, muayenehane ve benzeri yerler açamayacağı düzenleniyor.
Yazıda ayrıca Gelir Vergisi Kanunu’nun mükerrer 20/B maddesindeki vergi istisnası ele alınıyor. Bu kapsamda; internet ve benzeri elektronik ortamlarda metin, görüntü, ses ve video gibi içerikler paylaşan sosyal içerik üreticilerinin, internet üzerinden bireysel kurs, eğitim, veri işleme ve geliştirme, ürün tanıtımı gibi hizmetlerden kazanç sağlayan gerçek kişilerin ve mobil uygulama geliştirenlerin belirli şartlarla elde ettikleri kazançların gelir vergisinden istisna edildiği aktarılıyor.
Yazıda, söz konusu istisnadan yararlanmak için Türkiye’de kurulu bankalarda hesap açılması ve bu faaliyetlere ilişkin hasılatın bu hesap üzerinden tahsil edilmesi gerektiği de belirtiliyor.
Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın değerlendirmesine göre, sosyal içerik üreticilerinin kazançları 1 Ocak 2022’den, internet ve benzeri elektronik ortamlarda içerik paylaşanların kazançları ile internet üzerinden bireysel hizmetlerden elde edilen kazançlar ise 1 Ocak 2024’ten itibaren ilgili istisna kapsamında değerlendiriliyor.
Belgede ayrıca “ticari faaliyet” kavramına ilişkin değerlendirmeye yer veriliyor ve bir faaliyetin ticari faaliyet sayılabilmesi için kazanç sağlama niyeti ve kastının yanı sıra faaliyetin unsurlarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiği aktarılıyor.
Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği’nin yazısının sonuç bölümünde ise, devlet memurlarının içerik üreticiliği, uygulama geliştiriciliği ve YouTube gibi platformlarda gerçekleştirdikleri faaliyetler nedeniyle elde ettikleri gelirlerin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 28. maddesinde yer alan yasak kapsamında olduğu değerlendiriliyor.