Bir evden diğerine... Ev işçisi Sevgi anlatıyor: Bir gecelik yemek parası benim bir aylık ücretim

MELTEM AKYOL | 55 yaşındaki ev işçisi Sevgi, “Bize verdikleri çok geliyor ev sahiplerine ama… Gittiğim bazı evlerde bir gecelik misafir için söyledikleri yemek benim bir aylık maaşıma denk geliyordu. Onun da yarısını yiyorlar, kalan yarısı çöpe… Ama sana ‘Tadına bakar mısın?’ bile demiyorlar” dedi.

MELTEM AKYOL

55 yaşındaki Sevgi, yıllardır ev temizliğine giderek geçiniyor. Yıllarca haftanın yedi günü çalıştı, hatta aynı gün iki eve gidip akşamları da ek iş yaptı. Kimi geceler gece yarısı döndü eve. Elektriği, doğalgazı kesildi. Çocuklarına ayakkabı alamadığı günlerde poşet geçirip gönderdi okula. Bugün emekli ama çalışıyor hala. Aldığı evin kredisini ödüyor, bir de ‘çocukları evlenirse…’ diye.

Onun anlattığı bir ayrıntı, ev işçiliğinin görünmeyen hesabını özetliyor: “Bize verdikleri çok geliyor ev sahiplerine ama… Gittiğim bazı evlerde bir gecelik misafir için söyledikleri yemek benim bir aylık maaşıma denk geliyordu. Onun da yarısını yiyorlar, kalan yarısı çöpe… Ama sana ‘Tadına bakar mısın?’ bile demiyorlar.”

‘Eve gelen kadın’, görünmeyen emek

Ev temizliği, cam silme halı yıkama, ütü… Bazıları için çocuk bakımı, yaşlı bakımı, yemek… Tüm bu işler ev işçileri tarafından yapılıyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre sayıları 560-650 bin arasında. Ancak Ev İşçileri Dayanışma Sendikası’na (EVİD-SEN) göre kayıt dışı çalışma da hesaba katıldığında gerçek sayı 2,5-3 milyon aralığında. Ancak bu büyük sektörde çalışanlar hâlâ “işçi” bile sayılmıyor; çoğu sigortasız, güvencesiz çalışıyor. Bu güvencesiz çalışmanın yanına kadınların yaşadığı sağlık sorunları ekleniyor bir de…

Sevgi onlardan biri, 55 yaşında. 2010’dan beri evlere gidiyor. Önceleri ekonomik olarak iyi bir hayat sürüyordu. Sonra işler tersine döndü. Eşi iflas etti. Sahip oldukları her şeyi kaybettiler. Bir anda iki çocukla birlikte yeniden sıfıra döndü Sevgi. Hatta ona göre sıfırdan da geriye: “Biz aslında sıfırdan evlendik, hiçbir şeyimiz yoktu. Sonra güzel bir hayatımız oldu. Çok çaba harcadık. Evler, yazlıklar, her şey yoluna girdi. Sonra iflas ettik. Evlendiğimiz noktaya, hatta evlendiğimizden daha kötü bir noktaya dönüş yaptık. Çünkü o zaman ikimizdik, ama artık iki çocuk vardı. Hacizler geldi, her şey gitti. Kiraya çıktık…”

Çocuklar okula gidiyordu, kira ödenmeliydi. Ama sadece o kadar da değildi. “Şunu söyleyeyim, sen anla” diye başladı ve devam etti: “Çocukların ayakkabını yırtıktı, içine poşet geçirip okula gönderdim. Çocuklar yürürken ayakkabılarının içindeki poşetler hışırdıyordu. Eve geldiklerinde ayakları su içinde oluyordu. Elektrik, su, doğalgaz kesikti. Komşudan su taşırdık, çocukları yıkamak için… Her yerden borçluyduk üstüne. Eşim bıraktı, iş bile aramadı.”

Sevgi kolları sıvadı. İş aradı çok, ilkokul mezunuydu. Başvurduğu işlerde lise diploması istendi. Bulamadı. Daha önce oturduğu evin apartman görevlisi iş buldu ona, böylece ev temizliğine gitmeye başladı. Yıllarca haftanın yedi günü çalıştı, hatta aynı gün iki eve gidip akşamları da ek iş yaptı.

Öyle zamanları oldu ki başka evlerin banyolarını temizliyor, ancak evde banyo yapamıyordu. Bu yüzden çalıştığı evlerden birinin çamaşırhanesindeki banyoda gizli gizli yıkandığını anlattı: “Çalıştığım yerde, altta çamaşırhanede bir tane banyo vardı. İnanın, belki kadın görse bir şey söylemeyecek ama en azından kafamı, vücudumu yıkayıp çıkıyordum ki eve temiz gidebileyim. Düşünün yani, öyle zor bir süreçten geçtik.”

