Bilgi'li akademisyenler ve öğrenciler anlatıyor: Hiç kimse hissetmedi, bir gecede yok sayıldık

GÜLSEVEN ÖZKAN | Cumhurbaşkanı kararıyla kapatılan İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde akademisyenler ve öğrenciler yaşananları “bir gecede gelen tasfiye” olarak tanımlıyor. “Hiç kimse hissetmedi”, “Şu anda yokluk durumundayız” sözleri kampüslerdeki belirsizliği özetlerken, yüksek lisans öğrencisi Baran Elma, “Daha dün Mandela’nın ‘Özgürlük uğruna ölmeye hazırım’ konuşmasını sunuyordum, bugün aynı otoriterliğin üniversitemin üzerinde olduğunu görüyorum” dedi.

GÜLSEVEN ÖZKAN

İstanbul Bilgi Üniversitesi, Bilgi Eğitim ve Kültür Vakfı tarafından 7 Haziran 1996 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilen 4142 sayılı kanunla kuruldu. “Okul için değil, yaşam için öğrenmeli” ilkesiyle yola çıkan üniversite, yıllar içinde farklı yönetim süreçlerinden geçti. Son olarak TMSF’nin el koyduğu Can Holding bünyesinde bulunan ve 2025 Eylül ayından bu yana kayyım tarafından yönetilen üniversite, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Resmî Gazete’de 22 Mayıs’ta yayımlanan kararıyla kapatıldı.

Kuştepe, Dolapdere ve Santralistanbul kampüslerinde 20 bini aşkın öğrenci ve binin üzerinde akademik personelle eğitim faaliyetlerini sürdüren üniversitede kararın ardından belirsizlik ve şaşkınlık hâkim oldu. Akademisyenler ve öğrenciler, kapatma kararının üniversite içinde beklenmediğini, süreçle ilgili herhangi bir hazırlık yapılmadığını ve nasıl bir yol izleneceğine dair net bir bilgi verilmediğini söylüyor.

"Karar beklenmiyordu"

İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yaman Akdeniz, kararın üniversite içinde de sürpriz etkisi yarattığını söyledi. Akdeniz, “Üniversitenin son sahipleri Can Holding’le ilgili süreç devam ederken bu karar aslında pek beklenmiyordu. Çünkü düne kadar üniversitenin işleyişi, dersler, üniversitedeki aktiviteler, toplantılar hepsi devam ediyordu” dedi.

Kararın bir anda açıklandığını belirten Akdeniz, akademisyenlerin ve öğrencilerin hiçbir hazırlığı olmadığını ifade ederek, “Kimsenin haberi yoktu. Sadece üniversitenin değil, benim gördüğüm kadarıyla Yükseköğretim Kurulu’nun yaptığı açıklamadan da onların da bundan haberi olmadığı anlaşılıyor” diye konuştu.

“Şu anda yokluk durumundayız”

Kapatma kararının ardından üniversitenin hukuki statüsünün fiilen ortadan kalktığını söyleyen Akdeniz, yaşanan tabloyu şu sözlerle anlattı:

“Şu anda faaliyetleri durdurulduğu için aslında benim artık Bilgi Üniversitesi sıfatım kalmadı. Rektör yok, dekanlar yok. Dolayısıyla şu anda yokluk durumundayız. Hatırlayacaksınız 15 Temmuz sonrası Kanun Hükmünde Kararname'lerle üniversiteler kapatılmış, öğretim üyeleri ihraç edilmişti. Ona benzer bir durum diyelim. Yani ihraç edilmedik ama kapatıldık. Dolayısıyla şu anda artık İstanbul Bilgi Üniversitesi yok.”

Üniversite yönetimi tarafından akademisyenlere yalnızca genel içerikli bir bilgilendirme maili gönderildiğini söyleyen Akdeniz, sürecin nasıl ilerleyeceğine ilişkin net bir açıklama yapılmadığını belirtti. “Yükseköğretim Kurulu’yla birlikte yapılan açıklama bağlamında gerekli tedbirler alınacaktır, mağduriyet olmaması önceliğimizdir gibi çok genel ifadeler kullanıldı. Bunun ne anlama geldiğinin hiçbir karşılığı yok” dedi.

