El Hol boşaldı, dönüş başladı: IŞİD’li kadınlar Türkiye yolunda

El Hol kampının boşaltılmasıyla birlikte Türkiye vatandaşı IŞİD’li kadınlar ve çocuklar İdlib’e yöneldi. Kimileri kaçak yollarla sınırı geçti, kimileri ise “etkin pişmanlık” kapsamında teslim oldu. Ankara ile Şam arasında süren temaslar, El Roj Kampı’ndaki yüzlerce kişinin de Türkiye’ye getirilmesini gündeme taşıyor.

HALE GÖNÜLTAŞ

Suriye’nin kuzeydoğusunda bulunan El Hol kampının boşaltılmasının ardından IŞİD’e katılan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı kadınların Türkiye’ye gelmeye başladıkları öğrenildi. Kadınların büyük bir kısmı şu anda İdlib’de. Kadınlardan bazıları Suriye sınırından kaçak yollarla Türkiye’ye geçti. Kimi kadınlar ise Türkiye’den anlaştıkları avukatlar aracılığıyla çocuklarıyla birlikte Türk güçlerine “etkin pişmanlık yasasından” yararlanmak istediklerini belirterek teslim oldu. Yine Haseke’de bulunan El Roj Kampı’nda sayıları 250’yi geçen Türk vatandaşı kadın ve çocuk bulunuyor. Şam ile Ankara arasında sürdürülen müzakereler sonucunda önümüzdeki aylarda El Roj Kampı’nda tutulan IŞİD’li kadınların devlet tarafından alınarak Türkiye’ye getirilmeleri bekleniyor.

Çatışma, kampın kapıları açtı

Şubat ayında Haseke’de HTŞ (Heyet Tahrir el Şam) ile SDG (Suriye Demokratik Güçleri) arasında yaşanan çatışmalar sırasında kapıların açılmasıyla El Hol Kampı’nda bulunan IŞİD’li kadınlar ve 12 yaş altı çocuklar kaçmayı başarmışlardı.

Kısa Dalga’nın çeşitli mecralardan temas kurduğu kadınların ailelerinin, kadınlar ile İdlib’deki kaçakçılarla gizli yazışma kanallarında aktarılanlardan edindiği bilgilere göre kamptan kaçan kadın ve çocukların büyük bir kısmı Haseke’den İdlib’e gitti. Kızları, gelinleri, torunları uzun süredir El Hol kampında tutulan aile büyüklerinden de İdlib’e gidenler oldu. Ankara’da oturan, 2021 yılından itibaren IŞİD saflarındayken Kürt güçlerince yakalanarak El Hol kampına konulan gelin ve torunlarını Türkiye’ye getirmeye çalışan bir aile de İdlib’e gitti. İdlib’e gitmeden önce ulaştığım ailenin amacı, gelin ve torunlarını Türkiye’ye getirmek. Oğulları çatışmada ölen aile, gelinlerinin Türkiye’ye dönmesi durumunda alabileceği hapis cezasına dair tahmini bir bilgiye ulaşmaya çalışıyor. Ankara’dan anlaştıkları avukat şu anda sicilinde “terör örgütüne katıldı” ibaresi bulunan kadın ile telefonla temas halinde. Öte yandan aile, gelinlerinin de Türkiye’ye dönmek konusunda çekinceleri olduğunu söylüyor. Ailenin verdiği bilgiye göre gelin, kendini Türkiye’ye dönmek ve yeni bir yaşam kurmak konusunda hazır hissetmiyor.

Sınır hattında belirsizlik, kararsızlık

Aynı kaynaklardan edindiğim bilgilere göre halen İdlib’de bulunan ve ailesinin tuttuğu avukat aracılığıyla güvenlik güçleriyle temasa geçen kadın, “etkin pişmanlık hükümlerinden” yararlanma talebini iletti. Sınıra getirilen kadın, Türk güvenlik güçleri tarafından gözaltına alındı. Türkiye’ye kaçak yollarla gelmek üzere bölgede faaliyet gösteren kaçakçılarla anlaşan kadınlar da bulunuyor. Kaçak yollarla geçen kadınlar, sınır köylerinde kendilerini bekleyen kişiler tarafından alındı. Kadınların Türkiye’de bekleme sürelerinde avukatları aracılığıyla hem kendilerinin hem de çocuklarının hukuki durumlarına dair net bilgi sahibi olduktan sonra emniyet güçleri ile temasa geçerek teslim olacakları belirtildi.

