GÜLSEVEN ÖZKAN
Anayasa Mahkemesi (AYM), boşanan eşlere verilen yoksulluk nafakasının süresiz uygulanmasına ilişkin düzenlemeyi oy çokluğuyla iptal etti. Karar, nafaka tartışmalarını yeniden gündemin üst sıralarına taşırken, yaklaşık 8-9 yıldır siyasi ve hukuki tartışmaların merkezinde yer alan yoksulluk nafakası konusunu da yeniden gündeme taşıdı.
Yoksulluk nafakasının süreyle sınırlandırılması uzun süredir iktidarın gündeminde bulunuyor. Daha önce çeşitli yargı paketleri ve torba yasa çalışmalarında yer alan düzenleme, kadın örgütleri, muhalefet partileri ve kamuoyundan gelen tepkiler nedeniyle hayata geçirilememişti. Anayasa Mahkemesi ise 2012 yılında verdiği kararda, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek eşin korunmasının sosyal hukuk devleti ilkesinin bir gereği olduğunu belirterek süresiz nafaka düzenlemesinin Anayasa’ya aykırı olmadığına hükmetmişti.
Buna karşın son kararla birlikte mahkeme önceki içtihadından farklı bir yönde değerlendirme yaptı. Ayrıca 12. Yargı Paketi kapsamında süresiz nafakanın kaldırılarak nafaka süresinin en az 5 yıl olmak üzere evlilik süresinin yarısı kadar belirlenmesine yönelik çalışmalar da gündemde.
Karar tepkiyle karşılandı
AYM’nin iptal kararı ve Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un kararı "adalet ve hakkaniyet adına kıymetli" olarak değerlendirmesi, kadın örgütleri ve hukukçuların tepkisini çekti. Eleştirilerde, nafakanın süreyle sınırlandırılmasının kadınları yoksulluğa sürükleyebileceği, ekonomik şiddet karşısında daha kırılgan hale getirebileceği ve bazı kadınların boşanma hakkını kullanmaktan vazgeçmesine yol açabileceği vurgulanıyor. Uzmanlar ise kararın, Anayasa Mahkemesi’nin önceki yaklaşımından uzaklaştığını ve nafaka tartışmalarında yeni bir dönemin kapısını araladığını belirtiyor. İptal hükmü, gerekçeli kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasının ardından dokuz ay sonra yürürlüğe girecek.
Dava dosyalarındaki veriler ne diyor?
Ancak nafaka tartışmalarında kamuoyunda en sık dile getirilen sorulardan biri, nafakanın ne kadar ödendiği ve mevcut sistemin uygulamada nasıl işlediği. Bu sorulara yanıt arayan en kapsamlı çalışmalardan biri, Kadın Dayanışma Vakfı tarafından yayımlanan "2024 Yoksulluk Nafakası Araştırması". Araştırma, nafaka kararlarının uygulamadaki karşılığını, nafaka miktarlarını, ödeme oranlarını ve nafaka alacaklılarının karşılaştığı sorunları ortaya koyarak devam eden tartışmalara somut veriler sunuyor.
Avukatlar Zekiye Karaca Boz ve Ceren Akçabay tarafından hazırlanan rapor kapsamında aralarında Ankara, İstanbul, Adana’nın da olduğu 16 ilde görülen 155 nafaka dosyası incelendi. 155 dava dosyasının 118 tanesi hem boşanma hem nafaka davası olarak 37 tanesi ise yalnızca nafaka davası olarak açıldığı görüldü. Davalar kapsamında yoksulluk, iştirak (boşanma sonrası çocuğun bakım ve eğitim giderleri için ödenen nafaka) ve yardım nafakası konusunda veriler incelendi.
