IŞİD’e finansman davasında kritik karar: Fon sağlandı denildi, malvarlıkları iade edildi

HALE GÖNÜLTAŞ | İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, “IŞİD’in finans ağı” davasında bazı sanıklar hakkında terörizmin finansmanı suçundan mahkûmiyet kurdu. Ancak örgüt üyeliği suçlamalarının önemli bölümü kabul edilmedi, el konulan para ve malvarlıklarının büyük kısmı devlete geçirilmedi. Gerekçeli karar, “fon sağlama” tespiti ile dosyanın tutuklu sanık kalmadan sonuçlanması arasındaki fark nedeniyle soru işaretlerine neden oldu.

HALE GÖNÜLTAŞ

Kısa Dalga – İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, kamuoyunda “IŞİD’in finans ağı” olarak bilinen davanın gerekçeli kararında bazı sanıkların IŞİD’e fon sağladığı kanaatine vardı. Mahkeme, dosyanın merkezindeki isimlerden Imad Machnouk’un “illegal şekilde örgüte fon sağladığı kanaatine” ulaştığını kararına yazdı.

Buna rağmen savcılığın yönelttiği örgüt üyeliği suçlamalarının önemli bölümü kabul edilmedi. El konulan para, döviz, altın ve şirket malvarlıklarının büyük kısmının devlete geçirilmesi talebi reddedildi. Machnouk yargılama sırasında tahliye edilirken, gerekçeli kararın açıklandığı tarihte dosyada tutuklu sanık kalmadı.

Kararda, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri kaynaklı paraların Suriye’deki IŞİD mensuplarına ulaştırıldığı değerlendirmelerine yer verildi. ABD makamlarından gelen bilgiler, MASAK raporları, HTS kayıtları ve dijital materyaller birlikte değerlendirilerek bazı sanıklar hakkında terörizmin finansmanı suçundan mahkûmiyet hükmü kuruldu.

Gerekçeli kararın ortaya koyduğu tablo üç kritik soruyu beraberinde getirdi: Mahkeme, bazı sanıkların IŞİD’e fon sağladığı sonucuna ulaştıysa, örgüt üyeliği suçlamaları neden karşılık bulmadı? Dava çerçevesinde el konulan para ve malvarlıklarının büyük bölümü neden geri verildi? Dosya neden tutuklu sanık kalmadan sonuçlandı?

İddianame Türkiye merkezli finans ağını tarif ediyordu

Kamuoyunda “IŞİD’in finans ağı” olarak bilinen dosyayı, 2025 yılında hazırlanan 5 bin sayfalık iddianamenin ardından Kısa Dalga gündeme getirmişti. Haberi “IŞİD’in finans ağı” başlığıyla okuyucularımıza duyurmuştuk.

İddianamede, Suriye’deki IŞİD mensuplarına para aktarılmasında rol oynadığı öne sürülen uluslararası bir finans ağı tarif ediliyordu. İstanbul merkezli şirketler, havala sistemi üzerinden gerçekleştirildiği iddia edilen para transferleri ve yurt dışı kaynaklı fon hareketleri soruşturmanın merkezinde yer alıyordu.

Savcılık hem üyelik hem finansman suçlaması yöneltti

Savcılık, çok sayıda sanık hakkında hem silahlı terör örgütü üyeliği hem de terörizmin finansmanı suçlaması yöneltti. Dosyanın merkezindeki isimlerden Imad Machnouk hakkında da örgüt üyeliği ve terörizmin finansmanı suçlarından dava açıldı.

Dosya, Türkiye’de IŞİD’in finansmanına ilişkin açılan en kapsamlı davalardan biri olarak değerlendirildi. Soruşturma kapsamında uluslararası para transferleri, havala sistemi, şirket hesapları ve örgütle bağlantılı olduğu iddia edilen mali ağ mercek altına alındı.

Yargılama sırasında yaşanan en dikkat çekici gelişmelerden biri ise terörizmin finansmanı suçlamasıyla tutuklu bulunan tek sanık olan Imad Machnouk’un 2025 yılında tahliye edilmesi oldu.

Kısa Dalga, Imad Machnouk’un 2024 yılı sonunda polis operasyonuyla gözaltına alınmadan kısa süre önce Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı için İçişleri Bakanlığı’na başvurduğunu ve bu süreçte 500 bin dolar ödeme yaptığını gösteren bir belgeye ulaşmıştı.

Savcılığın iddiaları ile mahkemenin kararı nerede ayrıştı?

Gerekçeli kararda, MASAK verilerine dayandırılarak Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri kaynaklı para transferlerinin Suriye’deki IŞİD mensuplarına ulaştırıldığı bilgisine yer verildi.

Mahkeme, ABD makamlarından gelen bilgiler, MASAK raporları, HTS kayıtları, dijital materyaller ve mali hareketleri birlikte değerlendirerek bazı sanıklar yönünden terörizmin finansmanı suçunun oluştuğu sonucuna ulaştı.

