Yıkım güllesi' ve yeniden belirlenen saflar

Bu hafta dünyanın güvenlik algısının nereye evrildiğine ve güvenlik endişelerinin yörüngeleri nasıl değiştirdiğine yakından bakacağız.

İran, Ukrayna, Epstein, Trump…

Geçtiğimiz hafta dünya turumuzun önemli bir kısmında bu başlıklar vardı.

Diplomasi masaları kuruldu. Tehditler savruldu. Sert açıklamalar yapıldı. Bazı suçlamalar reddedildi, bazıları ise yarım ağız özürlerle geçiştirildi. Masalarda zaman zaman tansiyon yükselse de, uluslararası siyasetin değişmeyen bir kuralı vardır: Masayı devirmeden önce her zaman arka kapı diplomasisi devreye girer.

Bu hafta bu başlıkları ayrı ayrı ele almak yerine dünyanın güvenlik algısının nereye evrildiğine ve güvenlik endişelerinin yörüngeleri nasıl değiştirdiğine yakından bakacağız. Bunu yaparken satır aralarında kalan bilgilere dikkat çekeceğiz. Çünkü bazen dünyanın yönünü değiştiren şeyler, en büyük krizler değil, en sessiz dönüşümlerdir. (Manşet foto)

Hazırsanız, dünya turumuza başlıyoruz.

DİNLEMEK İSTEYENLER PLAY'E TIKLAYABİLİR


YIKIM GÜLLESİ

Münih Güvenlik Konferansı'yla başlayalım... Bu konferans 1963'ten beri her yıl şubat ayında Almanya'nın Bavyera eyaletindeki Münih'te düzenleniyor. Her yıl, dünya çapında 70'ten fazla ülkeden 450 üst düzey yetkili, mevcut ve gelecekteki güvenlik sorunları üzerine konuşmak üzere bir araya geliyor. Katılımcılar arasında devlet ve hükûmet başkanları, bakanlar, milletvekilleri, silahlı kuvvetlerin üst düzey temsilcileri, bilim insanları, sivil toplum üyeleri, iş dünyası ve medyanın üst düzey temsilcileri yer alıyor.

Konferans öncesinde, 2015 yılından bu yana her yıl Münih Güvenlik Raporu (MSR) yayımlanıyor.

İşte bizim dikkat çekeceğimiz başlık da bu rapor... 2026 Münih Güvenlik Raporu’nda kullanılan ifade oldukça çarpıcı: Dünya, reform döneminden çıkıp, “yıkım güllesi siyaseti” dönemine girmiş olabilir.

Bu ifade, mevcut kurumları yavaş yavaş reforme etmek yerine, doğrudan yıkmayı ve yerine yenisini kurmayı hedefleyen siyasi yaklaşımı anlatıyor.

Rapora göre, özellikle ABD’nin son yıllarda izlediği politikalar, bu süreci hızlandırdı. Raporda, diplomatik normların aşınmasında ABD Başkanı Donald Trump’ın “buldozer siyaseti”nin belirleyici olduğu vurgulanıyor.

Kurallara dayalı uluslararası düzenin zayıfladığı, bu düzene bağlı ülkelerin Washington’a bağımlı olmayan yeni işbirliği modelleri geliştirmemesi halinde büyük güç siyasetinin insafına kalacağı belirtiliyor.

Özetle, uluslararası kurumların otoritesi zayıflıyor. Diplomatik normlar aşınıyor. Ve güç siyaseti yeniden ön plana çıkıyor.

Rapordaki bir diğer önemli bulgu ise geleceğe dair iyimserliğin artık Batı’da değil, Asya’da daha güçlü olması. Çin’de, Hindistan’da ve diğer yükselen ekonomilerde insanlar geleceğe daha umutla bakarken, ABD ve Avrupa’da bu iyimserlik belirgin şekilde daha düşük.
Bu, sadece ekonomik gücün değil, psikolojik özgüvenin de el değiştirmeye başladığını gösteriyor olabilir.


AB'NİN YENİ ARAYIŞLARI

ABD’nin kurallara dayalı düzenden uzaklaşması, Avrupa’yı yeni arayışlara itiyor. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Mühin Konferansı'ndan önceki açıklamaları, bu dönüşümün açık bir ifadesi niteliğinde.

Macron, Avrupa’nın ABD ile yeni gerilimlere hazırlıklı olması gerektiğini söylüyor. Trump yönetiminin “açık biçimde Avrupa karşıtı” bir tutum izlediğini ve AB’nin parçalanmasını hedeflediğini savunuyor. Macron’a göre Avrupa artık kendi stratejik bağımsızlığını inşa etmek zorunda.

Almanya Başbakanı Merz de konferans açılışında benzer bir konuşma yaptı. ABD-Avrupa ilişkilerinde yabancılaşmanın giderek arttığını belirten Merz, Avrupa'nın ABD'ye bağımlılıktan kurtulması gerektiğini söyledi. Yeni ortaklıkların önemini vurgulayan Merz, "kilit ortaklar" arasında Türkiye'yi de andı.