93 kesinleşmiş toplam 155 dosya incelendi
Dosyalar, 2013 ile 2024 yılları arasında açılan boşanma ve nafaka davalarını kapsarken, kararların büyük bölümü 2015-2024 yılları arasında verildi. İncelenen kararların 93'ü kesinleşmiş kararlardan oluştu. Araştırma yalnızca nafaka miktarlarını değil, boşanma süreçlerinde kadınların ekonomik durumunu, şiddet deneyimlerini, çocukların durumunu ve nafaka kararlarının uygulanıp uygulanmadığını da ortaya koydu.
Şiddet, boşanma davalarının merkezinde
Araştırmada ortaya çıkan sonuçlar özetle şöyle:
İncelenen boşanma dosyalarının yüzde 88,4'ünde şiddet iddiası yer aldı. Dosyaların yüzde 25'inde ayrıca ceza soruşturması veya ceza davası bulunduğu tespit edildi. Kadınlar dosyalarda öldürülmeye teşebbüs, evlilik içi tecavüz, hamilelik döneminde fiziksel şiddet, eve kapatılma, ekonomik baskı ve sürekli aşağılanma gibi çok sayıda şiddet iddiasını dile getirdi. Araştırmada şiddet oranlarına yönelik şu veriler yer aldı:
- Yüzde 97 psikolojik şiddet
- Yüzde 73 fiziksel şiddet
- Yüzde 60 ekonomik şiddet
- Yüzde 17 cinsel şiddet
- Yüzde 1 dijital şiddet
Davaları büyük ölçüde kadınlar açıyor
İncelenen 155 dosyanın, 90'ı kadınlar tarafından, 16'sı erkekler tarafından, 4'ü reşit çocuklar tarafından açıldı. 45 dava ise karşılıklı olarak açıldı. Karşılıklı açılan davaların 30'unda ilk başvuruyu kadınlar, 15'inde ise erkekler yaptı.
Kadınlar adli yardıma daha fazla ihtiyaç duyuyor
Dosyaların yüzde 18'i, maddi imkansızlık nedeniyle baroların adli yardım sistemi kapsamında görevlendirdiği avukatlar tarafından takip edildi.
Mahkemeler tarafından verilen adli yardım kararlarının yüzde 96'sı kadınlar lehine oldu. Yargılama giderleri bakımından adli yardımdan yararlanan dosyaların oranı yüzde 34 olarak kaydedildi.
Kadınların büyük bölümü işsiz
Araştırma, kadınların ekonomik açıdan erkeklerden belirgin şekilde daha dezavantajlı olduğunu ortaya koydu. İşsiz kadınların oranı yüzde 48 iken erkeklerde bu oran yüzde 9'da kaldı. Araştırmaya göre erkeklerin yüzde 80'i asgari ücret veya üzerinde gelir elde ederken, kadınlarda bu oran yüzde 46'da kaldı. Çalışmada bu konudaki veriler şöyle özetlendi:
Kadınlar:
- Yüzde 47'sinin hiç geliri yok.
- Yüzde 5'inin düzenli geliri bulunmuyor.
- Yüzde 11'i asgari ücretle çalışıyor.
- Yüzde 35'i asgari ücretin üzerinde gelir elde ediyor.
Erkekler:
- Yüzde 7'nin geliri yok.
- Yüzde 8'in düzenli geliri bulunmuyor.
- Yüzde 16'sı asgari ücretle çalışıyor.
- Yüzde 64'ü asgari ücretin üzerinde gelir elde ediyor.
Çocuklar nafaka kararlarının merkezinde
Dosyaların yüzde 85,59'unda tarafların en az bir ortak çocuğu bulunuyor. 18 yaşından küçük çocukların bulunduğu dosyalarda velayet yüzde 71,28 oranında kadınlar tarafından talep edildi. Dosyaların yüzde 27,66'sında ise her iki ebeveyn de velayet istedi.
Nafaka taleplerinin büyük bölümü kabul edildi
İncelenen dosyaların yüzde 84'ünde nafaka talebi yer aldı. Bu taleplerin yüzde 83'ü kabul edildi, yüzde 1'i reddedildi. Dosyaların yalnızca yüzde 3'ünde nafakanın azaltılması veya kaldırılması talebi bulundu.
