Prof. İrvan’dan uyarı: Medyaya “etik sansür” girişimi ve basın örgütlerinin sessizliği

Prof. Dr. Süleyman İrvan, TBMM’ye sunulan torba yasa teklifinde Basın İlan Kurumu Kanunu’nda yapılmak istenen değişikliğe dikkat çekti. İrvan, Anayasa Mahkemesi’nin daha önce basın ve ifade özgürlüğüne aykırı bulduğu Basın Ahlak Esasları’nın bu kez “Basın Yayın İlkeleri” adıyla yasalaştırılmak istendiğini belirterek, düzenlemenin eleştirel medya için yeni bir “ekonomik sansür” aracına dönüşebileceği uyarısında bulundu.

KISA DALGA - İletişim akademisyeni Prof. Dr. Süleyman İrvan, kişisel blogunda yayımladığı yazıda, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulan torba yasa teklifinde yer alan Basın İlan Kurumu düzenlemesini değerlendirdi.

İrvan, teklifin 8’inci maddesiyle 195 sayılı Basın İlan Kurumu Kanunu’nun 49’uncu maddesinin yeniden düzenlenmek istendiğini belirtti. Düzenlemeyle, Anayasa Mahkemesi’nin daha önce ifade özgürlüğüne aykırı bulduğu Basın Ahlak Esasları’nın bu kez “Basın Yayın İlkeleri” adı altında kanun metnine taşınacağını yazdı.

“Basın Ahlak Esasları, Basın Yayın İlkeleri adıyla yasalaştırılmak isteniyor”

Bu girişimi “medyaya etik sansür girişimi” olarak niteleyen İrvan, düzenlemenin basit bir isim değişikliği olarak görülemeyeceğini vurgulayarak “Torba Yasa’nın 8. Maddesi ile 195 Sayılı Basın İlan Kurumu Kanunu’nun 49. Maddesi yeniden düzenleniyor. Bu düzenlemeyle, Anayasa Mahkemesi’nin ifade özgürlüğüne aykırı bulduğu Basın Ahlak Esasları, bu kez ‘Basın Yayın İlkeleri’ adıyla yasalaştırılmak isteniyor” ifadelerini kullandı.

Basın İlan Kurumu’nun, geçmişte Basın Ahlak Esasları’na aykırılık iddiasıyla gazetelere resmi ilan ve reklam kesme cezaları verdiğini hatırlatan İrvan, bu cezaların özellikle eleştirel gazetelere yönelmesi nedeniyle uzun süre tartışma konusu olduğunu belirtti.

İrvan, “Geçmişte bu cezalar çok tartışılmıştı çünkü Basın İlan Kurumu genellikle Evrensel, Birgün, Cumhuriyet, Sözcü gibi eleştirel gazeteleri cezalandırıyordu” dedi.

AYM, BİK’in ilan kesme cezalarını hak ihlali saymıştı

İrvan, Cumhuriyet, Sözcü, BirGün ve Evrensel gazetelerinin başvurularını inceleyen AYM’nin, Basın Ahlak Esasları’na dayanılarak verilen resmi ilan kesme cezalarının basın ve ifade özgürlüğünü ihlal ettiğine hükmettiğinin altını çizerek şunları yazdı:

“129 Sayılı BİK Genel Kurul kararının ilgili bentlerinde suçlu olarak ilan etme, suça tahrik veya teşvik, şiddet ve terörü özendirme ile terör örgütleri ile mücadeleyi etkisiz kılma, küçükleri ve gençleri olumsuz etkileme, ahlaka aykırılık, eleştiri sınırlarını aşan ifadeler, özel hayatın gizliliğini ihlal, haber içeriğini saptırma ve çelişki yaratma kurallarının ne şekilde belirlendiğine, bu kuralların sınırının ne olduğuna dair herhangi bir açıklama bulunmamaktadır.”

Muğlak ifadeler yeni cezaların kapısını açabilir

Gazetecilik etiğine ait ilkelerin kanun maddesi haline getirilmesini eleştiren İrvan bu itirazını şöyle dile getirdi:

“Etik ilkeler daha iyi gazeteciliği teşvik ederken, hukukun amacı cezalandırıcı maddelerle caydırıcı olmaktır. Etik ilkeler özdenetim mekanizmalarını özendirirken, yasalar mahkemeleri göreve çağırır.”

Teklif metnindeki ifadelerin belirsizliğine de dikkat çeken İrvan şu ifadelere dikkat çekti:

“Şiddet kullanımını meşrulaştıran”, “suç işlemeye yönlendiren”, “suç tekniklerini öğretici”, “uyuşturucuyla mücadeleyi etkisiz kılan”, “toplumun milli ve manevi değerlerine aykırı olan”, “genel ahlaka ve ailenin korunması ilkesine aykırı olan”, “cinsel taciz ve şiddete özendiren”, “doğruluğu şüphe uyandıran”, “kişilerin şeref ve haysiyetini ihlal eden”, “kişilerle ilgili gerçeğe aykırı yayın yapan” içerikler.

İİrvan, geçmiş uygulamalara işaret ederek şu uyarıyı yaptı:

“Geçmişte Basın İlan Kurumu’nun verdiği ilan kesme cezalarına bakılırsa, bu muğlak ifadelerin yine aynı şekilde sonuçlara yol açacağını ve eleştirel medyayı cezalandırma aracına dönüşeceğini öngörmemek mümkün değil.”

