SEMRA PELEK
"Project Panama, dünyadaki tüm kitapları tahribatlı tarama yöntemiyle dijitalleştirme girişimimizdir. Bunun üzerinde çalıştığımızın bilinmesini istemiyoruz."
Bu cümle, ABD Kaliforniya Kuzey Bölgesi Federal Bölge Mahkemesi'nde görülen Bartz v. Anthropic telif hakkı davasında kamuoyuna açıklanan şirket içi planlama belgelerinden birinde yer alıyordu. 2024'ün başında Anthropic yöneticileri gizli tutulması istenen bu projeye hız vermişti. Mahkeme kayıtları, şirketin milyonlarca basılı kitabı satın alıp sayfalarını ciltlerinden ayırarak yüksek hızlı tarayıcılarda dijitalleştirdiğini, ardından fiziksel nüshaları geri dönüşüme göndererek imha ettiğini ortaya koydu.
Türkiye'de ise konu, SOL Haber'in ‘Yapay zekâ şirketleri sahafları boşaltıyor: Milyonlarca kitabı alıp, tarayıp, imha ettiler’ başlıklı haberinin ardından sosyal medyada geniş yankı buldu. Ancak bu hikâyenin geçmişi, aylar önce ABD'de açılan bu telif hakkı davasına uzanıyor.
Bu davada mahkeme, Ocak 2026'da daha önce mühürlü olan şirket içi belgeleri kamuoyuna açtı. Böylece Claude adlı yapay zekâ modelini geliştiren Anthropic'in milyonlarca kitabı toplu hâlde satın alarak dijitalleştirdiği ve bu süreci "Project Panama" adı altında yürüttüğü ortaya çıktı. Aynı dönemde kamuoyuna yansıyan diğer telif hakkı davaları da Meta, OpenAI, Google ve Microsoft gibi şirketlerin benzer hukuki tartışmalarla karşı karşıya olduğunu gösterdi.
Peki Project Panama tam olarak neydi? Milyonlarca kitap neden satın alındı, nasıl dijitalleştirildi ve neden imha edildi? Mahkemenin kamuoyuna açtığı belgeler ne söylüyor? Yapay zekâ şirketlerinin "kitap operasyonunu" ve Project Panama davasının perde arkasını 20 soru ve yanıtta derledik.
1) Project Panama nedir?
Project Panama, ABD merkezli Anthropic'in Claude adlı üretken yapay zekâ modelini eğitmek için milyonlarca basılı kitabı satın alıp dijital ortama aktardığı şirket içi projenin adı. Proje, şirketin açıklamasıyla değil, telif hakkı davasında gizliliği kaldırılan mahkeme belgeleriyle ortaya çıktı.
The Washington Post'un incelediği planlama notlarından birinde şu ifade yer alıyordu: "Project Panama, dünyadaki tüm kitapları tahribatlı tarama yöntemiyle dijitalleştirme girişimimizdir. Bunun üzerinde çalıştığımızın bilinmesini istemiyoruz."
Bu not, şirketin yalnızca projeyi değil, kamuoyundan gelebilecek tepkileri de hesaba kattığını gösteriyordu.
2) Gizlenen proje nasıl ortaya çıktı?
Project Panama'nın varlığı, yazarlar Andrea Bartz, Charles Graeber ve Kirk Wallace Johnson'ın Anthropic'e açtığı telif hakkı davasında şirket içi belgelerin kamuoyuna açılmasıyla ortaya çıktı. Yazarlar, Anthropic'in kitaplarını izin almadan yapay zekâ modellerini eğittiğini ve LibGen gibi korsan arşivlerden milyonlarca kitabı indirerek telif haklarını ihlal ettiğini belirterek dava açma yoluna gitti.
The Washington Post'un incelediği dört binden fazla sayfalık dosya, yalnızca Project Panama'yı değil; şirketin LibGen, Books3 ve PiLiMi gibi korsan veri kümelerini kullandığını da ortaya koydu.
3) Yapay zekâ şirketleri neden kitaplara ihtiyaç duyuyor?
