Hale GÖNÜLTAŞ
Türkiye’de Kürt meselesinin çözümüne ilişkin yürütülen süreçte Ankara’dan bir heyetin Kandil’e giderek temaslarda bulunduğu iddia edilirken Kürt tarafı iddiaların gerçeği yansıtmadığını belirtiyor. Sürece dair görüştüğümüz ve Kürt meselesinde muhatap alınan iki farklı isim, bugüne kadar Abdullah Öcalan dışında Kandil dahil hiçbir yapıyla resmi görüşme gerçekleştirilmediğini söyledi.
İki farklı cenahtan aynı iddia
Çözüm sürecinde devlet görevlilerinin Kandil ile temas kurduğu iddiaları ilk olarak 13 Mayıs’ta Yeni Yaşam gazetesinde Dr. Hayri Hazargöl imzasıyla yayınlanan yazıda dile getirildi. Hazargöl yazısında, devlet ile Kandil temsilcileri arasında yalnızca dolaylı temasların değil, Kandil dışında yüz yüze görüşmelerin de yapıldığına dair bilgiler aldıklarını sürdü.
Türkiye gazetesinde dün Yücel Kayaoğlu imzasıyla yayınlanan haberde ise “MİT'in Kandil’le temasa geçtiği ve 10 gün içinde ortaya yol haritası çıkacağı” ileri sürüldü. Haberde, devlet adına bir heyetin Kandil’de görüşmeler yürüttüğü ve bu görüşmelerin sonucunda örgütün hazırlayacağı yol haritasının Ankara’ya taşınacağı belirtildi. Haberde, devletin kendi hazırlıklarıyla Kandil’den gelecek önerilerin “eşleştirileceği”, ortaklaşılabilecek başlıkların belirlenmesinin ardından da adım adım ilerleyen bir takvimin devreye sokulacağı ileri sürüldü.
Bu haberlere rağmen, Kısa Dalga'nın görüştüğü kaynaklar, Ankara’dan Kandil’deki başka isimlerle görüşmek üzere gönderilmiş herhangi bir resmi heyetin bulunmadığı bilgisini verdi. Aynı isimler, kamuoyuna yansıyan “süreç tıkandı”, “PKK silah bırakmadığı için süreç tıkandı” yorumlarının da eksik ve yönlendirici olduğunu belirtiyor.
“Sorun diyalog değil, siyasi irade”
Kürt kaynakları, süreçte diyaloğun tamamen kopmadığını, ancak özellikle demokratikleşme ve hukuki düzenlemeler konusunda yaşanan ciddi zorlukların bulunduğunu belirtiyor. Görüştüğümüz üst düzey bir kaynak “Kürt hareketi en başından beri ‘hukuk işletilmezse bu süreç işlemez’ dedi” ifadelerini kullandı. Aynı kaynak, AKP’nin süreci zamana yayarak ilerlettiğini ve kamuoyunda farklı bir algı oluşturmaya çalıştığını kaydetti:
“AKP, basına verdiği mesajlarla ‘Biz yasal adımlar atacağız ama PKK silah bırakmıyor’ algısı yaratmak istiyor. Oysa bu gerçek dışı. PKK kongresini yaptı. Karar alındı. Silahlar yakıldı. Verilen söz tutuldu. Şimdi adım atması gereken hükümet.”
Sırrı Süreyya Önder’in çizdiği çerçeve
Kaynaklar, DEM Parti Milletvekili ve TBMM Başkanvekili merhum Sırrı Süreyya Önder’in 27 Şubat 2025’te İstanbul’da yapılan “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı” toplantısında çizdiği çerçeveyi anımsatıyor.
Önder’in moderasyonunda yapılan toplantıda yalnızca “silah bırakma” çağrısı yapılmadığı, devletin de demokratik ve hukuki düzenlemeler konusunda sorumluluk üstlenmesi gerektiği vurgulanmıştı. Sürecin karşılıklı siyasi güven temelinde ilerleyebileceği ifade edilmişti.
“Yapılması gereken yasal düzenlemedir”
Kürt siyasi kaynakları da bugün İmralı’da kabul gören temel yaklaşımın, Sırrı Süreyya Önder’in o gün kamuoyuna açıkladığı çerçeveyle aynı netlikte olduğunu belirtiyor. Aynı kaynaklar, hem Abdullah Öcalan’ın hem de Sırrı Süreyya Önder’in çözüm için önce hukuki ve siyasi zeminin güçlendirilmesi gerektiğini açık biçimde dile getirdiğini hatırlatıyor ve bundan sonraki aşamada beklentinin hükümet ve Meclis’te olduğunu söylüyor.