"Hukukçu olduğum halde hukukla açıklayamıyorum"

Kararın hukukla açıklanamayacağını söyleyen Akdeniz, “Biz istediğimiz kadar anayasaya aykırı diyelim, hukuka aykırı diyelim, keyfi diyelim, adaletin ve hukukun olmadığı, adil yargılamanın olmadığı bir dönemde yaşıyoruz. Dolayısıyla bir hukukçu olarak da ben olup biteni hukukla açıklamakta çok zorlanıyorum açıkçası” ifadelerini kullandı.

“Mimar Sinan'da hukuk, mühendislik yok”

Üniversitenin geleceğine ilişkin en büyük soru işaretlerinden biri ise öğrencilerin durumu. Vakıf üniversitelerinde garantör üniversite sistemi bulunduğunu hatırlatan Akdeniz, Bilgi Üniversitesi’nin garantör üniversitesinin Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi olduğunu söyledi. Ancak Mimar Sinan Üniversitesi’nde Bilgi Üniversitesi’ndeki tüm bölümlerin bulunmadığını belirten Akdeniz, “Mühendislik yok, hukuk yok, sağlık bilimleri fakültemiz var o yok. Dolayısıyla bunlar ne olacak bilmiyoruz” dedi.

Özellikle hazırlık öğrencileri, tez aşamasındaki yüksek lisans öğrencileri ve mezuniyetine kısa süre kalan öğrenciler açısından ciddi bir belirsizlik yaşandığını ifade eden Akdeniz, “Geçen sene giren öğrencilerimiz var. Hazırlıkta okuyan öğrencilerimiz var. Bu öğrenciler dört sene daha Bilgi’de okuyacaklarını düşünüyordu” diye konuştu.

Kampüsün fiziksel olarak boşaltılıp boşaltılmayacağına ilişkin de net bilgi olmadığını söyleyen Akdeniz, “Kampüsün kapısı yarın kapatılacak mı, öğrenciler ve akademisyenler çıkarılacak mı onu da bilmiyoruz. Bu kapatma kararının tam olarak ne anlama geldiğini henüz kimse bilmiyor” dedi.

"Bu kararlar hep siyasi"

Kararın arkasında siyasi bir neden olup olmadığı sorusuna ise Akdeniz, “Bu tip kararların hepsi siyasi. Başka türlü bunu açıklamak mümkün değil. Sadece şu anda sebebini bilmiyoruz” yanıtını verdi. Üniversite içinde büyük bir şaşkınlık yaşandığını söyleyen Akdeniz, “Herkes şaşkın. Önümüzdeki süreçle ilgili ne kadar hızlı açıklama yapılırsa herkes açısından o kadar sağlıklı olur” ifadelerini kullandı.

“Vallahi hiçbir şey bilmiyoruz”

Kararın ardından konuştuğumuz ve akademik görevi nedeniyle adının açıklanmasını istemeyen başka bir profesör de, “Vallahi hiçbir şey bilmiyoruz. Hepimiz herkes gibi dün gece yarısı öğrendik” diyerek kararın ani şekilde duyurulduğunu anlattı. Üniversitede uzun süredir kayyum yönetimi bulunduğunu ancak buna rağmen böylesi bir kapanma ihtimalinin konuşulmadığını belirten profesör, “Ne olacağını da bilmiyoruz. Açıkçası ne hissedeceğimi bile bilmiyorum. O kadar ani oldu ki. Çünkü hiç bunun öncülüğü yoktu. Hiç kimse hissetmedi” ifadelerini kullandı.

Kararın ardından üniversitedeki atmosferi anlatan profesör, öğretim üyeleri arasında ciddi bir moral bozukluğu olduğunu ifade etti. “Tabii ki herkes için moral bozuk bir kere” diyen akademisyen, üniversitenin garantör kurumu olarak gösterilen Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’ne nasıl bir geçiş yapılacağı konusunda da endişe duyduğunu, “Şu anda hiçbir bilgim yok. Garantör üniversite bizi kapsıyor mu, kapsamıyor mu, nasıl olacak bilmiyoruz. Herkes bekliyor” diyerek özetledi.

