"Dikili Eski Tüfekler Orkestrası": Eski ve sıcak Türkiye ruhuna bir selam

ÖZGÜR DUYGU DURGUN | Dikili'de "O güzel insanlar o güzel atlara" binip gitmiş olsalar da her şeye rağmen - resmi adları bu olmasa da çok yakıştığını düşündüğüm- Dikili Eski Tüfekler Orkestrası gibi inatla bir araya gelmeye ve sanattan, müzikten konuşmaya devam edenler de var.

ÖZGÜR DUYGU DURGUN

Bizim kıyıların Midilli'ye göz kırpan sahillerinden birinde, Dikili'nin kordon boyunda perşembe akşamları türküler söyleniyor; zeybekler, harmandalılar oynanıyor. Kendi halinde bir grubun başlattığı bu inisiyatif, beş yıldır her yaz Perşembe akşamları sanatın dilinde ortaklaşmanın hala mümkün olduğunu gösteriyor.

Emekli ilçesi olarak bilinen bu kıyı kasabasında yaşları 60-70 arasında değişen kadınlı erkekli bir grup, perşembe akşamları güneş batarken ellerinde müzik aletleri, mikrofonlar ve ses sistemleriyle kordondaki çimlere inip ve tertibatlarını kurmaya başlıyor. Önce ince bir keman sesi duyuluyor, ardından darbuka ritim veriyor. Ses düzeni kuruluyor ama rüzgarla her an bozulmaya müsait . Yine de önemi yok. Mikrofonsuz da söylenir, bangır bangır ses açmadan da çalınır.

Çimler, bu grubu tanıyan bilen insanların yanlarında getirdikleri plaj sandalyeleriyle dolmaya başlıyor. Dinleyiciler de icracılar gibi benzer yaşlarda. Yaklaşık beş yıldır, yaz akşamları bu alanda buluşuyorlar. Her hafta tematik bir konser yapılıyor. Kimi zaman Trakya havaları dolduruyor alanı, kimi zaman Ege türküleri.

Grubun lideri, emekli müzik öğretmeni Şükran Akdeniz. Bembeyaz saçları, etnik kıyafetleri ve elinden düşürmediği çok çeşitli enstrümanıyla eski tüfek bir ''hippie'' sanki. Küçük orkestrayı yönetiyor, repertuvarı hazırlıyor, insanları dansa kaldırıyor, arada sosyal içerikli mesajlar vererek dinleyiciyle bağ kuruyor.

Şükran Akdeniz aslen Lüleburgazlı. 11 yaşında ayrıldığı Ertuğrul köyüne emekli bir müzik öğretmeni olarak dönen ve oradaki köylülerle Cumhuriyet Kadınları Korosu kuran Akdeniz'in bu girişimi büyük ilgi toplamış. Yönetmen Jale İncekol da bu hikayeni duyunca köye gelerek yaşları 50-80 arasında değişen kadınlardan oluşan koro hakkında ''Umutlu Bir Hikaye'' adlı bir belgesel yapmış. Belgesel Altın Koza, Filmmor gibi festivallerde gösterilince koro ülke çapında tanınmış ve 2016'dan bu yana 50'den fazla konser vermiş.

Şükran Akdeniz, Lüleburgaz'daki koroyu çalıştırmayı sürdürürken yaz aylarında da Dikili'de kurduğu amatör müzik topluluğuyla müzik yapıyor. Gruptaki müzisyenlerin çoğu emeklilerden oluşuyor. Enstrüman çalan, türkü, şarkı söylemeyi seven, sesine güvenen herkes bu oluşuma katılabiliyor.

Akdeniz bundan beş sene önce Dikili Belediyesi bünyesinde bir kadın korosu kurmuş. Herhangi bir ücret almadan koroyu çalıştırmış ancak CHP'li belediyeden destek alamadığı gibi, köstek olununca koroyu bağımsız olarak sürdürmeye karar vermiş. "Aramızda serbest meslek sahipleri, emekli öğretmenler, çeşitli mesleklerden gelen arkadaşlarımız var. Gördüğünüz gibi hepimiz 60 yaş ve üzeriyiz, yani yaşlı bir koroyuz. İzleyenler de bizimle yaşıt olduğu için genellikle bizim kuşağın bildiği türküleri, sanat müziği şarkılarını söylüyoruz. Şiirleriyle aramıza katılanlar var. Halktan gelip çalmak isteyenler oluyor. Biz hiç prova yapmadan çalıyor söylüyoruz. Müziğin birleştirici gücünü önemsiyoruz. Biz bu güce inanıyoruz, bu yüzden de burada slogan atmıyoruz, siyaset yapmıyoruz."

Şükran Hanım ile konuşurken yanımıza 70'li yaşlarda bir bey yaklaşıyor. Bu hafta okumak istediği şiirle ilgili konuşuyorlar. Bu akşamın teması Ege türküleri olduğu için Türkiye'nin ve elbette Datça'nın büyük ozanı Can Yücel'den bir şiir okunmasına karar veriyorlar.

Alanda bulunanlardan biri de 80'li yaşlarını süren Nuran Hanım. Ciddi bir kalp ameliyatı geçirdiği için eskisi gibi şarkı söyleyemiyor. Ama bu etkinliğe katkıda bulunmak istiyor. Nuran Hanım şarkıların yerini şiirlerin aldığını söylüyor ve bu akşam için seçtiği Ege adlı bir şiiri prova edierken ''Bu yıla kadar kendimi hiç yaşlı hissetmiyordum ama bu yıl başka. Karşıyaka'da devam ettiğim bir koro var ama ne yazık ki orada da artık şarkı söyleyemiyorum. Kendimi fuzuli hissetmemek için ben de şiir okumaya başladım. İnanır mısınız, geldiğimden beri buraya çarşıya bile inmedim ama perşembe akşamlarını asla kaçırmıyorum'' diyor.

1980 darbesinden sonra sol hareketin silkinip güç topladığı; Aziz Nesin'den Uğur Mumcu'ya, Timur Selçuk'tan Rahmi Saltuk'a, Mikis Theodorakis'ten Müşfik Kenter'e sanat ve düşün hayatına damga vuran isimlerin ağırlandığı Dikili'de ''O güzel insanlar o güzel atlara'' binip gitmiş olsalar da her şeye rağmen - resmi adları bu olmasa da çok yakıştığını düşündüğüm- Dikili Eski Tüfekler Orkestrası gibi inatla bir araya gelmeye ve sanattan, müzikten konuşmaya devam edenler de var.

Onlar sayesinde, bir geceliğine de olsa ortak değerlerin henüz yitirilmediği, daha nahif, daha sıcak bir Türkiye'ye ışınlanıyoruz adeta. Bergama'dan Aydın'a, Edremit'ten Kütahya'ya oradan İzmir'e uzanan müzik yolculuğu dans edenlerle hareketleniyor. ''Ormancı'' türküsüyle kederlenip ''Cemilem'' ile kolları kaldırıyoruz.

Müzik paydasında hiç tanımadığınız insanlarla bir anda duygudaşlık kurmak... İşte buna paha biçilemiyor.

Özel Haber Haberleri