Kentsel dönüşümün temeli atılmadan borcu başlıyor: Nasıl ‘güvenli’ yaşayacağım?

SUZAN DEMİR | Kentsel dönüşümle evler yenilenirken kiracılar ve ev sahipleri yüksek kiralar, taşınma masrafları ve belirsiz inşaat süreçleriyle karşı karşıya kalıyor. Kamu destekleri ise çoğu zaman barınmanın gerçek maliyetini karşılamaya yetmiyor.

SUZAN DEMİR

“Şu an yalnızca barınmaya yaklaşık 120 bin lira ödüyoruz.”

Esin Yeşilırmak ve eşi, ayda yaklaşık 200 bin lira kazanıyor. Dönüşüme giren evlerinin kredi taksitleri ve taşındıkları evin kirası, hane gelirinin yarısından fazlasını götürüyor. Üstelik kirada oturdukları ev de kentsel dönüşüme girmiş durumda. Yeşilırmak, Bakırköy’deki evinden önce Acıbadem’e sonra Okmeydanı’na taşındı.

Üsküdar’da oturan Canan Özer ise kentsel dönüşüm nedeniyle taşınmak zorunda kaldığında işsizdi. Eşiyle sinema sektöründe proje bazlı çalışıyorlar; gelirleri düzensiz. Yeni eve yerleşmek için yaklaşık 140 bin lirayı eş dosttan borç alarak denkleştirdiler. “Sonuçta biz çıktık aylar oldu bina hâlâ yerinde duruyor” diyor.

Biri ev sahibi, diğeri kiracı. Farklı gelir ve çalışma koşullarına rağmen ikisi de dönüşüm boyunca barınmanın yükünü taşıyor. Kadıköy, Üsküdar, Bakırköy’da hil konuştuğumuz çok sayıda kişi benzer bir hesapla karşı karşıya.

Deprem olmadan çöken binalar

İstanbul’da son aylarda deprem olmadan çöken binalar, güvenli konuta geçişin aciliyetini hatırlatıyor. Ağustosta Bahçelievler’de bir gece önce tahliye edilen bina çöktü. Ekimde Maltepe’de yedi katlı binanın ilk üç katında meydana gelen çökmede beş kişi hayatını kaybetti; aynı ay Beyoğlu’nda boşaltılmış bir metruk bina yıkıldı. Üstelik İstanbul, Marmara’da meydana gelebilecek 7’nin üzerinde bir depremin riskiyle karşı karşıya.

Peki evini güvenli hale getirmek isteyen insan, inşaat boyunca nerede, hangi koşullarda ve hangi gelirle yaşayacak? Devlet, dönüşüm sürecinde barınma hakkını nasıl güvence altına alıyor?

“İlk adım sizden, Yarısı Bizden” sloganıyla duyurulan kampanya, evini yenilemek isteyenlere mali destek vadediyor. Ancak evini boşaltanlar için yapım bedelinin yanına kira, depozito, komisyon ve nakliye giderleri ekleniyor. İnşaatın ne zaman biteceği belirsizleştiğinde, geçici bir evde hayatı sürdürmenin maliyeti de büyüyor. Görüştüğümüz haneler için destekler, bu yükü karşılamaya yetmiyor.

Kağıt üzerinde destek

“Yarısı Bizden” kampanyasıyla evini yenilemek isteyenlere 875 bin lira hibe, aynı tutarda kredi ve 125 bin lira taşınma desteği sunuluyor. Ancak kredinin geri ödenmesi, desteğin yetmediği yerde kalan yapım bedelinin de karşılanması gerekiyor. Ev sahipleri bu parayı denkleştirmeye çalışırken bir de kirayla karşılaşıyor.

Görüştüğümüz hanelerden aylık 8 bin lira kira desteği alanlar var. Oysa bu hanelerin bazılarında kira 50 bin lirayı aşıyor. Depozito, komisyon ve nakliye de eklenince daha taşınmadan birikimler tükeniyor, borç arayışı başlıyor. Desteğin yatmasını aylarca bekleyenler ise bu yükü tek başına taşıyor.

Üstelik kiralar, inşaatın bitmesini beklemiyor. Kasım ayındaki artış oranıyla 50 bin liralık kira yaklaşık 66 bin liraya çıkabiliyor. İnşaat uzadıkça eve dönüşün tarihi belirsizleşiyor, geçici olarak kurulan hayatın faturası büyüyor.

