MESEM’de denetim çıkmazı: Bakanlık soruları yanıtsız bırakıyor, çocuklar risk altında

FATMA BOZ | MESEM sisteminde son 5 yılda 37 çocuk iş kazasında hayatını kaybederken, 31 bin 747 çocuk yaralandı. Öğretmenler işletmelerde küçümser tavırlarla karşılanırken, eski bir MESEM öğrencisi ustaların "şaka" adı altında kendilerine elektrik çarptırdığını anlatıyor. MEB, bilgi edinme başvurularını yanıtsız bırakıyor.

FATMA BOZ

Ahilik kültürüne dayandığı iddia edilen ancak pratikte ucuz iş gücü tartışmalarıyla anılan Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) sistemi, Türkiye genelinde 553 bin 728 çocuğu çalıştırıyor.

MESEM'lerin doğrudan Organize Sanayi Bölgelerinin içerisine kurulması, çocukların öğrenci değil, ağır sanayi çarkında tam zamanlı birer işçiye dönüştüğünün en net kanıtı. Fabrikaların ve atölyelerin tam ortasına yerleştirilen bu merkezlerde, çocukların "pratik eğitim" adı altında sanayi koşullarının ve üretim baskısının altında ezilmesi kaçınılmaz bir sona işaret ediyor.

MESEM’lerin genişletildiği 2021-2022 eğitim-öğretim döneminde dönemin Millî Eğitim Bakanı Mahmut Özer, “İşveren ara eleman bulamıyor, işletmeleri nitelikli eleman arayışından kurtaracağız” diyerek sistemin bu yapıyla kurulmasını sağladı. Sistemin başladığı tarihten itibaren 'çıraklık' ya da 'mesleki eğitim' adı altında öğrenciler, haftanın 6 günü işe giden birer işçiye dönüştü.

MESEM’lerde 553 bin 728 çocuğun meslek öğrendiği iddia edilirken buralardan şiddet, yaralanma ve ölüm haberleri gelmeye devam ediyor.

Öğrencilerin meslek öğrenimini kolaylaştırdığı ileri sürülürken MESEM’lerde 31 bin 747 öğrencinin iş kazası geçirdiği bilgisi, iş yerlerindeki denetim mekanizmalarının etkinliğine yönelik soru işaretlerini beraberinde getiriyor.

Yüz binlerce çocuğun haftanın 6 günü organize sanayi bölgelerinde çalıştırıldığı bu sistemde denetimlerin nasıl sağlandığını öğrenebilmek amacıyla, sanayinin en yoğun olduğu illerden biri olan Tekirdağ’ı baz alarak, bilgi edinme hakkına başvurduk. Aralarında Milli Eğitim Bakanlığının da bulunduğu birçok kuruma, MESEM'lerin tümleşik denetim sistemiyle ilgili sorular yönelttik. Tekirdağ sınırları içerisindeki MESEM'lerde yapılan denetimler sonucunda protokolü iptal edilen iş yeri sayısı ile gerekçelerini, işletmeleri denetlemekle görevlendirilen koordinatör öğretmenlerin kadrolu ve sözleşmeli dağılımını ile branşlarını, ayrıca yıllara göre işletmelere yapılan toplam ziyaret sayısını sorduk.

Kalabalık organize sanayi bölgelerinde her 15 öğrenciye 1 öğretmen düşerken, koordinatör öğretmenlerin sahada yeterli denetim yapıp yapamadığı sorusunu resmî kurumlar yanıtsız bıraktı. Millî Eğitim Bakanlığına 5, Millî Eğitim Müdürlüğüne 2, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına ise 1 kez olmak üzere toplam 8 bilgi edinme başvuru yaptık; ancak hiçbir sorumuza somut bir yanıt alamadık. Haftanın 6 günü tam gün çalışan öğrencilerin iş yükü ve artan iş kazası verileri sahadaki denetim mekanizmalarının yetersizliğine işaret ederken, yaşanan yaralanma ve ölüm vakaları sisteme yönelik soru işaretlerini artırıyor.