Gerekçeli kararda ABD makamlarının, Suriye’nin Rakka bölgesinde faaliyet gösteren ve “Abu Alaa” kod adıyla bilinen eski bir IŞİD mensubuna 2023 yılının Ocak ve Şubat aylarında yaklaşık 600 bin dolar gönderildiği yönündeki bilgisine de yer verildi. Ayrıca bu transferlerin İstanbul merkezli Pico Exchange isimli yapı üzerinden gerçekleştirildiğine ilişkin bilgiler de aktarıldı.

Mahkeme ayrıca Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri kaynaklı fonların Suriye’deki IŞİD bağlantılı kişilere ulaştırıldığına ilişkin istihbari değerlendirmeleri de dosya kapsamında ele aldı.

Mahkeme “Muhammad Mashnouq”un Imad Machnouk olduğu kanaatine nasıl ulaştı?

Gerekçeli kararda dikkat çeken bölümlerden biri de ABD makamlarının kayıtlarında geçen “Muhammad Mashnouq” isimli kişinin kimliğine ilişkin değerlendirme oldu.

Mahkeme, bu kişinin kimliğinin doğrudan tespit edilemediğini belirtti. Ancak soyadı benzerliği, Pico Exchange ile bağlantılı telefon hatlarının dosya sanıkları ve Piko şirketlerinde çalışan kişiler tarafından kullanılması, ayrıca Imad Machnouk’un Piko adını taşıyan şirketlerle bağlantıları nedeniyle bu kişinin Imad Machnouk olduğu kanaatine ulaştığını kaydetti.

Mahkeme ayrıca ABD kayıtlarında Pico Exchange’in müdür yardımcısı olarak geçen “Emad Abdul-Kafi” isimli kişinin de Ahmadrami Abdulkafi olduğunun değerlendirildiğini belirtti.

Bu değerlendirme, mahkemenin uluslararası kaynaklardan gelen bilgileri dosyadaki diğer delillerle birlikte yorumlayarak kimlik eşleştirmesi yaptığını göstermesi bakımından dikkat çekti.

MASAK raporları dosyada nasıl değerlendirildi?

Savcılık, çok sayıda sanık hakkında hem silahlı terör örgütü üyeliği hem de terörizmin finansmanı suçlaması yöneltmişti.

Mahkemenin gerekçeli kararında ise örgüt üyeliği suçunun oluştuğuna ilişkin yeterli delil bulunmadığı kanaatine varıldı. Buna karşılık bazı sanıklar yönünden terörizmin finansmanı suçunun oluştuğu sonucuna ulaşıldı.

Böylece gerekçeli kararda örgüte fon sağlandığı yönünde tespitler yer almasına rağmen, örgüt üyeliği suçlamalarının önemli bölümü karşılık bulmadı.

Mahkeme kararında 1 milyar TL’lik işlem hacmi vurgusu

Gerekçeli kararın tamamı içinde en dikkat çekici ifadelerden biri de bu noktada ortaya çıktı. Mahkeme, tüm değerlendirmeler sonucunda Imad Machnouk’un “illegal şekilde örgüte fon sağladığı kanaatine” ulaştığını açıkça kayda geçirdi.

Mahkemenin fon sağlandığı yönündeki değerlendirmesinde mali hareketlerin büyüklüğü de dikkat çekti. Karara göre Machnouk’un bağlantılı olduğu Piko Turizm Ltd. Şti.’nin banka hesaplarında 2017 yılından itibaren en az 1 milyar TL işlem hacmi oluştu. Buna rağmen şirketin BA-BS kayıtlarında herhangi bir ticari alım-satım faaliyetine rastlanmadığı belirtildi.

Piko Kuyumculuk şirketinden 13 milyon liralık transfer

Piko Kuyumculuk şirketinde ise yaklaşık 13 milyon TL’lik işlem hacmi bulunduğu, ancak buna karşılık ticari faaliyet kayıtlarının bulunmadığı kaydedildi.

Dijital materyallerde yapılan incelemelerde ise tarih, para miktarı, alıcı bilgileri ve ödeme kayıtlarını içeren çok sayıda havala kaydının ele geçirildiği ifade edildi. Mahkeme ayrıca bazı dijital materyallerin şifrelerinin verilmemesi nedeniyle incelenemediğini de kararına yazdı.

Çok sayıda şüpheli isimle mali ilişki

Mahkeme, Machnouk’un para transferi yaptığı bazı kişiler hakkında da değerlendirmelerde bulundu. Kararda, mali ilişki kurulan isimler arasında IŞİD üyeliği, terörizmin finansmanı ve göçmen kaçakçılığı suçlamalarıyla soruşturulan veya yargılanan kişilerin bulunduğu belirtildi.

Mahkeme bu verileri de para trafiğine ilişkin değerlendirmelerinde dikkate aldı.