"Taşındığım ev de kentsel dönüşüme girdi"

Esin Yeşilırmak beş aylık hamileyken Bakırköy'deki evinden çıkıp Acıbadem'e taşındı. Bebeği iki aylıkken yeniden taşınmak zorunda kaldı. “Altı ay içinde bina boşaltılmaya başladı ve neye uğradığımı şaşırdım” diyor.

Yeşilırmak da eşi de çalışıyor. Hane gelirleri yaklaşık 200 bin lira. Yıllardır apartman toplantılarında konuşulan dönüşüm fikri Bakırköy Belediyesi'nin ilave kat imarı kararından sonra hızla uygulamaya geçti. Karot incelemesi ve itiraz süreçleri tamamlanınca aileye yaklaşık dört ay süre tanındı. Ev aramaya başladıklarında önce yüksek kiralarla karşılaştılar. Bütçeleri yeni binalara yetmeyince eski yapılara yöneldiler. “Baktığımız evlerin çoğunda, birkaç ay sonra kentsel dönüşüme girip yeniden taşınmak zorunda kalabileceğimiz söyleniyordu” diyor. Ev sahipleri iki hatta üç kira tutarında depozito istedi. Neredeyse her evde tahliye taahhütnamesi şart koşuldu. “Findeks raporu isteyen de oldu, dönüşüme giren evimizin tapusunu görmek isteyen de.” Findeks, kişinin kredi notunu ve borç geçmişini gösteren rapor.

Esin Yeşilırmak

İlk ev Acıbadem'de eski bir yapıydı ve kirası 38 bin liraydı. Kısa süre sonra o bina da dönüşüme girdi. İkinci taşınmada ölçütleri tamamen değişti. Artık mahallenin niteliği değil evin yeni olması ve birkaç yıl daha dönüşüme girmeyecek olması önemliydi. Okmeydanı'nda aylık 50 bin liraya yeni yapılmış bir daire tuttular. İki evde de depozito, peşin kira ve emlakçı komisyonu ödediler. Nakliye ilkinde 18 bin ikincisinde 30 bin liraya geldi. Dönüşüme giren dairelerini krediyle aldıkları için 70 bin liralık konut kredisini ödemeye de devam ediyorlar. “Şu an yalnızca barınmaya yaklaşık 120 bin lira ödüyoruz” diyor.

Devlet desteğine başvurdular. Kendilerine 18 ay boyunca aylık kira yardımı ya da toplu ödeme hakkı olduğu söylendi. Yaklaşık 10 aydır bekliyorlar. İBB'nin kira desteğine de başvurdular ancak o süreçten de sonuç alamadılar. Taşınmanın günlük yaşama etkisi de ağır oldu. İlk taşındığında Yeşilırmak'ın binasında dönüşüm fikri dahi yoktu. Acıbadem'e taşınınca kendisinin de ailesinin de Avrupa Yakası'nda olması yüzünden köprü ya da Avrasya Tüneli ile gidip gelmek zorunda kaldı. “İlk taşınmamızda hamileydim. Doktorum Bakırköy'deydi. Mesafe çok zorladı.” En büyük kaybı ise mahallesini yitirmek oldu: “Kasabımın, kuaförümün, doktorumun, eczacımın olduğu mahallede, orta üstü bir gelire sahip olmama rağmen ev tutamadım.”

Eve girmeden başlayan borç

Üsküdar Selimiye’de eşi ve çocuğuyla kiracı olarak yaşayan Canan Özer de yükselen kiralara rağmen aynı mahallede ev aramak zorunda kalanlardan. Küçük çocuğunun okulu burada olduğu için başka bir semte taşınmak istemedi.

Özer’in oturduğu binada üç dört yıldır müteahhitlerle görüşülüyordu. Karot incelemesinin ardından gelen tebligatla bina sakinlerine tahliye için 90 gün tanındı. Ancak aile, ev sahibinin ricasıyla sürenin dolmasını beklemeden ağustosta evini boşalttı.

Özer ve eşi sinema sektöründe proje bazlı çalışıyor. Düzenli maaşları yok. Gelirleri iş bulmalarına ve projenin süresine göre değişiyor. Ev aradıkları sırada Özer işsizdi.

Yüksek depozitoların yanında memur kefil ve boş tarihli tahliye taahhütnamesi isteyen ev sahipleriyle karşılaştılar. Bir de taşınacakları binanın dönüşüme girip girmeyeceğini öğrenmeye çalıştılar.

