Rebetiko'nun külhanbeyleri Ayvalık'taydı

ÖZGÜR DUYGU DURGUN | Yunan, İngiliz, İranlı ve Türk müzisyenlerden oluşan SOAS Rebetiko Topluluğu sahnesinde sürpriz bir isim de vardı; 12 Eylül sonrası siyasi göçmen olarak yaşadığı İngiltere'de uzun yıllar müzik ve siyaset yapan keman sanatçısı Cahit Baylav.

ÖZGÜR DUYGU DURGUN

Fabrika Ayvalık sahnesindeki 12 müzisyen Rebetiko'nun efsane bestecisi Markos Vamvakaris'ten ''Oli I Rebetes Tou Dunia' (Dünyanın Tüm Rebetleri) parçasını seslendiriyor. 1930'ların sonunda yazılan şarkıda külhanilerin dünyası anlatılıyor. Pek çok rebetiko şarkısında olduğu gibi bu şarkıda da ana tema yoksulluk, göçmenlik ve her şeye rağmen yaşama tutunma arzusu.

Sahnede çalıp söyleyenler, İngiltere'den SOAS Rebetiko Band ve yerel müzisyenlerden oluşan Ayvalık Rebetiko Topluluğu. Her iki grubun da ortak tutkusu Rebetiko. Yaklaşık bir asır sonra, Anadolu topraklarında doğup Türk-Yunan Nüfus Mübadelesi ile 1920'lerin sonunda Yunanistan'a taşınan içli, hüzünlü, isyankar şarkıları seslendiriyorlar.

1990'ların sonunda İngiliz etnomüzikolog Ed Emery ve bir grup müzisyenin University of London bünyesindeki School of Oriental and African Studies'de kurduğu SOAS Rebetiko Band, yıllar boyunca farklı kültürel kimliklerden sanatçılara kucak açan rengarenk bir grup. Sadece Rebetiko icrasıyla yetinmeyen bir anlayışa sahip olan topluluk, Rebetiko müziği üzerine her yıl düzenli olarak bir dizi akademik seminer düzenliyor. Bu toplantılarda İzmir ve Selanik'in cafe aman'larından hapishanelere Rebetiko'nun girdiği mekanlar, şarkıların hikayeleri, ünlü icracılar gibi konular ele alınıyor. SOAS Rebetiko Band, Ayvalık konserinde İranlı, İngiliz ve Yunan müzisyenlerin yanı sıra, Türkiye'den Güneş Koç (buzuki) ve bu konser için gruba katılan Cahit Baylav ile birlikte sahne aldı. Baylav, 90'larda Londra'da yaşarken bir parçası olduğu SOAS Rebetiko Band ile yaklaşık 20 yıl sonra yeniden aynı sahneyi paylaştı.

Keman sanatçısı Cahit Baylav'ın SOAS Rebetiko Band ile yolu Londra'da siyasi sürgün olduğu yıllarda kesişiyor. Yaklaşık 35 yıllık Londra hikayesini 2013'te noktalayıp Türkiye'ye dönen ve Burhaniye'ye yerleşen Baylav tabiri caizse 'eski tüfek' solculardan. Ancak müzisyen damarı siyasi kimliğinden önde gelen bir sanatçı. 1946 Ermenek doğumlu Baylav'ın çalmadığı enstrüman yok gibi. Ama en büyük tutkusu keman.

Siyasi göçmenlik müzik kariyerinde yeni bir sayfa açtı

Müzisyen ve aktivist kimliğini 70'li yıllarda ODTÜ'de şekillendiren Baylav, ODTÜ'de Fizik okurken bir yandan da ODTÜ Türk Müziği Kulübü'nün kurucularından biri olarak müzik yolculuğuna ilk adımları atıyor. 1970'lerin ikinci yarısında ülkenin en karmaşık yıllarında, siyasetle ve sendikacılıkla uğraşıyor.

1980 askeri darbesinden sonra yurtdışına çıkmak zorunda kalan Baylav, İngiltere'de yaklaşık 35 sene sürecek göçmenlik hayatında bir yandan siyasi aktivizme bir yandan da müziğe devam ediyor. İlk göz ağrısı Klasik Türk Müziği olduğu için önce Nihavend adlı bir topluluk kuruyor. Ardından halk müziği topluluğu Anatolia geliyor. Bir kolejde müzik dersleri veriyor, rehber öğretmenlik yapıyor. Londra'nın göçmen topluluklarıyla zenginleşen kültürel ortamında pek çok grupla çalıyor; Balkan ve Yahudi müzikleri yapıyor.