Millî Eğitim Bakanlığı'na yöneltilen sorular, İşyeri Tabanlı Mesleki Eğitim Daire Başkanlığı tarafından yanıtsız bırakıldı. Başkanlık, sorulara yanıt vermek yerine verileri ne amaçla kullanacağımızı sorgulayan bir tutum izledi. Başkanlık, sorulan 5 sorunun tümüne "Talebinizde yer alan verilerin hangi amaçla kullanılacağına dair bilgilerin yer aldığı bir dilekçe ile Millî Eğitim Bakanlığına resmî başvuruda bulunmanız gerekmektedir" cevabını vermiştir.

4982 sayılı Kanun ve ilgili Uygulama Yönetmeliği’ne göre bilgi edinme başvurularında başvuru sahibinin bilgiyi hangi amaçla kullanacağını açıklama zorunluluğu bulunmuyor. Ancak MEB İşyeri Tabanlı Mesleki Eğitim Daire Başkanlığı, kanunda yeri olmayan "amaç dilekçesi" şartını öne sürerek soruları yanıtsız bıraktı.

Millî Eğitim Bakanlığı'na 20 Temmuz 2026'da gönderdiğimiz bilgi edinme başvurusu İşyeri Tabanlı Mesleki Eğitim Daire Başkanlığı'na yönlendirildi ve bu birim 30 Temmuz 2026'da sorularımızı yanıtladı. Ancak aynı Daire Başkanlığı, sanki daha önce hiç cevap vermemiş gibi 10 Ağustos 2026'da ikinci kez bir yazı göndererek başvurumuzu işleme almayacağını bildirdi. Bakanlığın, bu kararına gerekçe olarak CİMER Yönetmeliği’nde yer alan, “Hakkın açıkça kötüye kullanılmasından ötürü aynı başvuru sahibi tarafından sürekli ve benzer mahiyette yapılanlar, işleme alınmaz” hükmünü gösterdi. Aynı başvuruya yalnızca 11 gün arayla verilen iki farklı yanıt, başvuru hakkının kullanımına yönelik idari yaklaşımın tutarlılığı konusunda soru işaretleri doğurdu.

Tekirdağ Millî Eğitim Müdürlüğü ise CİMER üzerinden verdiği yanıtında, istenen bilgilerin 'detaylı veri derlenmesini gerektirdiği' gerekçesiyle soruları yanıtlamaktan kaçındı. Kurumla telefon yoluyla kurduğumuz iletişimden de herhangi bir sonuç alamadık. Bilgi edinme hakkı kapsamında sorulara somut yanıt verilmemesi üzerine Tekirdağ İl Millî Eğitim Müdürlüğü telefonla aranarak soruların yeniden incelemelerini talep edildiğinde ise telefon İşyeri Tabanlı Mesleki Eğitim Daire Müdürlüğüne bağlandı, yetkili kişi soruları kendilerinin yanıtlamadığını ve sisteme tam olarak ne yazıldığını göremediğini belirtti.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına yöneltilen sorular ise Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı tarafından yanıtlandı; ancak bu yanıtlar somut verilerden uzak ifadelerden ibaretti. İlgili kamu kurumlarının sorularımıza açık yanıtlar vermesi için Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulu'na (BEDK) yaptığımız itiraz da reddedildi.

Bilgi edinme başvurularında yöneltilen sorulara yanıt alınamazken, süreç içerisinde başvuru gerekçesini sorgulayan yaklaşımlarla karşılaşıldı. Denetim süreçlerine ilişkin durumu aydınlatmak amacıyla; bilgi edinme yoluyla yapılan başvurular, TBMM Başkanlığı aracılığıyla ilgili makamlara yöneltilen soru önergelerine verilen yanıtlar ve Millî Eğitim Bakanlığının resmî verileri incelenerek sahadaki uygulamalar Tekirdağ özelindeki uzmanlar soruldu.

