HALE GÖNÜLTAŞ
Suudi Arabistan’ın Medine kentinde doğan 59 yaşındaki Shaker Aamer, Guantanamo’da 13 yılı aşkın süre tutuldu. Hakkında ceza davası açılmadı, herhangi bir suçtan mahkûm edilmedi. 2015’te İngiltere’ye döndü. Dört yıl sonra, geçerli Suudi Arabistan pasaportuyla Türkiye’ye girdi, ikamet izni aldı ve İstanbul’a yerleşti. Başakşehir’de ev satın alan Aamer, bugün İstanbul’un Çatalca ilçesindeki Binkılıç Geri Gönderme Merkezi’nde idari gözetim altında tutuluyor.
Aamer’in dosyasında Bosna’dan Afganistan’a, Khaldan eğitim kampından Tora Bora’ya uzanan yolculuklar var. ABD askerî istihbaratı onu El Kaide üyesi olmakla, örgüte insan ve para sağlamakla, Tora Bora’da savaşçıları yönetmekle suçladı. Aamer bu suçlamaları reddetti. Afganistan’a gittiğini, silah taşıdığını ve Tora Bora’da bulunduğunu ise kendi ifadelerinde anlattı.
Türkiye’deki tahdit kayıtları da ülkeye yerleşmesinden önceye uzanıyor. 2015’te hakkında G-89, yani “yabancı terörist savaşçı” olarak değerlendirilen kişilere ilişkin tahdit kaydı bulunuyordu. Ancak bu kayıt uygulanmadı. Türk yetkili makamları 2016’da kaydı G-87’ye, genel güvenlik açısından tehlike arz ettiği değerlendirilen yabancılara ilişkin tahdit koduna çevirdi.
Aamer’in 2019’da Türkiye’ye giriş yaptığı tarihte G-87 aktif değildi. Ülkeye yasal yollardan girdi ve kısa dönem ikamet izni aldı. Bu tahdit kodları idari güvenlik kayıtları niteliğinde. Tek başlarına bir mahkûmiyet kararı ya da örgüt üyeliğinin kanıtı anlamına gelmiyor.
Araştırma kapsamında ulaşılan MİT’in 2025 tarihli yazısında ise Aamer, İstanbul İl Göç İdaresi’ne “yabancı terörist savaşçı” olarak bildirildi. Yazıda tahdit kodu G-89 olarak belirtildi. 2026 yılı başında da hakkında sınır dışı kararı verildi.
BOSNA’DAN AFGANİSTAN’A
Aamer’in dosyada yer alan anlatımına göre ilk duraklardan biri Bosna’ydı. 1994’te ülkeye gitti. Bosnalı Sırp güçleriyle Bosna-Hersek hükümet güçleri arasındaki savaş sürüyor, farklı ülkelerden gelen Müslüman savaşçılar da Boşnakların yanında savaşıyordu.
Aamer, Bosna’da yaklaşık altı ay kaldığını ve yardım kuruluşları için çalıştığını söyledi. Daha sonra kendisi de Guantanamo’da tutulacak olan Moazzam Begg’in dosyaya yansıyan anlatımı ise farklıydı. Begg, Aamer’in Sırp güçlerine karşı savaşan birliklerde yer aldığını, Abu Zubayr al-Haili’nin grubunda bulunduğunu, AK-47 kullandığını ve roketatar eğitimi aldığını ileri sürdü. Aamer yardım faaliyetlerinden söz ederken Begg’in anlatımında silahlı faaliyet ve askerî eğitim vardı.
KHALDAN KAMPINA GİDİŞ
Dosyada aktarılan ifadesine göre Aamer, 1998’de Afganistan’a gitti. Bu seyahatlerinden birinde Mozafar al-Afghani adlı kişiyle Khaldan kampına geçti. Aamer, amacının Moazzam Begg’i ziyaret etmek olduğunu söyledi. Begg de daha sonra ABD gözetiminde yaklaşık üç yıl tutulacak ve 2005’te Guantanamo’dan İngiltere’ye dönecekti.