İnternet başta, yapay zekâyı eğitmek için yeterince büyük bir kaynak gibi görünüyordu. Ancak, dava belgeleri internetin yeterli bir kaynak olarak görülmediğini ortaya koydu.
Ocak 2023 tarihli bir Anthropic belgesinde şirketin kurucularından biri, yapay zekâ modellerinin kitaplarla eğitilmesinin onlara “iyi yazmayı” öğretebileceğini, böylece “düşük kaliteli internet dili”ni taklit etmek yerine daha nitelikli metinler üretebileceklerini öne sürüyordu.
Anthropic'e göre internet parçalı ve düşük kaliteli içerikle doluydu. Kitaplar ise yıllar süren yazım ve editörlük süreçlerinden geçtiği için daha güvenilir ve tutarlı bir veri kaynağıydı. Şirket içi belgelerde bu nedenle kitapların modele "iyi yazmayı öğretebileceği" ifade ediliyordu.
4) Project Panama neden başlatıldı?
Anthropic başlangıçta dijital kitap arşivlerinden yararlanıyordu. Ancak, korsan kaynakların hukuki risk oluşturabileceği anlaşılınca şirket yeni bir yöntem aramaya başladı.
Mahkeme belgelerine göre yöneticiler, yayınevleriyle tek tek lisans anlaşmaları yapmanın hem pahalı hem de yavaş olacağını düşünüyordu. Yapay zekâ yarışının hızlandığı bir dönemde ‘rekabet’ nedeniyle beklemek istemeyen şirket, fiziksel kitapları doğrudan satın alıp kendi dijital arşivini oluşturmanın daha pratik olduğuna karar verdi.
Belgeler, Google Books projesinin de bu süreçte örnek alındığını gösteriyor. Ancak, Google Books kitapları arşivlemeyi ve kamu erişimine açmayı hedeflerken, Project Panama'nın önceliği mümkün olan en kısa sürede milyonlarca kitabı yapay zekâ eğitimine uygun dijital metne dönüştürmekti.
5) Mahkemenin kamuoyuna açtığı belgelerde neler var?
Mahkemenin kamuoyuna açtığı dosyalar, şirket içi strateji belgeleri, planlama notları, e-postalar, çalışan yazışmaları ve tedarikçi tekliflerinden oluşuyor. Bu belgeler sayesinde Project Panama adlı projenin nasıl tasarlandığı ve adım adım hayata geçirildiği ilk kez ayrıntılarıyla açığa çıktı.
En dikkat çekici belgelerden biri, projenin planlama notu oldu: "Project Panama, dünyadaki tüm kitapları tahribatlı tarama yöntemiyle dijitalleştirme girişimimizdir. Bunun üzerinde çalıştığımızın bilinmesini istemiyoruz."
Dosyalar ayrıca Anthropic'in kurucularından Ben Mann'in, Haziran 2021'de 11 gün boyunca LibGen adlı korsan "gölge kütüphane"den roman ve kurgu dışı eserler indirdiğini gösteriyor. Ekran görüntülerinde Mann'in dosya paylaşım yazılımıyla kitap indirdiği görülüyor. Belgelere göre Mann, bir yıl sonra Pirate Library Mirror adlı korsan kitap arşivinin açılmasını da "Tam zamanında!!!" mesajıyla çalışanlara duyurdu.
Anthropic ise mahkemeye sunduğu savunmada, LibGen verileriyle gelir getiren ticari bir yapay zekâ modeli eğitmediğini ve Pirate Library Mirror verilerinin de tamamlanmış herhangi bir modelde kullanılmadığını belirtti.
Belgeler yalnızca dijital kitap arşivlerini değil, Project Panama'nın fiziksel kitap ayağını da ortaya koydu. Mahkeme kayıtlarına göre Anthropic başlangıçta kitapları New York'un simge ikinci el kitapçılarından Strand gibi mağazalardan ya da kütüphanelerden satın almayı değerlendirdi. Mart 2024 tarihli bir içerik edinme toplantısına ilişkin belgede Strand'in "ikinci el kitap sağlamaya istekli olduğu" belirtilirken, şirket çalışanlarının New York Halk Kütüphanesi ile "sürekli finansman sıkıntısı yaşayan yeni bir kütüphane" gibi seçenekleri de tartıştığı görüldü.