Resmi ilan kesme cezası ekonomik baskıya dönüşebilir

Teklif, Basın İlan Kurumu Yönetim Kurulu’na gazete, dergi ve internet haber sitelerine bir günden on güne kadar resmi ilan ve reklam kesme cezası verme yetkisi tanıdı. Aynı nitelikte ihlalin tekrarı halinde ceza sürelerinin artırılması öngörüldü. Birden fazla ihlal iddiası bulunması halinde sürelerin toplanabileceği, toplam yaptırımın 60 güne kadar çıkabileceği belirtildi.

Bu yaptırım, özellikle resmi ilan gelirine ihtiyaç duyan medya kuruluşları açısından ağır sonuçlar doğurabilecek nitelik taşıdı. Haber içerikleri doğrudan yasaklanmasa bile, resmi ilan gelirinin kesilmesi yayın kuruluşları üzerinde ekonomik baskı oluşturabilir.

Bu nedenle düzenleme, basın özgürlüğü tartışmasında “ekonomik sansür” başlığı altında değerlendirildi.

https://suleymanirvan.blogspot.com/2026/05/medyaya-etik-sansur-girisimi.html

Muhafazakâr medyanın tepkisi düzenlemeyi gündeme taşıdı

İrvan, yasa girişimini muhafazakâr-İslamcı medyadan gelen tepkiler üzerine fark ettiğini de yazdı. Akit gazetesinin 25 Mayıs 2026 tarihli birinci sayfasında “Bu yasa basına pranga vurur” başlığının kullanıldığını aktardı.

Ancak bu tepkilerin düzenlemenin bütününe değil, özellikle “Atatürk ilke ve inkılaplarına aykırı yayın yapılamaz” hükmüne yöneldiğini belirtti.

İrvan, “Açıkçası muhafazakâr-İslamcı medya ve yazarlar tepkilerini bir bütün olarak getirilmek istenen basın yayın ilkelerine değil, sadece bu maddeye yöneltmişlerdi” dedi.

İrvan’ın aktardığına göre, tepkilerin ardından AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik de açıklama yapmak zorunda kaldı. Çelik, taslakta ifade özgürlüğüyle ilgili sorun çıkarabilecek unsurların kendilerine iletildiğini belirterek, “Vatandaşlarımızın, düşünürlerimizin, kanaat önderlerimizin hepsinin sesini duyduk. Görüşlerinin farkındayız” dedi.

“Eleştirel medya sessiz”

İrvan, yazısında eleştirel ve bağımsız medyanın düzenlemeye yeterince güçlü tepki göstermemesini de eleştirdi. Düzenlemenin esas olarak eleştirel medyayı ilgilendirdiğini belirtti.

İrvan, “Yasalaştırılmaya çalışılan ‘basın yayın ilkeleri’ esasında en fazla eleştirel-bağımsız medyayı ilgilendiriyor çünkü bu yasa uygulanacaksa öncelikle onlara karşı uygulanacak” ifadelerini kullandı.

Bu değerlendirmesini geçmişteki uygulamalara dayandıran İrvan, “Bunu da geçmişteki uygulamalardan biliyoruz. AYM kararının temelinde Cumhuriyet, Sözcü, Birgün ve Evrensel gazeteleri yok muydu?” diye sordu.

İrvan, Cumhuriyet ve BirGün’ün yasa teklifine ilişkin haberler yayımladığını ancak düzenlemenin bütününe dair güçlü bir tartışmanın henüz oluşmadığını belirtti. Basın meslek örgütlerinden de henüz kapsamlı bir değerlendirme görmediğini yazdı.

“Bu girişimden tümüyle vazgeçilmeli”

İrvan, düzenlemeye ilişkin tutumunu açık biçimde ortaya koydu. Yazısının sonunda şu ifadeleri kullandı:

“Benim bu konudaki görüşüm, bu girişimden tümüyle vazgeçilmesi şeklindedir. Eleştirel gazeteciliği cezalandırmaya yarayacak bir girişime olumlu bakabilmem mümkün değil.”

İrvan, eleştirel medyaya da uyarıda bulundu:

“Umarım eleştirel medya da en az muhafazakâr-İslamcı medya kadar kendisini ilgilendiren konularda uyanık olur. Üstelik yasa girişiminden vazgeçilmesi, muhafazakâr-İslamcı medya kadar eleştirel-bağımsız medyayı da sevindirmeli.”

Prof. Dr. Süleyman İrvan kimdir?

Prof. Dr. Süleyman İrvan, gazetecilik etiği, medya denetimi, okur temsilciliği ve iletişim eğitimi alanlarında çalışan akademisyenlerden biridir. Lisans eğitimini Gazi Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulu’nda, yüksek lisansını ABD’de University of West Florida’da, doktorasını ise Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde gazetecilik alanında tamamladı. Gazi Üniversitesi, Doğu Akdeniz Üniversitesi, Akdeniz Üniversitesi ve Üsküdar Üniversitesi iletişim fakültelerinde görev yaptı. 2008 yılında profesör unvanını alan İrvan, Doğu Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde dekanlık yaptı. Kıbrıs’ta okur temsilciliği kurumunun başlamasına öncülük eden İrvan, Yenidüzen gazetesinin ilk okur temsilcisi oldu; Medya Etik Kurulu başkanlığı ve İLEDAK üyeliği görevlerinde bulundu. İrvan, Üsküdar Üniversitesi’nde Gazetecilik Bölümü Başkanlığı ve İletişim Fakültesi Dekan Vekilliği yaptıktan sonra 2024’te Rektör Danışmanı olarak atandı.

Özel Haber Haberleri