“Çoğu ev sahibi ve emlakçı dönüşüm toplantısı yapıldığını gizliyordu. Mahallede eski oluşumuz sayesinde bunların çoğunu öğrendik” diyor.

Aile sonunda aynı mahallede bir ev buldu. Depozito 40 bin liraydı. Nakliye, boya ve badana eklenince taşınmanın ilk faturası yaklaşık 140 bin liraya çıktı. Parayı eş dosttan borç alarak denkleştirdiler. Herhangi bir destek almadılar. Özer’i borcun yanında belirsizlik de yıpratıyor. “Taşınmak zaten çok yıpratıcı bir şey. Sonuçta biz çıktık ama bina hâlâ yerinde duruyor.”

"Taşınma maliyeti 200 bin lirayı buluyor"

Kadıköy’de emlakçılık yapan Adil Türk, geçici bir eve yerleşmenin başlı başına yüksek bir bütçe gerektirdiğini anlatıyor. Verdiği örnekte, 50 bin liralık bir ev için ilk kira, bir kira tutarında depozito ve emlakçı komisyonu toplam 150 bin lirayı buluyor. Nakliye ve diğer giderlerle başlangıç maliyeti yaklaşık 200 bin liraya ulaşıyor.

Bu, henüz yeni evde bir ay bile yaşamadan karşılanması gereken tutar.

"50 senelik evimizden çıkıp 60 senelik binaya taşındık"

Bağlarbaşı’nda kardeşiyle yaşayan ve adının yayınlanmasını istemeyen bir kiracı, dönüşümden üç ay önce ev sahibi aracılığıyla haberdar oldu. Resmî yıkım kararını ise belediyenin binaya astığı ilandan öğrendi.

İkisi de yarı zamanlı çalışıyor. Aynı zamanda öğrenciler. Toplam gelirlerinin yaklaşık 25 bin lira olduğunu söylüyor. Mahallede kalmak için baktıkları evlerde önceki kiralarının iki katını ödemeleri gerekiyordu. Bazı ev sahipleri memur ya da evli olmadıkları için ev vermek istemedi.

“Kümesten hallice, kot altında bulunan ve kolonları kesilmiş dairelerin fiyatları bile bütçemizi aşıyordu” diyor.

Sonunda Kadıköy Rasimpaşa’da 35 bin liralık bir ev buldular. Yeni evleri de oldukça eski bir binada. İlk kira, depozito ve komisyon için 105 bin lira ödediler. Nakliyeyi şehir dışından kamyonla gelen aileleri üstlendi. Kiracılar için verilen tek seferlik desteğe başvurdular ancak henüz ödeme almadılar.

Bakırköy Yeni Mahalle’deki Askent Sitesi’nden çıkan Yasemin Bostan da benzer bir yer değiştirmeyi tek cümlede anlatıyor. “50 senelik evimizden çıkıp 60 senelik bir binaya taşındık.”

Sitede dönüşüm süreci 2020’de başladı. Bostan’ın anlatımına göre Ocak 2025’te gelen tebligatlarla dairelerin kısa süre içinde boşaltılması istendi. 88 dairenin büyük çoğunluğu doluydu. Özellikle kiracılar hızla taşınmaya başladı.

Yasemin Bostan

Bostan, annesi ve kardeşiyle beş haftadan uzun süre su ve doğalgaz olmadan yaşadıklarını söylüyor. Sonunda aynı mahallede bir ev buldular. Geçen yıl 30 bin lira olan kira bugün 40 bin lira. Taşınma ve depozito için yaklaşık 150 bin lira harcadılar.

Herkes kiralık eve çıkamadı. Kimi komşuları çocuklarının yanına, kimileri yazlıklarına gitti. Bostan’ın şimdiki evinin bulunduğu bina da dönüşüme girebilir. Bu ihtimal, geçici olarak kurdukları düzenin ne kadar süreceğini belirsiz bırakıyor. “O zaman nereye gideriz bilmiyorum. Çadır kurarız herhalde.”

Emekli aylığı kiraya yetmiyor

Acıbadem’de yaşayan ve isimlerinin kullanılmasını istemeyen emekli çift, taşıyıcı sistemdeki demirlerde çürüme tespit edilince evlerini boşalttı. Yaklaşık 50 bin liralık gelirleri var. Mahallelerinden ayrılmak istemediler ancak buldukları evin kirası daha ilk yıl gelirlerini aşıyordu.