AVRUPA'YA İLTİCA ZORLAŞIYOR

Bunun bağlantılı olacak bir başlığa geçelim: Avrupa Birliği ülkelerine iltica zorlaşıyor.

Avrupa Parlamentosu, Avrupa Birliği'nin iltica ve göç politikasında köklü değişiklikler getiren tartışmalı iki kritik düzenlemesini onayladı.

Ve daha da önemlisi, AB ülkeleri sığınmacıları hiçbir kişisel veya ailevi bağları bulunmayan üçüncü ülkelere de gönderebilecek. İngiltere'nin uyguladığı "Ruanda modeline" benzer modellerin AB içinde uygulanmasının önü açılmış oldu.

Avrupa Parlamento ayrıca AB'nin "güvenli menşe ülkeler" listesini onayladı. Bangladeş, Kolombiya, Mısır, Hindistan, Kosova, Fas ve Tunus'tan gelen başvurular hızlandırılmış prosedürle değerlendirilecek ve çoğunlukla reddedilecek.

Eleştiriler özellikle listede yer alması planlanan bazı ülkelerde insan hakları ve hukukun üstünlüğüne ilişkin sorunların devam ettiği yönünde yoğunlaşıyor. Düzenlemeyi destekleyenler ise yeni kuralların iltica sisteminin işleyişini hızlandırmayı ve üye devletler üzerindeki göç baskısını azaltmayı hedeflediğini belirtiyor. (DW Türkçe)


İSVİÇRE'DE NÜFUS REFERANDUMU

Bu noktada İsviçre'den bir gelişmeyi de aktarmak gerek. İsviçre’de aşırı sağcı İsviçre Halk Partisi (SVP), ülke nüfusunun 10 milyonla sınırlanması için yasa teklifi hazırladı. Hükümetin ve iş dünyasının tepkisini çeken teklif, 100 bini aşkın imzayla verildiği için referanduma götürülecek.

  • 14 Haziran'da oylanacak olan teklife göre nüfus 9.5 milyonu aşarsa özellikle göçmenlere karşı önlemler alınacak.
  • İsviçre’nin mevcut nüfusu 9.1 milyon.

DÜNYANIN İKİ AYRI UCU... LÜKS TÜKETİMDEN UMUTSUZLUĞA

Güvenlik endişeleri, krizler ve belirsizlikler arasında lüks tüketimin hız kesmeden devam ettiği bir dünya da var.

  • Semafor’un aktardığına göre, ultra lüks otel zinciri Aman Group, denize indireceği ilk lüks yat için rezervasyonları açtı.
  • Bu yatın süitlerinde bir gecelik konaklamanın minimum bedeli 7 bin 700 dolar. Bu, bugünün kuruyla yaklaşık 336 bin lira.
  • Daha büyük süitlerde ise bu rakam 30 bin dolara, yani yaklaşık 1 milyon 300 bin liraya kadar çıkıyor. Başka bir ifadeyle, bu yatın en üst segment süitinde bir gece geçirmek, birçok insanın yıllarca çalışarak kazanabileceği bir gelire eşit.

Dünyanın diğer ucunda, tamamen farklı bir ruh hali hakim. Yine Semafor’un aktardığı ve Gallup verilerine dayanan bir ankete göre, Amerikalı yetişkinlerin yüzde 40’ından daha azı, gelecekteki yaşamlarının ideale yakın olacağını düşünüyor. Bu, Gallup’un bu soruyu sormaya başladığı son 20 yılın en düşük seviyesi. Yani dünyanın en zengin ülkelerinden birinde bile, insanların çoğunluğu artık geleceğin daha iyi olacağına inanmıyor.


SOSYAL MEDYA - DAVA VE YASAKLAR

Bu arada, dijital dünyada da büyük bir hesaplaşma ve yargı süreci sürüyor. ABD’de sosyal medya şirketlerine karşı açılan davalar, teknoloji sektörünün geleceğini etkileyebilir.

- ABD'de büyük dava: ABD genelinde Instagram ve Youtube hakkında 'bağımlılık yaratma' şikayetiyle açılan binden fazla davanın ilki Los Angeles'ta başladı. Davacılardan olan 20 yaşındaki kadın, bu platformlar sebebiyle kaygı, vücut algısında bozukluk ve intihar düşünceleri gibi ruh sağlığı problemleri yaşadığını söylüyor.

Yaklaşık 2 ay sürmesi planlanan davada platformların CEO'ları da ifade verecek. Uzmanlara göre bu dava binlerce diğer dava için emsal oluşturabilir ve şirketler milyarlarca dolarlık tazminat ödemek zorunda kalabilir. Tiktok ve Snap şirketleri dava öncesinde tazminat yoluyla anlaşmaya gitmişti. Bu nedenle davada yer almıyor.

- Rusya'da yasak: Dünyanın başka ülkesinden yasaklama kararı geldi. Rusya, ABD merkezli Meta’ya ait mesajlaşma uygulaması WhatsApp’a erişimin engellenmesine karar verdi.