Milletvekili soru önergelerine verilen resmi yanıtlara göre öğrenciler teorik eğitimlerini okulda, pratik eğitimlerini ise işletmelerde usta öğretici gözetiminde ve koordinatör öğretmenlerin kontrolünde belirli bir program dâhilinde alıyor. Bu programda öğrencilerin işletmelerde yaptıkları beceri eğitiminin süresi haftanın 4 günü 32 saat olarak uygulandığı söylenilirken mevzuattaki esneklikler de dikkat çekiyor.

4857 sayılı İş Kanunu'nun 73'üncü maddesi, “Sanayie ait işlerde 18 yaşını doldurmamış çocuk ve genç işçilerin gece çalıştırılması yasaktır” derken; bu madde kapsamında Bakanlık MESEM öğrencilerinin sanayiye ait işlerin dışındaki sektörlerde mesleki eğitimin gece de, günde 8 saati ve saat 22.00'ı geçmemek kaydıyla yapıldığını aktarıyor.

Ayrıca yoğunlaştırılmış eğitim programı kapsamında, velinin veya reşitse öğrencinin talebi doğrultusunda işletmelerdeki mesleki eğitim haftada 6 gün olarak da planlanabiliyor. Önergelere gelen cevaplarda MESEM sisteminde toplam 31 bin 747 öğrencinin iş kazası geçirmiş olduğu da aktarılıyor.

Milletvekili soru önergelerine verilen yanıtlarında, işletmelerde staj yapan öğrencilerin okul müdürlüğünce görevlendirilen koordinatör meslek dersi öğretmenleri tarafından denetlendiği bildiriliyor. Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği'nin 127'nci maddesinin 6. fıkrasında yer alan "İşletmelerde staj yapan öğrenciler, okul müdürlüğünce planlanan program dâhilinde koordinatör olarak görevlendirilen atölye, laboratuvar ve meslek dersleri öğretmenleri tarafından denetlenir. Aynı işletmede staj yapan en fazla 15 öğrenci için bir koordinatör öğretmen görevlendirilir" hükmü gereğince denetimler bu kurala dayanıyor. Ancak 15 öğrenciye 1 öğretmen düşen bu model, öğretmenlerin omuzlarındaki ağır iş yükünü ve mevcut denetim mekanizmasının yetersiz olduğu nitelendiriliyor.

MESEM öğrencilerinin çalıştığı, 253 bin 940 işletme 2024 sonu itibarıyla incelenirken, uygun bulunmayan 23 bin 252 işletmeyle sözleşmeler sonlandırıldı ve 2025'te bu işletmelerle yeni sözleşme yapılmadı.

Bakanlığın önergeye verdiği yanıtlara göre, 21 Ağustos 2026 tarihi itibarıyla Türkiye genelinde e-MESEM sistemi kayıtlarında toplam 439 bin 623 öğrenci eğitim görüyordu. Ancak 29 Eylül 2026 tarihli e-MESEM verilerine bakıldığında bu sayı 553 bin 728'e ulaşıyor; çocuk sayısının hızlı yükselişi akıllara yine denetim sorularını getiriyor. Ağustos ayı verilerine göre, öğrenci sayısı bakımından sistemde öne çıkan ilk beş alan ise resmî yanıtta şöyle sıralandı:

*Bu rakamlar, Millî Eğitim Bakanlığının resmî internet sitesinde yer alan verilerin işlenmesiyle elde edildi.

Tekirdağ'da MESEM tablosu: Rakamlar ne söylüyor?

Türkiye'nin yoğun sanayi şehirlerinden biri olan Tekirdağ'da 11 MESEM kurumu bulunuyor. Bu merkezlere bağlı 2 bin 388 işletme yer alırken, söz konusu işletmelerde toplam 173 bin 305 işçi çalışıyor. Bu sanayi çarkının ve kalabalık çalışma ortamının içinde MESEM öğrencisi sayısı 16 bin 762 olarak kayıtlara geçti. Bu sisteme karşı sahada görev yapan öğretmen sayısı ise yalnızca bin 515 olarak hesaplandı.

*Bu rakamlar, Millî Eğitim Bakanlığının resmî internet sitesinde yer alan verilerin işlenmesiyle elde edildi.