"Arazi kamuya ait"

Kampüsün tamamen boşaltılabileceği ihtimali de akademisyenler arasında konuşulan başlıklardan biri. Üniversitenin bulunduğu arazinin kamuya ait olduğunu belirten profesör, “Orası zaten kiraydı. Bakanlığın arazisi olması lazım. Fiziken boşaltılma ihtimali olabilir tabii” ifadelerini kullandı. Kapatma kararının arkasında siyasi ya da ekonomik nedenler olup olmadığına ilişkin sorulara ise net yanıt vermekten kaçınan akademisyen, “Şehir Üniversitesi’nde politik bir motivasyon görünüyordu ama burada öyle somut bir şey gözükmüyor. Belki holdingle ilgilidir, belki başka bir şey vardır, bilmiyoruz” dedi.

“Eğitimde ana akım öğretiyle çatışan içerikler var”

Yaşanan gelişmeler ise en fazla öğrenciler tedirgin etti. İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde İnsan Hakları Hukuku Yüksek Lisans Programı’nda eğitim alan Baran Elma, alınan kararın yalnızca bir okulun kapanması değil, akademik özgürlük alanının daraltılması anlamına geldiğini söyledi.

Lisans eğitimini hukuk fakültesinde tamamladıktan sonra yüksek lisans eğitimine devam eden Elma, okulun ve programlarının Türkiye’de benzeri az bulunan alanlardan biri olduğuna dikkat çekti. Programın yalnızca teknik hukuk eğitimi vermediğini belirten Elma, “Kürt araştırmaları, LGBTİ+ çalışmaları, toplumsal cinsiyet ve kadın çalışmaları gibi alanlarda ana akım öğretiyle çatışan, ona muhalif bir tahayyülü ilmek ilmek inşa eden bir yerdi” dedi.

Okulun uzun süredir siyasi iktidarın hedefinde olduğunu düşündüğünü ifade eden Elma, üniversiteyi kapatma kararının bilimsel üretimin tamamen önüne geçmek anlamına geldiğini savundu. “Kurulan kanunla kapatılır, belgesi kaldırılır. Burada İstanbul Sözleşmesi’nde olduğu gibi yasamanın yaptığı bir şeyi yürütmenin geri aldığını görüyoruz. Burada bir yetki gaspı var” diye konuştu.

“Üniversite çoğulcu bir kültürdü”

Bilgi Üniversitesi’nin kendileri için yalnızca bir eğitim kurumu olmadığını söyleyen Elma, üniversiteyi “çoğulcu bir kültür” olarak tanımladı. Azınlıkların kendini ifade edebildiği, farklı kimliklerin bir arada var olabildiği bir alanın ortadan kaldırıldığını belirten Elma, “Hükümete ters düşen, hükümet politikalarına karşı antitez üreten insanların bulunduğu bir alanın tasfiye edilmesi öğrencilere verilmiş bir gözdağıdır” ifadelerini kullandı.

Kararın ardından hem öğrencilerin hem de akademisyenlerin büyük bir belirsizlik içinde bırakıldığını dile getiren Elma, yaşadığı duyguyu yaptığı son sunum üzerinden anlattı. “Daha dün Nelson Mandela’nın ‘Özgürlük uğruna ölmeye hazırım’ konuşması üzerine bir sunum yaptım. Bugün ise Mandela’nın mücadele ettiği otoriterizmin benim üniversitemin üzerinde olduğunu görüyorum” dedi.

Akademik özgürlüğünün tehdit altında olduğunu söyleyen Elma, “Bilimsel ifade özgürlüğümün, özellikle akademik ifade özgürlüğümün devam edip etmeyeceği bile belirsiz. Benim tayin etmediğim, benim istemediğim bir üniversitede eğitimime devam edip etmeyeceğim bile belli değil” diye konuştu.