İki aylık kira tutarında depozito ödediler, çocukları kefil oldu. İlk yıl 55 bin lira olan kira ikinci yıl 70 bin liraya çıktı. “Mecburen planladığımız bütçenin üzerine çıktık” diyorlar.

Müteahhit yaklaşık 12 aydır düzenli kira yardımı ödüyor. Ayrıca aylık 8 bin lira kamu desteği aldıklarını belirtiyorlar. Buna rağmen açık kapanmıyor. “Kalan kısmı aile içinde yardımlaşarak tamamlıyoruz.”

Göztepe’deki evlerinden bir yıl önce ayrılan emekli kardeşler Aslı Mutlu ve abisi de yükselen kiraya yetişmeye çalışıyor. Eski evlerinden birkaç sokak ötede tuttukları dairenin kirası bir yılda 50 bin liradan 66 bin liraya çıktı.

Aslı Mutlu

Müteahhitten aylık 12 bin, devletten 8 bin lira kira desteği alıyorlar. Böylece bugünkü kiralarının 46 bin lirasını kendileri karşılıyor.

Taşınırken bin dolar depozito verdiler. Ev sahibi iki yıllık, noter onaylı tahliye taahhütnamesi istedi. Nakliye 30 bin liraya geldi; müteahhit ayrıca 12 bin lira taşınma yardımı yaptı.

Mutlu, dönüşüm sürecini genel olarak olumlu değerlendiriyor. Ek katkı payı ödemiyorlar ancak yaklaşık 105 metrekarelik evleri 80 metrekareye düşecek. Onu en fazla zorlayan, inşaatı beklerken artan kira.

“50 bin lirayla başladık, bir yılda 66 bin liraya çıktı. Asıl zorlayan şey bu oldu.”

Kira ödeniyor, inşaat bekliyor

Evini boşaltanlar için geçici barınmanın toplam maliyeti, inşaatın ne kadar süreceğine bağlı. Tahliye ile yeni evin teslimi arasındaki takvim uzadıkça kira, aidat ve diğer giderler de büyüyor.

Askent Sitesi’nde müteahhitle anlaşmaya varıldığını anlatan Bostan, daire başına maliyetin yaklaşık 3 milyon lira olduğunu söylüyor. Bunun 875 bin lirası hibe, 875 bin lirası geri ödenecek krediyle karşılanacak. Malikler ayrıca 1 milyon 250 bin lira ödeyecek.

Ancak Bostan’ın anlatımına göre henüz ruhsat alınmadı.

“Anlaşma yapıldı ama daha ortada bir çivi bile yok. Binalar yıkıldı, arsa olduğu gibi duruyor.”

Taşınma desteği ya da kira yardımı da alamadıklarını belirtiyor.

Göztepe’de Mutlu ve abisinin çıktığı binada ise zemin kattaki 10 dükkânla yaşanan metrekare anlaşmazlıkları nedeniyle tahliye ve yıkım yaklaşık bir yılı buldu. Şimdi ruhsat ve kazı bekleniyor.

Avukat Eren Can, riskli yapının tespit edilmesiyle insanların yeni evlerine kavuşması arasında güvenceye ihtiyaç olduğunu söylüyor. Takip ettiği bir dosyada müteahhidin işi bırakmasının ardından yaşananları anlatıyor:

“Müteahhit battı gitti. Sözleşmeyi feshetmek için bile üç yıl uğraştık. Yeni müteahhit bulunması, sürecin yeniden kurulması derken yapının tamamlanması altı yedi yılı buldu.”

Böyle bir bekleyişte, birkaç yıl için yapılan barınma hesabı da geçerliliğini yitiriyor.

İki evin yükü bir hanede

Dönüşüme giren ev sahipleri, kirayla birlikte yeniden yapım giderlerini de karşılıyor.

Hasanpaşa’da yaşayan öğretmen Yunus Demir ve öğretmen eşinin toplam geliri yaklaşık 160 bin lira. Binaları dönüşüme girince Fikirtepe’de aylık 50 bin liralık bir eve taşındılar. İki kira tutarında depozito ödediler. Kira desteği alamadıklarını söylüyorlar.

Yunus Demir

Müteahhide 500 bin lira ek ödeme yapacaklar. Ayrıca geri ödemeleri gereken 875 bin liralık kredi var. Demir, dört katlı binalarında müteahhidin ilave bir katla iki daire almasına rağmen hak sahiplerinden de para istendiğini anlatıyor.