Sanayinin başkenti konumundaki Çorlu'da 735 işletme ve 29 bin 603 işçinin yanında 4 bin 256 öğrenci eğitim görürken, bu öğrencileri denetlemekle sorumlu 349 öğretmen görev yapıyor.

Benzer şekilde Çerkezköy'de 524 işletme, 52 bin 300 işçi, 3 bin 896 öğrenci ve 322 öğretmen yer alıyor. Süleymanpaşa'da ise 377 işletme, 18 bin 051 işçi, 3 bin 228 öğrenci ve 366 öğretmen görev yapıyor.

Ergene, Muratlı, Saray, Şarköy, Hayrabolu, Kapaklı, Malkara ve Marmaraereğlisi gibi diğer ilçelerle birlikte tüm bu veriler alt alta konulduğunda, öğrencilerin şehrin dört bir yanına yayılmış yüzlerce farklı atölye ve fabrikada çalıştığı görülüyor.

MESEM bünyesinde denetim sağlayan bu öğretmenlerin kaçının kadrolu, kaçının sözleşmeli veya ücretli olduğuna dair bilgi verilmedi. Öte yandan, CİMER aracılığıyla yöneltilen; geniş yüz ölçümüne sahip organize sanayi bölgelerine öğretmenlerin nasıl ulaştığına ve işletmeleri ayda kaç kez ziyaret ettiğine yönelik sorulara da yanıt verilmeyerek cevapsız bırakıldı.

*Bu rakamlar, Millî Eğitim Bakanlığının resmî internet sitesinde yer alan verilerin işlenmesiyle elde edildi.

Sanayinin en yoğun olduğu şehirlerden birisi olan Tekirdağ’da, kente bağlı 13’ü aktif Organize Sanayi Bölgesi (OSB) bulunurken, tüm bu alanlardaki denetim sorumluluğunun işletmelere ve öğretmenlere bırakıldığı MESEM sayısı ise 11. söz konusu tablo, devasa bir sanayi ağında denetimin nasıl sağlandığı sorusunu yeniden gün yüzüne çıkarıyor. Bu kapsamda verileri ve sahadaki pratikleri Tekirdağ özelindeki uzmanlara sorduk.

Eğitim-İş Tekirdağ 1 No’lu Şube Başkanı Barış Özer, denetim sorumluluğunun kâğıt üzerinde kalmaması gerektiğine dikkat çekerek şunları belirtti:

"Bir yönetmelikte denetim sorumluluğuna yer verilmesi, denetimin sahada etkili ve sürdürülebilir biçimde yapılabildiğini kendiliğinden göstermez. Tekirdağ’ın geniş sanayi coğrafyasında öğrenci, işletme, alan/dal ve koordinatör öğretmen dağılımı birlikte değerlendirilmelidir. Özellikle Çorlu, Çerkezköy, Kapaklı ve Süleymanpaşa’da işletmeler arasındaki mesafeler, ulaşım süresi, ders programları ve öğretmenin diğer görevleri saha ziyaretlerinin niteliğini doğrudan etkilemektedir."

Özer, kadrolu öğretmen sayısı ile koordinatörlükte fiilen görev yapan personel arasındaki farka dikkat çekerek şu verileri paylaştı:

"Süleymanpaşa TEV Mübeccel-Albay Şerafettin Gezgiç Mesleki Eğitim Merkezinin kurumsal internet sayfasında 30 öğretmen ve 871 öğrenci bilgisi bulunurken, sahadan tarafımıza iletilen bilgiye göre başka eğitim kurumlarından görevlendirmeler de dâhil edildiğinde koordinatörlük görevini 48 öğretmen yürütmektedir. Bu örnek, bir kurumun kadrolu öğretmen sayısıyla işletme koordinatörlüğünde fiilen çalışan personel sayısının ayrı ayrı açıklanması gerektiğini göstermektedir. Öğretmen açığının başka kurumlardan karşılanması, koordinasyonun etkinliğini sağlamak kadar görevlendirilen öğretmenlerin asli ders yüklerini, ulaşımını ve zaman planlamasını da tartışmayı zorunlu kılar."

