HALE GÖNÜLTAŞ
5 Mayıs Salı günü Cinnah’taki Türk-Amerikan Derneği sahnesinde bir konser var Dinozoria Get Together. Bu, yıllar sonra bir araya gelen müzisyenlerin sıradan bir buluşması değil. Konserin nedeni, Ankara’da yarım asrı aşan bir müzik hikâyesine yeniden dönmek. Çünkü o sahnede duyulacak ses, ilk kez bugün çıkmayacak.
O ses, yıllar önce yine aynı salonda doğdu. 1960’ların sonu, 70’lerin başı… Ankara’da gençlik var ama sahne yok. Dinlemek isteyen çok, çalan az. İşte tam bu boşlukta, Türk-Amerikan Derneği’nin salonu bir kapı araladı. Önce plaklar dolaştı, ardından gitarlar el değiştirdi; derken, o ses ilk kez kalabalığın karşısına çıktı. Böylece müzik, kapalı odalardan çıkıp kamusal bir karşılaşmaya dönüştü.
Ne var ki o sahnede çalınan şey hazır bir şarkı listesi değildi. Aksine, her performans bir arayışın parçasıydı. Parçalar başlar, uzar, kimi zaman dağılır, sonra yeniden toparlanırdı. Bir melodi yakalandığında herkes aynı izden yürür, o iz büyüdükçe müzik de genişlerdi. Dolayısıyla o sahnede müzik tekrar edilmez; her defasında yeniden kurulurdu.
Bu arayışın dili daha çok blues’tu. Yani duygunun ve anlık yaratımın öne çıktığı bir müzik. Cream ve Jimi Hendrix gibi isimler çalınıyordu, fakat amaç onları kopyalamak değildi. Parçalar çözülüyor, içlerinden yeni yollar açılıyordu. Çünkü mesele, notaları doğru basmak değil; o müziğin içindeki hissi yakalayabilmekti.
Zamanla bu ses büyüdü, derinleşti ve sertleşti. Deep Purple ve Led Zeppelin etkisi sahneye sızdı. Ancak bu dönüşüm ani değildi. Aksine, neredeyse fark edilmeden gerçekleşti. Aynı sahnede çalan müzisyenler, bir süre sonra daha yüksek, daha yoğun ve daha uzun çalmaya başladı. Böylece müzik, kendi içinde evrilerek yeni bir biçim kazandı.
Öte yandan, o yılların teknik imkânları sınırlıydı. Ses sistemleri güçlü değildi. Amfiler uğuldar, gitarlar zaman zaman akort kaçırırdı. Buna rağmen kimse durmazdı. Çalan, kulağıyla düzeltir, parmağıyla toparlardı. Bu yüzden o müzik kusursuz değildi ama canlıydı. Çünkü her şey, tam o anda yeniden kuruluyordu.
Ve bütün bu sürecin merkezinde var olan isimler, Süleyman Bağcıoğlu, Murat Bağcıoğlu, Nusret Gürs, Sadık Sağlam. Yaklaşık elli yıldır Ankara’da müzik yapan bu isimler, yalnızca sahneye çıkan müzisyenler değil; bu şehrin müzik hafızasını kuran kişilerdi. Pek çok müzisyen için İstanbul bir merkezken, onlar gitmeyi değil kalmayı seçti. Ankara’da kaldılar ve aynı sahnelerde, aynı arayışın peşinde müziği büyüttüler. Bu nedenle bugün Ankara rock tarihinden söz ediliyorsa, o tarihin temelinde onların emeği duruyor.
Yıllar geçti. Şehir değişti, yeni mekânlar açıldı, yeni sesler ortaya çıktı. Ancak o sahnenin hafızası kaybolmadı. 1991 yılında, yine aynı salonda, bu kez bir isimle yeniden görünür oldu Dinozoria. Bu, geçmişe dönmekten çok, geçmişi bugüne taşımaktı.
Aradan 35 yıl daha geçti. Şimdi, 5 Mayıs Salı günü, aynı sahnede bu hikâye bir kez daha canlanıyor. Dinozoria Get Together konseri, müzisyenleri yeniden bir araya getirirken, o ilk sesin izini de bugüne taşıyor. Bu buluşma, yapımcılığını Nihal Kemaloğlu’nun, yönetmenliğini Sami Coşkun’un üstlendiği ve bu dört müzisyenin hikâyesini anlatan bir belgeselin de önemli bir durağı. Böylece sahnede kurulan müzik, aynı zamanda kayıt altına alınan bir hafızaya dönüşüyor.
Konser, Türk Amerikan Derneği’nde saat 20.00’de başlayacak.