Tedarikçi teklifleri ise operasyonun ölçeğini ortaya koydu. Belgelere göre milyonlarca kitabın satın alınması, ciltlerinin hidrolik kesme makineleriyle ayrılması, yüksek hızlı endüstriyel tarayıcılarda dijitalleştirilmesi ve ardından geri dönüşüme gönderilmesi planlandı. Bütün bu kayıtlar, Project Panama'nın küçük ölçekli bir dijitalleştirme girişimi değil, yapay zekâ modellerini beslemek amacıyla tasarlanmış endüstriyel ölçekte bir veri toplama operasyonu olduğunu açığa çıkardı.
6) "Destructive scanning" (tahribatlı tarama) ne demek?
Project Panama'nın en dikkat çekici kavramlarından biri "destructive scanning". İngilizcede arşivcilik ve dijitalleştirme alanında kullanılan bu teknik terimin Türkçede yerleşmiş tek bir karşılığı yok. En yakın ifadeler "tahribatlı tarama", "kitabı parçalayarak tarama" ya da "cildi kesilerek yapılan tarama" olarak çevrilebilir.
Yöntemin mantığı basit ama geri dönüşü olmayan bir işlem. Kitabın sırtı, hidrolik kesme makinesiyle tek hamlede kesiliyor. Böylece kitap, tek tek sayfalardan oluşan gevşek bir yığına dönüşüyor. Sayfalar daha sonra dakikada yüzlerce sayfayı tarayabilen endüstriyel tarayıcılardan geçiriliyor. İşlem tamamlandıktan sonra kitap yeniden ciltlenmiyor, geri dönüşüme gönderiliyor ve böylece sonsuza kadar imha edilmiş oluyor.
Buna karşılık tarihi eserlerde tercih edilen "non-destructive scanning" yönteminde kitap hiç parçalanmıyor; özel tarayıcılarla sayfalar tek tek çevrilerek dijitalleştiriliyor.
7) Kitaplar gerçekten imha edildi mi?
Evet. Mahkemeye sunulan tedarikçi teklifleri, sürecin sonunda fiziksel kitapların korunmadığını açıkça gösterdi. Belgelerde tarama şirketinin "hidrolik kesme makinesi" kullanacağı, sayfaların "yüksek hızlı üretim tipi tarayıcılarda" dijitalleştirileceği ve ardından "geri dönüşüm şirketinin tamamlanan kitapları teslim alacağı" belirtiliyor.
Başka bir ifadeyle Project Panama'nın amacı bir kütüphane oluşturmak değil, kitapların içeriklerini mümkün olan en hızlı şekilde dijital metne dönüştürmekti. Fiziksel nüshalar ise süreç tamamlandıktan sonra ortadan kaldırılıyordu.
Bu ayrıntı, kamuoyundaki tartışmanın da merkezinde yer aldı. Çünkü milyonlarca kitabın yalnızca yapay zekâ eğitimi için parçalanması kültürel açıdan tartışmalı. Şirket ise bu yöntemin kitapları yasal olarak satın aldıktan sonra uygulandığını savundu.
8) Anthropic bu kitapları nereden buldu?
Mahkeme belgeleri, Anthropic'in başlangıçta farklı seçenekleri değerlendirdiğini gösteriyor. Şirket, ikinci el kitapçılarla çalışmayı, bazı büyük kütüphanelerden kitap satın almayı ve toplu alımlar yapmayı planladı.
Belgelerde New York'un ünlü Strand kitabevinin yanı sıra New York Public Library ismi de geçiyor. Hatta finansman sıkıntısı yaşayan bazı kütüphanelerle temas kurulması ihtimali de değerlendiriliyor.
