8 soruda CHP için “mutlak butlan” kararı neden sakat?

KEMAL GÖKTAŞ I Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi, CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’nı “mutlak butlan” gerekçesiyle iptal etti. Mahkeme, Özgür Özel yönetiminin tedbiren görevden uzaklaştırılmasına, Kemal Kılıçdaroğlu ve önceki parti organlarının göreve dönmesine hükmetti. Ancak karar, yalnızca CHP açısından değil, Türkiye’de ana muhalefet partisinin yargı yoluyla yönetilip yönetilemeyeceği bakımından da çok ağır sonuçlar doğuruyor.

KEMAL GÖKTAŞ

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi’nin CHP’nin 38. Olağan Kurultayı hakkında verdiği “mutlak butlan” kararı, hiç kuşku yok ki Türkiye’nin çok partili hayata geçtiği 1946’dan bu yana bir parti ile ilgili verilmiş en ağır kararlardan biri.

İstinaf, 4-5 Kasım 2023 tarihli kurultayın baştan itibaren kesin hükümsüz olduğuna, bu kurultaydan sonra yapılan olağan ve olağanüstü kurultayların da iptaline ve kurultay öncesi yönetime dönülmesine hükmederken parti yönetimine bir darbe yapmış oluyor.

Kararın merkezinde, “delege iradesinin sakatlandığı” iddiası bulunuyor. Ancak bu iddia, kesinleşmiş bir mahkûmiyete değil, soruşturma ve dava dosyalarındaki iddialara dayanıyor. Yani karar “maddi gerçeğe” değil, uzunca süredir siyasi iktidarın kontrolündeki yargının yönlendirdiği bir dizi soruşturmalara dayanıyor.

Kararın en tartışmalı yönü ise istinaf mahkemesinin tedbir kararı vermesi. Çünkü istinaf mahkemesinin başka bir dairesinin, istinaf mahkemelerinin doğrudan ihtiyati tedbir kararı veremeyeceği yönündeki kararı bulunuyor.

Peki bu karar ne anlama geliyor, hangi hukuki sorunları barındırıyor ve neden yalnızca CHP içi bir mesele olarak görülemez? İşte 8 soruda “mutlak butlan” kararının anlamı ve tartışmalı yönleri:

1. Mahkeme neye karar verdi?

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi, CHP’nin 4-5 Kasım 2023’te yapılan 38. Olağan Seçimli Kurultayı’nın “mutlak butlan”, yani kesin hükümsüzlük nedeniyle yapıldığı tarihten itibaren iptaline karar verdi. Mahkeme ayrıca bu kurultaydan sonra yapılan tüm olağan ve olağanüstü kurultayların ve bu kurultaylarda alınan kararların da iptaline hükmetti. Kararda, 8 Ekim 2023 tarihli CHP İstanbul İl Kongresi de aynı gerekçeyle iptal kapsamına alındı.

Türkiye’nin ana muhalefet partisinin yönetimini doğrudan değiştirecek ağırlıkta bir hüküm, kesinleşmiş bir ceza mahkûmiyetine değil, devam eden soruşturmalar, ceza dosyaları ve tartışmalı beyanlara dayandırıldı. İstinaf, delege iradesinin sakatlandığı iddiasını esas alarak yalnızca bir kurultayı değil, sonraki bütün siyasi süreçleri de geçersiz saydı. Çok açık ki istinaf “hukuki denetim” sınırını aşarak parti içi siyasal iradenin yerine yargısal iradeyi, daha doğrusu yargısal iradeyi şekillendiren siyasi iradeyi koydu.

2. “Mutlak butlan”ın yeri mi?

Mutlak butlan, bir hukuki işlemin baştan itibaren ağır hukuka aykırılık taşıması ve bu nedenle geçerli sonuç doğurmaması anlamına geliyor. İstinaf bu kavramı, CHP kurultayındaki delege iradesinin para, menfaat, görev veya vaatlerle sakatlandığı iddiaları üzerinden kullandı. Buradan hareketle, “kurultay baştan sakatsa, o kurultayla seçilen yönetim de geçerli değildir, o yönetimin yaptığı sonraki kurultaylar ve aldığı kararlar da geçerli sayılamaz” gerekçelerini sıraladı.

