CANAN COŞKUN
Meslekten geçici olarak uzaklaştırılan savcı Türkşad Kunthan Uçuk’un eski eşine karşı açtığı velayet davasının duruşması dün Bakırköy 11. Aile Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmaya Savcı Uçuk'un annesi, kardeşi, çocukluk arkadaşı ve arkadaşının annesi katıldı. Davalı eski eş de ailesi ve arkadaşlarıyla hazır bulundu.
Mahkeme, duruşmada her iki tarafın gösterdiği tanıkları dinledi. Tanıklar, tarafların çocukla ilişkilerini, yaşanan şiddet iddialarını ve süreçteki gelişmeleri mahkemeye aktardı.
Savcı Uçuk’un tanıklarının ifadeleri
Duruşmada ilk olarak savcı Uçuk’un tanıklarına söz verildi. Uçuk’un çocukluk arkadaşı beyanında, çocuğu yalnızca doğduğu zaman hastanede gördüğünü belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Onun dışında anne-çocuk ilişkisini görmedim. Babayla çocuğun ilişkisine de tanık olmadım. Yaklaşık bir sene önce tarafların kavgalarına tanık oldum, boşanmadan önce de tartışmalarına tanık oldum. Tanık olduğum herhangi bir şiddet olayı yoktur.”
Savcı Uçuk’un annesi ise ifadesinde, eski geliniyle en son yaklaşık beş ay önce eve taşınma sürecinde bir evrak alımı sırasında karşılaştığını ve bir olay yaşanmadığını söyledi. Çocuğu doğumu dışında göremediğini iddia eden anne, sözlerine şöyle devam etti:
“Davalı çocuğu oğluma göstermiyor. Doğal olarak ben de göremiyorum. Özellikle Ocak ayından beri taraflar arasında çok sorunlar yaşandı. Davalı sürekli oğlumla uğraşmaktadır. Uzaklaştırma kararı almaktadır. Ben çocuğu sadece doğumunda üç dakika görebildim. Onun sonrasında göremedim. Çocuk 7-8 aylıkken tarafların çocuğu alerjik astım problemleri nedeniyle doktora götürdüğünü oğlumdan duydum. Oğlum doktordan döndükten sonra bana eski eşinin öfke krizine girdiğini, hatta yüzünü ve ellerini çizdiğini anlattı. Bunları aracın kamera kaydından da bana izletti. Oğlumdan duyduğum kadarıyla oğlumun telefonuna gelen bir mesaj nedeniyle kendisini aldattığından bahisle öfke patlaması yaşamış. Bu nedenle oğlum şikayetçi oldu, çünkü öncesinde de davalı şikayetçi olmuştu. Davalı sürekli sosyal medyada bu olaylarla ilgili mesajlar atmaktadır. Bir keresinde de gece saat 03.00’te bir erkek arkadaşıyla çocuk 3-4 aylıkken sosyal medyada bir resim gördük. Türkşad nerede olduğunu sorduğunda çocuğa annesinin baktığını söyledi. Kendisi bu şekilde gezerken benim oğlumun sosyal medyada paylaştığı resimler nedeniyle dosyaya resimler sunuyor. Davalı hamileyken bile sigara içmiştir. Bunu oğlumdan duydum. Bizimle birlikte alkol de alır. Türkşad da alkol ve sigara kullanır.”
Savcı Uçuk’un kardeşi da beyanında, davalıyı yalnızca doğumda gördüğünü ifade ederek “Kardeşim çocuğu görüşme merkezinde görmüştür. Uzaklaştırma kararları olduğu için biz çocuğu hiç görmedik” dedi.
Davalı eski eşin tanıkları şiddeti anlattı
Daha sonra davalı eski eşin tanıklarının dinlenmesine geçildi. Eski eşin üniversiteden arkadaşı ve aynı zamanda üst komşusu olan tanık, davalının alkol kullandığına tanık olmadığını, sigarayı ise nadir ve çocuğun bulunmadığı ortamda içtiğini söyledi. Çocuğa yönelik kötü muamele görmediğini belirten tanık şunları anlattı:
“Davalı, ilk zamanlar çocuk 1-2 aylıkken babası ile ilişki kursun diye babayı arayarak yaşadığı evde ilişki kurmasını sağladı. Türkşad bu nedenle 1-2 kez geldi, hatta ben de evime davet ettim. Ancak Ocak ayında 4-5 aylıkken çocuğun bir rahatsızlığı oldu. Türkşad o sırada İstanbul’daydı. Taraflar birlikte çocuğu doktora götürdü. Davalı dönüşte benim evime geldi. İçeri girdiğinde yüzünde ve dudağında morarma vardı ve ağlıyordu. Kulağında kanama vardı, yüzü de şişmişti. Elleri ve kollarında kızarlıklar vardı. Davacının kendini darp ettiğini söyledi. Bu nedenle şikayetçi oldu ve o tarihten itibaren hiç görüşmediler. Davalıdan duyduğum kadarıyla birkaç kez Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüğü’ne müracaat etmiş ve baba çocuğunu burada görmüş. Çocuğun maddi ihtiyaçlarını davalı karşılar. Hatta zaman zaman biz arkadaşları da maddi anlamda destek oluyoruz. Davalı avukattır, ancak çocuk çok küçük olduğu için esnek çalışmıştır. Evlilik birliği içerisinde çekilen krediler nedeniyle davalının birçok borcu olduğunu ve bunları ödemeye devam ettiğini biliyorum. Darp olayından sonra davacının nafaka ödemediğini davalıdan biliyorum.”
