İki İran, tek sınır

Türkiye ile İran arasındaki en yoğun geçişlerin yaşandığı sınır hatlarından biri, Van kırsalında yer alıyor. İran’da ülke içinde süren karışıklığa rağmen kapıda olağan dışı bir hareketlilik yok.

Özlem TEMENA

Kısa Dalga - İran’da internet kesintileri sürerken yüzlerce kişi birkaç günlüğüne Van’a geçip sevdiklerine ulaşmaya, işini gücünü toparlamaya çalışıyor. Sınırın bu yakasında hayat akıyor; öte yanda ise belirsizlik, korku ve “Kaç kişinin öldüğünü bilmiyoruz” cümlesi giderek ağırlaşıyor.

Türkiye ile İran arasındaki en yoğun geçişlerin yaşandığı sınır hatlarından biri, Van kırsalında yer alıyor. İran’da ülke içinde süren karışıklığa rağmen kapıda olağan dışı bir hareketlilik yok; geçişler düzenli, ortam sakin.

Ancak İran’da devam eden internet kesintileri, sınırdan geçenlerin profilini değiştirmiş durumda. Özellikle uzaktan çalışanlar birkaç günlüğüne Van’a gelip internete bağlanıyor, toplantılarını yapıyor, işlerini teslim edip geri dönüyor.

Sınırdan geçenlerin bir kısmı yalnızca birkaç gün kalacak olsa bile büyük valizlerle geliyor. İran’dan getirdikleri çay ve sigarayı satarak yol masraflarını karşılamaya çalışıyorlar. Kent bu trafiğe alışık. Hatta sınır hattında çarşamba ve cumartesi günleri halk pazarı kuruluyor. Kola şişelerinde satılan benzin, sigara ve çay çoğu zaman iki saat içinde tükeniyor.

İki ayrı profil: Zenginler ve yoksullar

Sınırda satış yapan Vanlı esnafa göre buradan geçen iki ayrı profil var: Zenginler ve yoksullar.

“Zenginler genellikle rejimle bağlantılı iş insanları. Hatta çoğunun Avrupa vatandaşlığı var. Birkaç günlüğüne gelip Van’da en lüks otellerde kalıp geri dönüyorlar. Yoksulların durumu ise içler acısı. Burada 300 lira kazansalar sevinçten uçuyorlar.”

İran’da 2025’in son günlerinde başlayıp 2026 Ocak ayına sarkan protestolar şimdilik sessizliğe gömülmüş görünüyor. ABD Başkanı Trump’ın saldırı tehditleri, rejimin eylemcilere yönelik sert müdahaleleri ve fiili sıkıyönetim uygulamaları, sokağı geçici olarak susturmuş gibi. Ancak bu sessizlik bir “bitme” değil; bastırılmış bir bekleyiş.

Van, yüzlerce İranlıya ev sahipliği yapıyor; aynı zamanda turist de ağırlıyor. Şehrin merkezinde, İranlıların buluşma noktalarından biri olan bir çay ocağındayız. Televizyonda İran’ın uluslararası kanallarından Iran International açık. Ekranda protestolarda hayatını kaybedenlerin sayısına dair iddialar dönüyor; art arda gelen görüntülerde Devrim Muhafızlarının kalabalığa ateş açtığı anlar ve morglardan görüntüler yer alıyor.

Ülkede ne yaşandığına dair doğrulanabilir bilgi almak neredeyse imkânsız. İnternetin kesildiği ve iletişimin ciddi biçimde aksadığı İran’a ne uluslararası insan hakları örgütleri rahatça girebiliyor ne de içeriden dışarıya sağlıklı bir bilgi akışı sağlanabiliyor.

Çay ocağının sahibine göre ölü sayısı 32 bini aşmış durumda. Morglardan cenazelerini almak isteyen ailelerin ücret ödemek zorunda kaldığını anlatıyor. Ancak internet kesintileri ve bilgi karartması nedeniyle bu rakamları bağımsız kaynaklarla doğrulamak mümkün değil.

“Ben geceleri uyuyamıyorum. Kaç kişinin öldüğünü bilmiyoruz. Tebriz’den gelenler oluyor; onlardan az çok haber alıyoruz. Ama Tahran’dan haber almak imkânsız.”

Yakınlarıyla en son bir hafta önce konuşabilmiş:

“Ailemle bir hafta önce konuşabildim. Zaten hat gidip geliyor.”