TBMM çatısı altında kurulan “Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu”nun hazırladığı nihai rapordaki 6’ncı ve 7’inci maddelerin, “barış ve demokratik toplum süreci”nin hukuki gereklilikleri ile yapılması gereken yasal düzenlemeleri içerdiği anımsatılıyor. Abdullah Öcalan’ın koşullarının düzeltilmesi, hasta tutukluların tahliyesi, cezaevinde bulunan siyasetçilerin tahliyesi, yurt dışında sürgünde yaşayan siyasetçilere yönelik engellerin kaldırılması ve yasal düzenlemelerin hayata geçirilmesi başlıklarının da söz konusu komisyon raporunda yer aldığına dikkat çekiliyor.
“TBMM tatile girmeden adım atmalı”
Üst düzey kaynak, TBMM’nin Temmuz ortasında tatile girebileceğinin hatırlatılması üzerine “TBMM, eğer bu sürecin devam etmesini istiyorsa, yaz tatiline girmeden yasal düzenlemeleri çıkarmalı. Şu anda Kürt tarafının atacağı yeni bir adım yok. Biz masadayız ve masadan kalkmıyoruz. Halen devletin çözüm için yasal adımlar atmasını bekliyoruz” dedi.
Erdoğan: “Silah bırakmanın ivmelenmesi için MİT çalışıyor”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise bugün yaptığı açıklamada, Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında beklenen yasal adımların Meclis tatile girmeden önce çıkıp çıkmayacağına ilişkin soruya şu yanıtı verdi:
“Meclis komisyonumuz uzlaşı temelinde bir yol haritası ortaya koydu. Yapıcı ve çözüm odaklı bir yaklaşımla yol haritasının hayata geçirilmesi gerekiyor. Sorumluluk duygusuyla hareket edilmesi bu noktada çok çok önemlidir. Silah bırakmanın ivmelenmesi için İstihbarat Teşkilatımız çalışıyor. Şurası bir gerçek ki; ilk günden beri sürecin başarısı için dua edenler, çaba gösterenler olduğu gibi, bundan rahatsız olanlar da var.” Erdoğan, “Terörsüz Türkiye” hedefinden geri adım atılmayacağını da söyledi.
Süreç aynı söylemler farklı
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıklamaları ile Kürt siyasi kaynaklarının verdiği mesajlar birlikte okunduğunda, taraflar arasında belirgin bir söylem farkı olduğu görülüyor. Erdoğan’ın açıklamalarında sürecin merkezine “Terörsüz Türkiye”, silah bırakma ve güvenlik vurgusu yerleşirken, Kürt tarafı ise artık meselenin güvenlik değil hukuk ve siyaset başlığında, zemininde konuşulabileceğini söylüyor.
Kürt tarafı: Sıra hükümette
Kürt siyasi kaynakları, kamuoyunda yaratılan “PKK silah bırakmıyor” algısına özellikle itiraz ederek, kendi taraflarının gerekli adımları attığını ve artık hükümetin demokratikleşme ile yasal düzenleme konusunda somut adım atması gerektiğini söylüyor. Bu nedenle TBMM’nin Temmuz ayında tatile girmeden önce düzenleme yapılması çağrısı öne çıkıyor.
Erdoğan: Önce silahlar bırakılmalı
Erdoğan ise açıklamalarında Meclis komisyonunun hazırladığı yol haritası niteliğindeki rapora vurgu yaparken, somut hukuki düzenlemelerden çok sürecin güvenlik boyutunu öne çıkarıyor. Erdoğan’ın “Silah bırakmanın ivmelenmesi (önceliklendirilmesi) için İstihbarat Teşkilatımız çalışıyor” cümlesi de bu yaklaşımın en net ifadesi olarak dikkat çekiyor. Her söylem, tarafların aynı süreci farklı önceliklerle okuduğunu gösteriyor. Kürt tarafı sürecin devamı için hukuki güvence ve siyasi adım beklerken, iktidar süreci öncelikle güvenlik ve silahsızlanma ekseninde tanımlıyor.