Kıtalararası grev günü: Liman işçileri lojistik askeri olmak istemiyor

ENGİN ESEN | Dünyanın birçok ülkesindeki liman işçileri savaş politikalarına karşı hareket halinde. Liman iş kolundaki sendikalar 100’den fazla noktada çalışma koşullarının iyileştirilmesinin yanı sıra limanların Filistin başta olmak üzere askeri saldırı ve çatışma bölgelerine hizmet eden lojistik üsler haline getirilmesine karşı grev ve eylem düzenliyor.

ENGİN ESEN

Aylardır çeşitli ülkelerde devam eden gösterilerin ardından, “30 Ekim Liman İşçilerinin Uluslararası Eylem Günü” çağrısının Avrupa, Asya, Afrika ve Amerika kıtalarındaki limanları kapsaması dikkat çekiyor. Sendika temsilcileri uluslararası koordinasyonun dünyanın gidişatına bir müdahale imkânı yarattığını dile getiriyor.

İtalya’daki Taban Sendikaları Birliği sözcüsü Emilio Banchetti’nin ifadesiyle, “Bir kargo belirli bir limana uğramadan başka bir noktaya yönlendirilebilir. Ancak onlarca limandaki eşgüdümlü eylem kolektif bir yanıt oluşturabilir ve işçilerin savaş lojistiğine karşı çıkma kabiliyetini güçlendirebilir. Mallar ve sermaye sınırları geçiyorsa, dayanışma da geçebilmeli.”

Cenova’dan yükselen ses

USB İtalya’nın başlıca liman kentleri Cenova, Livorno, Trieste, Lazio (Civitavecchia), Ankona, Ravenna ve Gioia Tauro’da grev ve eylemler örgütlüyor. Cenova liman işçileri Filistin halkıyla dayanışmada öne çıkıyor. Tarihi kent geçen yıl şubatta İsrail’in soykırım politikalarına karşı İspanya, Fransa, Yunanistan, Kıbrıs, Fas, Almanya ve ABD’den liman işçileri temsilcilerine ev sahipliği yapmış, toplantıya Filistin Liman İşçileri Sendikası ve Türkiye’den Liman-İş temsilcileri çevrimiçi olarak katılmıştı. Sendikaların 6 Şubat’taki ortak eylemi 7 ülkedeki 20 limanda sevkiyatları etkilemişti.

Banchetti, limanların sadece malların geçiş noktaları olmadığına dikkat çekerek, bu stratejik altyapıdaki işçilerin, toplumun genelini ilgilendiren kararları etkileyebilecek kolektif güce sahip olduğunu vurguluyor: “Yani liman işçilerinin uluslararası koordinasyonu sadece dayanışma ifadesi değildir, somut bir mücadele aracıdır. Cenova’dan açık mesajımız şudur ki emeğimizi savunmak ve savaşa karşı çıkmak birbirinden ayrı kavgalar değildir. Bunlar sosyal adalet, saygınlık ve bambaşka bir gelecek için mücadelenin parçasıdır. Limanlar savaş ekonomisinin çarkları değil; iş, dayanışma ve barış yerleri olmalıdır. Emeğimiz savaşa değil, halkların yaşamına ve geleceğine hizmet etmelidir.”

Sağlık, eğitim, kamu hizmetleri bütçelerinin ve ücretlerin sürekli baskı altında olduğunu, liman işçilerinin güvencesiz sözleşmelerle ve tehlikeli koşullarda çalıştığını belirten Banchetti, bu koşullarda ekonominin askerileştirilmesine karşı çıktıklarını ifade ediyor.