Aamer’in anlatımında Celalabad’daki bir Arap misafirhanesi ve Britanyalı James Alexander McLintock’un evi de yer alıyor. Abu Abdallah al-Scotlandi adını kullanan McLintock hakkında dosyadaki istihbarat değerlendirmesinde, Bosna’da savaştığı ve Khaldan kampının yöneticisi Ibn al-Shaykh al-Libi ile yakın ilişkisi bulunduğu belirtiliyor.
Khaldan, farklı ülkelerden Afganistan’a gelen cihatçıların askerî eğitim aldığı kamplardan biriydi. Kampı Libyalı Ibn al-Shaykh al-Libi yönetiyordu. Dosyada, 11 Eylül saldırılarının failleri arasında yer alan Satam al-Suqami ve Majed Moqed’in de burada eğitim gördüğü bilgisi bulunuyor.
Aamer’in kampta ne yaptığı konusunda ise dosyada iki farklı anlatım var. Bir bölümde eğitime katıldığı belirtiliyor. Kendi ifadesinin aktarıldığı bölümde ise kampı gezdiği ancak eğitim almamaya karar verdiği yazıyor. Aamer, Khaldan’a gittiğini ve kampın yöneticisiyle görüştüğünü kabul ediyor. Askerî eğitim alıp almadığı konusunda dosyadaki anlatımlar örtüşmüyor.
“MÜCAHİTLERLE CEPHEDE HİZMET ETMEK”
Aamer, 1999’da yeniden Afganistan’a gitti. ABD kaydına göre Kandahar ve Kabil’de kendisini al-Zubayr al-Haili’nin adamlarından biri olarak tanıttı. Aynı dosyada, Al-Sudayri adlı kişinin Kandahar’da bir misafirhane yönettiği ve buradan El Faruk eğitim kampına geçişleri sağladığı belirtiliyor.
Aamer, ifadesinde Kandahar’da Moritanyalı Abu Hafs al-Mauritani ile görüştüğünü kabul etti. Abu Hafs, El Kaide’nin yönetim organı Şura Konseyi’nde yer alan ve Usame bin Ladin’in dinî danışmanlarından biri olarak bilinen isimlerden.
2000’de Afganistan’a bir kez daha gitti. Dosyada aktarılan ifadesine göre bu yolculuğun amacı “mücahitlerle cephede hizmet etmek”ti. Yaklaşık bir ay kaldı. Silah taşıdığını kabul etti ancak ateş etmediğini söyledi.
O yıllarda Afganistan’ın büyük bölümünü Taliban kontrol ediyordu. Kuzey ve kuzeydoğuda güçlü olan Kuzey İttifakı ile Taliban arasındaki savaş sürüyordu. Usame bin Ladin 1996’da Afganistan’a dönmüştü. El Kaide ve diğer cihatçı yapıların kullandığı kamplara farklı ülkelerden insanlar geliyor, askerî eğitim alıyordu.
Aamer, 2001’de Afganistan’a yeniden döndü. Bu kez ailesi de yanındaydı.
AİLESİYLE KABİL’E YERLEŞTİ
Aamer, Ağustos 2001’de Londra’dan ayrıldı. Heathrow’dan Tahran’a, oradan Pakistan’ın Quetta kentine geçti. Eşi ve çocukları daha sonra yanına geldi. Aile buradan Kabil’e gitti. Aamer, Afganistan’a yerleşme kararını “Müslüman bir ülkede yaşamak” istemesiyle açıkladı. Afganistan’ın Londra’ya göre daha ucuz olduğunu, eşinin İngiltere’de peçe taktığı için sorun yaşadığını söyledi. İfadesine göre Afganistan’da bir İslami yardım kuruluşuyla çalıştı, kız çocukları için okul ve su kuyuları yapılmasına yardım etti.