“Eğer dört-beş katlı bir binadaysanız müteahhit çoğu zaman yanaşmıyor. Daire alamıyorsa girmiyor, daireler küçülecekse de bu sefer üstüne para istiyor.”

Aynı mahallede yaşayan Şahin Kılıç ve eşi de benzer bir hesap yapıyor. Hane gelirleri 100 bin liranın üzerinde. İşleri nedeniyle Kadıköy’den ayrılamıyorlar. Dönüşüm için 600 bin liralık ek ödeme öngörülüyor. Taşınmanın başlangıç maliyetini ise 200-250 bin lira olarak hesaplıyorlar.

Kılıç, apartmanda dönüşüm kararının alınmasını “Yarısı Bizden” desteğinin mümkün kıldığını söylüyor. Ancak yeni bina yapılırken nerede yaşayacakları sorusu sürüyor. Baktıkları evlerin çoğu eski.

“Taşındıktan sonra oturduğunuz binanın da kentsel dönüşüme girme ihtimali var.”

Müteahhitten alınan kira yardımının tutarı ve süresi anlaşmaya göre değişiyor. Bazı haneler düzenli ödeme alırken bazıları geçici barınmanın bütün giderlerini kendisi üstleniyor.

Göztepe çevresinde geçmiş yıllarda dönüşüm yaşayan Mehmet Özyazanlar, Belma Sönmez ve Fulya Öncü’nün deneyimleri bu açıdan farklı. Üçü de ek katkı payı ödemediklerini, kira giderlerinin müteahhit tarafından büyük ölçüde karşılandığını söylüyor.

Sönmez 18 ay kira yardımı almış. Öncü, destek ödemelerinde sorun yaşamadığını anlatıyor. Özyazanlar’ın dönüşümü ise ilk müteahhidin projeyi yarım bırakması nedeniyle yaklaşık 10 yıla yayılmış. Sonunda ek ödeme yapmadan, küçülen dairesine dönmüş.

Bu örnekler, dönüşüm boyunca barınmanın ne ölçüde güvence altında olduğunun hanelerin yaptığı anlaşmalara ve sürecin nasıl ilerlediğine bağlı kaldığını gösteriyor.

Mahallede kalabilmek de maliyet

Bakırköy Yeni Mahalle'deki Askent Sitesi'nde dönüşüm 2020'de başladı. Ocak 2025'te gelen tebligatlarda dairelerin kısa süre içinde boşaltılması istenmiş . Ercan Korkulu, 80 yaşını aşmış anne ve babasıyla kiralık eve çıkmayı göze alamadı: “Kiralık evlerin çoğu da kentsel dönüşüme giriyordu. Annem ve babamla böyle bir riski alamazdım” diyor. Bazı mülklerini satıp Bakırköy Kartaltepe’de bir daire aldı. Banka yerine eş dosttan borçlandı. Eski evden çıkarken annesini özel taşıma koltuğuyla indirmek zorunda kaldılar. “Panik atak, kaygı… Yaş ilerledikçe bunlarla baş etmek daha zor oluyor.”

Ercan Korkulu

Kendi ailesi için bir çözüm bulabildiğini söylüyor, ardından ekliyor. “Herkes bizim kadar şanslı değil.”

Bakırköy Yeni Mahalle Muhtarı Bahar Özkan da dönüşümün özellikle yaşlılar üzerindeki etkisini anlatıyor. Yıllardır aynı çevrede yaşayan ailelerin bir bölümü, maliyetleri karşılayamadığı için evini satıp başka ilçelere taşınıyor. Esenyurt’a, Bağcılar’a, Hadımköy’e gidenler var.

Özkan “Bütün yük insanların sırtına kaldı. İnsanlara ‘Paranı ver, dönüşümü yap’ deniliyor ama birçok kişi bunu karşılayamıyor” diyor.

Bahar Özkan

Özkan’a göre mahallenin köklü Ermeni nüfusunun da içinde bulunduğu bu yer değiştirme, yıllar içinde kurulan ilişkileri koparıyor. Taşınanlardan birinin sözleri, bu kaybı anlatıyor.

“Binaların altında kalmadık ama aslında öldük. Sabah çıktığımda tanıdığım esnaf vardı, komşularım vardı.”