1995 yılında ünlü Goldsmith College’de müzik eğitimi alarak etnomüzikoloji yüksek lisansı yapan Baylav, Hackney Community College and City and Islington College’de Türk müziği dersleri veriyor. Öyle farklı türlerde icracı olmuş ki, kolaylıkla ''Bugün bir klasik orkestra ile sahneye çıkıp yarın da bir mahalle düğününde çalabilirim'' derken, aslında gerçek bir müzisyenin alçakgönüllüğünü üzerinde taşıyor.

90'lı yıllarda sadece müzik çevrelerinde değil; İngiltere İşçi Partisi (Labour Party) çevresinde de tanınan ve sevilen bir figür olarak saygın bir yer edinen Cahit Baylav, 1996'da ÖDP kurulurken partinin yurtdışı örgütlenmesinde de görev almış. Sovyetler'in dağılması ve sosyalist dünyanın yıkılmasından sonra dünyanın da dengesi alt üst olunca daha çok göçmenlere yardım gibi sosyal projelerde çalışmayı yeğlemiş.

Müziğin milliyeti olmaz

Baylav, SOAS Rebetiko Band ile yollarının nasıl kesiştiğini ve Rebetiko müzik kültürünü şöyle anlatıyor:

''SOAS ile 10 yıl kadar birlikte çaldık. İstanbul'da, Yunanistan ve İtalya'da konserlerimiz oldu. SOAS Rebetiko Band aslında okul kantininden çıkan bir topluluk. Türkiye, Yunanistan, İran ve Ermenistan'dan müzisyenlerin de dönem dönem katıldığı bir yapısı var. Grupta bir dönem söyleyen şarkıcılardan biri de güçlü sesiyle tanıdığımız Çiğdem Aslan'dı. Yine bu gruptan çıkan isimlerden biri Kalia Lyraki adında ney üfleyen çok yetenekli bir müzisyen vardır. Burası bir okul gibi oldu nice müzisyen için. Grubun liderlerinin hem sol düşünceye yatkın olması hem de Londra'daki çok kültürlülük ortamı sayesinde uzun seneler birlikte Ege'nin iki kültürüne de mâl olmuş şarkılarını çaldık, söyledik''.

''Rebetiko, Batı Anadolu'da yaşayan Rumların Türk müziği etkisi altında ancak kendi dillerinde yaptıkları bir müzik. Anadolu'da keman ve ut gibi perdesiz ve makam sesleri kullanan enstrümanlarla yapılıyordu önceleri bu müzik, ne zaman ki Mübadele ile Yunanistan'a gitti orada makam müziği terk edildi ve buzuki öne çıktı. Başlarda Rebetiko, alt kültürün müziği olarak görülüp otoritelerce aşağılandıysa da günümüzde itibarı iade edildi.''

Baylav'a göre müziğin bir ulusu ya da milliyeti olduğunu sanmak yanılgıdan başka bir şey değil:

"Bizim gibi farklı müziklerle uğraşınca müziklerin milliyeti ile uğraşmanın ne kadar gereksiz bir çaba olduğunu çok daha iyi görüyor insan. Ağzımız alışmış Türk Müziği diyoruz ama Türk Müziği'nin ne kadar farklı müziklerin harmanlanmış hali olduğunu düşünmüyoruz. Klasik Türk Müziğimiz Osmanlı döneminde çeşitli kültürlerin birleşimi ile oluşmuş bir müzik. Balkan Müziği diyoruz, orada o kadar bize aşina şey var ki. Ya da hangi parça Ermeni, hangi parça Kürt, böyle tartışmalara girmemek gerek. Hani bunun ilk sahibi sorusunun yanıtını bulmak çok zor ve gereksiz çaba."

Türkiye'ye kesin dönüş yaptıkları 2013'ten beri Burhaniye ilçesinde yaşayan Cahit Baylav, Balıkesir Üniversitesi Eğitim Fakültesi Müzik Öğretmenliği Bölümünde dokuz yıl boyunca ders verdi. Burhaniye'de Çoksesli Kadın, ,Edremit'te ise Nazım Hikmet korolarını kuran ve yönetmeye devam eden Baylav, ''Bana arkadaşlarımdan, herkes yurtdışına gitmeye çalışırken siz niye döndünüz diye soran çok oldu. Bizim hiçbir zaman orada kalmak gibi bir niyetimiz olmadı. 40 sene İngiltere'de yaşadık ama kendimizi oraya ait hissetmedik'' diyerek sözlerini noktalıyor.

Özel Haber Haberleri