Ailenin Kabil’e yerleşmesinden kısa süre sonra 11 Eylül saldırıları gerçekleşti. ABD, saldırılardan Usame bin Ladin liderliğindeki El Kaide’yi sorumlu tuttu. 7 Ekim 2001’de ABD ve İngiltere, Afganistan’a yönelik askerî operasyon başlattı.
AİLESİNİ PAKİSTAN’A GÖNDERDİ, KENDİSİ TORA BORA’YA GİTTİ
Aamer’in ifadesine göre bombardıman Kabil’e ulaştığında eşini ve çocuklarını şehirden çıkardı. Önce Celalabad’a götürdü, ardından Pakistan’a geçmelerini sağladı. Kendisi Celalabad’a döndü ve yanında bir AK-47 ile Tora Bora’ya geçti.
Tora Bora, Afganistan’ın doğusunda, Pakistan sınırına yakın sarp dağlık bölgenin ve buradaki mağaralar sisteminin adı. 2001’in sonlarında Bin Ladin ve El Kaide mensuplarının sığındığı bölge olarak öne çıktı.
Aamer burada bir mağarada saklandığını söyledi. ABD askerî istihbaratının değerlendirmesinde ise El Kaide güçleri içinde alt düzey komutanlık yaptığı ileri sürüldü.
ABD DOSYASINDAKİ TANIK ANLATIMLARI
ABD değerlendirmesinde Guantanamo’da tutulan başka kişilerin ifadelerine de yer verildi.
Muhammed Yasin Basardah, Aamer’in üç ayrı siperden sorumlu olduğunu, her siperde üç ile on arasında savaşçı bulunduğunu ileri sürdü. Aamer’i Tora Bora’daki El Kureyşi Merkezi’nin liderlerinden biri olarak tanımladı. Bin Ladin’in yakın çevresinde bulunduğunu ve ailesinin Bin Ladin’den aylık ödeme aldığını da söyledi.
Tariq al-Sawah, Aamer’in farklı savaş mevzileri arasında haberleşmek için telsiz kullandığını anlattı. Humud Dakhil Humud Said al-Jadani ise onu Tora Bora’da Bin Ladin ile görüşürken gördüğünü söyledi. Bir başka tutuklunun ifadesinde Aamer’in Bin Ladin’in “özel tercümanı” olduğu iddiası yer aldı.
Dosyada ayrıca Aamer’in El Kaide’ye insan, uzmanlık, ekipman ve para sağladığı, genç erkeklerin örgüte katılmasında rol oynadığı yönünde iddialar bulunuyor. Omar Faruq da Aamer’in 1996’nın sonunda Filipinler’e giderek Ebu Bekir Kampı’nda patlayıcı ve bubi tuzağı eğitimi aldığını ileri sürdü. Aamer bu suçlamaları reddetti. Tora Bora’ya gittiğini, yanında AK-47 kaleşnikof bulunduğunu ve bir mağarada kaldığını anlattı. El Kaide mensubu olduğunu, savaşçıları yönettiğini ve Bin Ladin için çalıştığını ise kabul etmedi.
GUANTANAMO’DA 13 YILI AŞKIN SÜRE
ABD makamlarının 1 Kasım 2007 tarihli değerlendirmesinde Aamer, El Kaide’nin Avrupa’daki destek ağının parçası ve Bin Ladin’in yakın bağlantılarından biri olarak gösterildi. “Yüksek riskli” ve “yüksek istihbarat değerine sahip” tutuklu olarak sınıflandırıldı.