Mahkeme kayıtlarına göre sonunda Anthropic, Better World Books ve İngiltere merkezli World of Books gibi ikinci el kitap satıcılarından büyük partiler hâlinde alım yaptı. Kitaplar çoğu zaman on binlerce adetlik partiler hâlinde satın alındığı mahkeme kayıtlarına yansıdı.
Taranan kitapların nihai sayısı ve maliyeti belgelerde karartılmış durumda. Ancak daha sonra Anthropic ile çalışan bir tedarikçinin proje teklifinde, yapay zekâ şirketinin “altı aylık süre içinde 500 bin ila 2 milyon kitabı dijital ortama aktarmak üzere deneyimli bir belge tarama hizmeti sağlayıcısı aradığı” belirtiliyor. Washington Post, projenin on milyonlarca dolara mal olduğunu aktardı.
9) Bu proje neden bu kadar tartışma yarattı?
Project Panama'nın yarattığı tartışma yalnızca milyonlarca kitabın parçalanmasından kaynaklanmıyor. Asıl tartışma, yapay zekâ şirketlerinin bu kitapları yazar ve yayınevlerinden izin almadan modellerini eğitmek için kullanması ve bunun karşılığında çoğu zaman herhangi bir telif ödememesi.
Bir başka tartışma da fiziksel kitapların akıbeti. Project Panama'da kitaplar taranabilsin diye ciltlerinden ayrıldı ve işlem tamamlandıktan sonra geri dönüşüme gönderildi. Kütüphaneciler ve kültürel miras uzmanları, özellikle piyasada artık bulunmayan ya da çok az nüshası kalmış basılı eserlerin bu şekilde ortadan kaldırılmasının, yalnızca bir kitabın değil kültürel mirasın da kaybı anlamına gelebileceğine dikkat çekiyor.
Mahkemeye sunulan şirket içi yazışmalar ise tartışmayı daha da büyüttü. Çünkü belgeler yalnızca teknik süreci değil, yöneticilerin projeyi neden gizli tutmak istediğini ve veri toplama yöntemlerini de ortaya çıkardı. Bu nedenle Project Panama bugün yalnızca bir telif hakkı davası değil; yapay zekâ çağında bilgiye, kültürel mirasa ve yaratıcı emeğe nasıl yaklaşılması gerektiğine ilişkin küresel tartışmanın en önemli örneklerinden biri olarak görülüyor.
10) LibGen nedir ve neden bu kadar tartışılıyor?
LibGen, yani Library Genesis, milyonlarca kitap, akademik makale ve bilimsel yayını telif hakkı sahiplerinden izin almadan erişime açan dünyanın en büyük çevrimiçi "gölge kütüphanelerinden" biri. Bu nedenle birçok ülkede yasa dışı kabul ediliyor.
Mahkeme belgelerine göre Anthropic, 2021'de yapay zekâ modellerini geliştirmeye başladığı dönemde LibGen'in yanı sıra Books3 ve PiLiMi gibi korsan veri arşivlerinden de yararlandı. Şirket daha sonra bu verilerle ticari bir yapay zekâ modeli eğitmediğini ve bazı veri kümelerini kullanımdan çıkardığını savundu.
11) Mahkeme Anthropic hakkında ne karar verdi?
Anthropic'e karşı dava, Ağustos 2024'te ABD Kaliforniya Kuzey Bölgesi Federal Bölge Mahkemesi'nde gazeteci ve yazarlar Andrea Bartz, Charles Graeber ve Kirk Wallace Johnson tarafından açıldı. Davaya Federal Yargıç William H. Alsup bakıyor.
Yazarlar, Anthropic'in kitaplarını izin almadan yapay zekâ modellerini eğitmek için kullandığını ve milyonlarca kitabı LibGen gibi korsan dijital arşivlerden indirerek telif haklarını ihlal etti gerekçesiyle davayı açtı.
Yargıç Alsup, Haziran 2025'te verdiği ara kararda önemli bir ayrım yaptı. Mahkeme, kitapların yapay zekâ modellerini eğitmek için kullanılmasının belirli koşullarda "fair use" (adil kullanım) kapsamında değerlendirilebileceğini belirtti. Ancak şirketin geçmişte LibGen gibi korsan veri kümelerinden milyonlarca kitabı indirmesinin ayrı telif hakkı sorunları doğurabileceğine işaret etti.