Kadınların önemli bir bölümü yoksulluk nafakası talep etmiyor
Araştırma, kamuoyundaki yaygın algının aksine her boşanma davasında yoksulluk nafakası talep edilmediğini gösterdi. Kadınlar boşanma davalarının yüzde 38'inde tedbir nafakası, yüzde 33'ünde ise yoksulluk nafakası talebinde bulunmadı. Mahkemelerin en fazla kabul ettiği nafaka türünün çocuklar için bağlanan nafakalar olduğu görüldü.
Yoksulluk nafakalarının düşük tutarlarda
Mahkemelerin hükmettiği yoksulluk nafakalarının tutarı:
- Yüzde 36'sı aylık 500 TL ve altında
- Yüzde 69'u aylık 1.000 TL ve altında
- Yüzde 14'ü 1.001-1.500 TL arasında
- Yüzde 11'i 1.501-2.000 TL arasında
- Yalnızca yüzde 6'sı 2.500 TL'nin üzerinde kaldı.
- İncelenen 36 düzenli ödeme şeklindeki yoksulluk nafakası kararının yalnızca 2'sinde 2.500 TL'nin üzerinde tutara hükmedildi.
Çocuklar için bağlanan nafakalar da sınırlı kaldı
Çocuklar için verilen tedbir nafakalarının yüzde 40'ı 500 TL ve altında, yüzde 29'u 501-1.000 TL arasında, yüzde 13'ü 1.001-1.500 TL arasında, yüzde 18'i 1.501 TL'nin üzerinde oldu. 68 çocuk için verilen tedbir nafakası kararının yalnızca 6'sında aylık 2.000 TL'nin üzerinde ödeme kararlaştırıldı.
İştirak nafakaları tutuları ise şöyle oldu:
- Kararların yüzde 19'u 500 TL'nin altında
- Yüzde 33'ü 501-1.000 TL arasında
- Yüzde 17'si 1.001-1.500 TL arasında
- Yüzde 12'si 1.501-2.000 TL arasında
- Yüzde 19'u 2.001 TL'nin üzerinde kaldı.
Ortalama nafaka tutarları ne kadar?
Araştırmaya göre mahkemelerin hükmettiği ortalama tutarlar şöyle:
- Ortalama yoksulluk nafakası: 1.179 TL (2026 rakamları ile 2083 TL)
- Ortalama eş için tedbir nafakası: 1.150 TL
- Ortalama iştirak nafakası: 1.423 TL
Rapora göre, son yıllardaki kararlar incelendiğinde, 2023 yılında verilen ortalama yoksulluk nafakası 1.235 TL, 2024'ün ilk dört ayında verilen ortalama yoksulluk nafakası ise 3.200 TL oldu. Araştırma, 2023 yılında verilen ortalama yoksulluk nafakasının dönemin asgari ücretinin yalnızca yüzde 9,2'sine, 2024'te ise yüzde 18,8'ine karşılık geldiğini ortaya koydu.
Nafakaların yüzde 44'ü ödenmiyor
Araştırmanın en çarpıcı bulgusu nafaka ödemelerine ilişkin oldu. Mahkemeler tarafından hükmedilen nafakaların yüzde 44'ü hiç ödenmedi. Araştırmaya göre bunun başlıca nedenleri şöyle:
- Kadınların şiddet uygulayan eski eşlerinden çekinmesi
- Nafaka yükümlülerinin kayıt dışı çalışması
- Düzenli gelirlerinin bulunmaması
- Bazı erkeklerin nafaka ödemeyi reddetmesi veya boşanmayı kabul etmemesi nedeniyle ödemeden kaçınması
İcra takibine rağmen her dosyada sonuç alınamıyor
Ödenmeyen nafakalar için dosyaların yüzde 38'inde icra yoluna başvuruldu. İcra takibi yapılan dosyalarda: yüzde 70 oranında nafaka tamamen tahsil edildi, üzde 10 oranında kısmi tahsilat sağlandı, üzde 20 oranında ise hiçbir tahsilat yapılamadı. Nafaka borcunun ödenmemesi nedeniyle İcra Ceza Mahkemesi'ne başvurulan dosyaların oranı yüzde 27 oldu. Toplam nafaka yükümlülerinin yaklaşık yüzde 10'u ise nafaka borcunu ödemediği için cezai yaptırımla karşılaştı.
