Ankara’nın kırık kalbi: Küçük Evler Çarşısı

Bahçelievler 7. Cadde’de Cumhuriyet Ankara’sının kooperatif belleğinin bir parçası ve son temsilcilerinden biri olan Küçük Evler Yapı Kooperatifi’nin iki katlı çarşısı yıkılırsa, Ankara’nın bir zamanlar kendine inandığı yer, Mustafa Kemal’in geleceğe attığı imza, bir yurttaşlık davası, kooperatif hafızası yıkılır.

TEZCAN KARAKUŞ CANDAN

Ankara bir dönemin temsil mekânları olan yapılarını bir bir kaybediyor. Bu durmak bilmez yıkım her dönemde devam ederken yıkılan yapılar Başkent’in kurgulanmış ve planlanmış fikrini de ortadan kaldırıyor.

Ankara’da Bahçelievler’de 7. Cadde’de bulunan iki katlı çarşının riskli yapı olduğu gerekçesiyle yıkımı 06.01.2026 tarihinde Çankaya Belediyesi tarafından tebliğ edilmesinin ardından belgeler bana ulaşınca, çarşının konumlanışından, mimari özelliklerinden, bir çarşıdan öte olduğunu, gecenin bir vaktinde İlhan Tekeli hocamla dakikalarca süren görüşmelerimiz sonucunda, geçmişe yolculuk yaptık. Bahçelievler’in kalbinde bulunan yıkımı gündeme getirilen Küçük Evler Yapı Kooperatifi’nin çarşısı Cumhuriyet planlamasının ayakta kalmış ender örneklerinden birisi olarak yaklaşık 90 yıllık bir fikri, bugünlere taşıyan yükü ağır, sorumluluğu yüksek bir varlık olarak bizden yardım istiyordu.

Cumhuriyet’in bahçe - şehir fikri

Ankara’nın Başkent olmasıyla birlikte Ankara’da konut sorununun çözümüne rantla değil kooperatifçilik yaklaşımı ile çözüm arandığı bir dönemde 1935 yılında bahçe-şehir yaklaşımı ile Bahçelievler Yapı Kooperatifi kurulur. Bahçelievler, tekil bir konut alanı olarak değil; bahçesiyle, sokağıyla, çarşısıyla, okulu ve kamusal alanlarıyla bir yaşam çevresi olarak planlanır. Bu yaklaşımı izleyen yıllarda Bahçelievler ve Emek Mahallesi sınırları içinde çok sayıda yapı kooperatifi kurulur:

  • 1937: Ankara Küçük Evler Yapı Kooperatifi,
  • 1940: Emekli Sandığı Yapı Kooperatifi,
  • 1941: Tasarruf Evler Yapı Kooperatifi, Şenyuva Yapı Kooperatifi,
  • 1942: Ankara İş Bankası Memurları Kooperatifi, Yurt Yapı Kooperatifi, Ucuz Evler Yapı Kooperatifi,
  • 1944: Zümrüt Evler Yapı Kooperatifi,
  • 1947: Maarif Evleri Yapı Kooperatifi,
  • 1954: Dikmen Yapı Kooperatifi(İsrail Evleri),
  • 1958: Eser Yapı Kooperatifi ve Yeşil Yurt Yapı Kooperatifi.

Bu kooperatifler, Cumhuriyet’in planlı kentleşme idealinin emekle inşa edilmiş mekânsal karşılıklarıdır. Bugün bu örneklerin çok azı ayakta kalabilmiştir.

Bir mahalle tasavvuru: Konut ayrıcalık değil yurttaşlık hakkı

Küçük Evler Yapı Kooperatifi de Bahçeli Evler Yapı Kooperatifi’nden iki yıl sonra Mustafa Kemal Atatürk’ün imzasıyla çıkartılan 2/6995 sayılı kararname ile 24 Haziran 1937’de kurulur. “Devlet memurları için, devlet memurları tarafından" şiarıyla kurulan kooperatifin yönetim kadrosunda, bakanlık müdürleri, Sayıştay denetçileri, öğretmenler, müfettişler, kontrol memurları, kaloriferci, daktilocu, levazım memuru, kalfa gibi Demir Yollarında, Meclis’te, Sümerbank’ta, bakanlıklarda, bankalarda, PTT’de Belediye’de çalışan her düzeyde devlet memurlarından oluşan 72 kurucu ortak isim yer alır. Konutu bir ayrıcalık değil bir yurttaşlık hakkı olarak ele alan bu yaklaşım Cumhuriyet’in eşitlikçi fikrinin temsilidir.