Yani mahkeme ilkini belirli koşullarda hukuka uygun bulurken, ikinci başlıktaki iddiaların yargılanmasının devam etmesine karar verdi. Anthropic ise daha sonra verilen toplu dava (class action) kararını temyize taşıdı.
12) Anthropic neden 1,5 milyar dolar ödemeyi kabul etti?
Anthropic, korsan kitapların indirilmesine ilişkin iddialar konusunda yazarlar ve yayınevleriyle uzlaşma yoluna gitti. Şirket, herhangi bir hukuka aykırılığı kabul etmeden 1,5 milyar dolar ödemeyi kabul etti.
Uzlaşma kapsamında eserleri bu veri kümelerinde bulunan yazarların kitap başına yaklaşık 3 bin dolar tazminat alabileceği belirtiliyor. Nihai ödeme miktarı ise başvuru sayısına göre değişebilecek.
Anthropic, uzlaşmanın yalnızca verilerin nasıl elde edildiğiyle ilgili olduğunu, yapay zekâ eğitiminin hukuka uygunluğu konusunda mahkemenin verdiği kararın ise geçerliliğini koruduğunu savunuyor.
13) Anthropic neden temyize gitti?
Anthropic'in temyize gitti ama üst mahkemeye taşıdığı konu, davanın tamamını kapsamıyor. Şirket, Kaliforniya Kuzey Bölgesi Federal Mahkemesi'nin yaklaşık 7 milyon kitabın hak sahiplerini kapsayan toplu dava olmasına itiraz ediyor.
Anthropic'e göre her kitabın telif durumu, hak sahipliği ve olası zararı ayrı ayrı incelenmeli. Şirket, milyonlarca kitabı tek davada toplamanın hukuken doğru olmadığı savunuyor. Bu nedenle Anthropic, Dokuzuncu Daire Temyiz Mahkemesi'nden, dava sonuçlanmadan önce bu ara kararların incelenmesi için izin istedi.
14) Dava hangi aşamada?
Project Panama dosyası henüz kapanmış değil. Yerel mahkeme bazı önemli ara kararlar verdi ancak, davanın bütünü sonuçlanmadı. Anthropic ise bu kararların bir bölümünü temyize taşıdı.
Yani bu aşamada süreç iki ayrı hatta ilerliyor. Bir yandan yerel mahkemedeki dava devam ediyor, diğer yandan Anthropic'in ara temyiz başvurusu değerlendiriliyor.
Bu nedenle bugün için Project Panama hakkında verilmiş kesin ve nihai bir yargı kararı yok.
15) Meta belgeleri neden ayrıca gündem oldu?
Washington Post'un incelediği belgeler yalnızca Anthropic'e ait değildi. Meta hakkında açılan ayrı telif hakkı davasındaki şirket içi yazışmalar da yapay zekâ yarışının perde arkasına ışık tuttu.
Belgelerde Meta çalışanlarının, milyonlarca kitabın yer aldığı korsan veri kümelerini indirmenin hukuki risklerini kendi aralarında tartıştıkları görülüyor.
Örneğin 2023 tarihli bir mesajda bir mühendis, "Kurumsal dizüstü bilgisayardan torrent indirmek bana doğru gelmiyor" diye yazıyor. Aynı çalışan daha sonra hukuk ekibine, torrent kullanımının teknik olarak başkalarına da korsan içerik dağıtmak anlamına gelebileceğini belirterek bunun yasal sonuçlar doğurabileceğini söylüyor.
Başka bir yazışmada ise torrent işlemleri için neden Meta'nın kendi sunucuları yerine Amazon'dan kiralanan sunucuların kullanıldığı soruluyor. Verilen yanıt kısa ama dikkat çekici: "İzlerin şirkete kadar sürülmesi riskinden kaçınmak."
Meta bu iddiaları reddediyor.