“Şubat ayından beri çocuğunu görmeye gelmedi”
Davalı eski eşin annesi ise ifadesinde, kızı avukat olduğu için çalışırken çocuğun bakımına diğer kızıyla birlikte destek olduklarını söyledi. Babanın şubat ayından bu yana çocuğu görmeye gelmediğini belirten anne ifadesinde şunları dile getirdi:
“Onun öncesinde iki haftada bir görüşüyordu. Çocuğu kızımın evinde görüyordu. Kızım, davacının kendisiyle birlikte yaşamak istediğini söyledi, bunun üzerine de eve kabul etmedi. Sonrasında en son kızımı darp ettikten sonra uzaklaştırma kararı alındı. Bundan sonra görüş merkezinde çocuğunu birkaç kez gördü. Kızım bir kez arkadaşlarıyla konsere gitti. Saat 23.00 gibi eve döndü çünkü bebek emiyordu. Kızım gitmeden önce süt sağıp bırakmıştı, o gelene kadar çocukla ben ilgilendim.”
“Çocuğunu görmek için çaba göstermedi”
Davalı eski eşin ablası da kardeşine çocuk bakımında yardımcı olduğunu belirterek şöyle konuştu:
“Kardeşim duruşmalarının yoğun olduğu zamanlarda çocuğu bana bırakır. Benim de iki çocuğum var. En son babanın çocuğu Şubat ayında görüşme merkezinde gördüğünü duydum. Sonrasında hiçbir şekilde görmedi. Biz davacının çocuğu görmek için hiçbir çabasını görmedik. Gelip çocuğu ile iletişim kurmak için çocuğu teslim almadı. Çocuğun tüm ihtiyaçlarını kardeşim karşılar, biz de maddi destekte bulunuruz. Kardeşimin nafaka almadığını da kendisinden duydum.”
Davalı eski eşin avukatı ve arkadaşı olan tanık ise davacı savcı Uçuk ile arasında husumet bulunduğunu, Uçuk’un kendisine yönelik hakaret ve tehditleri nedeniyle Tekirdağ’da yaptığı suç duyurusu üzerine soruşturmanın sürdüğünü belirterek mahkemeye şunları aktardı:
“Davalının konsere birlikte gittiği arkadaşı benim. Konser saat 22.00 gibi başladı, 23.30-00.00 gibi davalının istemi üzerine konserden çıktık ve annesinin evinden çocuğu aldık. Darp olayına kadar davalıdan duyduğum kadarıyla baba çocukla eve gelip ilişki kuruyordu. Darp olayını görmedim ancak olaydan sonra davalıyı gördüğümde kulak memesinde yırtılma yüzünden bir tarafından morluk vardı. Benim de teşvikimle şikayetçi olduk. Buna ilişkin yargılama devam etmektedir. Bu olaydan sonra uzaklaştırma kararı aldı. Bu olaydan sonra iki ya da üç kez görüşme merkezinde baba çocukla ilişki kurdu ancak bayramda görüşmeler olmasına karşın gelmedi ve sonrasında çocukla hiçbir iletişim kurmadı.”
Mahkeme, davacı savcı Uçuk’un avukatına tanık anlatımlarına karşı beyanda bulunmak üzere iki haftalık süre verilmesine karar verdi. Bu nedenle duruşma 23 Ekim’e ertelendi.
Gözaltı alınmıştı
Şarkıcı Gülşen’i tutuklamasıyla tanınan ve son olarak eski eşine şiddet uyguladığı gerekçesiyle yargılanan savcı Türkşad Kunthan Uçuk, hakim ve savcılara küfreden bir videosu ortaya çıkınca 18 Eylül’de açığa alınmış, aynı gün hakkında gözaltı kararı verilmişti. Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından gözaltına alınan savcı Uçuk, yurtdışına çıkış yasağı uygulanarak serbest bırakılmıştı.