"Vatandaş müteahhit ile baş başa"

İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Pelin Pınar Giritlioğlu'na göre devlet dönüşümü yasal düzenlemelerle başlattı ve zamanla sahadan çekildi. “Şu anda vatandaş müteahhitle baş başa ve müteahhidin insafına kalmış durumda.” Temel sorun dönüşümün barınma hakkı olarak değil piyasa aktörleri üzerinden yürütülmesi. Kooperatiflerin mahalle, ada hatta bina ölçeğinde kurulabileceğini ve belediyelerin ortak olabileceğini hatırlatıyor. “Kooperatifler rant amacı taşımayan, doğrudan ihtiyaca yönelik ve dayanışma odaklı modeller.” Yerel yönetimlerin de mali yükü hafifletebilecek araçlara sahip olduğunu söyleyen Giritlioğlu, ücretsiz proje desteğinden uygun maliyetli yapı malzemesi üretimine kadar çeşitli seçeneklerin değerlendirilebileceğini belirtiyor. Ancak bugün hem merkezi yönetimin hem de belediyelerin bu yönde hareket etmediğini düşünüyor. "Oysa çok daha insani modellerle konuta erişim çözülebilir" diyor. İnsanlar maliyeti karşılamak için daha fazla kat istedikçe nüfus artıyor ancak yollar, okullar ve altyapı aynı kalıyor. “Bir kat daha çıkalım, iki kat daha çıkalım anlayışı afetlere davetiye çıkarıyor.” Giritlioğlu bu tablonun yalnızca ekonomik olmadığını da vurguluyor. İstanbul'un merkez ilçelerindeki eski orta sınıf giderek yoksullaşıyor ve çeperlere itiliyor. “Bugün artık mahalle değil site üretiyoruz. Zengin siteleri, orta sınıf siteleri, yoksul siteleri var.” Ona göre dönüşüm bina yenilemekten fazlası: “Ekonomik sınıflar arasında kent toprağını yeniden paylaştırıyoruz.”

Avukat Eren Can ise yasal mevzuatın riskli yapının tespitine odaklandığını ancak inşaatın ne zaman biteceğine dair güvence vermediğini söylüyor. “Mevzuat insanların yapısı eskiyse ya da riskliyse bunu tespit etmeyi düzenliyor. Ama bunun ne kadar sürede yapılacağıyla ilgili bir zorlaması yok.” Takip ettiği bir dosyayı anlatıyor: “Müteahhit battı gitti. Sözleşmeyi feshetmek için bile üç yıl uğraştık. Yeni müteahhit bulunması, sürecin yeniden kurulması derken yapının tamamlanması altı yedi yılı buldu.”

Mevcut sistemin yalnızca ev sahiplerini değil kiracıları da kapsayacak şekilde yeniden düşünülmesi gerektiğini savunan Can, dönüşümün merkezine anayasal barınma hakkının yerleştirilmesi gerektiğini söylüyor. Can, 6306 sayılı yasanın yıllardır deprem riskinin en yüksek olduğu alanlardan çok rant baskısının yoğun olduğu bölgelerde kullanıldığı yönündeki eleştirilere de katılıyor. Ona göre dönüşüm politikalarının risk haritaları temel alınarak kurgulanması gerekiyor. "Birinci derece riskli bölgelerde dönüşümün çok daha güçlü biçimde desteklenmesi, kamu kaynaklarının öncelikle bu alanlara yönlendirilmesi gerekirdi" diyor.

Esin Yeşilırmak’ın hamileyken başladığı ev arayışı, bebeği doğduktan sonra da sürdü. Yasemin Bostan’ın boşalttığı evin yerinde şimdi bir arsa var, kiraladığı bina da dönüşebilir. Canan Özer ise borçlanarak taşındığı evden, henüz yıkılmamış eski binasının sürecini izliyor.

İstanbul’da beklenen büyük depremin gölgesinde, güvenli bir evde yaşamanın bedeli ağır. “Yarısı Bizden” kampanyası evini yenilemek isteyenlere destek vadediyor ancak inşaat boyunca ödenecek kira, taşınma masrafları ve geçim hanelerin omuzlarında kalıyor. O nedenle de bu yardım da kağıt üzerinde gibi görünüyor… Evlerinin güvenle oturulacak hale gelmesini bekleyenler ise her ay kirayı yeniden denkleştirmeye çalışıyor.

Özel Haber Haberleri