Bir de açlık vardı. Kazandığı borçlara, masraflara gidiyordu. Ev işçiliğinin ilk yılları yalnızca yoksullukla değil, açlıkla da geçti Sevgi için…

“Düşün açsın, temizlikten bitkin düşmüşsün. Evde yemek pişiyor, kokusu bütün eve yayılıyor. Ama sana bir tabak yemek uzatılmıyor. Bazen veriliyordu. Akşamdan kalan bütün yemekleri bir tavaya koyup hepsini senin önüne, çok affedersin, köpeğin önüne koyar gibi koyanlar vardı. Saatlerce aç aç çalıştığımı bilirim” diye anlatı o günleri.

Sigortasız, güvencesiz… Gittiği her evden sigorta istedi Sevgi, ama kabul etmediler. El mahkûm, yıllarca güvencesiz çalışmaya devam etti.

Yüzde 96,5’i şiddet ve tacize maruz kaldı

Bugün dönüp baktığında, kendi yaşadıklarının başka kadınların yaşadıkları yanında hafif kaldığını düşünüyor Sevgi: “Otobüslerde işe gidip gelirken birbirimizi biliyorduk. Diğer kadınlar hakaretten şiddete, kötü muameleden taciz gibi şeylere kadar bir olay anlatıyordu. Yemek vermeme, tuvaleti kullandırmama. Bazılarının ev sahipleri sürekli arkalarından gezermiş, hırsızlık yapar diye… Bunları dinleyince gene de şükür diyordum.”

Sevgi’nin anlattıklarının somut bir karşılığı var. EVİD-SEN’in 252 ev işçisiyle yaptığı araştırma da bunu gösteriyor. Araştırmaya katılan kadınların yüzde 96,5'i en az bir şiddet veya taciz türüne maruz kaldığını belirti, yüzde 92,6'sı hem kendisinin maruz kaldığını hem de başka ev işçilerinin şiddet ve tacize uğramasına tanık olduğunu söyledi. Yine araştırmaya göre geçerli yanıt veren kadınların yüzde 93,5’i psikolojik, yüzde 89,6’sı ekonomik, yüzde 87,8’i fiziksel, yüzde 86,1’i cinsel şiddet ve taciz, yüzde 82,2’si ise dijital şiddet deneyimlediğini belirtti.

Sevgi'nin anlattığı “hayır diyememek” de bu tablonun bir parçası. Bir ev işçisinin yaptığı iş çoğu zaman işe başlarken konuşulan işle sınırlı kalmıyor. Temizlik için gidilen evde camlar, halılar, çamaşırlar, başka işler çıkıyor. Bir gün yüksek bir kattaki evin camlarını temizlemesi isteniyor Sevgi’den. Camlarla kapatılmış çekme katın camları oynuyor, Sevgi aşağıya düşme korkusuna rağmen yine de camları siliyor.

Sonra halılar çıkıyor. Devamını Sevgi’den dinleyelim: “Halılara başladım, ıslattım. Ama zaten bitmiş durumdayım. Su kesildi. Bekle ha bekle, gelmedi. Çıktım. Bir gün sonra başka bir evdeyken aradı beni, gel yıka halıları diye. Göktürk’te çalıştığım evden çıkıp, Nurtepe’deki o eve o halıları yıkamak için tekrar gittim. Aldığım bir yevmiyeydi. Çok borç vardı, çok zor durumdaydım. O paraya ihtiyacım vardı. Ne deseler yapıyordum. Bu benim işim değil diyemiyordum. Bir de insanlar ‘Çok para kazanıyorsunuz’ diyor. İnanın, o para burnumuzdan geliyor.”

Ev temizliği, başkasının hayatını kolaylaştıran ama çoğu zaman çalışma olarak görülmeyen bir emek. Ev işçisi gittiği evin tozunu, dağınıklığını, pisliğini ortadan kaldırıyor. Ama kendi emeğinin sınırlarını koruyacak güce çoğu zaman sahip olamıyor. Dahası bunun yolu, yorgunluğu, meslek hastalığı var… Üstelik çalıştığı yer bir fabrika, ofis ya da mağaza değil. Bir başkasının evi. Dolayısıyla işyeri ile özel hayat birbirine karışıyor. EVİD-SEN’in 2026 araştırmasın da tam da bu noktaya dikkat çeken bir veri var: Şiddet ve taciz yalnızca işverenden kaynaklanmıyor; üçüncü kişilerden kaynaklanan şiddet ve tacizin oranı yüzde 81,8.

