Tahir Elçi, Rojin Kabaiş, Rabia Naz… Faili meçhul ve şüpheli cinayet dosyaları yeniden açılıyor

Kameralar önünde öldürülen Tahir Elçi’den “intihar” kararıyla kapanan ancak tartışmaları süren Nadira Kadirova dosyasına kadar, son 20 yılın faili meçhul, takipsizlik ve şüpheli ölüm vakaları yeniden inceleniyor. Adalet Bakanlığı, kamuoyunda iz bırakan dosyalar için özel birim kurarak “büyüteç” dönemini başlatıyor.

HALE GÖNÜLTAŞ

Diyarbakır’da, kameraların önünde vuruldu Tahir Elçi. Görüntüler vardı. Tanıklar vardı. O an saniye saniye kaydedildi. Ama fail yok.

Özbekistan uyruklu Nadira Kadirova, Ankara’da dönemin AKP milletvekili Şirin Ünal’ın evinde çalışıyordu. Kadirova’nın evde silahla ölü bulunmasıyla başlayan süreç, resmî kayıtlara “intihar” olarak geçti. Ancak kamuoyunda dosya hiçbir zaman kapanmadı, şüpheli ölüm tartışmaları sürdü.

Türkiye’de son 20 yılın en kritik dosyalardan bazıları yeniden açılıyor.

Rojin Kabaiş ve Rabia Naz dosyaları da açılıyor

Adalet Bakanı Akın Gürlek, sürecin kapsamını iki ayrı açıklamayla ortaya koydu. Edirne’de yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

“Gülistan Doku, Rojin Kabaiş, Rabia Naz vakası başta olmak üzere çözümlenmeyi bekleyen tüm hadiseler üzerine kararlılıkla gidilecektir.”

Daha önce yaptığı açıklamada ise yeni mekanizmayı şu sözlerle tarif etti:

“Faili meçhuller, daha önce takipsizlik verilen tüm dosyalar tek tek inceleniyor. Eksik ve aksak noktalar var mı diye bakılacak. Özellikle toplumda hassasiyet oluşturan dosyalar… Kararlılıkla ve titizlikle üstüne gidilecek.”

Dosyalar “büyüteç” altında

Edinilen bilgiye göre, kurulacak özel birim Adalet Bakanlığı'ndaki deneyimli hâkim ve savcılardan, hukukçulardan oluşacak. Bu birim faili meçhul dosyaları, takipsizlik kararı verilen soruşturmaları ve şüpheli ölüm vakalarını yeniden inceleyecek. Süreç yalnızca dosyaların yeniden açılmasıyla sınırlı değil. Tanıkların yeniden dinlenmesi, delillerin güncel teknolojilerle yeniden analiz edilmesi, eksik bırakılmış soruşturma adımlarının tamamlanması gerekli görülürse bu ilgili başsavcılığa iletilecek. Bu yaklaşım, yargının bu dosyalara artık “büyüteçle” ve yeniden bakacağı şeklinde yorumlanıyor.

Yargıya güven tartışmalarını tetikledi

Adalet Bakanı Akın Gürlek’in açıklamaları, yalnızca hukuki bir sürece değil, aynı zamanda kaçınılmaz bir tartışmaya da kapı aralıyor. Geçmişte takipsizlikle sonuçlanmış ya da faili meçhul kalmış dosyaların yeniden ele alınması, ister istemez önceki kararların yeterliliği meselesini gündeme getiriyor. Bu durum, bazı çevrelerde sürecin geçmiş yargı pratiklerine yönelik örtük bir güvensizlik ya da olası siyasi etkilerin sorgulanması olarak yorumlanabileceği değerlendirmelerine yol açıyor.

“Yargıya güven pekiştirilecek”

Edinilen bilgiye göre, Bakan’ın yaklaşımı geçmişi tartışmaya açmaktan ziyade dosyalara daha yüksek bir dikkat ve titizlikle yeniden bakılmasını hedefliyor. Bu sürecin yargıya yönelik bir eleştiri değil, aksine yargının kapasitesine duyulan güveni pekiştiren bir adım olduğu savunuluyor. Aynı çerçevede, incelemelerin siyasi polemiklerden uzak tutulacağı ve teknik bir zeminde yürütüleceği görüşü dile getiriliyor.

Yakın dönemin tartışmalı dosyaları: Cinayetler ve şüpheli ölümler

Türkiye’de son yıllarda kamuoyunu derinden etkileyen çok sayıda cinayet ve şüpheli ölüm dosyası, yalnızca olayların kendisiyle değil, soruşturma süreçlerindeki eksiklikler, cezasızlık tartışmaları ve kamu görevlilerinin sorumluluğu iddialarıyla da gündemde kalmaya devam ediyor.

Cinayetler ve şüpheli ölümler

2007 — Hrant Dink

Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink, İstanbul’da gazete binası önünde öldürüldü. Tetikçi kısa sürede yakalansa da, cinayet öncesinde istihbarat birimlerinin bilgi sahibi olduğu ve gerekli önlemlerin alınmadığı iddiaları yıllardır yargılamaların odağında. Kamu görevlilerinin sorumluluğuna ilişkin davalar hâlâ tartışmalı biçimde sürüyor.

2015 — Tahir Elçi

Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi, basın açıklaması yaptığı sırada çıkan çatışmada hayatını kaybetti. Olay anı görüntülerle kayıt altına alınmasına rağmen uzun süre fail tespit edilemedi. Olay yeri incelemesindeki eksiklikler, delillerin yeterince korunmaması ve balistik raporlardaki çelişkiler dosyanın en kritik başlıkları arasında yer aldı.

