Almanya'da 'Merz' tartışması: Ayrıştırıyor, kutuplaştırıyor, göçmenleri hedef alıyor

Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) partili Federal Başbakan Friedrich Merz, son olarak ülkede kadına yönelik şiddet artışından göçmenleri sorumlu tuttu. Suriye’nin geçici Cumhurbaşkanı Ahmet Şara’nın ziyaretinde, Suriyelilerin yüzde 80’ini üç yıl içinde gönderme sözü verdi. Uzmanlar ve birçok politikacı, bunun gerçekçi olmadığını ifade etti.

YUNUS ÜLGER

Almanya’nın Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) partili Federal Başbakanı Friedrich Merz, hayalini kurduğu ve uzun süre mücadele verdiği başbakanlığa geçen yılın şubat ayında yapılan Federal Meclis seçiminin ardından kavuşmuştu. Sosyal Demokrat Parti (SPD), Yeşiller ile Hür Demokrat Parti’den (FDP) oluşan üçlü koalisyon dağılınca erken seçim kararı alınmıştı. Merz, başbakanlık hayaline kırıp dökerek ulaştı demek pek yanlış olmaz. Hayalini gerçekleştirmiş olmasına karşın başbakan olarak kırıp dökmeye devam ediyor.

Aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisinden oy devşirmek için bu partinin söylemlerini kullanıyor, her fırsatta göçmenleri hedef alıyor. Son olarak kadına yönelik şiddet artışının görüşüldüğü Federal Meclis’te, kadına ve genel olarak şiddet artışından göçmenleri sorumlu tuttu. Geçen hafta Suriye’nin geçici Cumhurbaşkanı Ahmet Şara’nın ziyaretinde de üç yıl içinde Suriyelilerin yüzde 80’ini ülkeden gönderme sözü verdi. Bu son iki çıkışı, hükümet ortağı SPD, muhalefet partileri Yeşiller ve Sol Parti ile uzmanların tepkileriyle karşılaştı.

Merkel ile uzun yıllar mücadele etti

70 yaşındaki Merz’i yakından tanımak için biraz geçmişe gidelim. Hukukçu bir aileden gelen ve kendisi de avukat olan Merz, Kuzey Ren Vestfalya (NRW) eyaletinin küçük bir kasabası olan Brillon’da doğdu. Siyasete CDU’da başlayan Merz, 1989 ile 994 yılları arasında Avrupa Parlamentosu milletvekiliydi. 1994’den 2009’a kadar da Federal Meclis milletvekiliği olarak görev yaptı. Almanya’nın 16 yıl başbakanlığını yapan Angela Merkel ile parti başkanlığı mücadelesini kaybedince, siyaseti bırakıp avukat olarak çalışmaya başladı. Rahip kızı olan ve eski Doğu Almanya’da büyüyen Angela Merkel, hümanist ve sosyal demokrat eğilimli bir politikacı olarak nitelenirken, Merz, partinin sağ kanadından ve Neolibarel ekonomi politikalarından yana olan bir politikacı olarak nitelenir.

Uzun yıllar da Blackrock için çalıştı

Merz, uzun yıllar avukat olarak büyük şirketler için lobi çalışmaları yapmış bir siyasetçi. Merkel ile siyasi mücadeleyi kaybedince 2009’da siyaseti bırakıp Berlin'deki Mayer Brown avukatlı bürosunda büyük şirketler için avukatlık yapmaya başladı. Almanya'nın ve dünyanın büyük kimya şirketi BASF'in avukatlığını yaptı, bu şirket için lobi çalışmaları yaptı, bunun için büyük paralar kazandığı medyada yer aldı.

Merz'in en tartışmalı görevi ise dünyanın en büyük finans şirketlerinden Blackrock'ta denetleme kurulu üyeliği oldu. 2016'dan 2020'ye kadar bu görevini sürdüren Merz'in şirket için yoğun lobi çalışmaları yaptığı ifade edildi, kendisi de bunları yalanlamadı. Blackrock, saydam olmayan finans çalışmaları sebebiyle eleştirilen bir finans şirketi. Blackrock Başkanı Larry Fink, kısa bir süre Türkiye’ye gelmiş, Cumhurbaşkanı Erdoağan ile görüşmüştü. Merz, Merkel'in siyaseti 2021'de bırakmasıyla partisine döndü, birkaç başarısız girişimin ardından parti başkanı oldu, geçen yılın şubat ayında yapılan Federal Meclis seçimi ardından bu yana da ülkenin başbakanı.

'Öncü Kültür' (Leitkultur) savıyla göçmenleri hedef almaya başladılar

Almanya’da ara sıra ısıtılıp piyasaya sürülen “Öncü Kültür (Leitkultur)” kavramını, 2000 yılında Suriyeli siyaset bilimci Bassam Tibi ortaya attı. Çelikili ironik bir durum olarak tarihe geçen bu kavramın yayıcısı ise o zaman CDU Federal Meclis Grubu Başkanı olan Merz oldu.