Bu nedenledir ki dönemin yayınlarında kooperatifin kuruluşu Ankara'nın imarı için "muazzam bir mahalle" ve "yurttaşlık davası" olarak sunulur, inşaatların hızla ilerlediği ve 1939 sonunda evlerin teslim edileceği müjdelenir.

Küçük Evler Yapı Kooperatifi de Jansen Planı ilkelerine sadık kalınarak, Abdipaşa Çiftliği nam-ı diğer Bağlaraltı mevkiinde, Bahçelievler Kooperatifi’nin güneyinde bulunan arazi üzerinde geniş yollar, bol yeşil alan ve bahçeli nizam (ayrık veya ikiz) benimsenen 221 evin yapımını öngörür. Evlerin maliyetlerinin 1937-38 koşullarında 3 bin 900 ile 6 bin 300 lira arasında değişmesi öngörülür. Proje kapsamında A, B, C, D ve F olmak üzere beş farklı ev tipi tasarlanmıştır. A, B, C tip konutlar genellikle tek katlı, daha küçük müstakil yapılar, tip D ve F ise, daha geniş, salon ve odaları ayrılmış, bazıları ise bodrumlu yapılar olarak planlanır.

Çarşı ticaret alanı değil, mahallenin kamusal kalbi

Bahçelievler’den Küçük Evler’e uzanan ve sonrasında giderek Bahçeli ve Emek Mahallesi’ne yayılan kooperatifler kentin bahçe - şehir idealiyle örülmüş omurgasının üzerine şekillenir ve dönemin imar politikalarıyla apartmanlaşma sürecine kadar evrilir. Bu iki mahalleyi birbirine bağlayan şey ise yalnızca coğrafya değildir. Aynı planlama anlayışı, aynı kamusal akıl ve aynı yaşam dili vardır. Küçük Evler’in merkezinde yer alan çarşı da bu dilin mekânsal karşılığıdır. İç avlu etrafında sıralanmış tek katlı iki katlı dükkânlar, bakkalı, fırını, kasabı, manavı, terzisi, tuhafiyesi, tamircisi ile mahallenin sosyal buluşma ortamı olarak, tıpkı Bahçelievler’de olduğu gibi, bir ticaret alanından çok daha fazlasıdır.

Çarşı mahallenin kamusal kalbi, ekmeği, sebzesi, eti, karşılaşmaların, gündelik hayatın ve belleğin taşıyıcı mekânı…

Bugün yıkım tehdidi altındaki Küçük Evler Çarşısı’nın bulunduğu 1568 ada 7 numaralı parsel çarşı olarak planlanmış, bu sürekliliğin en somut göstergesi, kooperatiflerin yaşamı konutla sınırlı görmeyen, bütüncül kamusal yaklaşımının ifadesidir.

Bir bellek adası: 7. Cadde’nin gürültüsünde bir nefes boşluğu

Şimdilerde Ankara’nın en yoğun ticarileşmiş akslarından biri olan 7. Cadde, tabelaların istilası, yüksek desibelli müzikler ve sürekli hareket halindeki tüketim hızıyla bir "her yer" haline gelmiş durumda. Bu kaotik akışın ortasında Küçük Evler Yapı Kooperatifi’nin Çarşısı, yalnızca iki katlı mütevazı mimarisiyle değil, temsil ettiği "insani ölçekle" de bir bellek adası gibi kentsel vicdanımıza sesleniyor. Çevresindeki yapılar, yükselip tek tip cepheli binalara dönüşürken; bu çarşı, Cumhuriyet’in o dingin, komşuluk hukukuna dayalı ve sokağı bir yaşam alanı olarak gören mahalle tasavvurunun son kalelerinden biri olarak kalbimizde yer ediniyor. Onun yıkımı, sadece fiziksel bir yapının kaybı olmayacak; 7. Cadde’nin geçmişiyle olan son bağının insan ölçeğinin koparılmasına, kentin belleğinin silinmesine neden olacak ve yapı, hızlı yok etme döngüsünün kurbanı olacaktır

7. Cadde’de küçük dükkânları, iç avlusu, iki sokak arasına konumlanmış kestirme ulaşımı, mütevazı ölçeği ile bir bellek nefes mekânı, insanlığın ruhunu, tarihini hatırlatan kamusal bir vicdan durağı olan çarşı, tesadüfen burada değil, kurucu aklın, mahalle ölçeğinde kamusal bir tercihidir.

