Hale GÖNÜLTAŞ
Kısa Dalga - Devletin resmi belgelerine göre HTŞ’nin finans kaynaklarını insan ticareti, tarihi eser satışı, uyuşturucu, toplanan yardımlar oluşturuyor. HTŞ’nin yönettiği bir ağın, IŞİD’li kadınları "telefon üzerinden evlilik" yöntemiyle kaçırarak Türkiye üzerinden Avrupa’ya gönderdiği ortaya çıkmıştı. Eylül 2024’te bir "müşteri" gibi sızdığımız şebekenin kirli pazarlığı, HTŞ’nin insan kaçakçılığındaki rolünü gözler önüne sermişti.
Fidye, tarihi eser kaçakçılığı, insan ticareti
Resmi kayıtlara göre HTŞ’nin geçmişten bu yana kullandığı ve önemli ölçüde gelir elde ettiği bilinen yöntemler arasında insan kaçırma ve fidye isteme faaliyetleri öncelikli sırada yer alıyor. Ayrıca Suriye'nin zengin tarihsel mirasından yararlanarak yürütülen tarihi eser kaçakçılığı, örgütün şeffaf olmayan ancak etkili gelir kalemlerinden biri olarak gösteriliyor. “İlim, Kültür ve Dayanışma” dernekleri adı altında yürütülen faaliyetler vasıtasıyla hem örgütsel propaganda yapılmakta hem de bu yapılar üzerinden dolaylı bir finansal zemin oluşturulduğu kaydediliyor.
IŞİD’li kadınların kamptan kaçırılıp Türkiye’ye getirilmesi
Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) denetimindeki El Hol Kampı’nda tutulan yaklaşık 43 bin kadın ve çocuk, uluslararası toplumun sessizliği arasında radikal örgütlerin ve insan kaçakçılarının hedefi durumunda. Batılı ülkelerin kendi vatandaşı olan IŞİD’li kadınları teslim almaması, kampta "telefonla evlilik" adı altında kaçış sektörü doğurmuştu.
İnsan kaçakçılığı ağının merkezinde, İdlib’de faaliyet gösteren Heyet Tahrir el-Şam’ın (HTŞ) Özbek komutanlarından "Ayyub Hawk" takma isimli bir şahıs bulunuyordu. Bu kişiyle "Avrupa’da yaşayan 70’li yaşlarda bir Türk vatandaşı" kimliğiyle bu temas kurmuş ve sosyal medya üzerinden tanışıp telefonla evlendiğimizi söylediğimiz IŞİD’li bir kadını kurtarmak için pazarlık yapmıştık.
45 euro talep edildi
HTŞ’li komutan, kamptan bir kadını çıkarıp Hatay Reyhanlı’ya ulaştırmak için başlangıç fiyatı olarak 25 bin euro talep etmişti. Ancak yol üzerindeki "beklenmedik masraflar" ile bu rakamın 45 bin euroya kadar çıkabileceği konusunda uyarıda bulunmuştu. Şebeke, sadece sınırı geçirmeyi değil, sahte evraklarla Avrupa’ya ulaştırmayı da "garanti" ediyordu.
Kamptaki kadınlar, dış dünyadaki cihatçı erkeklerle sosyal medya üzerinden iletişim kuruyor. Evlenmek ve kamptan kaçmak isteyen kadınlar, profil fotoğraflarına belirli semboller koyarak sinyal veriyordu. Yeleli aslan, çocukları olduğunu ve güvenebileceği bir erkek aradığını simgeliyordu. Güvercin veya cihatçı semboller ise kaçış için iletişime hazır olunduğunu gösteriyordu.
Görücü usulü flörtün ardından "evlilik", akıllı telefonlar üzerinden hoparlör açılarak ve bir din adamının dua okumasıyla gerçekleştiriliyordu. Finansal trafik ise takip edilmesi zor olan kripto para hesapları üzerinden veya "hawala" denilen geleneksel para transfer yöntemiyle yönetiliyordu.
İki örgüt (IŞİD ve HTŞ) ideolojik olarak çatışsa da "kadınların kamptan çıkarılması" konusunda birlikte hareket ediyordu. Kaçırılan kadınların Türkiye sınırına ulaştırılması için kullanılan ana güzergâh, HTŞ kontrolündeki İdlib bölgesiydi. Reyhanlı üzerinden Türkiye’ye sokulan kadınlar, burada bir süre "kayıtsız" olarak yaşatılıyor, ardından sahte belgelerle Avrupa veya Orta Asya ülkelerine gönderiliyordu.
“25 bin euro kripto para gönderin”
Ayyup Hawk ile “müşteri” gibi görüştüğümüzde, önden talep ettiği 25 bin euroyu kripto hesabına yollamamı istemişti. Kripto para gönderemeyeceğimi söylediğimde Gaziantep’te İslami kadın kıyafetleri satan bir dükkâna 25 bin euroyu teslim etmemi istemişti.
Son tahlilde Hawk gibi Orta Asya kökenli HTŞ militanları halen insan ticaretini sürdürüyor. Hawk ve ekibinin İdlip’teki evine yaklaşık iki ay önce Colani’nin talimatıyla operasyon düzenlendi. Evinde 2 milyon euroyu aşkın yara ve yüklü miktarda külçe altın bulundu. Gözaltına alınan Hawk Şam’a getirildi ancak geçtiğimiz günlerde serbest bırakıldığı ve yeniden HTŞ’nin İdlip’te bağlı olduğu tümende görevine başladığı öğrenildi.