Ancak bu yorum, “mutlak butlan” kavramını olağanüstü genişleten bir yaklaşım içeriyor. Bir siyasi partinin kurultayında usulsüzlük, menfaat temini veya seçim suçu iddiası varsa, bunun yolu önce somut delillerin ceza yargılamasında kesinleşmesi ve hangi delegenin iradesinin nasıl etkilendiğinin açıkça ortaya konulması olmalıydı. Buna rağmen istinafın, kesinleşmemiş iddialardan hareketle bütün parti yönetimini ve sonraki kurultayları hükümsüz sayması, butlan kavramını hukukta hiç öngörülmeyen bir düzeye taşıyor.

3. İlk derece mahkemesi ne demişti?

Davayı reddeden Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi, davaların önemli bölümü için “karar verilmesine yer olmadığına” hükmetmişti. İlk derece mahkemesi, CHP’nin daha sonra olağanüstü kurultaylar yaptığını, parti organlarının yeniden seçildiğini ve bu nedenle 2023 kurultayının iptalinden beklenen hukuki yararın ortadan kalktığını belirtmişti. Ayrıca mahkeme, bazı davacılar yönünden aktif husumet yokluğu gerekçesiyle ret kararı vermişti.

Bölge Adliye Mahkemesi (istinaf) ise ilk derece mahkemesinin yerine geçerek ana muhalefet partisinin mevcut yönetimini değiştiren çok ağır bir sonuç doğurdu. Bu, istinafın bir denetim mahkemesi olma fonksiyonunu aşarak ilk derece mahkemesi gibi siyasal sonucu belirleyen bir karar üretmesi anlamına geliyor.

4. İstinaf mahkemesi ilk derece kararını hangi gerekçeyle kaldırdı?

Bölge Adliye Mahkemesi, ilk derece mahkemesinin kararını kaldırarak davanın kabulüne karar verdi. Daire, Ankara ve İstanbul’daki hukuk ve ceza dosyalarındaki deliller, ifade tutanakları ve resmi kurumlardan gelen belgeler birlikte değerlendirildiğinde, hem CHP 38. Olağan Kurultayı’nın hem de İstanbul İl Kongresi’nin kanunun emredici hükümlerine aykırı olduğu ve bu nedenle mutlak butlanla sakatlandığı sonucuna vardı.

İstinaf mahkemesi, kesinleşmemiş ceza dosyalarındaki iddiaları ve beyanları esas alarak, seçimle oluşmuş bir parti yönetimini ortadan kaldıran hüküm kuruyor. Oysa ceza dosyalarındaki iddiaların varlığı, tek başına delege iradesinin kurultayın tamamını geçersiz kılacak ölçüde sakatlandığını göstermeye yetmez. Mahkeme, delege iradesinin hangi somut oylar bakımından, nasıl ve sonucu değiştirecek biçimde sakatlandığını açıkça ortaya koymadan en ağır sonucu tercih ediyor.

5. Özgür Özel yönetimi açısından karar ne anlama geliyor?

Karara göre, 4-5 Kasım 2023 tarihli kurultayla göreve gelen Özgür Özel ve parti organları tedbiren görevden uzaklaştırılıyor. Mahkeme, kurultay öncesindeki duruma dönülmesine; Kemal Kılıçdaroğlu ve önceki Parti Meclisi ile Yüksek Disiplin Kurulu üyelerinin görevlerine devam etmelerine hükmediyor.

Bu, hukuken en problemli bölümlerden biri. Çünkü bir siyasi partinin genel başkanını ve yönetim organlarını mahkeme tedbiriyle görevden uzaklaştırmak, yalnızca parti içi hukuk meselesi değildir; doğrudan siyasal temsil ve demokratik çoğulculuk meselesidir. Ana muhalefet partisinin yönetimi, delege iradesine ilişkin tartışmalı iddialar üzerinden yargı kararıyla değiştiriliyorsa, burada “parti içi demokrasi korunuyor” denemez. Aksine parti içi demokrasinin yerine mahkeme eliyle vesayet kurulmuş olur.