“Benim bir aylık paramı bir gecelik misafire harcıyorlar”

Sevgi'nin en çok üzerinde durduğu meselelerden biri yemek: “Onlar eve söyledikleri bir pizzaya, bir suşiye o kadar para ödüyorlar ki. Hesabını da yapmıyorlar, yarısını yiyip yarısını çöpe koyuyorlar. Ya evde yiyecek var, yiyemiyorsa kaldırıyor çöpe koyuyor ama sana ‘Yer misin?’ diye sormuyor. Tadımlık bile vermiyorlar yani. Sen çalışansın, niye sen kaliteli bir şey yiyesin ki? Bu birçok şekilde yaşanıyor. İnan onların misafir gelince söyledikleri bir yemek, benim bir maaşım. Onun da yarısı yeniyor, yarısı çöpe gidiyor. Ama sana verdikleri paranın hesabını yapıyorlar.”

Sevgi’nin anlattıkları sadece bir yemek meselesi değil aslında, eşitsizliğin de en görünür hali… Bir yanda bir gecede harcanan para, diğer yanda o parayı kazanmak için bütün ay o evi -ve başka evleri de- temizleyen bir kadın. Bir yanda çöpe giden yemekler, diğer yanda o yemeklerin tadına bile bakamayanların eve götürülecek ekmek hesabı. Ev aynı, kişiler, hayatlar ve koşullar ayrı…

Şiddet var, ama şikâyet yok

Ev işçileri açısından sorun yalnızca yaşananların kendisi değil. Yaşananları anlatabilecekleri ve hak arayabilecekleri mekanizmaların ne kadar ulaşılabilir olduğu da ayrı bir mesele.

EVİD-SEN'in 252 ev işçisiyle yaptığı araştırmada katılımcıların yalnızca yüzde 17,5'i polis, jandarma, savcılık, sendika, dernek veya başka bir kuruma başvurduğunu söyledi. Yüzde 77,8'i ise hiçbir yere başvurmadı.

Başvurmamanın arkasında yine Sevgi'nin hayatında karşılığı olan nedenler var: para, işini kaybetme korkusu, yalnızlık.

Araştırmaya katılanların yüzde 93,3'ü maddi imkânsızlık ve avukat masrafını, yüzde 89,7'si işini kaybetme korkusunu başvurunun önündeki engeller arasında gösterdi. Yüzde 90,9'u ise başvurunun sonuçsuz kalacağını düşündüğünü söyledi.

Yani bir ev işçisi için “hakkını ara” demek, çoğu zaman o kadar kolay değil. Çünkü hakkını ararken işini kaybedebilir. İşini kaybederse kirasını ödeyemeyebilir. Kirasını ödeyemezse çocuklarının masrafını karşılayamayabilir. Sevgi'nin hikâyesinde bütün bunların karşılığı var.

Sevgi’den çağrı: Sigortasız çalışmayın

Şimdi 55 yaşında. Emekli olmasına rağmen çalışıyor: “Ben şanslı sayılırım, gittiğim her evden ısrarla sigorta istedim. ‘Gerekirse benden kesin ama sigortamı yapın. Benim emekli olmaya ihtiyacım var. Kaç yıl daha bu işi yapabilirim’ dedim. 5-6 yıllık sigortasızlıktan sonra yaptırdım sigortamı. Sonra çocuk borçlanması yaptım, emekli oldum. Yoruldum artık. Bir yerden sonra dayanamıyorsun. Artık insanların lafını kaldıramıyorsun. Ama çalışmaya da devam ediyorsun. Yeni aldığım evin kredisi var. Çocuklarının geleceği var. Ama artık haftanın yedi günü çalışmıyorum. İki eve gidiyorum. Biri 16, diğeri 11 yıldır gittiğim evler. 3 bin lira alıyorum. Bazen 3 bin 400 lira veriyor kadın, bazen 3 veriyor. Üstelik yol masrafı da cepten çıkıyor. Zaten yol olmuş dünya parası… İşte böyle…”

Sevgi'nin kendisi gibi çalışan kadınlara tek cümlelik bir çağrısı var: “Lütfen sigortasız çalışmayın.” Sevgi’nin çağrısına EVİD-SEN’in raporundan bir ek yaparak noktalayalım: “ILO’nun 189 Sayılı Ev İşçileri Sözleşmesi ile 190 Sayılı Çalışma Yaşamında Şiddet ve Taciz Sözleşmesi onaylanmalı… Ev işçilerinin çalışma mevzuatında işçi olarak tanınmalı, özel konutun mahremiyetini gözetirken işçiyi denetimsiz bırakmayacak denetim modellerinin geliştirilmeli, erişilebilir ve misillemeye karşı koruma sağlayan şikâyet mekanizmalarının oluşturulmalı.”

Özel Haber Haberleri