Fransa’da 24 saatlik grev

Fransa’nın en geniş işçi kuruluşu Genel Emek Konfederasyonu (CGT) bileşeni Ulusal Limanlar ve Rıhtımlar Federasyonu (FNPD) 20’den fazla kentte grev ve gösteriler düzenliyor. Liman işçilerinin büyük çoğunluğunun örgütlü olduğu sendika liderleri, sorularımıza gönderdikleri yanıtta taleplerini şöyle sıralıyorlar:

• Savaşlara, soykırıma ve limanlarımızın yaygın şekilde askerileştirilmesine son verilsin,

• Özellikle otomasyon kullanılarak işlerimizin ve etkinlik sektörlerimizin kuralsızlaştırılması durdurulsun,

• Mesleklerimiz, işlerimiz ve profesyonel vasıflarımız korunsun,

• Sosyal haklarımıza, grev hakkımıza, özgürlüklerimize yönelik saldırılara ve her türlü baskıya karşı çıkıyoruz.

Federasyon, İstanbul’da 19 Mayıs’ta Türkiye ile İtalya, Yunanistan, Fas, Kıbrıs ve İspanya’nın Bask bölgesinden sendikaların ortak çağrısına imza attığını hatırlatarak, daha sonra Avrupa Liman İşçileri Konseyi (EDC) ile Brezilya, Meksika, ABD ve Hindistan’dan sendikaların da çağrıya katıldığını anlatıyor.

Genel çağrı İstanbul’dan yapıldı

Sendikaların 19 Mayıs toplantısına ev sahipliği yapan Liman-İş’in başlıca örgütlenme alanları İstanbul, Gemlik, Mersin ve Antalya limanları. Liman-İş Marmara Bölge Başkanı Mülazım Dursun, sorularımız üzerine şu ifadeleri kullanıyor: “Limanlarımızdan savaş bölgelerine askeri mühimmat taşınmasına karşıyız. Halkların üzerine yağdırılacak bombaların, çocukları hayattan koparacak silahların sevkiyatında yer almak istemiyoruz. Liman işçilerinin alın terinin savaş politikalarına alet edilmesinireddediyoruz. Bizim görevimiz yaşamı taşımaktır. Ölümü taşımak değildir! Liman işçilerinin elleri kirli olabilir, yağlı olabilir, paslı olabilir ama asla kanlı olmayacak!”

İsrail’in Filistin’deki katliamlarını kınayan sendika, ABD’nin İran ve Venezuela’ya yönelik saldırılarına ve Küba’ya yönelik ablukasına da tepki gösteriyor. Sendikanın genel kurulunun toplandığı Ankara’da da 30 Ekim günü “Limanlar savaşa değil, barışa hizmet etmelidir” başlıklı bir basın açıklaması yapılacak.

Yunanistan’daki Tüm İşçilerin Mücadeleci Cephesi (PAME), Türk ve Yunan işçilerinin diğer ülkelerdeki liman işçileriyle ortak eylemini selamlayarak, Pire Limanı’ndaki işçilerin sendikası ENEDEP’in grevini ve Selanik, Patrasve Lavrion gibi kentlerdeki gösterileri destekleme çağrısı yapıyor. Yunanistan’daki bu eylemler, 25 Kasım’daki genel grevin provası olarak görülüyor.

Filistin Sendikaları Genel Federasyonu (PGFTU) Genel Sekreteri Şahir Said, şöyle teşekkür ediyor: “Bütün dünyadaki liman işçileri, bu tarihi günde, Filistin halkı ve işçileriyle sendikal ve insani dayanışma defterine onurlu bir bölüm yazıyorsunuz.”

Dünya genelinde 16 milyondan fazla işçinin çatı kuruluşu olan Uluslararası Taşımacılık İşçileri Federasyonu (ITC) grev ve gösterileri desteklediğini açıklıyor.

USB temsilcisi Banchetti ayrıca, liman işçilerinin mücadelesiyle Avrupalı gençlerin kemer sıkma ve savaş politikalarına ve kamu hizmetlerinin kısıtlanmasına karşı harekete geçmelerinin bağlantılı olduğuna dikkat çekiyor: “Son hareketler gösterdi ki bu mücadeleler birbirini güçlendirip sosyal adalet için daha kapsayıcı bir harekete dönüşebilir.”

Özel Haber Haberleri