Uçuk, gözaltına alınmadan önce Hakimler Savcılar Kurulu’nun (HSK) 7 Eylül 2026 tarihli kararnamesiyle görev yaptığı Kırklareli’nin Pınarhisar ilçesinden Şanlıurfa’nın Bozova ilçesine gönderilmişti.
Uçuk, HSK’nın 27 Eylül 2021 tarihli kura kararnamesiyle Osmaniye’de göreve başlamıştı. Uçuk, göreve başladıktan 10 gün sonra İstanbul’a atanmıştı. Stajını da Çağlayan’da yapan savcı, İstanbul’daki mesaisi sırasında isminden bahsettirecek işler yapmıştı. Uçuk, Çağlayan’daki görevi esnasında gazeteciler Barış Terkoğlu, Barış Pehlivan, Doğan Ergün, İzel Sezer ve Nazan Özcan’ın yargılanmasına sebep olacak iddianameleri hazırlamıştı. Gazeteciler Sedef Kabaş ve Hayri Tunç’u da gözaltına aldırmıştı. Kısa Dalga yazarı Ersan Atar ve dönemin sorumlu yazı işleri müdürü Sezgin Kesim’e de “Mafyanın ‘yol kesme’ tutanakları ve devletin derin sessizliği” başlıklı haberi gerekçe göstererek soruşturma açmıştı.
Uçuk, Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi Basın Suçları Soruşturma Bürosu’nda görevliyken yalnızca gazetecilerle ilgilenmedi. Uçuk’un buradayken ifadeye çağırdığı bir diğer isim de Prof. Dr. Celal Şengör’dü. Uçuk, Şengör’e bir televizyon programında söylediklerinden dolayı “dini değerleri alenen aşağılama” suçunu yöneltmişti. Savcı Uçuk, daha sonra isminin onunla anılmasına sebep olan işini hayata geçirmiş ve şarkıcı Gülşen’i gözaltına aldırmıştı. Şarkıcı Gülşen, bu sebeple “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik” suçlamasıyla 4 gün hapiste tutulmuştu. Savcı Uçuk, Gülşen hakkında hazırladığı iddianameye tam 702 müşteki eklemişti. İddianamede, imam hatip dernekleri, vakıflar, dönemin Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, yazar Emine Şenlikoğlu ve dönemin KADEM Yönetim Kurulu Başkanı Saliha Okur gibi isimler müşteki olarak yer almıştı.
Kumar ve ticari faaliyet iddiaları
Savcı Uçuk, Çağlayan’daki görevinden sonra Kırklareli’nin Pınarhisar ilçesine atandı. Burada da basına yansıyan bazı olaylara ismi karıştı. Dönemin CHP Milletvekili Turan Taşkın Özer, 9 Nisan 2026’da Adalet Bakanı Akın Gürlek’in yanıtlaması istemiyle TBMM’ye sunduğu yazılı soru önergesinde, savcı Uçuk’un eski eşine şiddet uyguladığı, onun adına milyonlarca liralık krediler çektiğini ve ticari faaliyet yürüttüğünü, Kıbrıs’ta kumar oynadığı, kumar borcunu eşinin üzerine bıraktığı iddialarını dile getirmişti.
Eski eşine şiddetten yargılanıyor
Savcı Uçuk, eski eşine yönelik “basit yaralama” suçundan da Tekirdağ 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanıyor. Davanın geçtiğimiz günlerdeki duruşmasına mazeret dilekçesi gönderen Uçuk, hakkındaki yargılamanın görev yeri itibarıyla Gaziantep’te yapılması talebinde bulunmuştu.
Uçuk ile eski eşi 2023 yılında evlenmiş, bu evlilikten bir çocuk dünyaya gelmişti. Temmuz 2025’te anlaşmalı olarak boşanan çiftin ayrılığından sonra yaşananlar söz konusu davanın temelini oluşturuyordu. Boşanma sonrasında nafakayı ödemeyen savcı Uçuk’un şikayeti üzerine, eski eşinin ailesinin evi basılmış ve cep telefonlarına el konulmuştu. Eski eş de yaşananlardan dolayı şikâyetçi olmuş, bunun üzerine Bakırköy 1. Aile Mahkemesi, 3 Mart 2026 tarihinde 6284 sayılı Kanun kapsamında Uçuk’un kanunen taşımasına izin verilen silahını kolluğa teslim etmesine hükmetmişti. 17 Mart’ta silahını teslim eden Uçuk’a kısa süre sonra “örgütlü dosyalara” bakıyor diye silahı geri verilmişti. Eski eş bu karara itiraz ettiyse de Bakırköy 1. Aile Mahkemesi, ilk kararından geri dönerek Uçuk'un silahını kolluğa teslim etme kararını kaldırmıştı.