*Bu rakamlar, Millî Eğitim Bakanlığının resmî internet sitesinde yer alan verilerin işlenmesiyle elde edildi.

Öğrenciler 460 farklı işletmede

İşletme sayısı ile öğretmen oranı arasındaki aritmetik tabloya da değinen Özer, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Süleymanpaşa Mesleki Eğitim Merkezi için sendikal saha bilgisine göre 460 farklı işletmede öğrenci bulunmaktadır. Aynı merkezde koordinatörlük görevi yürüttüğü bildirilen 48 öğretmen dikkate alındığında işletme sayısının koordinatör öğretmen sayısına oranı yaklaşık 9,6’dır. Bu yalnızca toplam sayılardan hesaplanan aritmetik bir göstergedir; öğretmenlerin fiilî işletme dağılımını, ziyaret sıklığını veya güzergâhlarını ortaya koymaz. Bununla birlikte 460 ayrı işletmeye erişim, ziyaret, kayıt ve takip işlemlerinin ne kadar kapsamlı bir organizasyon gerektirdiğini açıkça göstermektedir. Dolayısıyla okuldan işletmeye ulaşım süreleri ve merkezde verilen dersler göz ardı edilerek sağlıklı bir iş yükü değerlendirmesi yapılamaz."

İşletme ziyaretlerinde karşılaşılan zorluklara ve yöneticilerin artan iş yüküne dikkat çeken Barış Özer, şunları kaydetti:

"Sahadan aktarılan bir diğer güçlük, işletme ziyaretlerinde bazı işletme yetkililerinin ya da usta öğreticilerin öğretmenlere karşı uygunsuz, küçümseyici veya iş birliğini zorlaştıran tavırlar gösterebilmesidir. Böyle durumlarda öğretmenin mesleki saygınlığını koruyacak, baskı ve tehditlere karşı hızlı destek sağlayacak açık bir başvuru ve yaptırım mekanizması bulunmalıdır. Öğretmenin öğrenci yararı için iş yerini denetleme görevini yürütürken işletmenin keyfî tutumuna katlanmak zorunda bırakılması kabul edilemez."

Özer, okul yöneticilerinin omzundaki bürokratik yüke de değinerek sözlerine şunları ekledi:

"Okul yöneticileri açısından da iş yükü mesai saatlerini aşabilecek şekilde genişlemektedir; işletme sözleşmeleri, öğrenci ve veli işlemleri, destek ödemeleri, kaza bildirimleri, yoğun yazışmalar, sürekli bilgi notları, kısa süreli veri talepleri ve farklı dijital platformlardaki işlemler aynı yönetsel kadroya yüklenmektedir. İstenen verinin bir kısmı kurum sistemlerinde zaten bulunmasına rağmen aynı bilginin tekrar tekrar talep edilmesi, eğitim yönetiminde verimliliği azaltan bir bürokratik yük oluşturmaktadır."

İş kazalarına ve kurumsal sorumluluğa değinen Özer, açıklamalarını şu sözlerle tamamladı:

"Mevcut MESEM yaklaşımının çocuk işçiliği ve eğitimde eşitsizlik üreten yönleri sona erdirilmeli; mesleki eğitim okul merkezli, kamusal kaynaklarla desteklenen, güvenli uygulama atölyeleri ve sıkı biçimde denetlenen işyeri deneyimi temelinde yeniden düzenlenmelidir. Öğrencinin mesleki kazanımı, eğitim hakkı ve yaşam güvenliği hiçbir ekonomik gerekçeyle ikinci plana itilemez."