Ankara'da kırık kalp sendromu

Ancak Ankara, uzun süredir bu kamusal tercihlerden uzaklaşıyor. Kent, yönetenler eliyle sistematik yıkımlara maruz bırakılıyor. Bahçelievler’de, Emek’te, Cumhuriyet’in köklü mahallelerinde “riskli yapı” ve “kentsel dönüşüm” adı altında sürdürülen bu süreç, Ankara’yı kimliksizleştiriyor ve adeta kırık kalp sendromuna sürüklüyor. Kentin kalbi sıkışıyor.

Cumhuriyet’in planlı döneminin mekânsal temsiliyetleri “eskimiş”, “yıkılacak yapılar” ve “ranta hizmet edecek alanlar” olarak görülüyor. Cumhuriyet fikrinin planlaması ile iki katlı yıllardır ayakta kalan fikir, riskli yapı olarak ifadelendirilerek, bir kentin hikâyesinden planlamasından bihaber “yıkım tebligatı” ile hedef alınıyor. Bu, yalnızca bir yapı için değil, Atatürk’ün imzasını taşıyan Cumhuriyet’in planlama anlayışı için düzenlenmiş, taammüden belleğimize yönelik bir tebligattır.

Riskli yapı değil, hedef alınan bellek

Oysa korunması ve gelecek kuşaklara anlatılması gereken Cumhuriyet’in kooperatif planlamasının biricik örneği olan Küçük Evler Yapı Kooperatifi’nin iki katlı çarşı yapısı yıllara meydan okurcasına ayakta kalırken bir anda riskli yapı olarak ilan edilmesi manidar. Hedef belli: Yerine daha yüksek yoğunluklu bir yapının inşa edilmesi ve kentsel belleğimizin sıfırlanması.

Kentler daha yüksek yapılarla değil, betonlarla değil, unutmadıkları ve korudukları ile ayakta kalır. Bahçelievler’de kooperatif sistematiğinin parçası ve Küçük Evler Yapı Kooperatifi’nin çarşısı Ankara’nın hatırlaması, unutmaması, koruması gereken yerlerdendir.

Bahçelievler 7. Cadde’de Cumhuriyet Ankara’sının kooperatif belleğinin bir parçası ve son temsilcilerinden biri olan Küçük Evler Yapı Kooperatifi’nin iki katlı çarşısı yıkılırsa, Ankara’nın bir zamanlar kendine inandığı yer, Mustafa Kemal’in geleceğe attığı imza, bir yurttaşlık davası, kooperatif hafızası yıkılır.

Bu yıkım hepimizin meselesi

Yıkım için verilen 15 günlük süre 21 Ocak itibari ile doluyor. Bu yıkıma itiraz edilmesi, İnşaat Mühendisleri Odası’ndan iki katlı yapının risk değerlendirme raporunun alınması ve tez elden korunması gereken kültür varlığı olarak tescil edilmesi için başvurulması hepimize, meslek örgütlerine, kurumlara, başta belediyelere düşen kamusal sorumluluktur.

Bu belleği unutturmamak, Cumhuriyet’in mekânsal temsilcisi olan bu çarşıyı yıkıma ve ranta kurban etmemek için mücadele eden yalnızca Emek Bahçelievler Eski Dostlar Derneği’nin, bir mahalle meselesi değil; Ankara’ya ve Cumhuriyet’e karşı ortak sorumluluğumuzdur.

Çünkü bir kenti yaşatan sadece üzerindeki binalar değil, o binaların içinde biriken kolektif hafızadır. Küçük Evler Çarşısı, Ankara’nın kentsel planlamasının vicdan duraklarından birisidir.

Gündem Haberleri