Bu değerlendirmede Aamer’in kendi anlatımlarıyla başka tutukluların ifadeleri bir arada kullanılıyordu. Afganistan yolculukları, Khaldan’a gidişi, silah taşıması ve Tora Bora’da bulunması kendi anlatımında da yer alıyordu. Örgüte eleman ve para sağladığı, Bin Ladin’in özel tercümanı olduğu ve savaşçıları yönettiği iddiaları ise diğer ifadeler ve istihbarat değerlendirmelerine dayanıyordu. Aamer, 2001’in sonlarında Afganistan’da yakalandı ve daha sonra ABD güçlerinin eline geçti. Bagram ve Kandahar’daki Amerikan tesislerinde tutulduktan sonra 14 Şubat 2002’de Guantanamo’ya götürüldü. Burada 13 yılı aşkın süre tutuldu. Hakkında ceza davası açılmadı ve herhangi bir suçtan mahkûm edilmedi. Serbest bırakıldı ve 30 Ekim 2015’te İngiltere’ye döndü.
DÖRT YIL SONRA BAŞAKŞEHİR
Aamer, 2019’da Türkiye’ye geldi. Geliş nedenini “Müslüman bir ülkede yaşamak istedim” sözleriyle açıklıyor. Ülkeye giriş yaptığı tarihte G-87, yani genel güvenlik açısından tehlike arz ettiği değerlendirilen yabancılara ilişkin tahdit kaydı aktif değildi. Geçerli Suudi Arabistan pasaportuyla yasal giriş yaptı, kısa dönem ikamet izni aldı ve İstanbul’a yerleşti. Türkiye’de Suriyeli bir kadınla evlendi. Çiftin bugün üç yaşında bir çocuğu var. 2023’te Başakşehir’de bir konut satın aldı. Edinilen bilgilere göre daha sonra taşınmaz sahipliğine dayalı kısa dönem ikamet izniyle Türkiye’de yaşamını sürdürdü. Fakat, MİT, 2025’te Aamer’i “yabancı terörist savaşçı” olarak İstanbul İl Göç İdaresi’ne bildirdi.
MİT’İN YAZISINDA G-89, DAVADA G-87
MİT’in İstanbul İl Göç İdaresi Müdürlüğü’ne gönderdiği 2025 tarihli yazıda belirtilen kod G-89, yani “yabancı terörist savaşçı” olarak değerlendirilen kişilere ilişkin tahdit kodu.
Aamer’in avukatları ise güncel G-87 kaydına, genel güvenlik açısından tehlike arz ettiği değerlendirilen yabancılara ilişkin tahdide karşı dava açtı.
Dosyanın bu bölümünde iki ayrı işlemin açıklığa kavuşması gerekiyor. İlki, 2016’da G-87’ye çevrilen kaydın ne zaman ve hangi gerekçeyle pasif hale geldiği. İkincisi, MİT’in 2025 tarihli yazısında G-89 olarak belirtilen tahdit ile bugün dava konusu olan G-87 kaydı arasındaki ilişki.
BİNKILIÇ’TA SINIR DIŞI SÜRECİ
2026 yılı başında hakkında sınır dışı kararı verilen Aamer, Binkılıç Geri Gönderme Merkezi’nde idari gözetim altında tutuluyor. İkamet izninin uzatılması talebi de reddedildi. Suriye uyruklu eşi ve üç yaşındaki çocuğu şu an İstanbul’da. Edinilen bilgilere göre çocuğun doğum belgesi dışında resmî kimlik belgesi bulunmuyor. Aamer’in hangi ülkeye gönderileceği henüz belli değil. Aamer’in sınır dışı edilmesi sonrası hangi ülkeye gönderileceği tartışma konusu. Suudi Arabistan’a gönderilmesi durumunda can güvenliğinin tehlikeye girmesi yüksek olasılık olarak değerlendiriliyor. Aamer’in üçüncü bir ülkeye gönderilmesi yüksek olasılık. Ankara’da konuşulan senaryoya göre Aamer’in Endenozya’ya gönderilmesi de masada.
Şimdi akıllardaki soru şu: 2019’da yasal giriş yapıp ikamet izni alan Aamer hakkında 2025’te yeni bir istihbarat mı elde edildi? Yoksa Afganistan ve Guantanamo geçmişi yeniden mi değerlendirildi?