*Bu rakamlar, Millî Eğitim Bakanlığının resmî internet sitesinde yer alan verilerin işlenmesiyle elde edildi

Mersin Üniversitesinden Dr. Öğretim Üyesi Esra Ergüzeloğlu ise MESEM'lerdeki denetim boşluğuna ve çocuk işçiliğine dikkat çekti. Ergüzeloğlu, "Bir öğretmenin 20-50 arasında öğrenciyi gözlemesi ve değerlendirmesi gerekmekte ve bu öğrencilerin her birinin farklı bir işyerinde istihdam edildiğini düşündüğümüzde, öğretmenin bunlar arasında gidip gelmesi, yol mesafesi ve masraflarını hesaba katmak zorundayız. Bu rakamlar, gerçek anlamda ne kadar denetleme ve değerlendirme yapılabileceği konusunda şüphe yaratmak için yeterli olmakta" dedi.

Ailelerin 3-4 yıl hayatta kalmayı becerebilirse çocuğun mesleğini yapabileceğini düşündüğünü ifade eden Ergüzeloğlu, sözlerini şöyle tamamladı:

“Devlet tarafından ödenen 8 bin lira çıraklık ücreti, yoksulluk arttıkça önemli bir kalem gibi görünüyor. Bir de bu çocuklara, kalfalık belgesi, lise diploması ve işyeri açma umudu veriyorlar. 3-4 yıl hayatta kalmayı becerebilirse mesleğini yapabileceğini düşünüyor aileler. Ama çıraklık koşullarının pedagojik açıdan yetersizlikleri nedeniyle çocukların sokağın insafına terk edilmesi, suçlara bulaşması işten bile değil. Okuma yazması olmayan öğrencilerden söz ediyor MESEM’de eğitimciler. Bu çocuklar okul görmüyor, akranları ile iletişim içinde sosyalleşemiyor.”

MESEM sistemini tecrübe etmiş eski bir MESEM öğrencisi M.D. denetlemek için gelen öğretmenin ayda bir defa işletmeye geldiğini söyleyerek şunları anlattı:

"Öğretmen ayda bir defa geliyordu. Bizlere bir şey sormuyorlardı, birkaç evrak doldurup onlara veriyorduk, sonra gidiyorlardı."

İş sağlığı uzmanının olup olmadığını bilmediğini belirten M.D., MESEM’de yaşadığı birkaç olayı şöyle aktardı:

"Denetleme yoktu zaten, bizi amele gibi kullanıyorlardı. Mobbing zaten çok fazla vardı, ayrıca tehlikeli olaylar çok fazlaydı. Yaralanma olayları çok fazla yaşanıyordu. Ben elektrik işi olan bir yerde çalışıyordum. Bizden yaşça çok büyük olan ustalar şaka adı altında elektriğe çarptırıyorlardı, hatta başka bir işletmede arkadaşlarım anlatmıştı; çocuğun üstüne sprey sıkıp ateş yakmışlardı, bütün vücudu yanmıştı."

MESEM öğrencisi M.D.'nin anlattığı olaylar, Kasım 2025'te Şanlıurfa’nın Bozova ilçesindeki bir marangoz atölyesinde staj yapan 15 yaşındaki MESEM öğrencisini akıllara getirdi. İş yerinde çalışanlar tarafından MESEM öğrencisinin elleri bağlanarak makatına yüksek basınçlı hava kompresörü tutulması sonucu ağır yaralanan çocuk, daha sonra yoğun bakımda yaşam savaşını kaybetti.

Türkiye genelinde 553 bin 728 çocuğu barındıran MESEM programında, denetim konusundaki sorulara idari makamlar tarafından yanıt verilmezken, yaşanan somut olaylar denetim mekanizmalarının durumunu gözler önüne seriyor.

* Bu haber, Uluslararası Basın Enstitüsü’nün (IPI) Avrupa Birliği desteğiyle yürüttüğü “Türkiye’de Sivil Toplumun Bilgi Edinme Hakkına Erişim ve Veri Aktivizmi Kapasitesinin Güçlendirilmesi” projesi kapsamında düzenlenen mentörlük programı çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik yalnızca yazarın sorumluluğundadır ve hiçbir şekilde Avrupa Birliği’nin veya Uluslararası Basın Enstitüsü’nün görüşlerini yansıtmamaktadır.

Özel Haber Haberleri