Ankara-Şam hattında El Roj pazarlığı

Öte yandan, Haseke’de El Roj Kampı’nda tutulan sayıları 250’yi geçen Türkiye vatandaşı kadın ve çocukların ülkeye getirilmeleri konusunda Ankara ile Şam arasında anlaşma sağlanmıştı. Kadınların önümüzdeki süreçte Türkiye’ye getirilmeleri bekleniyor.

Asıl soru: Rehabilitasyon nasıl olacak?

Şimdi akıllardaki soru şu: Türkiye’ye getirilecek kadın ve çocukların rehabilitasyonu, radikallikten uzaklaştırılmaları nasıl sağlanacak? 2019 yılında Irak’ın Rusafa Cezaevi’nde annelerinin yanında tutulan 250 çocuk Türkiye’ye getirilerek devlet koruması altında travma tedavisine alındı. Çocuklar tedavilerinin tamamlanmasının ardından birinci derece yakınlarına teslim edildi. Fikri takibini yaptığımız çocukların büyük bir bölümü temel eğitime devam etmedi.

“Ortada net bir program yok”

Halen cezaevinde bulunan IŞİD örgüt üyeliğinden tutuklu ve hükümlülerin yanı sıra tahliye edilen militanlara dair de bir rehabilitasyon programı mevcut değil. Uluslararası Radikalizm Gözlemevi Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Hilmi Demir, “Bildiğim kadarıyla IŞİD’li kadın ve çocuklara yönelik Türkiye’de deradikalizasyon veya rehabilitasyon programı yürütüldüğüne dair elimizde bir veri bulunmuyor” diyor. Demir, bu konuda Diyanet İşleri Başkanlığı ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nca yürütülen bazı çalışmalar olduğunu basında yer alan haberlerden bildiğini belirterek, “Bunlar için deradikalizasyon programı denebilir mi bilmiyorum. Çünkü bu konuda elimizde net veriler yok. Şu kadar kadın ve çocukla, şu kadar süreye yayılan bir deradikalizasyon programı yürütüldüğü ve sonuçları şunlardır şeklinde net, kontrol edilebilir veri içeren bir program yürütüldüğüne dair bir bilgiye sahip değilim. Toplantılar, çalıştaylar yapıldı ama bunlar için deradikalizasyon programı demek çok doğru olmaz” değerlendirmesinde bulundu.

“Bu iş uzun, zor ve pahalı”

Hilmi Demir, dünyada radikallikle mücadele programlarının çok ciddi yürütüldüğünü belirterek, “Türkiye de umarım bu işi bilimsel bir akılla yürütür” dedi. Demir, radikallikle mücadele konusunda şu bilgileri verdi: “Dünyadaki örneklerine baktığımızda, deradikalizasyon programları çok uzun süreli, oldukça maliyetli programlardır. Bu ailelerin her biri için ayrı bir süreç planlanmalıdır. Öncelikle sosyal uyum programları, iş-meslek kazandırma, okula adaptasyon gibi birçok aşamadan geçen bir deradikalizasyon programı hazırlanmalıdır. Ayrıca bu programda yer alan terör psikolojisi, radikalleşme uzmanları, iletişim, aile danışmanlığı, travma sonrası stres bozukluğu konusunda uzman psikiyatristler gibi birçok alanda uzman bir çalışma ekibine ihtiyaç duyulur. Her şeyden önce bildiğim kadarıyla Türkiye’de terör psikolojisi ve radikalleşme uzmanlığı gibi özel ihtisas alanları bulunmamaktadır. Çocuklar ve kadınlar için normal bir deradikalizasyon programında gözetim süresi bile 5 yılı bulmaktadır. Dünyada şu ana kadar mükemmel işleyen ve her yönüyle başarılı bir deradikalizasyon programı bilmiyoruz. Bu yüzden oldukça zordur ve her an sürprizlerle karşılaşma riski vardır. 2020’de Londra’daki Sudesh Amman vakası bu açıdan dikkat çekicidir. Hapiste rehabilitasyon programındaki iyi niyeti nedeniyle erken tahliye edilen Sudesh Amman, çıktığı gün 2 kişiyi bıçaklayarak IŞİD eylemi gerçekleştirmişti. IŞİD yargılamaları ve deradikalizasyon programları tüm dünyada çok ciddiye alınır. Türkiye’de umarım bu işi bilimsel bir akılla yürütür.”

Özel Haber Haberleri