2026 YKS sonuçları 3: Vakıf Üniversiteleri ve yükseköğretimin ticarileşmesi

HASAN AYDIN | Üniversite tercihi yalnızca bir okul seçimi değil; gelecekteki mesleğin, ekonomik yaşamın ve toplumsal statünün belirlenmesinde etkili olacak stratejik bir yaşam kararıdır. Eşit koşullara sahip olmayan bir eğitim sistemi ayrıcalığı öne çıkartırken; istihdam planlamasından yoksun bir yükseköğretim sistemi ise diplomalı işsizleri üretir.

HASAN AYDIN

Anayasa uyarınca kazanç amacı gütmeyen, yükseköğretim kurumları olarak tanımlanan vakıf üniversitelerinin sayısı da son yıllarda artmıştır. Bu üniversiteler, belirli oranlarda burslu ve indirimli öğrenci kontenjanı ayırmakla yükümlüdürler. Bununla birlikte, eğitim faaliyetlerinin sürdürülebilirliği büyük ölçüde öğrenci gelirlerine dayanmaktadır.

Vakıf üniversitelerinin sayıca artması beraberinde yükseköğretimin niteliği ve eğitimin giderek piyasa koşullarına göre şekillenmesi yönündeki tartışmaları da gündeme taşıdı.

Ülkemizdeki vakıf üniversiteleri arasında akademik başarı bakımından önemli farklılıklar bulunmaktadır. Bazıları uluslararası bilimsel çalışmaları, güçlü akademik kadroları ve araştırma alt yapılarıyla dünya üniversiteleri arasında saygın bir konuma sahipken, bazıları daha çok öğrenci sayısını artırma anlayışıyla faaliyet göstermektedir.

2026 yılı uluslararası üniversite sıralamalarında Koç Üniversitesi 323' üncü, Sabancı Üniversitesi 404' üncü ve Bilkent Üniversitesi 415' inci sırada yer almıştır. Bu tablo Türkiye’deki bütün vakıf üniversitelerinin aynı akademik düzeyde olmadığını açık bir biçimde göstermektedir.

Vakıf üniversitelerinin, mezuniyet sonrasında istihdam olanakları sınırlı olan programlara çok yüksek ücretlerle öğrenci kabul etmeleri kamuoyunda eleştirilmektedir. Üniversitelerin mali sürdürülebilirliği önemli olmakla birlikte kontenjan planlamasında öğrencilerin gelecekteki istihdam olanaklarının da gözetilmesi yükseköğretimin toplumsal sorumluluğunun bir gereğidir.

Reklam kampanyaları mı, akademik başarı mı?

Her yıl tercih döneminde vakıf üniversiteleri yoğun bir tanıtım sürecine girmektedir. Televizyon ekranlarında, dijital platformlarda, sosyal medya da ve açık hava reklamlarında adaylara ulaşmaya çalışan vakıf üniversiteleri; " geleceğin meslekleri", "uluslararası eğitim", "küresel kariyer", "çift diploma" ,"İngilizce eğitim", "yurt dışı değişim programları" ve yüksek burs gibi söylemleri öne çıkarmaktadırlar.

Üniversitelerin eğitim olanaklarını, kamuoyuna tanıtmaları elbette doğal ve meşrudur. Ancak tercih sürecinde reklamların belirleyici unsur haline gelmesi, eğitimin kamusal bir hak olmaktan uzaklaşıp pazarlanabilir bir hizmet olarak algılanmasına yol açmaktadır.

Üniversitelerin tanıtım filmlerinde çoğunlukla modern kampüsler, teknolojik sınıflar, Spor kompleksleri, sosyal yaşam alanları, öğrenci kulüpleri ve konforlu yurtlar ön plana çıkarılmaktadır. Oysa bir üniversitenin gerçek değeri yalnızca fiziki koşulları ile ölçülemez.

Adayların; üniversitenin bilimsel açıdan kapasitesini, uluslararası yayın performansını, akademik kadroların niteliğini, araştırmalara ayrılan bütçeyi, mezunların iş bulma sürelerini değerlendirmeleri gerekir. Kampüsün büyüklüğü ile akademik başarının, reklam görünürlüğü ile bilimsel üretkenliğin aynı şey olmadığı unutulmamalıdır.

Akademisyenlerin çalışma koşulları yükseköğretimin bir parçasıdır

Üniversitelerin başarısını belirleyen en önemli unsur, kuşkusuz akademik kadrolardır. Son günlerde bazı vakıf üniversitelerinde "ekonomik gerekçeler” , "norm kadro uygulamaları" veya " sözleşme sürelerinin sona ermesi" gibi nedenlerle çok sayıda akademisyenin görevine son verildiği kamuoyuna yansımıştır.

Sekiz akademisyen örgütü, meslek kuruluşu ve sendikanın ortak açıklamasında; üniversitelerin ticari işletme, akademisyenlerin ise maliyet unsuru olarak görülememesi gerektiği vurgulanmıştır. Yapılan açıklamada akademisyenlerin iş güvencesinin. korunması, sendikal örgütlenme özgürlüğünün güvence altına alınması ve bilimsel özerkliğin güçlendirilmesi çağrısında bulunulmuştur.

Üniversitelerin bilimsel niteliği, düşüncelerini özgürce ifade edebilen, araştırmalarını güven içinde sürdürebilen akademisyenlerle gelişebilir. Akademisyenlerin mesleki güvencesi bilimsel üretimdir.

Tercih yapacak adaylara öneriler

YKS sonuçlarının açıklanmasıyla yüz binlerce aday tercih yapma kararıyla karşı karşıyadır. Tercih yaparken adayların öncelikle ilgi duydukları alanları ve yeteneklerini doğru değerlendirmeleri gerekir.Tercih listesi oluşturulurken en çok istenen programlara ilk sıralarda yer verilmesi, başarı sıralamasına uygun seçeneklerle listenin dengeli bir biçimde hazırlanması ve uzman görüşleri den yararlanması adayların daha sağlıklı karar vermelerine katkı sağlayacaktır.

Üniversite tercihi yalnızca bir okul seçimi değil; gelecekteki mesleğin, ekonomik yaşamın ve toplumsal statünün belirlenmesinde etkili olacak stratejik bir yaşam kararıdır.

Eşit koşullara sahip olmayan bir eğitim sistemi ayrıcalığı öne çıkartırken; istihdam planlamasından yoksun bir yükseköğretim sistemi ise diplomalı işsizleri üretir. YÖK, gerçek yaşamda karşılığı olmayan bazı bölümleri, sorgulamadan tercih kılavuzunda tutmaya devam ettikçe, her tercih dönemi, gençler için hayal kırıklığının başlangıcı olacaktır.

Köşe Yazıları Haberleri