2011 — Metin Lokumcu

Artvin’in Hopa ilçesinde dönemin başbakanının ziyareti sırasında yapılan protestolara yönelik polis müdahalesi sonrası Metin Lokumcu hayatını kaybetti. Ölüm nedeni resmi kayıtlara “biber gazına bağlı kalp krizi” olarak geçti. Ancak yıllar sonra açılan dava, kolluk kuvvetlerinin müdahalesinin ölümdeki rolünü yeniden tartışmaya açtı ve “dolaylı sorumluluk” kavramını gündeme taşıdı.

2018 — Rabia Naz Vatan

Giresun’da 11 yaşındaki Rabia Naz Vatan’ın ölümü resmi kayıtlara “intihar” olarak geçti. Ailesi ise olayın bir trafik kazası sonrası örtbas edildiğini savundu. Dosyadaki çelişkiler, tanık beyanları ve adli süreçteki eksiklik iddiaları nedeniyle vaka, yeniden incelenmesi talep edilen en kritik dosyalar arasında yer alıyor.

2020 — Gülistan Doku

Tunceli’de üniversite öğrencisi Gülistan Doku’dan haber alınamadı. Dosya yıllar sonra yeniden açıldı, cinayet zanlısı olarak dönemin valisinin oğlu ve ona yardım eden babası ile cinayeti ört bas etme fiilleri nedeniyle şehrin önemli bürokratları tutuklandı.. Ancak aradan geçen zamana rağmen Doku’nun akıbetine ilişkin en temel soru hâlâ yanıtlanmış değil: Nerede?

2020 — Aleyna Çakır

Ankara’da Aleyna Çakır evinde ölü bulundu. Ölümünden önce şiddet gördüğüne ilişkin görüntülerin ortaya çıkması kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Adli süreç boyunca dosya, “intihar mı, cinayet mi?” sorusu etrafında tartışıldı; soruşturmanın etkin yürütülüp yürütülmediği eleştiri konusu oldu.

2019 — Nadira Kadirova

Özbekistan uyruklu Nadira Kadirova, çalıştığı dönemin AKP milletvekili Şirin Ünal’ın evinde ateşli silahla ölü bulundu. Olay “intihar” olarak kayda geçti ve dosyada takipsizlik kararı verildi. Ancak olayın geçtiği yer, silaha erişim koşulları ve soruşturmanın kapsamı uzun süre kamuoyunda tartışılmaya devam etti.

2023 — Narin Güran

Kamuoyunda büyük infial yaratan çocuk cinayeti dosyalarından biri olarak öne çıktı. Soruşturma ve yargılama sürecine ilişkin tartışmalar sürerken, dosya hem adli sürecin işleyişi hem de çocuklara yönelik şiddetin önlenmesi konusunda sembol davalardan biri haline geldi. Yargılama sonunda annesi, amcası ve ağabeyi “öldürme” suçundan tartışmalı delillerle ceza alırken, Narin’i son gören kişi olan ve cesedini dere yatağına saklayan sanığa “öldürmeye yardım” suçundan ceza verilmesi tartışma yarattı.

Bu vakaların ortak noktası, yalnızca ağır suç iddiaları değil; aynı zamanda etkili soruşturma yürütülüp yürütülmediği, delillerin korunması, kamu görevlilerinin sorumluluğu ve yargıya duyulan güven meselesinin her bir dosyada yeniden tartışmaya açılması.

Bu kez farklı olur mu?

Adalet Bakanı’nın açıklamaları ve Ankara kulislerinde konuşulanlar birlikte okunduğunda, süreç yalnızca dosyaları değil, o dosyaları sonuçsuz bırakan yapıyı da yeniden tartışmaya açıyor. Yargıdaki mevcut siyasi iradeye bağlı yapı değişmeden bazı dosyalarda sonuç alınsa bile toplumun adalete olan güveni yeniden hissetmesi için köklü değişiklikler gerekiyor. Bu kez belirleyici olacak olan söylem değil, sonuç. Çünkü bu dosyaların ortak gerçeği ise hiçbirinin gerçekten kapanmaması. Türkiye kamuoyu “Bu kez gerçekten aydınlatılacak mı?” sorusunun yanıtını bekliyor.

Hale Gönültaş, 1992 yılında Cumhuriyet Gazetesi Ankara Bürosu’nda stajyer olarak gazeteciliğe başladı. Evrensel, Sabah, Akşam ve Vatan gazetelerinde savunma, diplomasi ve Cumhurbaşkanlığı alanlarında çalıştı. Serbest gazeteci olarak ulusal ve uluslararası haber kuruluşları için Türkiye, Irak, Suriye’den göç/sınır ekonomisi/ güvenliği, radikal cihatçı örgütlenmelere dair dosyalar hazırladı. Haber ve söyleşileri New York Times, Le Monde, France 24, Al Monitor’de yayımlandı. Basın Enstitüsü tarafından haberleri dünyada etki yaratan 20 kadın gazeteci arasında gösterildi. Üç kez Avrupa Birliği Araştırmacı Gazetecilik Ödülü, çeşitli kereler Çağdaş Gazeteciler Derneği’nce yılın haber ödülü, Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Ödülü ve Metin Göktepe Ödülü aldı. RSF International 2025’te Paris’te basın özgürlüğüne ilişkin düzenlediği programda dünyanın en cesur 20 kadın gazetecisi arasına gösterildi. 2023 yılı Erbil Tuşalp onur ödülü sahibi.

Özel Haber Haberleri