16) Mark Zuckerberg'in adı neden mahkeme dosyalarında geçiyor?
Meta'ya karşı açılan telif hakkı davasında kamuoyuna açıklanan şirket içi bir e-posta, en çok tartışılan belgelerden biri oldu. E-postada, "Konunun daha önce MZ'ye taşınmasının ardından, üretken yapay zekâ ekibinin Llama 3 için LibGen'i kullanması onaylandı" ifadesi yer alıyor.
Mahkeme kayıtlarına göre "MZ", Meta CEO'su Mark Zuckerberg'in baş harfleri. Yazışma, LibGen adlı korsan kitap arşivinin Llama 3 modelinin geliştirilmesinde kullanılmasına, belirli önlemler alınması şartıyla onay verildiğini gösteriyor.
Aynı e-postada dikkat çekici bir uyarı da bulunuyor. LibGen gibi korsan olduğu bilinen bir veri kümesinin kullanıldığının ortaya çıkmasının, düzenleyici kurumlarla yürütülen görüşmelerde Meta'nın elini zayıflatabileceği belirtiliyor.
Meta bu iddiaları reddediyor. Şirket, mahkemeye sunduğu savunmada telif hakkı ihlali yaptığı yönündeki suçlamaları kabul etmedi.
17) Project Panama neden yalnızca Anthropic'i değil, bütün yapay zekâ sektörünü ilgilendiriyor?
Çünkü bu dava yalnızca Anthropic'i ilgilendirmiyor. OpenAI, Meta, Google ve Microsoft da yapay zekâ modellerini eğitmek için kitaplar, haberler ve diğer telif hakkıyla korunan eserleri izinsiz kullandıkları iddiasıyla benzer davalarla karşı karşıya.
Bu nedenle Anthropic davasında verilecek karar, yalnızca bir şirketi değil, bütün sektörü etkileyebilir. Mahkemelerin alacağı kararlar, yapay zekâ şirketlerinin gelecekte kitapları ve diğer telif hakkıyla korunan eserleri hangi koşullarda kullanabileceğini de belirleyecek.
Kısacası Project Panama, yalnızca milyonlarca kitabın tarandığı bir operasyon değil. Yapay zekâ çağında yaratıcı emeğin nasıl korunacağına ilişkin en önemli hukuk mücadelelerinden biri olarak görülüyor.
18) Project Panama ile Almanya'da sahaflardan toplu kitap alımları aynı olay mı?
Hayır. Project Panama, Anthropic'in Claude adlı yapay zekâ modelini eğitmek için yürüttüğü ve ABD'deki Bartz v. Anthropic davasında kamuoyuna açılan mahkeme belgeleriyle ortaya çıkan şirket içi proje. SOL Haber'de "Yapay zekâ şirketleri sahafları boşaltıyor" başlığıyla gündeme gelen Almanya'daki toplu kitap alımları ise farklı bir gelişme. Bu alımların hangi yapay zekâ şirketi adına yapıldığı veya Project Panama ile doğrudan bağlantılı olduğu doğrulanmış değil.
19) Peki Almanya'daki toplu kitap alımları bize ne anlatıyor?
Yapay zekâ şirketleri için basılı kitaplar giderek daha değerli bir veri kaynağına dönüşüyor. Project Panama bunu mahkeme belgeleriyle ortaya koyarken, Almanya'daki toplu alımlar da ikinci el kitap piyasasına yönelik ilginin arttığını gösteriyor. İki olay doğrudan bağlantılı olmasa da yapay zekâ yarışında yüksek kaliteli metinlere erişimin stratejik önem kazandığına işaret ediyor.
20) Peki şimdi ne olacak?
Project Panama davası henüz sonuçlanmadı. Anthropic'in temyiz süreci sürerken, Meta, OpenAI, Google ve Microsoft'a karşı açılan benzer telif hakkı davaları da devam ediyor. Bu davalarda verilecek kararlar, yapay zekâ şirketlerinin telif hakkıyla korunan eserleri hangi koşullarda kullanabileceğine ilişkin emsal oluşturabileceği için yakından takip ediliyor.