6. Bölge Adliye Mahkemesi tedbir kararı verebilir mi?

Bu kararın en ağır tartışma başlıklarından biri de istinaf mahkemesinin ihtiyati tedbir kararı verip veremeyeceği meselesi. Çünkü Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin başka bir dairesi, yani 22. Hukuk Dairesi, 25 Mart 2026 tarihli kararında tam tersine bir yaklaşım ortaya koymuştu. O kararda, istinaf mahkemelerine açık yasa hükmüyle tanınmayan bir görev ve yetkinin yorum yoluyla verilemeyeceği, istinaf mahkemelerinin hüküm değil denetim mahkemeleri olduğu, bu tür tedbir taleplerinin doğrudan istinafta ileri sürülemeyeceği belirtilmişti.

Bu nedenle 36. Hukuk Dairesi’nin CHP kararında tedbir hükmü kurması, aynı bölge adliye mahkemesi içinde bile ciddi bir içtihat çelişkisi yaratıyor. Daha önemlisi, tedbir kararları acil hukuki koruma niteliği taşır ve genellikle ilk derece mahkemesinin doğrudan değerlendirmesine bırakılır. İstinaf aşamasında, üstelik ana muhalefet partisinin yönetimini değiştirecek ölçüde ağır bir tedbir kararı verilmesi, hem kanun yolu güvencesini zayıflatır hem de kararın denetlenebilirliğini tartışmalı hale getirir. Bu yönüyle karar, yalnızca sonucu itibarıyla değil, verildiği usul bakımından da ciddi biçimde sakattır.

7. Sonraki kurultayların iptali neden ayrıca tartışmalı?

Bölge Adliye Mahkemesi, 38. Olağan Kurultay’ın mutlak butlanla sakat olduğu sonucuna vardığı için bu tarihten sonra yapılan tüm olağan ve olağanüstü kurultayların ve bu kurultaylarda alınan kararların da iptaline hükmetti. Böylece mahkeme, yalnızca dava konusu 2023 kurultayını değil, CHP’nin daha sonra yaptığı siyasi yenilenme süreçlerini de geçersiz saydı.

Bu yaklaşım, hukuk güvenliği açısından son derece tehlikeli bir zincirleme hükümsüzlük mantığına dayanıyor. Eğer bir mahkeme, geçmişteki bir kongre veya kurultay hakkında sonradan ortaya çıkan iddialarla bütün sonraki kongreleri, kurultayları ve kararları geçersiz sayabiliyorsa, hiçbir siyasi partinin organları güvenli biçimde çalışamaz. Bu, özellikle ana muhalefet partisi bakımından yalnızca iç hukuk sorunu değil, siyasal sistemin istikrarı sorunudur. Hukuk, geçmişteki tartışmalı iddiaları sınırsız biçimde bugüne taşıyarak seçilmiş parti organlarını yok sayma aracı haline getirilemez.

8. Kararın siyasi ve hukuki sonucu ne olur?

Karar kesin değil; tarafların Yargıtay’a başvurma hakkı bulunuyor. Ancak kararın içinde tedbir hükmü bulunduğu için, mesele yalnızca Yargıtay’ın daha sonra ne karar vereceğiyle sınırlı değil. Tedbirin uygulanması halinde CHP’de fiili bir yönetim değişikliği gündeme gelebilir; YSK, seçim kurulları, valilik ve parti organlarının nasıl hareket edeceği yeni bir kriz başlığına dönüşebilir.

Türkiye’de ana muhalefet partisinin yönetimi, delege iradesinin sakatlandığı iddiasıyla yargı kararıyla yeniden dizayn ediliyor.

Karar, yalnızca CHP içi bir kurultay davası olarak değil, Türkiye’de yargının siyasete müdahalesinin en ağır örneklerinden biri olmuştur. Bu, seçimli demokrasiden “göstermelik” seçimli demokrasiye, Putin’in Rusya’sına dönüşmemiz anlamına geliyor.

Köşe Yazıları Haberleri