Merz, Almanya’da kalıcı olan göçmenlerin, Almanların kültürünü, gelenek ve göreneklerini kabul etmeleri gerektiğini savundu. Kendi partisi içinden ve birçok politikacı, uzman “Öncü Kültür” kavramına karşı tavır almış, ortak yaşam kılavuzunun, ortak kültürün temelinin ülkenin anayasası olduğunu ifade etmişti. Bu kavram, şimdilerde aşırı sağcı AfD tarafından gündeme getiriliyor, Merz’in gönlünde de hala yatıyor.

Muhalefetteyken Ukraynalıları hedef aldı

Merz, başbakanlık hedefine ulaşmak için sıkça AfD’nin söylemlerini kullandı, bu partiden oy devşirmeye uğraştı, bu partinin oylarını yarıya indireceğini söyledi. Ne var ki, AfD’nin oyu yarılanmak bir yana her seçimde ikiye katlanıyor. Her yerde ve her devirde olduğu gibi insanlar taklitlerine değil, asıllarına oy veriyor. Son kamuoyu yoklamalarına göre AfD, yüzde 26 dolayında oy ile ülkenin birinci partisi konumuna ulaştı. Yüzde 25 dolayında oy ile CDU ikinci sırada görünüyor. Merz, başbakan olmadan önce Rusya’nın saldırısı sebebiyle Almanya’ya gelen Ukraynalıları da hedef almaktan kaçınmadı. Bunların devlet kasasından diş yaptırdıklarını, bu yüzden Almanların diş hekimlerinden randevu alamadıklarını, dolayısıyla tedavi için uzun süre beklemek zorunda kaldıklarını ileri sürdü. Ardından Ukraynalılara sosyal turizm suçlaması yaptı, sosyal yardım almak için Almanya’ya geldiklerini iddia etti.

“Göçmenler şehirlerin görüntüsünü bozuyor” suçlaması

AfD’den oy devşirmek için kutuplaştırmaya devam eden Merz, başbakan olduktan sonra da bu politikasını sürdürdü. Her fırsatta bu parti ile aralarında “Ateş Duvarı (Brandmauer)” olduğunu, kesinlikle işbirliği yapmayacaklarını söylüyor. Ancak AfD'nin göçmenlerle ilgili dışlayıcı söylemlerini kullanarak, bu partinin seçmenlerini kazanmaya çalışıyor. Göçmenlerin kentlerde “görüntü kirliliğini” yol açtığını, dolayısıyla düzensiz göçmenlerin daha çok sınır dışı edilmeleri gerektiğini ileri sürdü. Sosyal medyada, Merz'in gençlik yıllarında da bu yönde açıklamasının görüntüleri paylaşıldı.

Kadınlara yönelik şiddet artışından göçmen erkekleri sorumlu tuttu

Merz, son olarak kadınlara yönelik şiddet artışının görüşüldüğü Federal Meclis’te, genel olarak ve kadınlara yönelik şiddet artışından göçmen erkekleri sorumlu tuttu, “Şiddet artışının kayda değer bir bölümü göçmenlerden kaynaklanıyor” görüşünü savundu. Bu iddiaya politikacılar ve uzmanlardan sert eleştiriler geldi. Hükümet ortağı SPD’nin Federal Meclis Grubu Başkanı Mattihias Miersch, RND’ye (Redaktionsnetzwerk Deutschland) yaptığı açıklamada, şiddeti göçmenlere bağlamanın çok dar bir bakış açısı olduğunu söyledi. Şiddetin sebebinin din ve köken olmadığını, toplumsal sebepler olduğunu hatırlattı. Federal Güvenlik Dairesi (BKA) Başkanı Holger Münch de Alman Haber Ajansı’na (DPA) yaptığı açıklamada, insanları suça ve şiddete yaşam koşullarının ittiğini söyledi.

Sol Parti Federal Milletvekili Cansın Köktürk’ten Merz’e sert eleştiri

Sol Parti (Die Linke) Federal Milletvekili Cansın Köktürk, İnstagram sayfasında Cem Karaca’nın, “Ben bir ceviz ağacıyım” şarkısı eşliğinde yayınladığı ve orta parmağını gösterdiği bir fotoğrafı ile Merz’e sert tepki gösterdi.

Almanya’da birine orta parmak göstermek, bir küfür ifade eder. Merz’e “sen” hitap eden Köktürk, şunları yazdı: “Hey Merz, bizden biri olmak için can attığını düşünüyorum. Sen bizim hakkımızda konuşmaktan büyük zevk alıyorsun. Bizim sahip olduğumuz neşeye, enerjiye sahip olmamak, sana acı veriyor olsa gerek. Göçmenler hakkında sürekli histerik çıkışların, bu konuda hiçbir programın olmadığını gösteriyor.”

Almanya Türk Toplumu Eşbaşkanı Mehtap Çağlar da Merz’i eleştirdi, Merz’in kadınları şiddete karşı korumak amacında olmadığını, siyasi amaçları için kadınlara yönelik şiddeti araç olarak kullandığını savundu. DPA’ya konuşan Çağlar, “Bir politikacı cinsel şiddeti failin kökenine bağlıyorsa, bu büyük bir hatadır” dedi.

Özel Haber Haberleri