Türkiye’de ifade özgürlüğü konusunda ciddi kaygılar taşıdığını belirten Elma, yalnızca bu okulda okuduğu için dahi ileride hedef gösterilme korkusu yaşadığını söyledi. “Acaba ben mağdur olurken bir yandan suçlu da mı ilan edileceğim, bunu hissediyorum” dedi.

“Bilgi Üniversitesi ‘makul ve makbul’ sınırlar içinde kalmayı tercih etmedi”

Bilgi Üniversitesi’nin “makul ve makbul” sınırlar içinde kalmayı tercih etmediğini belirten Elma, üniversitenin farklı düşüncelere alan açtığı için hedef alındığını düşündüğünü ifade etti. “Diğer apartman üniversiteleri gibi davranabilirdi, hükümeti rahatsız etmeyebilirdi. Ama bunu yapmadı” dedi.

Olası bir başka üniversiteye geçiş sürecinin de kendileri açısından ciddi sorunlar yaratacağını söyleyen Elma, sosyal bilimlerde öğrencinin hocasıyla kurduğu bağın belirleyici olduğunu vurguladı. “Bu sadece teknik bir eğitim değil. Düşünce üretimi, hocayla kurulan özgün bağ üzerinden şekilleniyor. Dönemin bitmesine haftalar kala bu bağı yeniden kurmak mümkün değil” ifadelerini kullandı.

Üniversite bünyesinde oluşan ortak yaşam kültürünün de dağıldığını söyleyen Elma, “Bir güvenli alan vardı ve artık yok. İnsanlar birkaç haftada yeniden güvenli alan kurabilecek kadar rahat bir ülkede yaşamıyor” dedi.

Kapatma kararının siyasal atmosferden bağımsız olmadığını belirten Elma, aynı gün yaşanan başka siyasi gelişmelere de dikkat çekerek, “Siyasal alanda olduğu gibi akademik alanda da insanların yerine karar alan bir yapı görüyoruz. Bu baskın rejimin kendini çok açık gösterdiği bir gün oldu benim için” diye konuştu.

Bilgi Üniversitesi öğrencilerine ne olacak?

Konuyla ilgili Yüksek Eğitim Kurulu'ndan (YÖK) yapılan açıklamada öğrencilerin "mağduriyet" yaşamaması ve eğitim faaliyetlerinin yürütülmesi için gerekli tedbirlerin alındığı belirtildi. Açıklamada ayrıca öğrenciler ile idari ve akademik kadronun mağdur olmaması için "gerekli işlemlerin" yerine getirileceği vurgulandı. Öte yandan gün içinde üniversite tarafından akademisyenlere gönderilen mailde “Üniversitemizle ilgili süreçte hiçbir öğrencimizin, akademik ve idari kadromuzun mağduriyet yaşamaması temel önceliğimizdir" şeklinde bilgi paylaşıldı. Öte yandan merak edilen konuların başında öğrenciler ve akademik personelin geleceği. Vakıf yükseköğretim Kurumları Yönetmeliği’ne göre, Yükseköğretim Kurulu tarafından faaliyet izni kaldırılması halinde vakıf üniversitesin yönetimi, tüzel kişiliğinin sona ereceği tarihe kadar garantör devlet üniversitesi veya Yükseköğretim Genel Kurulu tarafından kapasitesi dikkate alınarak belirlenecek aynı ildeki bir devlet üniversitesine devredilecek. Bilgi Üniversitesi’nin garantör üniversitesi Mimar Sinan Güzel Sanatlar üniversitesi (MSGÜ) olarak gündeme geldi. Ancak YÖK yetkilileri, mevcut öğrencilerin hangi üniversitede eğitim göreceği ve diplomalarını hangi üniversite adı altında alınacağına dair kesin bir karar olmadığını ve çalışmalarına devam ettiğini söyledi. Bilgi Üniversitesi’nden bir yetkili ise mevcut öğrencilerin garantör olarak belirlenen üniversiteden mezun olacağını dile getirdi.

Özel Haber Haberleri