Bazı sanıklara finansman cezası, bazılarına izinsiz ödeme hizmeti hükmü

Mahkeme, Imad Machnouk ve Ahmadrami Abdulkafi’nin yanı sıra Mohamad Agha, Muhammed Elabduli ve Safwan Jamous hakkında terörizmin finansmanı suçundan mahkûmiyet kararı verdi. Bu sanıklar hakkında verilen 5 yıllık hapis cezaları yapılan indirimlerle 4 yıl 2 aya düşürüldü.

Buna karşılık çok sayıda sanık yönünden eylemlerin terör suçu değil, 6493 Sayılı Kanun kapsamında “izinsiz ödeme hizmeti faaliyeti” olarak değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varıldı. Bu sanıklara 1 yıl 15 gün hapis ve adli para cezaları verildi.

Para cezalarının, “sanıkların ekonomik durumları dikkate alınarak” taksitle ödenmesine hükmedildi. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları uygulanırken, para cezaları da önemli ölçüde düşürüldü.

Dosyanın merkezindeki isimlerden Imad Machnouk’un 2025 yılında tahliye edildiği ve gerekçeli kararın açıklandığı tarihte dosyada tutuklu sanık bulunmadığı belirtildi.

El konulan para, altın ve şirket malvarlıkları neden iade edildi?

Kararın en dikkat çekici bölümlerinden biri de el konulan para ve malvarlıklarına ilişkin değerlendirme oldu.

Mahkeme, bazı sanıklar hakkında terörizmin finansmanı suçundan mahkûmiyet kararı vermesine rağmen, el konulan para, döviz, altın ve şirket malvarlıklarının doğrudan suçtan elde edildiğinin ya da örgüt için kullanıldığının kesin olarak kanıtlanamadığı sonucuna vardı.

Bu nedenle yüklü miktarda para, altın, döviz ve malvarlığının devlete geçirilmesi yönündeki talepler reddedildi. Piko Turizm hakkında istenen benzer talep de aynı gerekçeyle kabul edilmedi.

Bu durum, mahkemenin gerekçeli kararda yer verdiği “örgüte fon sağlandığı” yönündeki değerlendirmeler ile malvarlıkları konusunda verdiği kararlar arasındaki fark nedeniyle dosyanın en çok tartışılabilecek başlıklarından biri olarak öne çıktı.

Gerekçeli kararın ortaya çıkardığı sorular

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nin gerekçeli kararı, Türkiye’de IŞİD’in finansmanına ilişkin en kapsamlı dosyalardan birinde dikkat çekici bir tablo ortaya koydu.

Mahkeme, MASAK raporları, ABD makamlarından gelen bilgiler, HTS kayıtları ve dijital materyalleri birlikte değerlendirerek bazı sanıklar yönünden terörizmin finansmanı suçunun oluştuğu kanaatine vardı. Ancak bu tespitler, örgüt üyeliği ve malvarlıklarının müsaderesi bakımından aynı sonucu doğurmadı.

Mahkeme, Imad Machnouk yönünden IŞİD’e fon sağlandığı kanaatine ulaştığını açıkça yazdı. Bazı sanıklar hakkında terörizmin finansmanı suçundan mahkûmiyet kararı verdi. Buna rağmen örgüt üyeliği suçlamalarının önemli bölümü kabul edilmedi. El konulan para ve malvarlıklarının devlete geçirilmesi talepleri büyük ölçüde reddedildi. Dosya, tutuklu sanık kalmadan tamamlandı.

“Mahkeme hangi hukuki değerlendirme ile terörizmin finansmanı suçunun oluştuğu sonucuna ulaşırken örgüt üyeliği suçunun oluşmadığı kanaatine vardı?”, “Terörizmin finansmanı suçundan mahkûmiyet kararları verilmesine rağmen el konulan para ve malvarlıklarının önemli bölümü neden devlete geçirilmedi?” soruları, gerekçeli kararın ortaya koyduğu bulgular ile vardığı sonuçlar arasındaki fark nedeniyle yanıtlanmayı bekliyor.

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nin gerekçeli kararı henüz kesinleşmiş değil. Taraflar, kararın tebliğ edilmesinin ardından istinaf yoluna başvurabilecek.

Bu nedenle dosyadaki mahkûmiyetler, beraat hükümleri, örgüt üyeliğine ilişkin değerlendirmeler ve müsadere taleplerine yönelik kararlar üst mahkeme incelemesinden geçecek.

Soruşturma FATF gri listesi döneminde başlatılmıştı

Türkiye, terörün finansmanı ve kara para aklama ile mücadeledeki eksiklikler nedeniyle Ekim 2021’de FATF’nin gri listesine alınmıştı.

IŞİD’in finans ağına ilişkin soruşturma da Türkiye’nin terörizmin finansmanıyla mücadelede uluslararası baskı altında bulunduğu bu dönemde başlatıldı. Türkiye 28 Haziran 2024’te gri listeden çıkarıldı ancak dava süreci ve yargılama devam etti.

Özel Haber Haberleri