  • WhatsApp, Kremlin’in kararının, Rusya’daki kullanıcıları devlet tarafından geliştirilen dijital haberleşme platformuna yönlendirme amacıyla alındığını savundu.
  • Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Meta’nın Rus yasalarına uyum sağlamadığı gerekçesiyle alındığını söyledi. Peskov, şirketin yasalara uyması ve yetkililerle diyaloga girmesi halinde faaliyetlerine yeniden başlayabileceğini ifade etti.

UKRAYNALI SPORCU DİSKALİFİYE EDİLDİ

Ukraynalı skeleton sporcusu Vladislav Heraskevyiç, Milano'daki 2026 Kış Olimpiyatları'ndan diskalifiye edildi. Heraskevyiç'in diskalifiye nedeni kaskı oldu. Heraskevyiç, müsabakalarasavaşta hayatını kaybeden Ukraynalı sporcuların resimlerinin yer aldığı bir kaskla katılıyordu.

Olimpiyat Komitesi ise kaskın Olimpiyat İlkeleri'ne aykırı olduğunu belirterek kask yerine siyah bant takmasını söylemişti. Kask krizinin beraberinde getirdiği soruşturma sonucunda Uluslararası Olimpiyat Komitesi Ukraynalı atleti diskalifiye etmeye karar verdi. Ukraynalı atletin ekibi, kararı Spor Tahkim Mahkemesi'ne (CAS) temyiz edeceklerini açıkladı. (Erdem Güzel - NTV)

GÜNEŞ PATLAMALARI NEDEN ARTTI?

Son birkaç hafta Kuzey Işıkları'nı sevenler için harika bir dönem oldu. Kutuplara yakın paralellerde son yılların en güzel manzaraları kaydedildi. Ancak BBC Türkçe'deki habere göre bu harika manzaranın dünyaya doğrudan bazı etkileri olabiliyor. Bu dönemlerde, patlamayla açığa çıkan elektromanyetik yüklü parçacık akışı sürekli Dünya'ya çarpıyor.

NASA'ya göre, patlamalar ve güneş patlamaları Dünya'daki radyo iletişimini, elektrik şebekelerini ve navigasyon sinyallerini etkileyebiliyor.

KIZAMIK AVRUPA'DAN YAYILIYOR

Kızamık Avrupa’da yeniden yayılıyor... Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi’ne (ECDC) göre, 2025’te kızamık vakaları gerilese de bildirilen enfeksiyon sayısı 2023’tekinden 2 kat fazlaydı. Verilere göre 2025 boyunca kızamığa yakalanan her 10 kişiden 8’inin aşılı olmadığı saptandı. UNICEF Direktörü Regina De Dominicis, aşı tereddüdünün ve yanlış bilginin mutlaka giderilmesi gerektiğinin altını çiziyor. (Euronews)

SANATÇILARA MAAŞ...

İrlanda hükümeti, ülkede yaşayan sanatçılara, çalışmalarında destek olmak amacıyla haftada 325 euro ödeme yapmayı planlıyor. Sanat için Temel Gelir (BIA) projesinin dünyada türünün ilk örneği olduğuna inanılıyor. Mayıs ayında açılacak başvuruların ardından yaklaşık 2.000 sanatçı seçilecek ve üç yıl boyunca haftalık ödeme alacaklar. İrlanda Kültür Bakanlığı, 2.000 adayın, her adaya "eşit şans" vermek amacıyla kura yoluyla seçileceğini açıkladı.

ABD'NİN KONUŞTUĞU DAVA: CİNAYETİN NEDENİ TRUMP TARTIŞMASI MI?

ABD’nin Texas eyaletinde, 10 Ocak 2025’te babası Kris Harrison tarafından göğsünden vurularak hayatını kaybeden Lucy Harrison’ın ölümüne ilişkin adli soruşturma sürüyor. Cheshire Adli Tıp Mahkemesi’ndeki duruşmada ortaya atılan bir iddia gündem oldu.

Olay günü baba ile kız arasında Donald Trump’ın yaklaşan yemin töreni ve Trump'ın geçmişteki cinsel taciz iddiaları üzerine sert bir tartışma yaşandığı iddia edildi. Baba Kris Harrison ise yazılı ifadesinde, televizyonda silahlarla ilgili bir haber izledikten sonra kızına Glock 9 mm tabancasını göstermek istediğini, bu sırada silahın kazara ateş aldığını savundu.

YILLAR SONRA YUVAYA DÖNEN ESERLER...

İngiltere’deki Cambridge Üniversitesi, 19. yüzyılda Britanya ordusu tarafından Benin Krallığı’ndan alınan ve “Benin Bronzları” olarak bilinen 116 eserin mülkiyetini resmen Nijerya’ya devretti. Metal heykeller, kabartmalar ve oymalardan oluşan eserlerin yıl sonuna kadar fiziksel olarak iade edilmesi planlanıyor. Süreç, Nijerya’nın 2022’de yaptığı başvurunun ardından başlatıldı ve İngiltere Hayır Kurumları Komisyonu’nun onayıyla tamamlandı.

Haftaya görüşmek üzere hoşça kalın

Podcast Haberleri