Raporda özetle şu değerlendirme yapıldı:
“Türkiye’nin toplumsal cinsiyet eşitliği verileri, adli istatistikler ile aile ve boşanma verileri bir arada ele alındığında ise aile hukukuna ilişkin olarak yeni bir hukuki yaklaşımla düzenleme konusu yapılması gereken pek çok husus olduğu ancak yoksulluk nafakası ile ilgili yapılması istenen düzenlemenin bunlardan biri olmadığı rahatlıkla söylenebilir.
2024 yılında yayınlanan WEF raporuna göre, Türkiye dünya üzerindeki 146 ülke arasında toplumsal cinsiyet eşitliği bakımından 127. sırada yer almaktadır. Türkiye İstatistik Kurumunun verileri de bu vahim tabloyu destekler niteliktedir. İstatistiklere göre nüfusun neredeyse yarısını oluşturan kadınların işgücü ve istihdama katılım oranı erkeklerin yarısından azdır. Kadınların eğitim oranı ile erkeklerin eğitim oranı arasında da benzer bir fark söz konusudur.
Verilere göre, Türkiye’de kadınların eğitim düzeyleri yükseldikçe istihdama katılım oranları artmakla birlikte, mevcut eğitim düzeyi ne olursa olsun erkeklerin istihdam edilme oranları kadınlarınkinden daha yüksektir. Kadınlar erkeklere oranla ev ve ailenin gereksinimleri için 4,5 kat daha fazla vakit harcamakta, genel olarak ücretsiz bakım hizmetlerini yerine getirmekte, çalışmaları halinde ise çoğu zaman ancak informal sektörde kendilerine yer bulabilmektedirler. Bu nedenle, sosyal güvenlik kapsamında olan kadınların oranı erkeklere göre çok daha azdır. Kadınların eğitim ve iş olanaklarından yoksunluğu ve güvencesizliği onları şiddete açık hale getirmektedir.
Veriler daha ayrıntılı incelendiğinde enflasyon oranına paralel şekilde artan nafaka taleplerine mahkemeler cevap vermediği ve nafaka miktarlarında anlamlı bir artış söz konusu olmadığı görülmektedir. İncelenen dosyaların yüzde 48,72’sinde mahkemeler 501-1500 TL arasında yoksulluk nafakaya hükmedilmiştir ve bu aralıktaki yoksulluk nafakaların ortalaması ise 997,37 TL’dir. Araştırmada esas alınan nafaka miktarlarının son beş yılda yaşanan enflasyon etkisinden kurtarılması için sadece 2023 ve 2024’de karara çıkan yoksulluk nafakası miktarları incelendiğinde dahi tutarlar çok düşüktür”
Raporda öneriler ise şöyle sıralandı:
Yargı reformların sosyo-hukuki verilerle ve toplumsal cinsiyete dayalı bir bakış açısı ile planlanmalı.
Kadına yönelik şiddetle yargısal düzeyde de etkili bir şekilde mücadele edilmeli .
Mahkemelerce insanca yaşanacak bir miktarda nafakaya karar verilmeli.
Nafaka ödememek için mal kaçıranların denetimi sağlanmalı.
Kadınların kazanılmış haklarına yönelik saldırıların son bulması için çalışmalar yapılmalı.