Trump’ın açıklamaları sorulduğunda tavrı net: Olası bir müdahalenin ülkenin bölünmesine yol açabileceğini düşünüyor.

“Bir molla gider, başka bir Şah gelir. Şah ailesini başımıza İngilizler getirdi. Şimdi Humeyni gider, başka bir kukla gelir.”

"Yukarıda eğlenenler rahatça ülkeden çıkıp geri gelebiliyor"

Kentte İranlıların alışveriş yapıp kahve içebileceği mekânlar kadar eğlence yerleri de var. Gece kulüplerinden her zevke hitap eden barlara uzanan bir hat… Ancak bazı mekânlarda Türklerin girişine izin verilmediği belirtiliyor.

Gün içinde tanıştığımız İranlı kadınların davetiyle merkezdeki Persian Night Club’a gidiyoruz. Kırmızı tavanın altında, girişten oturma alanlarına kadar boydan boya aynalar uzanıyor. DJ kabininde bir kadın var. Masalar yavaş yavaş doluyor: Parlak kıyafetlerinin içinde İranlı kadınlar ve yanlarında eşleri… Mısır, nargile, çay ve votka şişeleri masalara dizilmiş.

Müzik yükseldikçe kalabalık dans etmeye başlıyor. Bir an için sanki Tebriz’de bir cumartesi gecesindeyiz hissi geliyor. Oysa yalnızca 60 kilometre ötede internet ve telefonlar kesik; protestolarda kaç kişinin öldüğü hâlâ bilinmiyor.

Aynı masada nargile içip dans eden bir İranlıyla konuşuyoruz. Ailesine en son üç gün önce ulaşabilmiş. Turizm işi yaptığını söylüyor ve kalabalığın göründüğü kadar büyük olmadığını ekliyor:

“Bu kalabalığa bakmayın, aslında sayı az. Bunlar rezervasyonunu iptal edemeyen aileler. Otelin ücreti aylar önceden ödendi. Şimdi eğleniyor gibi görünüyorlar ama onlar da üzgün.”

Gece kulübünden çıktıktan sonra yolumuzu kesen bir başka İranlı ise içeride eğlenenlerin önemli bir kısmının rejime yakın olduğunu iddia ediyor:

“Yukarıda eğlenenler rahatça ülkeden çıkıp geri gelebiliyor. Yoksullar ise burunlarını dışarı çıkarmaya korkuyor.”

Van’da birkaç saat içinde yan yana gelen bu iki manzara, İran’daki derin sosyoekonomik uçurumu çıplaklaştırıyor. Bu eşitsizlik, protestoları büyüten temel dinamiklerden biri.

Döviz kurlarındaki sert yükseliş ve yüksek enflasyon, zaten kırılgan olan ekonomiyi daha da zora soktu. En temel gıda ve ihtiyaç maddelerine gelen zamlar, geniş bir kesim için günlük yaşamı sürdürülemez hale getirdi. Üstelik bu artış devam edecek. Resmi İran medyasında yer alan haberlere göre, 21 Mart’ta başlayacak yeni İran yılında vergilerin artırılması planı da endişeleri körüklüyor.

Dünya Bankası raporlarına göre İran’da yıllık enflasyon %39,5, gıda enflasyonu ise %42,9 seviyesinde. Dünya Bankası’nın 2023 verileriyle kullandığı uluslararası eşiklere göre, günlük 3 doların altında yaşayanların oranı %2,5 (yaklaşık 2,254 milyon kişi).

Ancak aynı rapordaki günlük 8,30 dolar eşiğine bakıldığında yoksulluğun ülke çapında çok daha yaygın olduğunu gösteriyor: Bu eşiğin altında yaşayanların oranı %36; bu da yaklaşık 32,662 milyon kişi demek.

Üstelik günlerdir süren internet kesintileri, ülkeyi daha da derin bir krize sürüklüyor. İnternet izleme kuruluşu NetBlocks’a göre, kesintinin her saati İran ekonomisine yaklaşık 1,5 milyon dolara mal oluyor.

Bu temel sorunlar çözülmeden bastırılan protestoların yeniden başlaması ihtimali yüksek. İnsan hakları örgütleri ise rejimin bu kez eylemleri durdurmak için daha sert ve daha yaygın şiddete başvurabileceğinden endişe ediyor.

Özel Haber Haberleri